Reklamsız Sözcü

Tahkim Başkanı konuştu

"İnsan konuşurken tüküremez. Hakem Özkahya’nın raporu da yalan değil..."

09:476 Ocak 2013
Tahkim Başkanı konuştu
"İnsan konuşurken tüküremez. Hakem Özkahya’nın raporu da yalan değil..."

Yıllardır, Spor Hukuku üzerine duyduğumuz birkaç isim vardı; Türker Arslan, Levent Bıçakcı, Kısmet Erkiner, Şekip Mosturoğlu, Kemal Kapulluoğlu vs… Onların dışında bunu kimsenin bilmediğini zanneder, onların her söylediğini, “Kesin bir hüküm” olarak kabul ederdik. Ancak 3 Temmuz ile başlayan şike sürecinde, bir anda ortalık uzman(!) spor hukukçusuyla doldu.

Bunlardan biri çok farklıydı. Meslektaşlarına göre nispeten daha genç ancak daha bilgili; spor hukuku üzerine kafa yoran Engin Tuzcuoğlu'nun söylemleri, birçok kişiden farklı olmuştu. Yıldırım Demirören ile birlikte Tahkim Kurulu başkanlığına getirilmesi de birçok kişiyi şaşırttı.

Önce 3 Temmuz sürecinin altından kalktı, ardından birçok meşhur kararlara imzasını attı. Galatasaraylı Engin Baytar'ın cezasını onadı, gerekçesinde ‘az bile’ diyebildi. Fenerbahçeli Caner Erkin'in, ‘Lan’ deyip demediğine bakmadı, ‘hakem raporu’ benim için önemli diyerek, cezayı onadı. Üstüne Fenerbahçeli Meireles'in, ‘tükürük’ cezasını kaldırdı, ‘Bu nasıl oldu?’ sorularıyla muhatap oldu. Onun hakaretine de, ‘Az’ dediler.
 Bugüne kadar, medyadan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışan Engin Tuzcuoğlu, ilk kez Milliyet Gazetesi’ne konuştu, birçok kişinin merak ettikleri yanıt buldu. En başa dönüp, “Neden Engin Tuzcuoğlu?” dedik, Tahkim Kurulu Başkanı olacak kadar ne yaptı da o koltuğa oturdu:
“2002'den beri İstanbul Barosu'nun Spor Hukuku Komisyonu Başkanlığı'nı yapıyorum. 2007'de ilk spor hukuku ile ilgili yayını hazırladık. 2008'de Spor Hukuku Enstütüsü'nün kuruluşunda görev yaptık. 3 Temmuz süreci, hem spor hem de ceza hukukunu yakından ilgilendirdiği için o dönemde yaklaşık 300 radyo ve televizyon programında görüşlerimi dile getirdim. Bu sırada Yıldırım Bey (Demirören) ‘Çalışır mısınız?' diye sordu, teveccüh gösterdi ve kabul ettim.”

‘Pişman değilim'
Doğrusu bu ya, pişman olup olmadığını merak ediyor insan… O kadar yükün altına girdi: “Kesinlikle pişman değilim. Bugün olsa yine kabul ederim. Spor ve ceza hukuku benim çok sevdiğim bir alan. Herhangi bir kulübe, oyuncuya bu camia içinde kişiyle bir bağlantımız yok. Vekili değilim, çalışmıyorum. İşin teorisinde hep hep yargı bölümünde olmak istemişimdir.”

Kendilerine yapılan eleştirilerin, ‘hukuk dışı’na taşması durumunda rahatsız olduğunu ifade eden Engin Tuzcuoğlu, “Bizler de ailesi, sosyal statüsü olan insanlarız. Zaten işin doğasında var, yargıda mutlaka bir taraf mutsuz olacaktır. Yargıçlar da bu mutsuzlukla yüzleşirler” diyor.

Tahkim Kurulu'nun bir yargı makamı değil, sanki birilerinin vekili gibi algılandığına vurgu yapan Başkan Tuzcuoğlu, “Anayasa'da sayılan 5 mahkemeden biriyiz. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay ve Tahkim Kurulu. Siz herhangi bir mahkemenin kararını çıkıp bu hakim bunu demiş, bak bu deliller de varmış diye tartışır mısınız?” diye soruyor.

‘Rapor tartışılmaz ama…'
Tabii bu sözler bir anda Meireles kararını aklımıza getiriyor. Ne oldu da Tahkim Kurulu cezayı azalttı? Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu görevini iyi yapamıyor muydu? Caner'de ‘hakem raporu’nu referans alan Tahkim, Meireles'te neden çark etmişti?
“Hakem raporu tartışılmaz deniyor ama teknik hususta tartışılmaz. Bir fiil varsa ortada onun aksi bir delil de varsa cezada değişikliğe gidilebilir. Zaten talimatın 77. maddesi de, ‘aksi ispatlanmadığı sürece hakem raporları esastır' diyor. Bir yazılı belgenin aksi tanıkla ispatlanamaz. Yazılı delil her zaman tanığın ifadesinden öndedir. Hukukta delillerin kuvveti vardır ve kararlar buna göre alınır. Pendiksporlu Umut Eskiköy'ün Turgutlusporlu Serhat Akın ile olan olayını hatırlayalım. Hakem kafa attı diye kırmızı kart gösteriyor, görüntülerden kafa olmadığı tespit ediliyor. Cezayı düşürdük ama kırmızı kartın cezasına dokunamadık. Çünkü o teknik karar…”

8 maç nasıl düşer?
“Yargıç hukuku yorumlamaz, uygular” diye konuşan Tuzcuoğlu, 7 saat görüntüleri izlediklerini ve bunun üzerine tükürmediğine kanaat getirdik. Çünkü konuşurken insan tüküremez. Tükürmek somut bir eylemdir. Halis Özkahya'nın raporu da yalan değil. Onun bakmadığı bir sırada Meireles'in ağzından bazı sıvılar yüzüne geliyor. Buna sıvı diyoruz, çünkü tükürme kastı yok. Bu eylemi taksirle yani ihmalle işleyemezsiniz. Ya vardır, ya yoktur. “

Bazı kişilerin, “8 maç nasıl düşer?” diye eleştirdiğini belirten Engin Tuzcuoğlu, “Ya var dersiniz 8 verirsiniz, ya da tamamını kaldırmanız gerekir. Biz de bunu yaptık. Ama hakaret için verilen üç maçlık ceza konusunda da PFDK'yı hukuksal olarak eleştiriyorum ve bunu kararımıza da yazdık. Bunu yapmak zorundayım. Bunu yapmazsam kendime ihanet etmiş olurum. Hukuk Müşavirliği'nin başvurusu olmadığı için de cezayı artıramadık. Çünkü bizim kurulun aleyhe bozma durumu yok. Yani başvuru olmadan cezayı artıramam” diyerek kamuoyunun bilgilenmesini sağladı.

Hakaretin 3 ile 7 maçlık bir cezası olduğunu ifade eden Tahkim Kurulu Başkanı, “Bir mahkemede, sizin hakkınızda karar veren bir yargıça, “Hadi lan” denir mi? Dediniz de bunun karşılığını görmediniz mi? Hakem de böyledir. PFDK ile bu konuda ayrı düşünüyoruz. Diyoruz ki, hakem, hakim, hekim… Bunların hepsi haklarınızı doğrudan dolayı teslim ettiğiniz üç kurumdur. Bunlar aynı kökten gelirler. Biz kendi aramızda kullanıyoruz diyor kamuoyu… Biz kendi aramızda herkesin bildiği bir küfürü de kullanıyoruz. Ama bir yargıça, “Hay senin verdiğin karara” diyerek küfür etmiyoruz. Sahadaki hakim de hakemdir” dedi.

Bir örnek veren Tuzcuoğlu, “Geçmişte, bir hakemin verdiği sarı kart iptal edildi. İsmini vermeyeyim, o hakem şimdi FIFA kokartlı… Bir hakemin kartını iptal eden bir kararı, nasıl olursa olsun benim parmağım imzalamaz” yorumunu yaptı.

Hukuk okur yazarlığı!
Hukukçulardan hiç tepki almadığını belirten Tahkim Kurulu Başkanı Engin Tuzcuoğlu, “hukuk okur yazarı” olmayan bir takım kişilerin eleştirilerinden rahatsız oluyor. Tuzcuoğlu, “Hukuk okur yazarlığı, tıp okur yazarlığı, medya okur yazarlığı bunların hepsi çok farklı… Ben şimdi dışarıdan gazete okuyarak sizin mesleğinizi nasıl yapabilirim. Futbol oynamış biri futbol hukukunu nasıl bilebilir. Ya da spor hukuku okuyan biri futbolu ne kadar bilebilir? Bizim mesleği eleştirebilmek için işi hukuki olarak bilmeniz lazım. Ama görüntüde ben başka şey gördüm diyebilirsiniz. Hakem psikolojisini, ancak onların seminerlerine gide gele anladım” diye konuştu. Tuzcuoğlu bununla ilgili şu örneği verdi: “Biz de yapıyoruz. Grip olduğumuzda limon içiyoruz, doktora gitmiyoruz. Ama annem gripten sağır oldu.”

‘PFDK daha kalabalık olmalı'
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'nun olayları ayrıntılı incelemediği yolundaki eleştirilere yanıt veren Engin Tuzcuoğlu, onları koruyarak çok az kişiyle çalıştıklarını ve sürecin çok hızlı işlediğini dile getirdi. Kurulun çok değerli hukukçulardan oluştuğuna vurgu yapan Tuzcuoğlu, “Başında 40 yıllık hakim var. Üstadımız… Ama pazar günü oynanan müsabaka ile ilgili salı günü karar veriyorlar. Tahkim'e gelirse biz de perşembe günü onuyoruz ya da kaldırıyoruz. Bir sonraki haftaya hazır hale getirmeye çalışıyoruz. Disiplin Kurulu daha kalabalık olması lazım” dedi.

‘Bir musibet bekliyoruz'
Tahkim Kurulu Başkanı Engin Tuzcuoğlu, şike sürecindeki durumu da şöyle anlattı: “Deprem oldu imar mevzuatı değişti, enflasyon oldu ekonomik tedbirler almaya başladık. Şike davası oldu, spor hukukunu anladık. Bakın kulüplerin 2-3 sene önceki avukatlarına… Büyük çoğunluğu kulüp yöneticilerinin şahsi işleriyle uğraşan kişilerdi. Ama şimdi öyle değil. Artık spor hukuku bilen arkadaşlarımız ciddi ücretler alıyor, emek veriyor. İşte böyle musibeti bekliyoruz.”

‘Bağımsızız'
Engin Tuzcuoğlu, TFF Yönetim Kurulu'ndan bağımsız olduklarını belirtti, “2-3 hafta önce yönetim kurulu kararını iptal ettim. Hukuki olarak hata yaptınız dedim. Çünkü mevzuata aykırı karar verdiler. Hukuka aykırı bir şeye göz yummam mümkün değil. Yıldırım Bey ya da başka bir yönetici şu ana kadar ne kararlardan önce, ne de sonra, ‘Ne düşünüyorsunuz' diye sormuştur? Bu konuda teşekkür etmem lazım” dedi.

‘Haksızlık yaptım!'
Tahkim Kurulu'nda adalet dağıtmaya çalışan Tuzcuoğlu, en büyük haksızlığı ise ailesine ve çocuklarına yaptığını söyledi, “Uykuda çocuk nasıl öpülür bu süreçte öğrendim” dedi.

Şike sürecinde 20-25 gün eve bile uğramayan, battaniyesini bile federasyon odasına götürüp işine yoğunlaşan Engin Tuzcuoğlu, ailesiyle ilgili söz açıldığında duygusallaşıyor.

Çalışmayı çok sevdiğini, sadece Perşembe günkü toplantılara gitmesi zorunluyken, neredeyse her gün TFF'ye uğradığını belirten Tuzcuoğlu, en büyük destekçisinin eşi olduğunu belirtiyor. 9 ve 3 yaşlarında iki çocuğu bulunan Tahkim Kurulu Başkanı, “Ben evlatlarıyla kuvvetli bağı olan bir babayım. Ama ‘uykuda çocuk nasıl öpülür'ü bu süreçte öğrendim. Söylerken de doluyorum. En büyük haksızlığı onlara yapıyorum.

Gece yarısı oğlumu öpüyorum, havada bir anda beni yakalıyor!” diyor ve şöyle devam ediyor: “Biz de çok özveri gösterdik demiyorum ama, ben kendime çok gaddar olan bir insanım. İşimi adam gibi yapmaya çalışırım. Kendi hayatınızdan çalarsınız! Çünkü bu can önce Allah'a, sonra size ait… Ama çocuğunuza yapamazsınız. O sizin sorumluluğunda…”

Kombine alıyor
Göreve geldiğinden bu yana sadece milli maçlara gittiğini söyleyen Engin Tuzcuoğlu, “Benim de taraftarı olduğum bir takım var. (Galatasaraylı) Kendi şehrimin takımını çok seviyorum, Orduluyum. Her yıl, kulübüme katkı sağlamak için iki kombine bilet alırım. Tuttuğum takım beni en çok eleştirenlerden bir tanesi… Yeminle söylüyorum, kendi kurulumdaki arkadaşlardan ikisi hariç, hangi takımı tuttuğunu bilmiyorum” diye de açık sözle konuşuyor.

Son güncelleme: 00:0607.01.2013
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp