Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

‘Casusluk, fuhuş, şantaj’ ile itibarsızlaştırma

25 Ocak 2013

 

Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri'n­de, yüz­ler­ce as­ker yar­gı­la­nı­yor. Ki­mi­si dar­be­ci­lik­le, ki­mi­si te­rör ör­gü­tü kur­mak­la, yö­net­mek­le, ki­mi­si ca­sus­luk­la, fu­huş çe­te­si kur­mak­la yar­gı­la­nı­yor. Bu ko­nu­da­ki ha­ber­le­ri oku­yan­lar, Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­miz için her­hal­de hiç de iyi şey­ler dü­şün­mü­yor­dur.
Suç­la­ma­lar kar­şı­sın­da eş­le­rin, ço­cuk­la­rı­nın ruh sağ­lık­la­rı bo­zul­du. He­men hep­si psi­ko­lo­jik te­da­vi gör­mek zo­run­da kal­dı. Kız­lar, oğul­lar ba­ba­la­rı­na yö­ne­lik suç­la­ma­lar­dan uta­nır ol­du­lar. He­le eş­ler, hep gözya­şı dök­tü.
Bir as­ker eşiy­le soh­bet edi­yo­ruz. Eşi­nin “fu­huş ve şan­taj çe­te­si­” suç­la­ma­sıy­la ev­den gö­tü­rü­lü­şü­nü an­la­tı­yor. Ev­den tam çı­kar­ken, “Ta­nı­dı­ğım­dan be­ri sa­na iha­net et­me­dim. Lüt­fen bu­nu unut­ma­” de­di. Eşi­nin suç­lan­dı­ğı ko­nu­lar­dan öy­le utan­mış­lar­dı ki in­san­lar­la ko­nu­şa­mı­yor­lar­dı. Da­ha­sı, bu id­di­alar ne­de­niy­le ken­di­le­ri­ni de ara­yan-so­ran ol­mu­yor­du. Bu suç­la­ma­la­rın ağır­lı­ğı­nı an­cak ya­şa­yan bi­lir. Öy­le if­ti­ra­lar­la kar­şı­laş­tı­lar ki, “fu­huş yap­tı­rıl­dı­ğı­” söy­le­nen ka­dın, ba­ki­re çık­mış­tı.

De­ni­z'de tas­fi­ye ope­ras­yo­nu

İs­tan­bu­l'­da “as­ke­ri ca­sus­luk, fu­hu­ş” de­di­ler, 100'ün üze­rin­de as­ker tu­tuk­lan­dı. İşin il­ginç yö­nü, İs­tan­bu­l'­da da, İz­mi­r'­de de he­men ay­nı ta­rih­ler­de elek­tro­nik pos­tay­la ih­bar ya­pı­lı­yor. İs­tan­bu­l'­da da­va so­nuç­lan­dı. Or­ta­da ne ca­sus­luk, ne de fu­huş var­dı. An­cak, sa­nık­la­ra “ör­gü­t” su­çun­dan 3-15 yıl ha­pis ce­za­la­rı ve­ril­di. He­men, ay­nı suç­la­ma­la­rı içe­ren ye­ni da­va bu kez İz­mi­r'­de baş­lı­yor.
“As­ke­ri Ca­sus­luk ve Şan­ta­j” da­va­sın­da ye­rel mah­ke­me­de ce­za­ya çarp­tı­rı­lan­lar­la ko­nu­şu­yo­ruz. On­lar, bu da­va ile il­gi­li şun­la­rı an­lat­tı­lar:
“Bi­zim da­va­mız, TSK per­so­ne­li­nin ama özel­lik­le De­niz Kuv­vet­le­ri Ko­mu­tan­lı­ğı per­so­ne­li­nin he­def alın­dı­ğı di­ğer da­va­lar­dan fark­lı de­ğil­dir. De­niz Kuv­vet­le­ri ve onun onur­lu per­so­ne­li, sah­te di­ji­tal bel­ge­ler­le sa­nık du­ru­mu­na dü­şü­rül­müş ve so­nu­cun­da hü­küm ve­ril­miş­tir.

Ca­sus­luk da, fu­huş da ya­lan çık­tı

Da­va­nın 1 nu­ma­ra­lı sa­nı­ğı İb­ra­him Se­ze­r'­in te­le­fon din­le­me tu­ta­nak­la­rı­na, as­lın­da ol­ma­yan ko­nuş­ma­la­rı ek­le­yen iki po­lis hak­kın­da ha­len İs­tan­bul 4'n­cü Sulh Ce­za Mah­ke­me­si'n­de ko­vuş­tur­ma de­vam et­mek­te­dir.
Sa­nık­lar, müş­te­ki­le­rin gö­rün­tü­le­ri­ni giz­li­ce kay­da al­mak­la suç­lan­mış an­cak, el­de­ki gö­rün­tü ve ses ka­yıt­la­rı­nın biz­zat müş­te­ki­ler ta­ra­fın­dan ken­di­le­ri ve­ya ken­di ira­de­le­ri ile çe­ki­len ka­yıt­lar ol­du­ğu ifa­de­ler­le is­pat­lan­dı. An­cak yi­ne de sa­nık­lar giz­li ka­yıt yap­mak­la suç­lan­dı­lar. Da­va­nın is­mi ‘ca­sus­luk ve şan­ta­j' ol­ma­sı­na rağ­men müş­te­ki­ler, ko­vuş­tur­ma es­na­sın­da mah­ke­me hu­zu­run­da sa­nık­lar­dan şi­ka­yet­çi ol­ma­dık­la­rı­nı ve ken­di­le­ri­ne her­han­gi bir şan­taj ya­pıl­ma­dı­ğı­nı söy­le­di­ler. İd­di­a edi­len suç ör­gü­tü­nün li­de­ri yok­tur, ama­cı muğ­lak­tır.
Bu da­va­yı di­ğer­le­rin­den fark­lı kı­lan en önem­li yö­nü, fu­huş, şan­taj ve ca­sus­luk gi­bi Türk hal­kı­nın has­sas ol­du­ğu yüz kı­zar­tı­cı un­sur­lar kul­la­nıl­ma­sı ve TSK men­sup­la­rı­na bel al­tın­dan vu­ruş­lar ya­pıl­ma­sı­dır. Bu sa­ye­de Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri per­so­ne­li kü­çük dü­şü­rül­müş, ko­mu­tan­la­rı­mı­zın ve di­ğer si­lah ar­ka­daş­la­rı­mı­zın bir­bir­le­ri­ne olan gü­ve­ni de ze­de­len­mek is­ten­miş­tir. Ay­rı­ca; bir kı­sım TSK men­su­bu ve ai­le­le­ri hak­kın­da üre­til­miş di­ji­tal, aşa­ğı­lık if­ti­ra­lar­la iliş­ki­len­dir­mek su­re­tiy­le si­lah ar­ka­daş­la­rı­nın ara­la­rı açıl­ma­ya, ni­fak to­hum­la­rı ekil­me­ye ça­lı­şıl­mış­tır.
Bil­me­ni­zi is­te­riz ki, sığ be­yin­ler ta­ra­fın­dan üre­ti­le­rek, şah­sı­mı­za yö­nel­ti­len if­ti­ra­lar ne ka­dar aşa­ğı­lık ol­sa da, her şart al­tın­da al­nı­mız açık, ba­şı­mız dik ola­rak üni­for­ma­lı ve­ya üni­for­ma­sız dev­le­ti­mi­ze ve mil­le­ti­mi­ze hiz­met yo­lun­da iler­le­me­ye de­vam ede­ce­ğiz.”

Şim­di sı­ra İz­mi­r'­de…

İs­tan­bul­dan son­ra İz­mi­r'­de “ca­sus­luk, şan­taj da­va­sı­” baş­lı­yor. Bu da­va­nın sa­nık­la­rı ka­dar on­la­rın ali­le­le­ri de bu­na­lı­ma gi­ri­yor, hır­pa­la­nı­yor, trav­ma­lar ya­şı­yor. Bu so­ruş­tur­ma da, 10 Ağus­tos 2010 ta­ri­hin­de yi­ne bir elek­tro­nik pos­tay­la ya­pı­lı­yor. 2001 yı­lı­nın Ma­yıs ayı­na ka­dar din­le­me­ler ya­pı­lı­yor. Bu çe­te­nin bin 27 ki­şi­yi fiş­le­di­ği öne sü­rü­lü­yor. An­cak, bun­lar­dan 831'i şi­ka­yet­çi ol­ma­ya ge­rek bi­le duy­ma­mış.
Bu da­vay­la il­gi­li ço­ğu as­ker ol­mak üze­re 92 ki­şi ge­çen yı­lın tem­muz ayın­dan bu ya­na tu­tuk­lu. Sa­nık­lar, çı­kar amaç­lı suç ör­gü­tü kur­mak, üye ol­mak, ki­şi­sel ve­ri­le­ri te­min et­mek, as­ke­ri bil­gi­le­ri te­min et­mek­ten yar­gı­la­na­cak­lar. Sa­nık avu­kat­la­rın­dan Ke­mal Sa­ra­çoğ­lu, “Da­ha da­va baş­la­ma­dan bu in­san­lar suç­lu ilan edil­di­” di­ye ya­kı­nı­yor ve on­la­rın hak­la­rı­nı kim ko­ru­ya­cak?” di­ye so­ru­yor.
As­ke­ri­miz son yıl­lar­da yer­le bir edil­di. Bu ül­ke­nin say­gın ko­mu­tan­la­rı ya dar­be­ci, ya ca­sus­luk, ya şan­taj, ya fu­huş gi­bi suç­la­ma­lar­la kar­şı kar­şı­ya ge­ti­ril­di. Da­ha iyi gün­le­ri… Bun­dan son­ra bun­la­rın de­vam­la­rı ge­lir. Bir elek­tro­nik pos­tay­la, giz­li ta­nık ifa­de­le­riy­le in­san­la­rın ha­yat­la­rı ka­rar­tı­lı­yor.
Dün, Do­nan­ma Ko­mu­ta­nı Ora­mi­ral Nus­ret Gü­ner is­ti­fa et­ti. Ya­kın­da bu­nu ye­ni is­ti­fa­lar iz­le­ye­cek­tir.
Tas­fi­ye ope­ras­yo­nu bü­yük bir hız­la sü­rü­yor.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp