Reklamsız Sözcü

ÇED raporundaki ‘felaket’

Baran Bozoğlu ve Nevzat Ersan ÇED raporu ile ilgili yönetmelikteki değişikleri değerlendirdi.

android-time 09:28 27 Kasım 2014
ÇED raporundaki ‘felaket’
Baran Bozoğlu ve Nevzat Ersan ÇED raporu ile ilgili yönetmelikteki değişikleri değerlendirdi.

Eser Akgül-SÖZCÜ

ÇED raporu ile ilgili yönetmelik 2 gün önce değiştirildi. AVM’ler, HES projeleri ve toplu konut projeleri artık ÇED raporundan muaf tutulacak. Büyük ölçekli projelerin, çevreye ve insan sağlığına verdikleri zararların değerlendirilmesini kapsayan Çevresel Etki Değerlendirme Raporu kaldırarak büyük bir rant alanı yaratmayı amaçlayan hükümet son noktayı koymuş oldu.

Böylece göz dikilen bütün tarım arazileri, kentlerde toplu konutlar yapılmak için göz dikilmiş boş araziler, ormanlar büyük tehlike altına girmiş oldu. Bakanlık bunların aksini iddia etse de bunun sonuçlarını ilerleyen zamanlarda çok ağır bir şekilde yaşayacağız.

Konu ile ilgili Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu ve İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nevzat Ersan sozcu.com.tr’ye konuştu.

Baran Bozoğlu:

Yeni Yönetmeliğin ‘çelişkilerine’ dikkat çeken Bozoğlu “24-S bendinde ÇED raporu almış olan bütün tesisler daha sonra yapacakları bir kapasite artışı söz konusu olduğunda bakanlıktan herhangi bir ÇED raporu hazırlamadan bu sürece devam edecekler. Bu patlamaya hazır bir bomba aslında. Şu an Türkiye'de bulunan bütün tesisleri düşünün; kurşun fabrikalarını, demir-çelik  fabrikalarını, termik santralleri… Mesela bir hidroelektrik santral yaptınız, proje ile ilgili ÇED raporu aldınız. Ama birkaç ay sonra tesisi 10 katına çıkartmak istiyorsunuz. Bu yeni yönetmelikten önce, tesisin çevreye olan etkisi artacağından tekrar ÇED raporu hazırlamanız gerekiyordu. Ama artık bakanlık tekrar ÇED raporu alınmasına dair bir talepte bulunmayacak.” dedi.

“Bütün projelerin yolu açıldı”

Değişiklikle tüm projelerin yolunun açıldığını savunan Bozoğlu durumu verdiği çarpıcı örnekle anlattı. Bozoğlu “Şöyle düşünelim; diyelim ki bir tesis yapacaksınız. Bu tesis kapasitesinden dolayı Ek  2 listesine giriyor. Bu liste üzerinden il müdürlüğüne proje verdiniz. İl müdürü bu başvurudaki bilgileri yeterli gördü ve kabul etti. Ancak birkaç gün sonra tesisin kapasitesini artırma kararı aldınız. Normalde tesis artık Ek 1 listesine tabi olması, yani ÇED raporu alınması zorunlu hale gelmiş olması gerekirken artık yeni yönetmelikle birlikte ÇED raporu hazırlamaya gerek kalmayacak. Bu ne demek biliyor musunuz? Artık bütün tesisler için bir yolunu bulup projeler ÇED raporundan muaf kılınabilecek. Bu inanılmaz bir olay.” dedi.

GEÇİCİ MADDE TEHLİKESİ!

Daha önce yapılan başvuruların da bu değişiklikten faydalanacağını hatırlatan Bozoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer önemli bir konu da şudur; yönetmelikte Geçici 1. Madde var. Bu maddede normalde bir yönetmelik yayınlandığında, bu yönetmelik yayınlanmadan önce yapılan başvurular eski yönetmeliğe tabidir der, doğal olarak. Bu değişiklikte şunu yapmışlar; lehte olan şeyler yeni yönetmeliğe tabidir. Bu şu demek: Yönetmelik 25 Kasım’da yayınlandı biliyorsunuz. Ama 24 Kasım’da  yani yönetmelikten önceki bir tarihte, toplu konut, AVM…vb bir projeyle ilgili başvuruda bulunmuş olsanız da yeni yönetmelikten faydalanabilirsiniz. Yani bu yönetmelikteki muafiyetleri kullanabileceksiniz anlamına geliyor. Tabii bunu 1 gün öncesi gibi düşünmeyin 1 yıl öncesi bile başvuru yapmış olabilirsiniz. Bu anlamda da korkunç bir düzenleme.

“Bir çevre Bakanlığı düşünün ki yapılacak olan tesislerin çevresel etkilerinin değerlendirilmesini istemiyor.”

Şu an İstanbul'un, Ankara'nın herhangi bir yerine toplu konut projesi yapacaksanız ÇED'den muafsınız!!!! Bir çevre Bakanlığı düşünün ki yapılacak olan tesislerin çevresel etkilerinin değerlendirilmesini istemiyor. Böyle bir bakanlık olamaz. Örneğin İstanbul'da yapılan birçok inşaat var. Büyük şehirlerin en büyük kirlilik problemi tozdur. Bakanlığın internet sitesinde bununla ilgili ölçümler hep yüksek çıkar. Bu da akciğer hastalığına, bronşit problemlerine, astım hastalığına yoğun bir şekilde sebep oluyor, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. İnşaat sektörünün yaptığı projeleri ÇED'den muaf tuttuğunuz anda insanların yaşam alanlarında yaşayacakları çevre problemlerinin değerlendirmemesini istiyorsunuz anlamına geliyor. Bunu şöyle özetleyebiliriz: insanlar ciddi bir hava kirliliği yaşıyorlar ve bu hava kirliliğinin değerlendirilmesini bakanlık istemiyor.

Nerede hangi tesis yapıldığı bilinmeyecek

Bakanlık resmi ÇED sürecini, halk sağlığı ve doğaya olan zararlarını değerlendirme sürecini, bir bürokratik engelmiş gibi algılıyor. Daha önce enerji bakanlığının, sanayi bakanının yaptığı açıklamalarda ÇED raporu beklenmeden artık istediğimizi yapabileceğiz cümleleri kurulmuştu ve bunlar basına yansımıştı. Bu da aslında onun somutlaştırılmış hali oldu. ÇED sürecini doğru yapmazsanız daha sonra bunun denetim mekanizmasını farklı bir şekilde yapamazsınız. Aslında bir yandan ÇED sürecinden muafiyet sağlarken bir yandan da tesislerin gelecekte denetlenmesi ve envanter çalışmalarının yapılmasını da engellemiş oldular. Bakanlığın elinde şu anda zaten sanayi tesislerine dair envanter yok, nerede ne tesis var bunu bilmiyorlar ve internetten bakıp denetimlere gidiyorlar. ÇED yönetmeliği bu denetim için önemliydi. Bütün tesislerle ilgili ellerinde bir veri oluşmasını sağlıyordu. Ancak muafiyet çıktığı için artık o tesise dair bilgi alınmayacak artık. Bu da denetim süreçlerini negatif bir şekilde etkilemiş oluyor.

Yönetmelikte toplam 17 kere değişiklik yapıldı 

Diğer bir konu da şu: Yönetmeliği Avrupa Biliği’ne uyumlu hale getiriyoruz diyorlar. ÇED yönetmeliğinde 7 kere ana değişiklik, toplamda da 17 kere değişiklik yapıldı. Avrupa Birliği’nde ise 1985’ten bu değişiklik sadece 3 defa olmuştur. Geçen sene de 3 Ekim’de değişiklik yapılmıştı ve o zaman da bakan AB’ye %100 uyumlu hale getirdik demişti. Yani yaptıkları her değişiklikte %100 uyumlu hale getiriyorlar ama Avrupa Birliği’ndeki yönetmeliğin değiştiği yok. Dolayısıyla aslında %100 uyumlu hale getirilmiyor.

Halkın projelerle ilgili bilgi alması engellendi

İlginç olan şudur: Yönetmelikte oteller var ama hastaneler yok. Büyük eğitim kampüsleri de tamamen yönetmelikten çıkarılmış durumda. Bu yüzden de şu anda hastane ya da eğitim kurumları hakkında yapılacak projelerle ilgili ÇED yönetmeliği kapsamında itirazda bulunamayacaksınız. Ama diğer AVM gibi projelerde itiraz etme şansınız olacak. Tabi bilginiz ve haberiniz olursa. Çünkü bakanlık bunun internette duyurulmasını, halkın bilgilendirilmesi zorunluluğunu kaldırmış durumda yönetmelikten. Yani insanlar duyarlarsa sadece müdahale edebilecek. Ama ÇED’de bir zorunluluk vardı halkın katılım toplantılarıyla ilgili.

Bu arada AVM yaparken de proje sahasını gidip görme zorunluluğunu da kaldırdılar. Yani proje tanıtım dosyası hazırlarken sahayı görmek zorunda değil artık kimse. Sahayı görmeden proje tanıtım dosyası hazırlayacaklar.

Ayrıca orman arazilerinin vasfının değiştirme sürecince de yine ÇED yönetmeliği uygulanıyordu onu da kaldırdılar.

“Hukuku da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını da tanımıyorlar”

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla ilgili bir durum da var bu yeni yapılan değişiklikte: ÇED yönetmeliğinde Geçici 3. madde vardır ve bu maddeye göre 1997’den önceki bütün kalkınma programlarında yer alan projeler ÇED’den muaf tutulmuştu. 3. köprü de bu projelerden bir tanesidir. Bunun gibi yüzlerce, binlerce HES projesi, demir yolu ve otoyolu projesi gibi projeler ÇED’den muaf tutulmuştu. Biz konu ile ilgili itiraz dilekçemizi CHP’ye iletmiştik ve bu maddeyi iptal ettirmiştik. Anayasa Mahkemesi 3 Temmuz’da bu muafiyeti kaldırmıştı. Ancak buna rağmen yeni değişiklikte yönetmeliğe bu maddeyi yine koymuşlar. Yani hukuku da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını da tanımıyorlar artık.

Biz meslek odası olarak bu konuda çok deneyimliyiz. Buna dair de elimizde dilekçemiz hazır. Önümüzdeki günlerde davayı açıp bu maddelerin iptali için süreci başlatacağız.

 

Nevzat Ersan:

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nevzat Ersan ise söz konusu değişikliğin hükümet için ‘ne anlama geldiğini’ anlattı.

İşte Ersan’ın tespitleri;

Yönetmelik değişikliğinin neleri kapsadığı kamuoyunda ayrıntıları ile yer aldı. Bizim açımızdan asıl soru, AKP iktidarının bu değişikliğe neden gerek duyduğudur.

Çevre değil rant önemli

AKP iktidarı neden ilgileniyor ÇED konusuyla? Büyük ölçekli projelerin çevreye olan etkisini değerlendiren bu raporlar, çevrenin akıbetini belirlemektedir. Projenin çevreye olumsuz etkisi varsa proje gerçekleşme şansı bulamıyor, aksi durumda proje hayata geçiyor. AKP iktidarı büyük ölçekli projelerin çevrede yarattığı tahribatı değil de, projenin yaratacağı rantı önemsediğinden, projelerin önünde yasal engel çıkmaması amacıyla ÇED Yönetmeliği'nde değişikliğe gidiyor. Bir başka ifade ile büyük projeleri alan firmaların elini rahatlatmak istiyor. Amasra'da termik santral yapılmasını, boğaza üçüncü köprü inşa edilmesini, Yırca'ya santral kurulması önünde engel istemiyor. Bu uğurda zeytin ağaçlarını, Amasra'nın doğal ve kültürel hayatını, İstanbul ormanlarını hiçe sayıyor.

Bu hükümet AVM, TOKİ hükümetidir

Yönetmelikte son yapılan değişikliğin adeta adrese teslim olduğu anlaşılıyor. Düşünebiliyor musunuz golf tesisleri, AVM'ler ÇED dışı tutuluyor, toplu konut yani TOKİ projeleriyle ilgili ise gözle görülür bir esneme sağlanıyor. Şimdiye dek defalarca dile getirmiş ve “AVM Hükümeti” kavramını kullanmıştık. Bu hükümet AVM, TOKİ hükümetidir. Son değişiklik bunu bir kez daha tescil etmiştir.

Yönetmelik uygulamaya alındığında ne olacak? Olacağı şu: kaçınılmaz bir çevre felaketi ile karşı karşıya kalacağımız çok açık. Orman, su havzası, yer altı suları, yeşil alan, kültürel ve tarihi doku, doğal hayat demeden isteyen istediği yere isteyen istediği büyük ölçekli projenin temelini atıp uygulamaya başlayabilecek. Yönetmelik ve yönetmelikle düzenlenen muafiyetler nedeniyle ne bölge halkı ne çevreciler ne üniversiteler ne de meslek odaları hesap soramayacak, yargı yoluna başvuramayacak. Yönetmelikle Türkiye'nin talan düzeni resmiyet kazanmış olacak.

Yönetmeliğin Resmi gazetede yayımından itibaren 60 gün içerisinde tamamının ya da tek tek maddelerinin iptali için ilgilileri tarafından Danıştay'a dava açılabilir. TMMOB ve bağlı Odaları, kendi meslek alanlarıyla ilgili olarak toplumsal ve kamusal yarar ilkesini gözeterek dava açabilir, şimdiye kadar pek çok dava da açılmıştır. Nitekim Çevre Mühendisleri Odası'nın dava açma hazırlığı içerisinde olduğu bilinmektedir.

 

 

 

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 10:1427.11.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more