Reklamsız Sözcü

Alman Adalet Bakanlığı’nda dosyası var!

Almanya gezisindeki Başbakan Erdoğan Alman basını kadar Alman yargısına da yabancı bir isim değil. 2006-2008 yılları arasında Almanya’da görülen “Deniz Feneri e.V” davasında, Başbakan Erdoğan’ın adı bol bol geçti.

android-time 17:20 4 Şubat 2014
Alman Adalet Bakanlığı’nda dosyası var!
Almanya gezisindeki Başbakan Erdoğan Alman basını kadar Alman yargısına da yabancı bir isim değil. 2006-2008 yılları arasında Almanya’da görülen “Deniz Feneri e.V” davasında, Başbakan Erdoğan’ın adı bol bol geçti.

Türkiye'de başlayan yolsuzluk soruşturmasının alevlendiği günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Almanya gezisi, Alman basınında da sorgulanıyor. Yolsuzluk haberlerinin arkasından en kestirme yorumu yapan ve “Ya Erdoğan kaybedecek, ya da Türk demokrasisi” diyen DieWelt gazetesi, “Erdoğan'ın önümüzdeki yıl gücünün bir kısmını, bir sonraki yıl da belki tamamını kaybedeceğini ve bu durumda Erdoğan hapse girebileceği”ni duyurmuştu okurlarına.

Aslında Erdoğan, Alman basını kadar Alman yargısına da yabancı bir isim değil. 2006-2008 yılları arasında Almanya'da görülen “Deniz Feneri e.V” davasında, Başbakan Erdoğan'ın adı bol bol geçmişti. Soruşturmanın Türkiye ayağı için gönderilen 13 klasörden birinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında detaylı bir bilgi yer alıyordu. Deniz Feneri e.V. tarafından yapıldığı iddia edilen usulsüzlüklerin anlatıldığı raporun 55'inci sayfasından 61'inci sayfasına kadar 6 sayfa boyunca Başbakan Erdoğan'la ilgili bilgilere yer veriliyor, Erdoğan'ın aile ilişkilerinden kökenine kadar ayrıntılı bilgiler veriliyordu.

Dosyanın, “2. Soruşturma Davasının Esasları” ana başlığı altında “2.3 Davanın Özellikleri” bölümünde, “2.3.5 Politik Gerekçeler” başlığı altında Başbakan ile ilgili fotoğraflı geniş bir açıklama yer almıştı. Dosyada Başbakanla ilgili bilgi şöyleydi:

Recep Tayyip Erdoğan, 26 Şubat 1954 de Kasımpaşa/ İstanbul'da doğmuştur. 1994 den 1998'e kadar İstanbul Büyükşehir belediye başkanı idi, Eylül 1998 de halkı kışkırtma nedeni ile ömür boyu politikadan yasaklanmıştı ve Mart- Temmuz 1999 kadar tutuklanmıştır. Erdoğan 2001 den buyana AKP'nin başkanı ve 11 Mart 2003 den buyana Türkiye'nin başbakanıdır.

Erdoğan, İstanbul'a yerleşen Türkiye'nin kuzey doğusunda bulunan Rize den Gürcü- Müslüman göçmen bir aileden gelmektedir. Babası denizciydi ve feribotta çalışmaktaydı. Oğluna doğduğu ayın, İslami yedinci ay olan Recep adını vermiş ve ikinci adı olarak da büyükbabasının adını koymuştur. Erdoğan İstanbul'un eski liman mahallesi Kasımpaşa'da doğmuş ve dört kardeşi ile birlikte, üç erkek, bir kız, orada ve Rize'de yetişmiştir.

Piyale Paşa Camiinin yakınındaki ilkokuldan sonra, Erdoğan Türkiye'de dini liselerden biri olan İmam Hatip Lisesine girmiştir. Daha sonra İstanbul Marmara Üniversitesinde İktisadi ilimler okumuştur.

Erdoğan 4 Temmuz 1978 den buyana Emine ile evlidir: Çiftin iki oğlu, Ahmet Burak ve Necmeddin Bilal ve iki kızı, Esra ve Sümeye vardır. Eşi olduğu gibi her iki kızı da başörtülüdür, eşi kabullerde ve yurtdışı seyahatlerinde görsel olarak başörtülüdür. Türkiye'de başörtüsü dinsel sembol olarak görüldüğünden, Erdoğan devlet kabullerinde, mümkün olduğu hallerde sadece tek kişilik davetiye almaktadır. Kızları bu yasağı aşmak için ABD de eğitim görmektedirler.

Necmettin Erbakan'ın politik olarak yetiştirdiği oğlu olarak görülen Erdoğan, 1969 tarihinde Erbakan tarafından 1960'lı yılların sonunda kurulan, ideolojisi farklı, sürekli olarak İslami sağa ait politik partilerde, ama düşünce olarak kendi partisi Milli Selamet partisi tarafından da parti programına alınan Milli Görüş Hareketine katılmıştır.

Gençliğinde Erdoğan radikal İslam kuruluşu Akıncılar Derneğinin üyesiydi.

1970 de Erdoğan Beyoğlu ilçesinde Erbakan'ın Milli Nizam Partisi'ninin gençlik organizasyonunun başkanlığına seçildi. Ancak Parti 1971 de askeri müdahale esnasında yasaklandı. Erbakan hemen 11.Ekim 1972 de, 1970li yılların sonlarına kadar üç koalisyon hükümetine katılan, politik olarak benzer Milli Selamet Partisi kurdu. Erdoğan'da görevli olarak önce sade bir kariyer yaptığı bu partiye katıldı ve diğer yandan da kendi küçük özel işletmelerinde çalıştı.

1984 de bu arada kurulan diğer bir ardıl Refah Partisinin yönetim kuruluna girdi ve başkan yardımcısı oldu. Sonra bir sonraki ardıl parti Fazilet partisinde 1998 de ayrılana kadar kaldı. 2001 de Selamet partisinin eski üyeleri ile AKP'yi kurdu.

2002 seçimlerinde AKP ile bir seçim zaferi kazandı ancak o dönemdeki hukuki durum nedeni ile sadece parlamento milletvekilleri başbakanlığa seçilebildiğinden mevcut politika yasağı nedeni ile başbakanlığı alamadı. Onun yerine yardımcısı Abdullah Gül Başbakan oldu. Ancak politika yasağını kaldıran bir Anayasa değişikliğinden sonra 12 Mart 2003'de Türkiye'nin başbakanı oldu. AKP Erdoğan'ın liderliğinde 2007 parlamento seçimlerinde yüzde 46,7 oy aldı ve bu şekilde mecliste kesin çoğunluğu elde etti.”

Almanya’da yapılan ve sonuçlanmış olan Deniz Feneri e.Vdava klasörlerinden birinde Başbakan Erdoğan'a ilişkin bu bilgilerin yer alması, “dava ve soruşturmanın; AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgisi ve irtibatı” olduğunun akla getirirken, Almanya'nın Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili başka bilgilere sahip olduğunun da ipuçlarını veriyor.

BURAK ERDOĞAN ELLERİNDE VALİZLE…

Alman Adalet Bakanlığı'nın elinde gerek Başbakan Erdoğan gerekse Burak Erdoğan hakkında bu yönde elinde bir hayli bilgi olduğu ve bunların bir kısmını Türk yargısına teslim ettiği sır değil. Görevden alınan Deniz Feneri savcılarına gönderilen klasörlerde, Burak Erdoğan'ın Deniz Feneri e.V binasına ellerinde valizle giriş-çıkış yaparken resimlerinin gönderildiği yargı çevrelerinde dillendiriliyor.

Zaten Almanya'daki savcı,Burak Erdoğan'ın Almanya'yı sık ziyaret ettiğini ve bu ziyaretlerde Deniz Feneri Derneği'ne uğradığını belirterek, “Bizzat oğul Erdoğan, derneğin bankadan yüklü para çektiği dönemlerde geliyordu…” demişti.

Burak Erdoğan, Başbakan oğlu olduğu için arama yapılmadan VIP salonlarından giriş-çıkış yapıyor ve üstü ile eşyaları aranmıyordu. Savcının burada demek istediği aslında çok açıktı.

Almanya'daki davayı,“Almanya'nın en büyük bağış skandalı” olarak niteleyen Hakim Johann Müller dekararı açıklarken üstüne basa basa, “Baş sorumluların Türkiye'de” olduğunu belirtmişti. Müller ayrıca, “Burada dolandırıcıların basit bir eylemi söz konusu değildir. Siyasi ve İslami bir ideoloji vardı” diyerek, davada dolandırıcılık suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası alan Mehmet Gürhan'ınhiyerarşide kendisinin üstünde bulunan kişilerin onayı ve izni olmadan tek başına karar veremediğini de eklemişti.

Ama o günlerde, Kürt açılımı ve pehlivan tefrikalarına dönen Ergenekon iddianameleri ile düzmece fotokopi belgeleriyle beyni lime lime dağıtılmış Türk kamuoyunun, hakimin kararı açıklarken yaptığı bu önemli tanımlamaları, sivrisinek efekti yapmaktan öteye gidemedi.

Başbakan'ın her gelişinde “Türklerin uyum süreci”ne sekte vurduğuna inanan Alman yöneticileri, “Güçlü Başbakan” imajı bir hayli devalüe olmuş Erdoğan'ın son ziyaretini, “Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası çerçevesinde yapılmış bir ziyaret” olarak görüyor.

Yolsuzluk konusunda puzzel'ın parçaları yavaş yavaş toplanırken, Alman yargısının elindeki belgeleri açıklayacağı günlerin uzak olmadığını da tahmin etmek zor değil. ABD tarafından artık “envanterden düşürüldüğü” ifade edilen Başbakan Erdoğan'ın AB'de de üzerinin çizildiğinin sesleri işte ilk o dosyalardan gelecek…

Derya Kırıcı / Odatv

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 17:3204.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more