Reklamsız Sözcü

Erdoğan’dan BDP’ye çağrı

Erdoğan grup konuşmasında CHP ve MHP'yi eleştirdi, BDP'ye ise çağrı yaptı

12:5215 Ocak 2013
Erdoğan’dan BDP’ye çağrı
Erdoğan grup konuşmasında CHP ve MHP'yi eleştirdi, BDP'ye ise çağrı yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Partisi’nin grup toplantısında CHP’ye Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün ile yüklendi. MHP’yi de topa tutan Erdoğan “MHP lideri ve arkadaşlarına içerisine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz” dedi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN: BU CENAZELER İSTİSMAR SEBEBİ YAPILACAKTIR
Terörle mücadele sürecinde son yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, “Bu mücadele için ulusal değerlerimizle örtüşen her yolu ve yöntemi devreye aldık, alıyoruz” dedi. Başbakan Erdoğan’a ayrıca “Bu mücadele için ulusal değerlerimizle örtüşen her yolu ve yöntemi devreye aldık, alıyoruz. Şehitlerimize mahcup olmadan, ecdadımızın ruhunu incitmeden bütün ocakların acısını dindirmenin mücadelesi içindeyiz” şeklinde konuştu.

Erdoğan, 2012 yılının rekorların tazelendiği bir yıl olduğunu, enflasyonun yüzde 6.2 olduğunu, bu oranın 1968’den bu yana en düşük oran olduğunu belirterek, “İhracatta Tim’in tespitlerine göre rekoru egale ettik, 2012 ihracatı dünya ekonomisindeki tüm olumsuz şartlara rağmen 152 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bunlar Türkiye’nin nereden geldiğini göstermesi bakımından çok önemli” şeklinde konuştu.

Erdoğan, yeni yılda yapılacak yatırımlar hakkında da bilgiler verdi. Erdoğan, 2013 yılında daha önce başlamış ve bu yıl başlayacak 400 milyar liralık 2 bin 737 proje üzerinde çalışacaklarını belirtti. 2013’te yeni projelerle birlikte söz konusu projeler için ödeneği yüzde 20 oranında artırarak 46 milyara çıkardıklarını anlatan Erdoğan, “Marmaray projesi ve banliyö hatları için bu yıl 9.3 milyar TL ödenek ayrılıyor. Bu projeyi inşallah bu yıl 30 Eylül’de hizmete açıyoruz. Ankara-İstanbul hızlı tren hattı için ayrılan ödenek 8.2 milyar TL.Bu projeyi de aynı tarihte bitiriyoruz. Silvan Barajı için 5.1 milyar TL, Ilısu Barajı için 4.4 milyar TL ve Ankara-Sivas demiryolu için bu yıl 2.5 milyar TL tutarında yatırım gerçekleştiriyoruz” şeklindeki konuşması ile büyük projeler hakkında da bilgi verdi.

“HİÇ BİR SALDIRI KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADIK, ATMAYIZ”
Türkiye’de terörün sonu ermesi için son haftalarda başlayan ve daha önce başlatılmış bir sürecin devamı olarak ayrıntıları paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, “Sizlere ve aziz milletime şu hususun altını kalın çizgilerle çizerek ifade etmek istiyorum biz millet olarak, 75 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hem ecdadımızla, hem ahfadımızla istiklale ve hürriyete yer yüzündeki her milletten çok daha fazla aşığız, çok daha fazla tutkunuz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu topraklardaki yaklaşık bin yıllık tarihimiz boyunca istiklalimize ve hürriyetimize yönelik her saldırıya karşı bizler kükremiş bir milletiz. Millet diyorsam, asla ve asla bir ırkı, bir etnik kökeni, bir inanç grubunu kastetmiyorum. Millet bizim için ortak tarihi olan, istikbale aynı nazarla bakan, ortak idealleri olan bir topluluktur. Yani bu topraklar üzerinde millet 75 milyonun tamamıdır. İlk Meclis’de Gazi Mustafa Kemal’in Anasır-ı İslahiye diye onun özünü ifade ettiği topluluktur. Biz bin yıllık ortak tarihimiz boyunca, Türk, Kürt, Arap, Laz, Gürcü, Çerkez, Boşnak, Pomak hiç bir ayrım yapmaksızın hep birlikte var olduk, hep birlikte yaşadık. İstiklal ve hürriyetmizide hep birlikte savunduk. Bugün Anadolu’da, Trakya’da hangi eve girerseniz girin tarih içinde bu topraklara mutlaka oradan en az bir şehit verilmiştir. Diyarbakır’da, Van’da, Rize’de, Samsun’da, Hatay’da… Aklınıza neresi geliyorsa. Her evde tarih içinde mutlaka bir şehit uğurlanmıştır. Belki Kıbrıs’da, belki Kurtuluş Savaşı’nda, belki Çanakkale’de, belki Sarıkamış’a, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kuzey Afrika’da dünyanın her yerinde. Belki bir yıl önce, belki bin yıl önce… Bu topraklar, merhum Akif’in ifadesi ile, ‘şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda’ ifadesine denk düşen bir şehitler diyarıdır. Bin yıl boyunca olduğu gibi bugünde istiklalimize ve hürriyetimize yönelik her saldırı karşısında, tıpkı ecdadımız gibi topraklarımızı kahramanca savunmak noktasında en küçük bir tereddüdümüz olmaz ve olamaz. Bize hiç kimse diz çöktüremez. Bizi hiç kimse teslim alamaz. Hiç bir saldırı karşısında geri adım atmadık, atmayız. Topraklarımıza göz dikmiş bir düşman karşısında biz sırtımızdan vurulmayı zül kabul eder, ancak anlımızdan vurulmayı şeref addederiz. 75 milyonun ortak hissiyatı olan İstiklal Marşımız ‘korkma’ ifadesi ile başlar. Biz 75 milyon ve 75 milyonun ecdadı bu topraklar üzerinde hiç bir zaman korkmadık, hiç bir zaman başımızı önümüze eymedik. Biz geçtiğimiz bin yıl boyunca bu topraklar için canımızı verdik. Bundan sonraki yıllarda da, bizde, torunlarımızda hiç tereddüt etmeden canımızı ortaya koyarak bu toprakları savunmaktan asla ve asla vaaz geçmeyiz.”

“BİZ FARKLIYIZ”
Şehitlerin hatırasına leke sürdürmeyeceklerini belirten Erdoğan, “Tek bir şehidimizin bile aziz hatırasına leke sürmeyiz, sürdürmeyiz. Tek bir şehidimizin bile ruhunun muazzep olmasına göz yummayız. Bu ülkenin bu aziz milletin değerlerinin çiğnenmesine müsaade etmeyiz, musamaa göstermeyiz. Bunları herkes bilmeli, herkes anlamalı. Birileri sadece ve sadece kendi ırkını seviyor olabilir. Birileri sadece nefretin, öfkenin, kanın intikamın dili ile konuşuyor olabilir. Ama biz farklıyız. Biz insanı ve insanları seviyoruz. Biz yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz” dedi.

“BU ACIYI SONLANDIRMANIN MÜCADELESİ İÇİNDEYİZ”
Teröre konusunda her iki taraf için ateşin aynı yere düştüğünü belirten Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu terör sürecinde, 30 yıldır süre gelen bu kayıplarda bir yanlış olduğunu defalarca ifade ettik. Bir tarafta bizim kahraman Mehmetçiğimiz şehit oluyor. Diğer tarafta dağdaki terörist etkisiz hale getiriliyor. Ama ateş aynı ocağa düşüyor. Acı aynı yürekleri kavuruyor, göz yaşı aynı toprağa düşüyor. Ağlayanlar analar oluyor. Biz 10 yıldır son derece samimi şekilde, bu acıyı sonlandırmanın mücadelesi içindeyiz. Biz tam 10 yıldır analar ağlamasın diye, elini, bedenini yüreğini ortaya koyan bir iktidarız. Bir tam 10 yıldırı topraklarımızı savunurken eş zamanlı olarak annelerin göz yaşlarını dindirme telaşı içindeyiz. Bu mücadele içinde meşru her yöntemi ele alıyoruz. ”

“ONLAR VURDU BİZ BÜYÜDÜK”
“Biz 1980’ler de Diyarbakır zindanlarında nelerin yaşadığını çok ama çok iyi biliyoruz. Diyarbakır zindanlarında işkence yapanların şahsında insanlıkta vicdanda biliyoruz ki kurumuştur. Diyarbakır zindanlarındaki işkenceciler aynaya baktıklarında aynadaki ifadeleride adeta utanmıştır” diyen Erdoğan, hiçbir bakış açısının Diyarbakır zindanlarında yaşananları mazur göremeyeceğini belirterek şunları kaydetti:

“Bu ülke vatandaşları düşüncelerinden dolayı sadece Diyarbakır zindanlarında işkence görmediler. Daha ilk gençlik yıllarımızdan itibaren biz o zulmün duvarına çarptık. Namaz kılıyoruz diye bizimle alay ettiler, İmam Hatipliyiz diye bizi aşağıladılar. Başörtüsü takanları dışladılar. Salaklı olanı, elinde tespih olanı hatta selamünaleyküm diyerek Allahın selamını vereni bile ötelediler. Kitaplarımız yasaklandı, düşüncelerimiz sakıncalı diye yaftalandı, gazetelerimiz, debilerimiz, hatta siyaset yaptığımız partilerimiz kapatıldı. Bizim için bizim gibi diğer birçokları için siyasetin yolları tıkandı. Bizzat benim en yakın arkadaşlarım, kardeşlerim kalleşçe şehit edildiler. Eşi başörtülü olduğu için işinden edilenler oldu. Eşi işten atıldığı için bunalıma giren, çocuklarının önünde defalarca intihara teşebbüs eden kadınlar oldu. Kendi öz yurdunda okullarda okuyamayıp, yurtdışında çözüm arayan nice gençlerimiz oldu. İnsanların çalışma hakkı, iş kurma hakkı, okuma hakkı, düşüncelerini ifade etme hakkı kısıtlandı, engellendi, yok edildi. Birçoğunun hayat hakkı ellerinden alındı. Ama hiçbir zaman elimize silah almayı aklımızın ucundan bile geçirmedik. Sokağa çıkıp anarşiyi üretmeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik. Onlar vurdu biz büyüdük, onlar vurdu biz güçlendik. Yenilgi büyüyen bir zafer olduğunu aklımızdan hiçbir zaman çıkarmadık.”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI VE KARDEŞLİK”
Başbakan Erdoğan, şiddet ve terörün acıdan başka bir şey vermediğini belirterek, bunu sona erdirme gayreti içinde olduklarını söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:

“Şiddetin ve terörün hiç bir meşruiyeti olamaz. Şiddet, fikrine, inancına, davasının haklılığına inananlar için asla bir yöntem olamaz. Şiddetin bu ülkede elde edebileceği hiçbir kazanım yoktur, olmamıştır ve olamaz. Şiddet ve terör bu ülkeye acıdan başka hiçbir şey vermedi, kan ve gözyaşında başka hiçbir şey getirmedi. Biz bugün bu şiddeti, kan ve gözyaşını sona erdirmenin gayreti içerisindeyiz. Tek bir gayemiz var, bu gayeyi ısrarla tekrar söylüyorum, oda annelerin gözyaşını dindirmektir. Yasal dairede kalarak, meşru çizgide kalarak, milletin değerlerinin gözeterek hangi yöntemle olurda olsun biz bu gözyaşını mutlaka ve mutlaka dindirmek istiyoruz. Onun için, ‘milli birlik ve kardeşlik projesi diyoruz. Milli birlik… Bundan daha güzel ne olabilir. Bu milli birliğin içerisinde her türlü etnik unsur var. Tek çatıda toplanacağız. Nedir o? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ve kardeşlik. Kardeşlikten daha güzel ne olabilir. Kardeşlik demek aynı anneden, aynı babadan olma anlamına gelmez. O bizi kültürümüzde karındaştır. Kardeş ise aynı inancı paylaşanların bir araya gelmesidir. İşte bunu gerçekleştirelim istiyoruz. En başında bu süreçte, nasıl yalnız bırakılacağımızı, sinirlerimizin nasıl gerileceğini biliyorduk. Ama biz yılmadık. Yapayalnızda kalsak bu yolda geri adım atmadık, atmayacağız. 10 yıllık süreçte yapılan tüm tahriklere, provokasyonlara, alçakça saldırılara rağmen umudumuzu bir an olsun yitirmedik. Bugün de, bu yeni süreçte de umutluyuz. Ne olursa olsun biz umudumuzu kaybetmiyoruz. Temkinliyiz, dikkatliyiz ama umutluyuz. Allahın izniyle bu süreci sona ulaştıracağız.”

“MHP GENEL BAŞKANI VE ARKADAŞLARINI İÇİNE DÜŞTÜKLERİ ÇAMUR DERYASINDA İYİ OYALANMALAR DİLİYORUZ”
Kürt sorununun çözümü sürecinde yapıcı rol almak isteyenlere seslenen Başbakan Erdoğan, “Bu süreçte yapıcı rol almak isteyenler varsa hepsine sesleniyorum, tüm STK’lara sesleniyorum, tüm medya gruplarına sesleniyorum sağ duyulu, sabırlı ve sorumlu şekilde davranmaları şarttır. Biz MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarını içine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz. Bütün hakaretlerine, aslı mesnedi olmayan bütün iddia ve iftiralarına bizimde, milletimizde kulağı tıkalı olacaktır. Milletimiz, Türk’ün geleneklerine asla denk düşmeyen bu üsluba sandıkta gereken cevabı verecektir” dedi.

“BDP’NİN BAĞIMSIZ SİYASET YAPMASININ ÖNÜNÜ AÇACAK”
Çözüm sürecinin BDP açısından önemine dikkat çeken Erdoğan, “Bu süreç BDP için son derece önemli, aynı zamanda son derece değerli bir süreçtir. Biz boşuna, ‘bölücü terör örgütünün uzantıdır’ demiyoruz. Buyurun işte. Bölücü terör örgütünün uzantısıdır dememizin daha ispatı ne olacak. Her şey çok açık net ortada. Terör örgütünün silahları bırakması BDP’nin bağımsız siyaset yapmasının önünü açacak, en başta BDP’yi silahın suntasından kurtaracaktır. Dolayısıyla BDP’nin bu süreçte hassasiyetleri azami derecede gözeterek, sorumluluk alarak, geçmişteki hataları tekrarlamadan yürümesi en büyük beklentimizdir” şeklinde konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR SORUMSUZLUKTUR, DENSİZLİKTİR”
“Paris’deki suikastın hemen ardından, bu suikastı Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Hükümetine yıkmak, bu yönde iftira, itham ve telkinlerde bulunmak çok büyük bir sorumsuzluktur, densizliktir” diyen Erdoğan şunları kaydetti:

“Biz 10 yılda demokrasi ile güvenlik arasında ki çizgiyi çok büyük hassasiyetle yönettik. Faili meçhullere, işkencelere, derin yapılanmalara, biz en büyük darbeyi vurduk. Geçmişte işlenmiş onlarca karanlık cinayetin izini biz sürdük, biz sürüyoruz. Meydana çıkardıklarımız var, çıkaracaklarımız var. Bu devletin 80’lerde, 90’larda adeta teröre bahane oluştururcasına yaptığı uygulamalara biz son verdik. Biz yargısız infazların her zaman karşısında durduk ve durmaya devam ederiz. Paris’de ki suikastın hemen arkasıdan devleti suçlamak gerçek faillere altın tepsi üzerinde fırsat sunmaktan öte bir şey değildir.”

“SÜREÇLE İLGİLİ IRKÇI, AYRIMCI AÇIKLAMALAR YAPMAYA DEVAM EDİYORLAR”
CHP’nin bu süreçte, ana muhalefet partisi olarak daha aktif, daha etkin rol almasını her zaman istediklerini belirten Erdoğan şunları kaydetti:

“Ancak CHP her zaman olduğu gibi büyük bir zihin karmaşası içinde bocalamaya devam ediyor. Bir milletvekilleri dağda teröristin misafiri olan milletvekili ama yandaş medyaları alıyorlar, pohpohluyorlar, neler neler düzenliyorlar. Şimdi pervasızca teröristin evine taziyeye gidiyor. Diğer bazı milletvekilleri süreçle ilgili ırkçı, ayrımcı açıklamalar yapmaya devam ediyorlar. Genel başkanları sürece olumlu bakarken, genel başkan yardımcıları, grup başkanları MİT Müsteşarı hakkında devlet ciddiyeti, hatta edeple, adapla bağdaşmayacak ifadeler kullanıyorlar. Mavi Marmara gemisinde 9 evladımız şehit edildiğinde ben İsrail’e Tevrat’ın bazı emirlerini hatırlatmıştım, ben bu hatırlatmamam Tel Aviv’in cevap vermesi beklenirken CHP’nin acemi gelen başkanı çıktı Tel Aviv adına bana cevap verdi. Aynı şekilde Suriye meselesinde Baas Partisi’nin eli kanlı Beşar Esed’in yanında durdu.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Fransa’ya söyledikleri sözlere de cevap verdiğini belirten Erdoğan, “”Sen Paris’in sözcüsü müsün? Kılıçdaroğlu’nun Paris’in avukatlığına hevesli olduğunu da gördük. CHP genel Başkanı varoluşsal sorunlarını aşıp ne olduğuna karar vermeli” dedi. “CHP’nin terörle mücadele konusunda bir önerisi varsa bizim kapımız her zaman açıktır” diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“En ufak bir ön yargımız yok. Bizim proje paketimiz de hazır. Biz sipariş üzerine çıkan bir parti değiliz. Bizim niyetimiz hayır inşallah akıbetimiz de hayır olacaktır. Bu süreç şehitlerimizi ruhunu şehit ailelerimizin hissiyatını zedelemeyecek. Buradan 75 milyondan bir ricam var lütfen hiç kimse kara propagandalara kanmasın. Biz aynı kıbleye dönene tek biriz. Biz 1000 yıldır bu topraklarda yaşayan kardeşleriz. Biz yolumuzu terör aydınlatmaz. Bizim yolumuzu Yunus aydınlatır. Biz ezanı Muhammedinin gölgesinde kucaklaşacağız. Geçmişin hesabını birlikte soracağız. Silahları aradan çıkaracağız. Peygamberimiz Mü’mi’nin Mü’mine bağlığı taşlığı kenetlenmiş bir bina gibidir. Buradan Diyarbakır ve cenazelerin gideceği illere sesleniyorum. Bu cenazeler istismar sebebi yapılacaktır. İnanıyorum ki Diyarbakır’daki, Tunceli’deki , K.Maraş’taki kardeşlerim bu oyuna gelmeyecektir.”

 

Son güncelleme: 17:0715.01.2013
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp