Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Ne oldu bize?

3 Aralık 2012

Say­gın­lı­ğı­mı­zı ve onu­ru­mu­zu olum­suz et­ki­le­yen kö­tü gi­di­şin ki­mi be­lir­ti­le­ri çok üzü­cü ve dü­şün­dü­rü­cü­dür. Si­ya­sal kay­nak­lı ay­rım­cı­lık, ay­rı­ca­lık, ka­yır­ma, iş­lem ve iha­le ay­kı­rı­lık­la­rı, gi­de­rek ar­tan suç­lar, do­lup ta­şan ce­za ve tu­tu­kev­le­ri he­pi­mi­zi içi­ne alan top­lum­sal çal­kan­tı­lar­dır. Ah­lak ko­nu­sun­da en­di­şe ve­ren gö­rün­tü­ler “Ne ol­du bi­ze?” so­ru­su­nu gün­de­me ge­tir­mek­te, top­lum bi­lim­ci­le­ri, eği­tim­ci­le­ri ve özel­lik­le yö­ne­ti­ci­le­ri il­gi­len­dir­mek­te, so­run­lu kıl­mak­ta­dır.

Ulu­sal il­ke­le­re, de­ğer­le­re, çe­ki­nil­me­den, uta­nıl­ma­dan sal­dı­rı­lı­yor. Ulu­sun par­ça­lan­ma­sı, ül­ke­nin bö­lün­me­si is­tem­le­ri öz­gür­lük sa­vı al­tın­da kış­kır­tı­lıp kö­rük­le­ni­yor. Al­dı­rış­sız­lık­la ar­tan bu dav­ra­nış­la­rın ön­len­me­si bir ya­na, açık-do­lay­lı çağ­rı­la­rı­na kar­şı ses­siz ka­lı­nı­yor. Sap­kın­la­ra (ha­in­le­re) ia­de-i iti­bar is­te­ni­yor.
Din si­ya­sal­laş­tı, de­mok­ra­si din­sel­leş­ti. Hu­kuk ve eği­tim de si­ya­sal­laş­tı. Be­lir­ti­le­ri bü­yük ya­kın­ma top­la­mak­la bir­lik­te ik­ti­dar bil­di­ği­ni oku­yor.
Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri ya­ra­lan­dı, yar­gı yıp­ra­tıl­dı.
Eği­tim, ulu­sal ni­te­li­ği­ni yi­tir­di, yoz­laş­tı­rıl­dı.
Sağ­lık özel­leş­ti­ri­li­yor.
Eko­no­mi be­lir­siz­leş­ti.
Kent­leş­me ve yer­leş­me il­kel­leş­ti­ril­di.
Ay­dın­lar sin­di­ril­di.
Med­ya ele ge­çi­ril­di.
Üni­ver­si­te­ler ev­cil­leş­ti­ril­di.
Sa­nat ve spor dış­lan­dı.
Genç­lik do­nuk­laş­tı. Öğ­ren­ci­ler kar­şı gu­rup­la­ra bö­lün­dü.
De­mok­ra­tik kit­le ör­güt­le­ri bas­kı­lan­dı, sus­tu­rul­du. Üye­le­ri yer­ler­de sü­rük­le­nip dö­vül­dü, yö­ne­ti­ci­le­ri­ne da­va açıl­dı.
İn­san ve yurt­taş ni­te­li­ğiy­le oy­nan­dı.
Ka­dın­la­ra sal­dı­rı, adam öl­dür­me olay­la­rı art­tı.
Dip­lo­ma, kim­lik, izin bel­ge­si, pro­je, fa­tu­ra, be­yan­na­me, ta­pu, çek, ra­por, eti­ket, pa­ra, pul, ilaç, gı­da mad­de­si ve ya­pı mal­ze­me­le­ri sah­te­ci­lik­le­ri ön­le­ne­mi­yor. Sah­te he­kim, sah­te yar­gıç, sah­te avu­kat, sah­te su­bay, sah­te öğ­ret­men olay­la­rı ay­rı. Ça­lış­tı­ğı yer­le­ri so­yan­lar, öğ­ren­ci­si­ni ka­çı­ran öğ­ret­men­ler, öğ­ret­me­ni­ni bı­çak­la­yıp öl­dü­ren öğ­ren­ci­ler, ya­kın­la­rı­na kar­şı en ağır suç­la­rı iş­le­yen­ler top­lu­mun yüz­ka­ra­sı­dır.
Da­ha ne­ler ne­ler…
Ka­ra­kol­la­rı, dev­let ya­pı­la­rı­nı bom­ba­la­yan te­rör, okul­la­rı ate­şe ve­rip öğ­ren­ci­le­re kıy­ma­yı gö­ze alı­yor.
Ce­za ve tu­tu­kev­le­ri bi­lim ada­mı, su­bay, ya­zar, ga­ze­te­ci ve dü­şü­nür­le do­lu. Kuş­ku­lu ada­let ol­maz. Düz­me­ce ka­nıt­lar, ce­za­ya dö­nü­şen tu­tuk­lu­luk­lar can ya­kı­yor.
Yurt­taş­lar te­le­fon­la ko­nuş­mak­tan, bir­bir­le­riy­le gö­rüş­mek­ten, de­mok­ra­tik hak­la­rı­nı kul­lan­mak­tan çe­ki­ni­yor.
Bi­ber ga­zı ve oran­tı­sız güç ile sen­di­ka­cı­lar, iş­çi­ler, me­mur­lar, öğ­ren­ci­ler dö­vü­lüp tu­tuk­la­nı­yor­lar. Ağır ce­za­lar­la kor­ku or­ta­mı gi­de­rek yo­ğun­la­şı­yor.
Zam­la­ra, ya­lan­la­ra, yol­suz­luk­la­ra kar­şın, oyu­nu ku­lüp tu­tar­cı­sı­na kul­la­nan­lar ol­duk­ça kur­tu­luş ve ay­dın­lık bir düş ola­rak ka­la­cak­tır. Ay­dın­la­rın da­ğı­nık­lı­ğı ve söz­de ay­dın­la­rın tü­re­me­si ka­ran­lı­ğı ko­yu­laş­tır­mak­ta­dır.
Kar­ga­şa, dar­be ve ben­ze­ri hu­kuk­dı­şı­lık­la­ra kal­kış­ma­dan uy­gar, de­mok­ra­tik tep­ki yok. Ka­mu­sal alan­lar yı­kı­lı­yor, kal­dı­rım taş­la­rı sö­kü­lüp sal­dı­rı­lı­yor.
Uy­sal­lık, tem­bel­lik, edil­gen­lik yay­gın.
Öy­le­si­ne sah­te­ci­lik­ler olu­yor ki ev­len­me ve bo­şan­ma ko­nu­la­rın­da, bi­lir­ki­şi ra­por­la­rın­da rast­la­nı­yor. Sah­te CD, DVD, tu­ta­nak­lar­dan söz edi­li­yor. Ya­lan­la süs­le­nen anı­lar ya­yım­la­nı­yor.
Yurt­taş­lar bi­lim adam­la­rı, sa­nat­çı­la­ra de­ğil de “Cüb­be­li Ho­ca­”la­ra des­tek çı­kıp yı­ğın­lar­la kar­şı­la­yıp uğur­lu­yor­lar.
Sı­nav yol­suz­luk­la­rı, yar­gıç­lı­ğa geç­me iş­lem­le­rin­de bi­le ko­nu­şu­lu­yor. Kıs­kanç­lık, en­gel­le­me, öne çık­ma, gös­te­ri, gös­te­riş yo­ğun.
Böy­le mi ol­ma­lıy­dı? Böy­le mi ola­cak­tı? Say­gın, onur­lu, öz­ve­ri­li Türk Ulu­su bu du­rum­la­ra mı dü­şe­cek, dü­şü­rü­le­cek­ti? Üzün­tü­sü­nün be­lir­gin ağır­lı­ğı çe­ki­len bir so­run da yar­gı­da yan­daş ço­ğun­lu­ğu ol­du­ğu­dur. Söy­len­ti, ger­çek hu­kuk­çu yar­gıç ve sav­cı­lar­la avu­kat­la­rı de­rin­den ya­ra­la­mak­ta, yar­gı­nın gü­ven ve say­gın­lık yi­tir­me­si he­pi­miz için bü­yük sa­kın­ca­la­rı çağ­rış­tır­mak­ta­dır.
Ana­ya­sa ve ya­sa­lar­la oy­nan­mak­ta, yar­gı ku­ru­luş­la­rı­na se­çim­ler-ata­ma­lar kuş­kuy­la kar­şı­lan­mak­ta­dır. Hak­lar ve öz­gür­lük­ler ik­ti­da­rın bas­kı­sı al­tın­da­dır. AB'­nin Tür­ki­ye İler­le­me Ra­po­ru bi­le ik­ti­da­rı hu­kuk yo­lu­na so­ka­ma­mak­ta­dır.
“Hal­kın ira­de­si-mil­le­tim is­ti­yo­r” söz­le­ri de ar­ma­ğan, yar­dım, kad­ro­laş­ma ve par­ti­zan­lık­la sağ­la­nan ola­nak­lar­la kan­dı­rı­lan, “din-ima­n” di­ye kış­kır­tı­lan ke­sim­ler­le çı­kar­cı­la­rı da içe­ren ço­ğun­luk­tur. İnat­çı, in­ti­kam­cı, ge­ri­ci tu­tum, tüm ge­ri dö­nüş­ler “de­mok­ra­si­” de­ni­le­rek sa­vu­nu­lu­yor. Pa­ray­la her şey ya­pı­la­bi­li­yor. Se­çim­ler­de, ön­ce­den ya­kı­nan­la­rın ik­ti­da­ra na­sıl oy ve­re­ce­ği­ni gö­re­ce­ğiz. Baş­kan­lık tar­tış­ma­la­rıy­la si­ya­sal tut­ku­su­nu açık­la­yan ik­ti­da­rın düş­me­mek için ya­pa­ma­ya­ca­ğı şey yok­tur. Top­lum ölü top­ra­ğı­nın al­tın­da gi­bi. Biz böy­le de­ğil­dik. Ne ol­du bi­ze?

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp