Reklamsız Sözcü

‘TBMM itibarsızlaştırıldı’

Ankara Barosu Başkanı Aksoy: İnternet Yasası demokratik bir hukuk devletinde görülmesi mümkün olmayacak bir yöntemle onaylanmıştır.

android-time 14:52 19 Şubat 2014
‘TBMM itibarsızlaştırıldı’
Ankara Barosu Başkanı Aksoy: İnternet Yasası demokratik bir hukuk devletinde görülmesi mümkün olmayacak bir yöntemle onaylanmıştır.

Ankara Barosu Başkanı Sema Aksoy, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, onayladığı ve internete sansür getirecek olan yasayla ilgili konuştu.

Aksoy’un açıklaması şöyle:

Cumhurbaşkanı tarafından, yurt dışından gelir gelmez, alelacele onaylanan Torba Kanun ile hak ve özgürlükler açısından yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Sıkıntılı tarafları olduğu kabul edilmesine rağmen, demokratik bir hukuk devletinde görülmesi mümkün olmayan bir yöntemle, “sıkıntıları aşacak yeni bir kanun düzenlemesi” sözü üzerine onaylanan bu Kanun ile yasama organı TBMM itibarsızlaşmıştır. Yasama faaliyetini kişisel ilişkilere indirgeyen, mevcut kanunu değiştiren bir kanunun üç gün sonra yeniden değiştirilmesi gibi kabulü mümkün olmayan bu süreç, öncelikle ve doğrudan yasamayı ciddiyetsiz bir faaliyete dönüştürmüştür. Torbayla adalet, torbayla özgürlük olamayacağı da açığa çıkmıştır.

Topluma, uzmanlara danışılmadan, sorgulanmadan, anlatılmadan ve anlaşılmadan Torba Kanun adı verilen ucube bir yöntemle hak ve özgürlükler, koruyucu hukuk temelinden uzaklaştırılmakta ve köksüzleştirilmektedir.

Demokrasinin temeli olan katılımcılık ve şeffaflığı yok eden bu zihniyetin olumsuz etkilerinin kanunlaşması söz konusudur. Mevcut siyasi iktidarın her türlü hak ve özgürlüğü sadece kendi penceresinden ele alarak uygulamaya sokması, yüzlerce yıllık demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin yok sayılması anlamına gelmektedir.

Bu genel çerçevede, hukuk ve demokrasiyi benimseme ve yaşama geçirme mücadelemizin devam edeceğini vurgulamak istiyoruz.

5651 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğine dair Ankara Barosu'nun görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz:

Yeni internet düzenlemesi neler getiriyor?

Mecliste, 6 Şubat 2014 tarihinde kabul edilen 6518 sayılı torba kanunla, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”da ciddi değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikleri, özellikle kamuoyunu ilgilendiren kısmı itibariyle üç ana çerçevede ele almak mümkün. Bunlardan ilki, Erişim Sağlayıcıları Birliği adı altında, özel hukuk tüzel kişisi olarak kurulan yeni bir yapı, ikincisi erişim engelleme kararlarıyla ilgili farklı eğilim, üçüncüsü ise kişisel verilerin saklanmasına dair getirilen zorunluluk.

Yasalaşan ve halen Cumhurbaşkanı önünde olan torba kanuna göre, tüm internet servis sağlayıcıları ve internet erişim hizmeti veren diğer işletmeciler, yeni kurulacak olan Erişim Sağlayıcıları Birliği üyesi olmak zorunda kalacak. Bu Birliğin çalışma usul/esasları, üyelerin ödeyecekleri ücretler gibi işleyişiyle ilgili bütün düzenlemeler Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) onayıyla yürürlüğe girecek bir tüzükle belirlenecek. Yeni düzenlemenin geçici maddesiyle, üç aylık bir süre içerisinde bu Erişim Sağlayıcıları Birliğinin kurulması, kurulamadığı taktirde bütün internet servis sağlayıcılarına para cezası uygulanması söz konusu. Yasal düzenlemeye göre Birlik özel hukuk tüzel kişisi ama işletmecilere zorunlu üyelik şartı var. Birliğe üye olmadan internet servis sağlayıcılarının (İSS) çalışması, faaliyette bulunması mümkün olmayacak. Birlik, esas itibariyle, “erişim engelleme” kararlarının kısa bir sürede uygulanması için oluşturulmuş bir yapı. Erişim Sağlayıcıları Birliğine tebliğ edilen “erişim engelleme” kararları, erişim sağlayıcı işletmecilere yapılmış sayılacak ve bu tebligattan sonra dört saatlik bir sürede, erişim engelleme kararının uygulanması gerekecek.

İkinci olarak, erişim engelleme kararları sistematiğinde ciddi bir değişiklik söz konusu. Daha önce, erişim engelleme ve içeriğin yayından kaldırılması şeklinde iki farklı uygulama bulunuyordu. 5651 Sayılı Kanun'un 8'inci maddesi çerçevesinde, katalog suçlar denen; Atatürk aleyhine işlenen suçlar, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar gibi TCK’da tanımlanmış, ağır hukuki yaptırımları olan suçlarla ilgili, suç şüphesi bulunan hallerde, erişimi engelleme kararı hakim tarafından, soruşturma aşamasında ise gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, cumhuriyet savcısı tarafından verilebiliyordu. (Bu durumda savcı kararını 24 saat içinde Mahkemenin onayına sunuyordu) Kişilik haklarının ihlali iddiası halinde, yine bir mahkeme kararıyla bu içeriğin yayından kaldırılması Kanun'un 9'uncu maddesiyle düzenlenmişti.

Gündemde olan değişikliklerde, katalog suçlarla ilgili 8'inci madde temel olarak yine aynı kaldı. İçeriğin yayından çıkarılması olan 9'uncu maddenin başlığı, “içeriğin yayından kaldırılması ve erişimi engelleme” şeklinde düzenlendi ve özel bir madde daha eklendi. Eklenen 9A maddesinin başlığı da, “özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi” oldu. Yani, eski kanunda katalog suçlar için getirilmiş bir usul olarak, tek bir maddede erişimi engelleme varken, değişiklikle üç maddeye çıkartılmış oldu. Şimdi, 8'inci maddede, katalog suçlar denen suçlarla ilgili erişimi engelleme kararı var. 9'uncu maddede düzenlenen, kişilik haklarının ihlaliyle ilgili durumda ise, bir yandan içeriğin yayından çıkartılması için içerik yer sağlayıcısına başvuru yolu var veya istiyorsanız doğrudan Sulh Ceza hakimine başvurarak erişim engelleme kararı verilmesini talep edebiliyorsunuz. Burada da sonuçta bir mahkeme kararıyla erişim engellenme söz konusu.

Ancak, 9A' da düzenlenen, özel hayatın gizliliği için erişimin engellenmesi ise aslında bütün tartışmaların odağındaki madde. Kişilik hakkı ihlali ve özel hayatın gizliğinin ihlali iki ayrı madde olarak alınmış. Kişilik hakkının ihlali bir dizi fiili içeriyor. Bunlar, tehdit, şantaj, hakaret, özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, iftira gibi kişilik haklarını oluşturan unsurlara dönük fiillerdir. Ancak yeni düzenlemede, kişilik hakkının içinde yer alan özel hayatın gizliliğinin ihlalinin ayrı bir madde olarak düzenlendiğini görüyoruz. Öte yandan, katalog suçlarda doğrudan TCK hükümlerine atıfla, erişim engelleme kararlarının verileceği yazılı. Ancak 9A'da böyle bir atıf söz konusu değil.

Yeni düzenlemeye göre, özel hayatın gizliliğinin ihlali halinde, mağdur olduğunu ileri süren herhangi birisi doğrudan BTK'ya bağlı TİB'e başvuruyor. TİB başvuruyu inceleyip, şekil yönünden bir eksiklik bulmadığı taktirde, otomatik olarak erişim engelleme kararı veriyor ve bu kararı uygulanması için Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderiyor. Bu şekilde Birliğe iletilen kararın, en geç 4 saat içerisinde uygulanması gerekiyor. Öte yandan başvurucu, 24 saat içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurmazsa bu erişimi engelleme kararı kendiliğinden kalkıyor. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde TİB Başkanı doğrudan kendisine iletilen veya kendisinin tespit ettiği ihlallerle ilgili olarak emir veriyor ve bu emir Birliğe de gönderilmeksizin doğrudan TİB tarafından yerine getiriliyor. TİB başkanının emri doğrultusunda erişim engellenmesi üzerine, TİB'e veya BTK'ya 24 saat içerisinde mahkemeye başvuru şartı getirilmemiş. Burada sadece karara karşı, erişim engellenen içerik sahibi tarafından itiraz edilebileceği getirilmiş. Yani sistematik tersine çevriliyor. Tüm erişim engellemelerde erişim engelleme kararını veren savcı, başvurucu karar aldıktan sonra mahkemeye gitmek zorundayken burada TİB'in aldığı bir karardan sonra mahkemeye gitmesine gerek yok, sadece ilgilisi itiraz edebilir.

Düzenleme hukuk tekniği, insan hak ve özgürlükleri açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Öncelikle yasanın hazırlanma süreci üzerinde değerlendirme yapmak gerekirse, internet kullanıcılarının milyonları ifade ettiği, işletmecisinden sivil toplum örgütüne, barosundan milletvekiline kadar çok geniş bir kitleyi etkileyen böyle bir yasal düzenlemenin 17 Aralık sürecinden sonra, kamuoyunda hiç tartışılmadan, hiç bir STK'nın, kullanıcının, işletmecinin görüş ve önerisi alınmadan bir oldu bittiyle Meclis'e getirilmesi – ki burada uzun süredir tartışıldığı, STK'ların görüşünün alındığı gibi bir takım iddialar var ama bunlar doğruyu yansıtmıyor çünkü, bu konuda bazı çalışmalar vardı evet, ama yasalaşan metin, tartışılan metin değildi. Dolayısıyla bu düzenleme, tartışılarak hazırlanmış bir yasa değil. Bu noktada, demokratik bir hukuk devleti açısından, özellikle günümüzde internet gibi, ifade özgürlüğüne en ihtiyaç duyulan bir alanda böyle bir yasal düzenleme yapılmasını, demokratik geleneklere ve esaslara uygun bulmadığımızı ifade etmemiz gerekir.

İçeriğe gelince; düzenlemenin vurgusu ile kamuoyunda yapılan savunma çelişkili. Diyelim ki çocuk taciziyle ilgili, katolog suç dediğimiz çok ciddi bir suç şüphesi uyandıran bir yayın var, yani çok ağır, kabul edilemez bir suç şüphesinin varlığı halinde mahkeme ve savcılık kararını bekleyeceksiniz ama bir siyasinin özel hayatın gizliliğinin ihlali iddiasında – ki “özel hayat” çok subjektif, değerlendirmeye açık bir şeydir – hemen 15 dakikada karar alıp uygulayacaksınız. Hangi fiil daha ağır? Hangi yaptırım daha ağır ve hızlı? Burada denge tamamıyla kaybolmuş. Bu düzenlemeye karşı çıkanları hükümet yanlısı medya organlarda, porno lobisi diye bile adlandırdılar ama, işin tuhafı porno gibi bir şey olduğunda 8. madde geçerli olacak, onun için hiçbir değişiklik içermiyor bu düzenleme. Ama örneğin başbakanın, bir bakanın oğluyla ilgili bir yolsuzluk haberi söz konusu olduğunda, “özel hayatın gizliliği ihlal edilmiştir” deyip, hemen anında sansür devreye sokulacak.

İnsan hak ve özgürlükleri açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Hak ve özgürlükler açısından, özel hayatın tanımlamasındaki zorluk nedeniyle, suçun varlığı hemen hemen her durumda tartışmalı olabilecektir. Basından örnekleyelim bunu: Örneğin, yazılı basında gazetede bir haber çıktı ve bu haberle ilgili kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasındaysanız, tekzip başvurusu yaparsınız. Kabul edilmezse mahkemeye başvurursunuz, tekzip istersiniz, mahkeme kabul ederse ancak tekzip yayımlanır. Bu arada siz sonra gidersiniz tazminat davası vs açabilirsiniz. Ama internet üzerinden bu yapıldığında hiç mahkemeye gitmeden direk TİB'e gidip erişimi engelleme kararını uygulayabiliyorsunuz. Yani yazılı basına göre bile kabul edilemez bir sistematik, bir özgürlük kısıtlaması olduğu çok açık. Burada doğrudan siyasi bir motivasyon var.

Siyasi iktidarla, idare ilişkisini göz önüne aldığımızda yani hükümetteki yapıyla ilgili her türlü haberi siz özel hayatın gizliliği kapsamına sokabilirsiniz. TİB hükümetle ilgili şeyleri gecikmesinde sakınca bulunan hal olarak değerlendirebilir – ki tamamen sübjektif bir şey bu, objektif temeli de yok, TİB hepsini otomatik takip eder ve 10 dakikada, 15 dakikada bütün sitelere erişimi engelleyebilir. Ve mahkemeye gitme zorunluluğu da yok TİB’in. Mahkemeye itiraz edip o kararı kaldırtana kadar geçen sürede, o kadar büyük bir gücü elinde bulunduran siyasi iktidar başka şekillerde o haberin içeriğini etkisizleştirebilir. Bu aslında doğrudan haber alma, ifade özgürlüğünü ihlal edecek nitelikte bir uygulama anlamına gelecektir diye düşünüyorum. Bu anlamda hak ve özgürlükler açısından da bu düzenlemenin kabul edilebilmesi bence mümkün değil. Siyasi motivasyon olduğu son derece açık, TİB’e mahkemeye başvuru zorunluluğunun getirilmemiş olması bile niyetin açık göstergesidir. Ki aslında orda niyeti gösteren bir şey daha var, kanunun ilk halinde, komisyona gelen halinde TİB başkanı değil bakanın emriyle diyordu. Zaten orada TİB yerine bakan emriyle koyduğunuzda doğrudan bu onu siyasi iktidara bağlamışsınız demektir.

Yeni düzenleme ile erişim kayıtlarının saklanması ne ifade ediyor?

Eğer siz kişilik haklarına, özel hayatın gizliliğine bu kadar değer veriyorsanız öncelikli hedefiniz, yasaklayan düzenleme değil kişilik haklarını koruyan, kişisel verilerin hangi hallerde işlenebileceğini düzenleyen bir yasal düzenlemeyi hızla gündeme getirip kabul etmek olmalıdır. Kişisel verilerin 2 yıl boyunca saklaması, herkesle ilgili internet izinin saklanması demektir. Peki bu verileri, hangi yasal düzenleme, hangi kanunun verdiği izinle saklatıp kullanacaksınız? Böyle bir yasal düzenleme yok. Anayasaya kesinlikle aykırı ve bu özgürlüğün doğrudan kayıt altına alınmasıdır. Yani böyle bir yasal düzenleme olmadan 2 yıl boyunca her türlü internet izinin saklanıyor olması ve istenildiği zaman kullanıma hazır olması, belki de big brother'ın en fazla vücut bulduğu noktalardan birisi olacaktır. Bu da aslında yasanın motivasyonunu ortaya koyuyor. Yani yasa demokratik bir yapı içerisinde kişilik haklarının, kişisel verilerin korunmasını hedeflemiyor.

Hayatımızın artık önemli bir kısmı internette geçiyor ama biz oradaki haklarımızı çok iyi anlayabilmiş ve sonuçlarını kavrayabilmiş değiliz. Yani siz, interneti sürekli kullanan bir insansanız ve pek çok işlem için kullanıyorsanız, bütün hayatınız didik didik edilebilecek demektir bu. Veriler saklanacak, sonra denecek ki “şu numaralı abonenin kişisel bilgilerini gönder”, sonra sizin bütün hayatınız oradan çıkacak.

Gelişen teknolojiler, özellikle internet teknolojisiyle birlikte bazı klasik ve temel hak ve hürriyetlerin içerik değiştirdiği tartışmasız. İnternet ortamı, bugün artık pek çok kişi tarafından doğrudan kullanılan bir iletişim vasıtası, bir ifade özgürlüğü mekanizması. Çok şey ifade ediyor internet. Orada bizim kişisel verilerimiz, bütün hayatımız, banka işlemlerimiz, yazışmalarımız, özel mektuplarımız.. E-mail dediğiniz şey nedir? Sizin mektubunuz. Dolayısıyla, internetle özgürlüklerin, internette özgürlüklerin ne şekilde kullanılacağının çok iyi değerlendirilmesi ve algılanması gerektiği gibi, devletin de temel hak ve özgürlüklere saygı açısından kendisini sınırlandırması gerekiyor. Otosansür uygulatacak, bir korku toplumu oluşturacak bir noktaya gelebilir bu tür düzenlemeler. Dolayısıyla bunun iyi kavranması ve Avrupa Birliği hedefinden artık iyice uzaklaşılmaması açısından bu değişikliklerin mutlaka etraflı bir şekilde ele alınması lazım. Çünkü, bugün bunun altına imza atan kişilerin de takibi, izlenmesi söz konusu olacak.

Son güncelleme: android-time 15:4219.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more