Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Pişman oldular da!..

29 Ocak 2013

Sevgili okuyucularım, bu iktidar çok büyük bir yük ve sorumluluk altına girdi. Şimdi onun altında eziliyor, omuzları bu yükü daha fazla kaldıramıyor.
Tayyip konuştu. Daha doğrusu konuşmadı, yakındı:
“Tutuklananlar arasında karacılar, denizciler (ve elbette havacılar ve jandarmalar) var.
Askerlere yönelik operasyonlar terörle mücadeleyi olumsuz etkiliyor.
Mücadelede büyük bir darbe yememize neden olabilir. Neredeyse oraya gönderecek subayımız kalmıyor. Böyle şey olmaz. Zaman zaman bazı medya organları TSK'ya haksız yere saldırıyor. Şu anda içeride (hapiste) 400'e yakın subay ve astsubayımız var.
Böyle bir şeyin delilleri kesinse ver hükmünü, işi bitir. Ama elinde kesin deliller yoksa, sen yüzlerce subay ve astsubayı örgüt elemanı olarak değerlendirirsen, hele Genelkurmay Başkanı'nı (İlker Başbuğ'u) bu şekilde değerlendirirsen, Silahlı Kuvvetler'in morali altüst olur.”

* * *

Tayyip bazı boyunu aşan işler yaptı ve yaptırdı. Şimdi ya gerçekten pişman oldu, ya da pişmanlık numarası yapıyor.
Özel yetkili mahkemeler kurdurup bunları sonsuz yetkilerle donattı.
AKP'nin arka bahçesi olan HSYK, oralara özenle (!) seçtiği hakim ve savcıları atadı. Bu atamalar yapılırken iki şeye çok dikkat edildi:
O hakim ve savcıların iktidara ve Fethullah kesimine çok yakın olmasına!
Sonrasını hepimiz biliyoruz. Türk Ordusu'nun orgeneraller ve oramiraller dahil yüzlerce subay ve astsubayı tutuklandı.
Balyoz ekibi tümüyle düzmece-hayali belgelerle yargılandı. Her birine ağır hapis cezaları verildi.
İş o boyuta vardı ki, Harp Akademileri Komutanlığı'nda görev yapan ve hiçbir fonksiyonu olmayan sivil memur (Bayan) Güllü Salkaya bile “Darbeci (!)” olduğu gerekçesiyle 16 yıl ağır hapis cezası aldı.
Tutuklanan herkes için gerekçe hazırdı:
Darbeci… Terörist… Suikastçı…
Fuhuşçu… Casus… Şantajcı!..

* * *

Burada geçen cumartesi günkü yazımda Genelkurmay Başkanı Necdet Bey'e hitaben yayınladığım açık mektubu herhalde okumuşsunuzdur. Kendisine bazı konularda çağrıda bulunmuş ve “Kuzuların sessizliğinden” artık kurtulması gerektiğini vurgulamıştım.
Son olarak Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner görevinden istifa etti.
Önümüzdeki ağustos ayında Deniz Kuvvetleri Komutanı olacaktı…
Ve son zamanlarda tanık olduğumuz en onurlu davranışlardan birini sergiledi… Çünkü silah arkadaşlarına yapılan
haksızlıklar ve sürdürülen hukuksuzluk karşısında daha fazla sessiz kalması mümkün olmamıştı.
İş o boyuta vardı ki, Genelkurmay karargahından komutanlara mesaj iletildi:
“Aman istifa etmeyin, moralinizi bozmayın!..”
Acaba moral mi kaldı!
Türk Ordusu'nu bu duruma düşürenler utansın.

* * *

Her fırsatta “Şeffaflık” diye nutuk atan hükümet ve Genelkurmay, bu istifayı kamuoyundan aylarca gizledi…
Ve olay en sonunda patlak verdi.
Dün ortaya çok ilginç bir tablo çıktı. Bu istifayı Türk milletinden gizleyen Genelkurmay dün yazılı bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Şu bölüme bakar mısınız:
“Devletimizin stratejik, yüce milletimizin en güvendiği, dünyada ve bölgesinde saygın bir kuruluş olma sorumluluğunun idraki (bilinci) içinde olan Türk Silahlı Kuvvetleri, teşkilatımızla (Genelkurmay'la) ilgili konuların MEDYA ARACILIĞI ile gündeme getirilmesini uygun bulmamaktadır.”
Bu açıklamaya neresinden bakmalı! Demek ki onların istemediği konuları biz yazmayacakmışız!
Türk Ordusu aşağılanacak, mahvedilecek, içeri atılan bir daha bırakılmayacak, hukuka sığmayan yargılamalar yapılıp insanlar ve aileleri perişan edilecek ve bizler de Necdet Bey gibi suskun kalacağız, olup biteni seyretmekle yetineceğiz!..
Olacak iş midir?

* * *

Sevgili okuyucularım, bazı medya kuruluşları vardır, onlar doğuştan asker ve ordu düşmanı olarak görev yapar.
Şeriatçılar, Fethullahçılar, Kürtçüler, entel-liboş takımı!..
Necdet Bey Genelkurmay'ın başına getirilene kadar Türk Ordusu'nun en büyük savunucusu idim. Her fırsatta, hele PKK mücadelesi konusunda hiç abartmıyorum, askerimiz ve ordumuz için yüzlerce destek yazısı yazdım.
Ne zaman ki AKP iktidar oldu, koşullar değişmeye başladı…
Ve ne zaman ki Necdet Bey Genelkurmay'ın başına getirildi, yukarıda sözünü ettiğim kesimler 180 derece döndü ve her biri ayrı ayrı “Asker sever” oldu.
Onlar artık Necdet Bey'in en yakın destekçisi!
Şimdi Tayyip bile yakınmaya başladıysa, bu işin içinde bir iş var demektir.
Ötesini, ele geçirdikleri özel yetkili mahkemelerin hakim ve savcıları düşünsün!

Bir vurgunun özeti

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök'ten dün aldığım mektubu hiçbir yorum eklemeden bilginize sunuyorum. Özelleştirme adı altında birkaç gün önce yapılan bir satışın somut örneğidir:
“Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin peşin para ile sattığı halde BOTAŞ'a ödemediği doğalgaz borcunun ödenmesi ve metrolara kaynak bulunması amacıyla EGO bünyesindeki doğalgaz, 2007 yılında çıkarılan bir yasa ile Başkentgaz şirketine devredilmiş ve özelleştirme kapsamına alınmıştır.
Bu yasada şirketin yüzde 80 hissesinin özelleştirilmesi ve 10 yıl süre ile doğalgazın birim fiyatının sabitlenmesi kararlaştırılmıştır.
Bu şekilde 3 kez ihaleye çıkarılan doğalgaza Melih Gökçek ‘3 milyar dolar bekliyorum' demesine karşın en fazla 1 milyar 611 milyon dolar teklif verilmiş ancak bedel ödenmemiştir.
Bu kez 2012 Haziran ayında getirilen yasa değişikliğiyle doğalgazın yüzde 100'ü özelleştirme kapsamına alınmış ve birim fiyatının 10 yıl olan koruması 8 yıla indirilmiştir.
25 Ocak 2013 tarihinde Özelleştirme İdaresi'nin yaptığı ihaleye 6 şirket teklif vermiş, sonuçta Torunlar Gıda isimli şirket 1 milyar 162 milyon dolar ile en yüksek teklifi vermiştir. Bu şekilde;
1- Bir milyon 411 bin abonesi ile Türkiye'nin en büyük ikinci doğalgaz şirketi 7-8 milyar dolar fiyatı görmesi gerekirken yok pahasına satılmak üzeredir.
2- Başkentgaz Genel Müdürü geçen hafta yaptığı açıklamada geçen yıl 47.5 milyon lira kâr ettiklerini ve borç kalmadığını beyan etmiştir.
Metroların yapımını da 2011 yılında Ulaştırma Bakanlığı üstlendiğine göre doğalgazı özelleştirme gerekçesi kalmamış olup, CHP olarak konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdık.
3- Ankara Büyükşehir Belediyesi açısından önemli bir gelir kaynağının yitirilmesi, orada görev yapacak daha sonraki belediye başkanlarını hizmet yapamaz duruma getirecektir.
4- Ankaralıları bekleyen en büyük tehlike, bu şirketin kaçınılmaz olarak uygulayacağı fiyatla doğalgaz kullanımında yüksek maliyetlerle karşılaşmaları olacaktır. Doğalgaz, yakıtta Ankara'da tek seçenek olarak özendirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır.
Ankaralıların başka bir yakıta dönme şansı yoktur. Devlete güvenerek doğalgaz kullanan milyonlarca Ankaralı şimdi bir şirketin insafına terk edilmektedir.”

* * *

Emin Çölaşan'ın notu: Yılmaz Büyükerşen, bugünkü modern ve çağdaş Eskişehir'i yaratan Büyükşehir Belediye Başkanı'dır. Bu sözlerimin ne anlama geldiğini Eskişehir'i bir kez görenler bilir.
İktidarın polisi dün onun belediyesini de bastı. İktidardan olmayan bir belediye iseniz mutlaka hırsızlık-yolsuzluk yapıyorsunuz demektir! En büyük hırsızlıkların yapıldığı AKP'li belediyelerin ise dokunulmazlığı vardır! Bir hükümetin, partizanlığı böylesine sürdürmesi utanç vericidir.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp