Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

“Cenaze şov”lar

17 Aralık 2012

Acı­la­rın yi­ne­len­me­si­ne ne­den ol­sa da de­ğer­le­ri­mi­zin yi­ti­mi­ni anım­sa­ma­nın hem on­la­rın ki­şi­lik­le­ri, hem de top­lu­mu­mu­zun ge­le­ce­ği yö­nün­den bü­yük ya­ra­la­rı var­dır. İyi­lik­le­ri, olum­lu­luk­la­rı ör­nek ala­rak on­la­ra özen­mek, hat­ta on­la­rı geç­me­ye ça­lış­mak, on­la­ra ya­ra­şır en an­lam­lı ça­ba, ay­rı­ca kö­tü­lük­le­ri ön­le­me­nin en et­kin yo­lu­dur.

Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­mi­zi süs­le­yip zen­gin­leş­ti­ren, he­pi­mi­ze (el­bet “Ne Mut­lu Tür­k'­üm” di­ye­bi­len­le­re) kı­vanç du­yu­ran ba­şa­rı­la­rı ve ki­şi­lik­le­riy­le her alan­da­ki seç­kin­le­ri­miz, gö­nen­di­ği­miz gu­rur kay­nak­la­rı­mız­dır. Mus­ta­fa Ke­mal ATA­TÜRK ve ar­ka­daş­la­rı bu gör­kem­li di­zi­nin ba­şın­da ge­len­ler­dir.
Ya­rın, 18 Ara­lık 2002'de te­rö­rün ara­mız­dan al­dı­ğı Dr. Ne­cip HAB­LE­Mİ­TOĞ­LU'nu yi­ti­ri­şi­mi­zin 10. yı­lı… İş­le­te­ni-iş­le­ye­ni be­lir­siz (fa­il-i meç­hul) ci­na­yet­le­rin per­de ar­ka­sı­nın yıl­lar­dır sap­ta­na­ma­ma­sı yö­ne­tim­le­rin be­ce­rik­siz­li­ği­ne bağ­lan­mak­ta­dır. İçer­de ya­sa­dı­şı olu­şum­lar, de­ne­tim­siz güç­ler, dı­şa­rı­da dost­luk ve kom­şu­luk­la­rı kuş­ku­lu dev­let­le­rin hep­si­nin suç­lan­dı­ğı kı­yım olay­la­rı, top­lum vic­da­nı­nı sız­la­tan kö­tü­lük­ler ola­rak ye­ri­ni ko­ru­mak­ta­dır. Do­yu­ru­cu, inan­dı­rı­cı, ger­çek bil­gi­ler­den yok­sun­luk gi­den­le­rin ya­kın­la­rı­nı de­rin­den üz­mek­te­dir. Yö­ne­ti­ci­le­rin ver­di­ği söz­le­rin ha­va­da kal­ma­sı, üs­te­lik gü­nü­müz­de­ki eleş­ti­ri ve ya­kın­ma ko­nu­su olan yar­gı­la­ma­la­rın sür­me­si tep­ki­le­ri gi­de­rek yo­ğun­laş­mak­ta­dır.

Olay­lar

Ara­mız­da hiç­bir ay­rım ol­ma­yan Kürt ya da baş­ka kö­ken­li yurt­taş­la­rın he­pi­mi­zin gör­dü­ğü ki­mi ay­kı­rı­lık­lar ne­de­niy­le eşit­siz­lik­ten, ay­rım­cı­lık­tan söz et­me­le­ri­ni ya­dır­gı­yo­ruz. Kim ne­re­de yer­le­şe­mi­yor, kim is­te­di­ği işi ya­pa­mı­yor, ki­mi­ne öğ­re­tim-eği­tim ve as­ker­lik ay­rı­lı­ğı var? Kim­den dev­le­tin as­ker ve si­vil gö­rev­le­ri esir­ge­ni­yor? Mil­let­ve­ki­li ola­rak TBMM'­ye ge­li­yor­lar. Eğer ki­mi is­ten­me­yen ne­den­ler da­ğa çık­ma­yı ge­rek­tir­sey­di Türk, Kürt çok kim­se da­ğa çı­kar­dı. Bu­gün TBMM'­de olan Kürt kö­ken­li­ler de dağ­da olur­du. De­mek ki olum­suz­luk­lar, çe­liş­ki­ler, ay­kı­rı­lık­lar, da­ğa çık­ma de­ğil dü­zel­ti­lip gi­de­ril­me­si­ne ça­lı­şı­la­cak ne­den­ler ola­rak kar­şı­lan­ma­lı­dır. Oy­sa te­rö­re baş­vu­rul­mak­ta, kent­ler­de olay­lar çı­ka­rıl­mak­ta, bü­yük mad­di ve ma­ne­vi za­rar­la­ra yol açıl­mak­ta­dır.
Kom­şu­lu­ğu, kar­deş­li­ği, ak­ra­ba­lı­ğı, din­daş­lı­ğı yad­sı­yıp eli­ni ka­na bu­la­ma­nın ger­çek ne­de­ni­nin kış­kırt­ma­lar ve ki­mi kan­dır­ma söz­le­riy­le ay­rı dev­let kur­ma ol­du­ğu açık­tır. Bu ne­den­le “a­çı­lım ve mü­za­ke­re (gö­rüş­me)” ödün­ler­le an­cak so­nuç ve­re­bi­le­cek bir yön­tem­dir. Ödün­ler de yı­kım ge­ti­re­cek is­tek­le­ri kar­şı­la­mak ola­bi­lir.
Te­rör ör­gü­tüy­le uzan­tı­la­rı­nın teh­dit­le­ri sür­mek­te­dir. Be­ri yan­dan te­rö­rist­le­rin ce­na­ze tö­ren­le­ri, on­la­rın kıy­dık­la­rı si­vil ve as­ker Türk­le­re la­net oku­nur­ca­sı­na gös­te­ri­li geç­mek­te, li­der­le­ri­nin pos­te­ri ta­şın­mak­ta, slo­gan­lar atıl­mak­ta, dev­let gö­rev­li­le­ri­ne, ka­mu bi­na­la­rı­na, loj­man­la­ra, ka­ra­kol­la­ra, gü­ven­lik­çi­le­re ve ta­şıt­la­rı­na sal­dı­rıl­mak­ta­dır. En çir­kin dav­ra­nış da okul­la­rın ya­kıl­ma­sı­dır. Top­lu­mu kış­kır­tı­cı ayak­lan­ma ve sa­bo­taj­lar bir­bi­ri­ne ek­len­mek­te­dir. Do­ku­nul­maz­lık­la­rın kal­dı­rıl­ma­sı­nı gün­de­me ge­ti­ren taş­kın­lık­lar, ce­na­ze şov­la­rı ola­rak iz­len­mek­te­dir. Oy­sa ce­na­ze tö­ren­le­ri, say­gı­lı bir du­ru­şun, an­la­mı gö­rü­nü­müy­le yan­sı­yan top­lu­luk ve yü­rü­yü­şün, top­ra­ğa ve­ri­şin, da­ha çok ses­siz­li­ğin ve da­ya­nış­may­la bir­bi­ri­ne des­tek ola­rak acı­yı pay­la­şıp azalt­ma­nın or­ta­mı ol­ma­lı­dır.

Şim­di

Gü­nü­müz ik­ti­da­rı, kürt kö­ken­li­ler­le kürt­çü­le­re de­ğil la­ik­le­re ve Ata­türk­çü­le­re kar­şı sert­tir. Ay­nı din ve mez­hep­ten ol­ma­sa­lar da ken­di­le­ri gi­bi dü­şün­me­yen­le­re kar­şı fa­şiz­mi ve des­po­tiz­mi an­dı­ran tu­tum­lar için­de­dir. Mu­ha­le­fe­te, de­mok­ra­tik kit­le ör­güt­le­ri­ne, ele ge­çi­re­me­di­ği ku­rum ve ku­ru­luş­lar­la yan­daş kı­la­ma­dı­ğı ki­şi­le­re kar­şı tu­tu­mu, so­ruş­tur­ma­la­ra ve yar­gı­la­ma­lar­la or­ta­dır.
Ce­na­ze şov­la­rı, med­ya­tik şov­lar, si­ya­sal şov­lar, söz­de de­mok­ra­tik şov­lar, ik­ti­dar şov­la­rı, Os­man­lı şov­la­rı, ger­çe­ğin, kö­tü­lü­ğün, acı­la­rın üs­tü­nü ört­me oyun­la­rı­dır. Bi­lim, sa­nat, kül­tür, hu­kuk, ah­lak ve ada­let göz ar­dı edi­lip si­ya­sal ge­ti­ri­ler gö­ze­til­dik­çe ka­ran­lık­tan kur­tul­mak ola­nak­sız­dır.
He­le ya­ra­lı ya­ka­la­nan te­rö­rist­le­re des­tek için has­ta­ne bah­çe­le­rin­de, ka­pı­la­rın­da top­la­nıp gü­ven­lik güç­le­riy­le ça­tı­şan ya­kın ve yan­daş­lar ile kent­le­ri ka­rış­tı­ran ço­cuk­lar dü­şün­ce­le­ri ağır­laş­tır­mak­ta­dır. Bo­zul­ma, yoz­laş­ma gö­rün­tü­le­ri üzü­cü­dür.
Ne­cip HAB­LE­Mİ­TOĞ­LU ile onun gi­bi ara­mız­dan alı­nan­la­rı bir kez da­ha iyi duy­gu­lar­la anı­yor, ya­kın­la­rı­na sa­bır ve da­yan­ma gü­cü di­li­yo­ruz.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp