Reklamsız Sözcü

‘Bu iki Erdoğan’a soruyorum’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Türkiye'nin gündemini değerlendiriyor.

13:474 Aralık 2012
‘Bu iki Erdoğan’a soruyorum’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Türkiye'nin gündemini değerlendiriyor.

 

CHP Genel Başkanı Keömal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları…

Filistin’in bağımsız bir devler olma yolundaki çabasını bütün Türkiye hükümetleri desteklemiştir. Onların acılarını paylaşmışlardır. Biz Filistin halkını yürekten destekliyoruz.

Ama bu barış süreci iki devlet için önemli bir süreç olmalıdır. Hem Filistin hem de İsrail bu önemli adımı çok iyi değerlendirmelidir. Kendilerini tüm dünyaya kabul ettirmeliler.

Filistin kısa bir süre sonra bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini alır. Biz bu söylerken bazı hatalarına düşmüyoruz. Biz iki halkın bir arada barış içinde yaşamalarını istiyoruz. Aksini düşünmek savaş demektir.

Einstein’ı hepimiz biliriz. O ‘delilik aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçları beklemektir’ der. Bu sonuca baktığımızda bunu yapan bir siyaset anlayışını Türkiye’de görüyoruz.

30- 35 yıldır devam eden bir süreç var. bu süreci barışa döndürmek için farklı şeyler yapmamız lazım. Eski alışkanlıkları tekrar tekrar yapmamalıyız. Sorun zor evet ama gittikçe derinleşen bir sorun. Ama siyasetçinin görevi sorunu çözmektir.

Sorun ne boyutta olursa olsun her sorunun bir çözümü vardır. Her sorunun çözümüne kilitlenen bir siyasi parti vardır. biz bu konuda iddialıyız. Her sorunu çözmede kararlıyız. Şiddete başvurmadan, baskı oluşturmadan aklı egemen kılarak her sorunu çözebiliriz.

Tarihe baktığımızda da en karışık sorunları çözen parti CHP’dir. Siyaset kurumu ben çözüm üretemiyorum diyorsa o sorun üretiyordur. Artık onun iktidarda yapacağı bir şey yoktur. Sorunun üzerine cesaretle gideceğiz. Sorunun üzerine aklımızı ve mantığımız kullanarak gideceğiz.

Siyaset kurumunun yaptıkları ve yapmadıkları ile ülkde belli çözümler ürettiğinin biliyoruz. İktidarın sorumluluğu bizden daha fazladır. Çözümsüz bir sorun yoktur. Siyaset akıl işidir. Akıl işi olduğu için insanlar onlardan bir şey bekler.

Siyasi aklımızı kullanmazsak kaba kuvvet gelir, bizim önümüze geçer. Bizim çözümümüz var derken, biz insanımızı, ülkemizi seviyoruz. İmanımız var, inancımız var.

Konfüçyus şöyle der, ‘adalet kutup yıldızı gibi yerinde duru geri kalan her şey onun etrafında döner’ Adalet olduğu ülkelerde özgürlük vardır. Adalet vardır, benim kimseden korkma gerekçem yoktur.

Ama bizim ülkemizde sabit bir yerde duran bir adalet yok bizimki fırıl fırıl dönüyor. Türkiye Cumhuriyeti içeriden çürüyor. Adalet kavramını içselleştiremedik. Ben toplumsal adaletten söz ediyorum. Milletin vicdanından söz ediyorum. Adalet hayatın her alanı için geçerli.

Gelir dağılımı adaletinden söz ederler. Türkiye Cumhuriyeti gelir dağılımı açısından listenin en sonundayız. Yoksulluğun olduğu, işsizliğin olduğu bir ülkede bu adaletsizlikten söz etmeyecek miyiz. Çocukların yatağa aç girdiği bir ülkede hangi adaletten söz edeceğiz.

Siyaset kurumunun bunu görmesi lazım. Gelirin artması gerekir, herkesin iş, aş sahibi olması gerekir. En son ABD’de temek hakların korunmasında 97 ülke arasında 76.yız. 21. yüzyılın Türkiye’si bunu hak etmiyor.

Açların olduğu bir yerde bizim kendimizi sorgulamamız gerekir. Dün Siteler’deydim. Esnafla beraberdim. Önce yurttaş olarak kendinize soru sorun. Ülkeyi kim yönetiyor benim sorunum neden çözülmüyor. Benim ödediğim vergiler nereye gidiyor diyor musunuz?

Adalet kavramı kan kaybediyor. Adaletsizlik deyip geçmeyeceğiz. Adaletsiz toplum hırsızlığı yol açar. Herkes onuruyla yaşayacağı bir gelire sahip olsun.

Buradan adalet kavramına değindim. Gelmek istediğim nokta bu yolsuzluk yapanlar gücünü kimden alıyor acaba. Kimin sırtlarını sıvazlıyor.

Yolsuzluk yapan, yasaklanan bir firmayı kamu ihalelerine verildiğini nasıl anlatacaksın. Bu yasa teklifi TBMM’de görüşülürken. CHP’li bir arkadaşımız diyor ki siz kamu ihale yasasını 55 kez değiştirdiniz. 7 adet hasılat paylaşımı projesinde 770 milyonluk bir yolsuzluk var diyor Sayıştay.

Bakan eğer bir soruşturma varsa istifa edeceğim dedi etti mi? Hayır. Olay medyaya yansıdıktan sonra Erdoğan, telefona sarılıyor sen konuşurken dikkatli olacaksın yazılı metnin dışına çıkmayacaksın diyor.

Bakan da sonra diyor ki başbakan beni fırçaladı. Şimdi ben soruyorum sayın Bakan bu telefon görüşmesinden sonra devleti kime soydurduğunu anladın mı?

‘Sesini kes konuşma. Malı götürüyoruz çaktırma, devleti soyan yabancı değil biziz’ diyor. Bakan baltayı taşa vurdun, fırçayı yedin.

Nazım Hikmet der ki; Abidin bana mutluluğun resmini yapabilir misin, ben de soruyorum bu iki Erdoğan’a ‘bana yolsuzluğun resmini yapar mısın?’

Diyor ya ben usta oldum. Evet yolsuzluk konusunda usta oldu. Çalarken bir virtüöz gibi çalıyor. Ne diyordu ben yürütme organının başıyım diyordu. Deniz Feneri sanıkları neden ellerini kollarını sallayarak geziyor. Tayyip’e sırtını dayadın mı istediğin kadar çalabilirsin.

Öbür dünyaya mı götüreceksin daha yetmedi sana. Bunların ciğerine kadar dokunacağım ben. Bunlar ahlaktan söz ederler. Bir kurum var adı RTÜK medyada ahlakı egemen kılacakmış. Başında Deniz Feneri’nde malı götüreni getirdiler.

Ben Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum o işsiz güçsüz geziyor yakında da Kızılay’ın başına gelir. Kamu ihale kurumunun işine yolsuzluk çetesini sokmak şeytanın bile aklına gelmezdi. Kamu denetçisi kimdir. İktidara karşı bireyi savunan kişidir.

Sen birilerin söylediklerini yapıyorsan kusura bakma sen emin kişi olamazsın. Arkadaşlarım bu doğru kişi değildir dediler. İşi ehline verince bir anlam ifade eder. Adaletten söz ettim.

Buradan dokunulmazlıklara gelmek istiyorum. Bu konuda en ilkeli tavrı koyan tek parti var o da CHP. Söylediğimiz açık kürsü dokunulmazlığı hariç hepsini kaldıralım. Siz mecliste halkını değil cebini düşünen bir vekil ister misiz? Gelin bütün dokunulmazlıkları kaldıralım, neden korkuyoruz.

KILIÇDAROĞLU KONUŞUYOR

Son güncelleme: 14:2204.12.2012
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp