Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

Akıl pa­ra­şüt gi­bi­dir an­cak açıl­dı­ğın­da iş gö­rür!

3 Ekim 2013

“Baş­ba­ka­n'­ın ic­ra­at­la­rı­nı ve açık­la­dı­ğı id­di­alı pa­ke­ti sü­rek­li eleş­tir­me­ye kork­mu­yor mu­su­nuz? Baş­ba­ka­n'­a kar­şı çı­kan­la­rın ha­li bel­li. Bu­nu gör­mü­yor mu­su­nuz?” di­yen­ler var!
An­la­şı­lı­yor ki, ül­ke­miz­de bu­gün hâ­kim olan duy­gu, kor­ku­dur!
Ül­ke­miz ne­den mut­lu de­ğil. Çün­kü kor­ku­nun ol­du­ğu yer­de mut­lu­luk ol­maz.
Biz, ne olur­sa ol­sun doğ­ru­la­rı yaz­ma­ya de­vam ede­ce­ğiz sev­gi­li okur­lar…
He­de­fi­miz ay­nı… Ül­ke­miz için iyi gün­le­ri, gü­zel ya­şa­mı, kor­ku­suz ve mut­lu ha­ya­tı umut edi­yo­ruz.
Ül­ke­miz­de bu­gün acı çe­ken­ler çok­tur. An­cak, in­san­la­rın ço­ğu­nun akıl­sız­lık­la­rı yü­zün­den acı çek­tik­le­ri­ni de unut­ma­mak ge­re­kir.
Bir gün, ül­ke­miz­de­ki akıl­sız­lık­la­rın bi­te­ce­ği­ni ve top­lum ola­rak uya­na­ca­ğı­mı­zı umut edi­yo­ruz.

* * *

“Ya dü­şü­nür­sü­nüz, ya da baş­ka­la­rı si­zin için dü­şü­nür!” Ku­ral bu­dur!
Biz, baş­ka­la­rı­nın bi­zim için dü­şün­me­si­ni is­te­mi­yo­ruz. Çün­kü o baş­ka­la­rı, bi­zim için her­hal­de ha­yır­lı şey­ler dü­şün­mez!
Di­ken eken gül top­la­ma­yı um­ma­ma­lı­dır…
Bu­gün­kü si­ya­set­çi­le­rin ek­ti­ği di­ken­ler, şim­di va­tan­da­şın ora­sı­nı bu­ra­sı­nı çi­zi­yor, büt­çe­le­ri de, öz­gür­lük­le­ri de tır­ma­lı­yor. Ge­zi olay­la­rı­nın pat­la­ma­sı da bu yüz­den­dir.
Akıl pa­ra­şüt gi­bi­dir, an­cak açıl­dı­ğın­da iş gö­rür!
Ne­cip hal­kı­mı­zın ar­tık akıl pa­ra­şüt­le­ri­ni aç­ma za­ma­nı gel­di!

* * * *

 Kürt­çe eği­tim ve ba­tan gü­neş!

Baş­ba­kan Tay­yip Be­y'­in “De­mok­ra­tik­leş­me­” di­ye açık­la­dı­ğı bir­çok mad­de as­lın­da uy­gu­la­na­cak ni­te­lik­te de­ğil! Bun­lar­dan bi­ri de şu:
Baş­ba­kan “Ö­zel okul­lar­da fark­lı dil­de eği­ti­me izin çı­ka­ca­ğı­nı­” ya­ni Kürt­çe eği­tim ya­pı­la­bi­le­ce­ği­ni ilan et­ti ya… Na­sıl ola­cak bu?
Her şey­den ön­ce böy­le bir gi­ri­şim, Ana­ya­sa'nın 42'n­ci Mad­de­si'ne ay­kı­rı!
Ya­ban­cı dil­de eği­ti­mi en­gel­le­yen 42'n­ci mad­de:
“Türk­çe'den baş­ka hiç­bir dil, eği­tim ve öğ­re­tim ku­rum­la­rın­da Türk va­tan­daş­la­rı­na ana­dil­le­ri ola­rak oku­tu­la­maz ve öğ­re­ti­le­me­z” di­yor.
Ana­ya­sa'da­ki bu mad­de de­ğiş­mez­se, ço­cuk­lar Kürt­çe al­fa­be ile oku­ma-yaz­ma öğ­re­ne­me­ye­cek­ler. An­cak Türk­çe ‘a­na­di­l' ola­rak kal­mak kay­dıy­la ba­zı ders­le­ri Kürt­çe oku­ya­bi­le­cek­ler… Ha­len okul­lar­da­ki İn­gi­liz­ce, Fran­sız­ca, Al­man­ca ders­le­ri gi­bi…
Sa­nı­rım “Tay­yip Bey Ana­ya­sa'yı de­ğiş­tir­ti­r” di­ye­cek­si­niz, de­ğil mi?
Evet, Tay­yip Bey güç­lü ama yi­ne de Ana­ya­sa'yı de­ğiş­ti­re­cek ka­dar güç­lü de­ğil!
Bu­na gü­cü yet­mi­yor!
İyi ki de yet­mi­yor… Yet­sey­di ana­ya­sa kim bi­lir ne ha­le ge­lir­di!

* * *

Mec­lis Baş­ka­nı Ce­mil Çi­çek, hal­kın “Bö­lün­me ana­ya­sa­sı­” de­di­ği ye­ni ana­ya­sa ça­lış­ma­la­rı­nın tı­kan­dı­ğı­nı açık­la­ya­rak “Gü­ne­şin önem­li bir kıs­mı bat­tı­” di­ye umut­suz bir şe­kil­de ko­nu­şu­yor. Çi­çek:
“A­na­ya­sa Uz­laş­ma Ko­mis­yo­nu ça­lış­ma­la­rı­na de­vam edi­yor. An­cak, kır­mı­zı ışık­ta ben­zin, ma­zot ya­kı­yo­ruz. Mo­tor ça­lı­şı­yor, bir ha­ra­ret var ama ye­te­ri ka­dar me­sa­fe ala­mı­yo­ruz.
Ça­lı­şıl­dı da, ne ne­ti­ce alın­dı? Bu ça­lış­ma tem­po­suy­la bu iş ne­re­ye ka­dar gi­de­cek?
Bu­nu hep be­ra­ber, si­ya­si par­ti­le­rin de­ğer­len­dir­me­si ge­re­ki­yor. Gel­di­ği­miz nok­ta bi­zim açı­mız­dan hiç tat­min edi­ci de­ğil. Onun için, gü­neş bat­mak üze­re de­dim. Gü­ne­şin önem­li bir kıs­mı bat­tı gi­bi­me ge­li­yo­r” di­yor. Ya­ni ye­ni ana­ya­sa­nın çık­ma­sın­dan umut­suz!
Tay­yip Bey de bu­nu bi­li­yor… Fa­kat, bi­le bi­le “De­mok­ra­tik­leş­me­” de­di­ği pa­ke­te “a­na­dil­de eği­ti­m” mad­de­si­ni ko­yu­yor. Ne­den?
Bö­lü­cü­le­rin gön­lü­nü al­mak is­ti­yor da on­dan! İş
ma­ale­sef bu nok­ta­ya gel­di!

* * * *

   Ha­di, ce­vap ve­rin ba­ka­lım!

Baş­ba­ka­n'­ın “De­mok­ra­tik­leş­me­” adı al­tın­da açık­la­dı­ğı pa­ke­ti ki­mi övü­yor, ki­mi ye­ri­yor. Bu ara­da, ga­ze­te­ci dos­tu­muz Mus­ta­fa Mut­lu “Çok ba­sit bir so­ru­” di­ye­rek so­ru­yor:
“Ye­ni pa­ket­le ‘di­ni inan­cın ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si­ni en­gel­le­me­k' ha­pis ce­za­sıy­la ce­za­lan­dı­rı­la­cak bir suç ha­li­ne ge­ti­ri­li­yor ya…
Me­rak edi­yo­rum:
Bu pa­ket yü­rür­lü­ğe gir­dik­ten son­ra, ada­mın bi­ri çı­kıp, dört ka­dın­la bir­den ev­len­mek is­ter­se…
Be­le­di­ye de bu­na izin ver­mez­se…
O adam da, ‘Be­le­di­ye Baş­ka­nı di­ni inan­cı­mın ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­tir­me­mi en­gel­li­yo­r' di­ye da­va açar­sa…
Ne ola­cak?
Mah­ke­me, tek eş­le ev­li­li­ğe izin ve­ren Me­de­ni Ka­nu­n'u mu dik­ka­te ala­cak, bu pa­ket­te­ki dü­zen­le­me­yi mi?

* * *

Dü­şü­nüp araş­tır­ma­dan, ga­ze­te­le­rin­de bu pa­ke­ti öv­me ya­rı­şı­na gi­ren yu­mu­şak ka­lem­ler…
İşin as­lı as­ta­rı or­ta­ya çı­kın­ca kız­la­rı­nı­zın yü­zü­ne na­sıl ba­ka­cak­sı­nız; çok me­rak edi­yo­rum!”

* * * *

Gü­nün Sö­zü

Dün­ya­nın en bü­yük ce­za­evi, ca­hil in­san­la­rın ka­fa­sı­nın içi­dir!

Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp