Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Bir dine bağlanmaksızın ahlaklı olunabilir mi?..

7 Ocak 2013

 

Ens­ti­tü­müz­de (to­va­ku­yak.org) yap­tı­ğı­mız bu haf­ta­ki cu­mar­te­si se­mi­ne­rin­de genç­ler­le soh­bet edi­yo­ruz. Ko­nu­muz ah­lak inanç iliş­ki­si…
Ken­di­si­ni “de­is­t” ola­rak ta­nım­la­yan Mül­ki­ye­li bir öğ­ren­cim ba­na şöy­le bir so­ru yö­nelt­ti:
“Hiçbir di­ne “i­nan­mak­sı­zı­n” ah­lak­lı ola­maz mı­yım? Ben ev­ren­sel de­ğer­le­re ak­lı­mı kul­la­na­rak ula­şa­bi­le­ce­ği­ne ina­nı­yo­rum.”
Dü­şü­nen ak­lın so­ru­la­rın­dan bi­ri olan bu ko­nu, ders­te önem­li tar­tış­ma­la­rı be­ra­be­rin­de ge­tir­di.
Fark­lı yak­la­şım­la­ra sa­hip olan gru­bum­da­ki genç­le­rin or­ta­ya koy­du­ğu de­lil­ler­den ve çı­kan so­nuç­lar­dan doğ­ru­su he­pi­miz ke­yif al­dık.
Fik­ri an­lam­da ken­di­mi­ze ben­ze­me­yen in­san­lar­la bir ara­ya gel­di­ği­miz­de, ço­ğu za­man tar­tış­ma­la­rı­mız ya kav­ga­ya dö­nü­şür, ya da din­le­me­den kes­ti­rip atar ve inan­dı­ğı­mız doğ­ru­la­rı­mı­zı mu­ha­tap­la­rı­mı­za da­ya­tı­rız.
El­bet­te doğ­ru­la­rı tar­tış­mı­yo­ruz. Doğ­ru üze­rin­de­ki dü­şün­ce­le­ri­mi­zi kar­şı kar­şı­ya ge­ti­ri­yo­ruz.
Doğ­ru­la­rı test ede­ce­ği­miz alan, baş­ka­la­rı­nın doğ­ru­la­rıy­la kar­şı­laş­tı­ğı­mız o yer­dir. Ken­di­miz­de­ki fik­rin ha­ki­ka­te uy­gun­lu­ğu­nun ara­yı­şın­da­yız çün­kü… An­cak fi­kir­le­rin çar­pış­ma­sıy­la ha­ki­kat ve uz­laş­ma or­ta­ya çı­kı­yor. Bu nok­ta­da fark­lı­lık­la­rı­mız de­rin­leş­me­mi­ze ve zen­gin­leş­me­mi­ze bir ve­si­le ola­rak gö­rül­me­li­dir.
Ne­re­de da­ya­tı­lan tek bir dü­şün­ce, ne­re­de da­ya­tı­lan tek bir ide­olo­ji, ne­re­de da­ya­tı­lan tek bir din­dar­lık tar­zı vb. var­sa ora­da he­ge­mon­ya var­dır. Ya da ez­ber­ler hü­küm sür­mek­te­dir.
Ez­ber­le­rin ol­du­ğu yer­de bi­linç yok­tur; bi­lin­cin ol­ma­dı­ğı o yer­de ise so­rum­lu­luk ola­maz. Kal­dı ki böy­le bir du­rum­da ki­şi­nin ne ka­dar ah­lak ki­şi­si ol­du­ğu tar­tı­şı­lır.
El­bet­te inan­dı­ğı­mız şe­yi so­nu­na ka­dar sa­vun­mak hak­kı­na sa­hi­biz. Sa­vu­na­ma­ya­ca­ğı­mız inanç ne ka­dar inanç­tır; bu­nun da sor­gu­lan­ma­sı ge­re­kir!
An­cak me­de­ni in­sa­nın tav­rı, kar­şı­sın­da­ki in­sa­nın sa­vı­nı, dü­şün­ce­le­ri­ni ve iti­raz­la­rı­nı sa­bır­la din­le­mek­tir. Ve hat­ta bi­raz duy­gu­daş­lık ile yak­laş­ma­yı in­sa­ni bir gö­rev ad­det­mek­tir.
Bir­bi­ri­miz­den fay­da­la­na­ca­ğı­mız pek çok şe­yi en­gel­le­yen, ki­şi­le­rin ken­di ak­lı­nı, bil­gi­le­ri­ni, dü­şün­ce­le­ri­ni put­laş­tır­ma­la­rı­dır. Hal­bu­ki bil­gi ek­sik­li­ği, yan­lış an­la­ma ve­ya ya­nı­la­bi­lir­li­lik ola­sı­lı­ğı her za­man müm­kün­dür.
Kar­şıt dü­şün­ce­yi cid­di­ye al­mak ve “ka­zan ka­za­n” il­ke­siy­le ha­re­ket et­mek, bil­gi­yi, ka­li­te­yi, ba­rı­şı ve uz­la­şı kül­tü­rü­nü be­ra­be­rin­de ge­ti­re­cek, so­nuç­tan her­kes “kar­lı­” çı­ka­cak­tır.
Ni­te­kim ders son­ra­sın­da ka­tı­lım­cı­la­rın açık­la­ma­la­rı­nın bu yön­de ol­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­li­rim.

Ah­la­ki de­ğer­ler gö­re­ce­li mi­dir?

Ge­le­lim ko­nu­mu­za… El­bet­te her­han­gi bir di­ne bağ­lı ol­ma­yan in­san da ah­lak­lı ola­bi­lir; ah­la­ki de­ğer­le­re sa­hip çı­ka­bi­lir. Dü­rüst, na­mus­lu, mü­te­va­zı ve sev­gi do­lu bir ha­ya­tı ter­cih edip, ada­let ve hak­ka­ni­yet­ten ya­na bir du­ruş ser­gi­le­ye­bi­lir. Di­ğer ta­raf­tan bir di­nin bağ­lı­sı ol­du­ğu hal­de ah­la­kı­nı gü­zel­leş­tir­mek için hiç­bir ça­ba gös­ter­me­yen in­san­lar­dan da bah­set­mek müm­kün.
Ah­la­ki de­ğer­ler, gö­re­ce­li bir yak­la­şım için­de, her­ke­sin he­va ve he­ves­le­ri­ne terk edi­le­me­ye­cek ka­dar ha­ya­ti­dir.
Rö­la­ti­viz­me (in­san bil­gi­si­nin gö­re­ce­li­ği) ve ni­hi­liz­me (hiç­çi­lik ve yok sa­yı­cı­lık) düş­me­den ama ço­ğul­cu­lu­ğu da (plü­ra­lizm) göz ar­dı et­mek­si­zin, ar­ka plan­da­ki sağ­lam ve ka­lı­cı te­mel de­ğe­rin fark edil­me­si için ça­ba gös­te­ril­me­si ge­re­kir.
Hz. Pey­gam­ber “Ben gü­zel ah­la­kı ta­mam­la­mak için gön­de­ril­di­m” der. Bu­ra­da ko­nu­muz açı­sın­dan ba­kıl­dı­ğın­da, üze­rin­de du­rul­ma­sı ge­re­ken kav­ram “ta­mam­la­ma­”dır. De­mek ki din gel­me­den de ah­lak var­dır.
Bu­na, bü­tün ka­dim din­le­rin, örf ve adet­le­rin or­ta­ya koy­du­ğu ve de­vam ede ge­len top­lum­sal de­ğer­ler de­ni­lir ya da de­nil­mez; bu ay­rı bir tar­tış­ma; ama gö­rü­lü­yor ki din va­ze­dil­me­den ön­ce o top­lum­da bir ah­lak nos­yo­nu var­dır. Ta­mam­lan­ma­sı tam da bu de­mek­tir. Onay­la­ma­ya, dü­zelt­me­ye, açık­la­ma­ya ih­ti­yaç bu­lun­mak­ta­dır. Var ol­ma­yan bir şey için ta­mam­la­ma kav­ra­mı kul­la­nı­la­maz.
Di­nin bu­ra­da yap­mak is­te­di­ği ne­dir der­sek, ta­bi bu­ra­da ha­ki­ki ma­hi­ye­tiy­le ya­şa­nan din­den bah­se­di­yo­ruz, din de­ğer­le­ri yer­li ye­ri­ne otur­tu­yor, sağ­lam te­mel ku­ru­yor, pu­su­la­yı ve­ri­yor, in­sa­nı fıt­ra­tıy­la bü­tün­leş­ti­ri­yor ve ya­şa­dı­ğı ha­yat­la bağ­lan­tı­sı­nı ku­ru­yor. İn­sa­nı, ken­di ken­di­si­nin esi­ri ol­mak­tan kur­ta­rı­yor. Aş­kın bir ha­ki­kat fik­ri üze­rin­den in­sa­nın te­ka­mü­lü­nü sağ­lı­yor.
Din te­fek­kür­dür, ayak­la­rı ye­re ba­san bir din an­la­yı­şı­mı­zın oluş­ma­sı­nı is­ti­yor­sak, hiç­bir fik­ri tar­tış­ma­dan kork­ma­ma­mız ge­re­ki­yor.

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp