Reklamsız Sözcü

Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

02:5127 Ekim 2014
Emin Çölaşan’a mektuplar
Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

___________________________________________

Sayın Emin Abi, bu akp dinciler tımarhanesi haline getirilen ülkemizin bu çıkmazından kurtaracak bir formül biliyorsanız (çünkü bu kırkharamilerin seçimle gitmeyecekleri maalesef anlaşılmıştır.) lütfen köşenizde yazın.
Bu geldiğimiz noktada yurtsever ve duyarlı insanların dayanabileceği bir durum değildir artık.Şimdi sultanlık sarayını da yaptırarak sadrazamlarıyla beraber yeni osmanlı devletini de, kendi deyimleriyle Türkiye Cumhuriyeti parantezini kapatarak kurmuş oldular. Allah hepimize akıl fikir niyaz etsin. Amin.Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bu ülkenin Cumhuriyet savcıları, üniversiteleri, sivil toplum örgütleri öğrenilmiş çaresizlikle sanki birşeylerin sonunu bekler gibiler.Bu kısır döngü,bu korkaklık nereye kadar gidecek.Ne olacak bu memleketin hali ?!
Saygılarımla Hasan
___________________________________________
Emin bey,yıllardır köşenizi zevkle okumaktayım. Sözcüde bebek katili ile ilgili fotoğraf kullanıldığında,son günlerdeki resim pişmiş kelle gibi sırıtan,sanki sevimli gösterilmeye çalışılan resmi kullanılmaktadır. Gerçek yüzünü Gösteren resminin kullanılmasını(mesela burnunu karıştırırken vs.) rica ediyorum. Selam ve sevgiler… Dr. Mehmet

___________________________________________

Sayın Emin Çölaşan,
Bu fotoğrafı sizinle paylaşmak istedim:
Yıl 1933, Cumhuriyetimizin 10. Yılı, Kadıköy, İstanbul
Fotoğraftaki bayraktar 2004 yılında seksen sekiz yaşında kaybettiğim annem Melahat (Türker, Ülgezen)dir. Yaşamına I. Dünya Savaşı günlerinde başlamış, çocukluğu Kurtuluş Savaşı döneminde geçmiş, vatanın ne zor şartlarda düşmanlardan ve yabancılardan temizlendiğini, Cumhuriyetin, Atatürk İlke ve Devrimleri'nin ne kadar büyük kazanımlar olduğunu yaşayarak öğrenmişti. Cumhuriyet'e, Atatürk ve arkadaşlarına yaşamı boyunca minnet duydu, büyük bir sevgiyle bağlı kaldı. Varlığımızı borçlu olduğumuz büyük Atatürk'ün ve Cumhuriyetimizi kuran, korumak için kendini feda eden tüm vatanseverlerin önünde saygıyla eğiliyorum, mahcup ve üzüntü içinde…
Gülçin Ülgezen

___________________________________________
Emin bey,

Sadrazam Ahmet’e biz kısaca “SADRAZAMCIK” diyoruz.

İyi günler dilerim.

Fatih

___________________________________________

Sevgili Emin Çölaşan bu ülkede kürt olarak doğdum ve onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ölmek istiyorum henüz 25 yaşındayım

Maalesef ülkemizde iyi şeyler olmuyo bir genç olarak geleceğimden çok endişeliyim bu ülkeyi yönettiğini sananlar önce bu ülkeyi kuran ulu önder

Mustafa kemal ATATÜRK'e saygı duymaları gerekir ama maalesef bunlar saygı kelimesinin anlamını bilmiyolar ben bu ülkede lise ve üniversite okumuş

Bir kürt kökenli T.C vatandaşı olmaktan grur duyuyorum hiçbizaman etnik kökenim yüzünden bi yerden çevrilmedim. bu arada yazılarınızı çok beğenerek Okuyorum sabah kalkar kalkmaz ilk işim sizin yazınızı okumak oluyo iyiki sizin gibi korkusuz aydınlar var bizlere bi nebze olsun cesaret veriyosunuz saygılarımla….

Murat
___________________________________________
Sayın Emin Bey,
Ben Jandarma Genel Komutanlığında çalışan bir subayım. Sayın Davutoğlu'nun açıklamalarını üzülerek dinledim. Jandarma teşkilatının siyasallaştırılıp iktidarın emelleri doğrultusunda çalışan bir kolluk olması ben ve benim gibi birçok subayı üzdü. Bu konuda siz değerli gazetecilerin konuya sahip çıkmasını ve Jandarmanın siyasallaşmasına engel olma yönünde desteklerinizi istiyoruz.
Yapılmak istenen kanun değişikliğinin en önemli maddeleri atama yetkisinin verilmesidir. yeri değiştirme yetkisi ile görevden uzaklaştırma yetkisinin İçişleri Bakanlığına verilmesidir. Bu durum Jandarmanın varlık gerekçesini ortadan kaldıracaktır. Jandarmanın Genelkurmay Başkanlığı ile bağını ilişkisini ortadan kaldıracağı gibi, askeri vasfını da yitirmesine neden olacaktır.
Aslında bakanlığın değişiklik taslağının gerekçesine ve yapılmak istenenlere, son dönemde meydana gelen olaylar ışığında bakıldığında, yani resmin bütünü görüldüğünde yapılmak istenileni tüm çıplaklığıyla görmek mümkündür.
Bakanlığın kanun taslağı gerekçesi kolluğun sivil gözetimi ve demokratikleşme adımı olarak belirtilmiştir. Aslında bu denli objektif ve modern bir amacı herkesin istemesi gerekir. Amaç da problem gözükmemektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılmak istenenler nelerdir ve bu amaçla örtüşmekte midir?
Yapılmak istenilen en önemli değişiklik olan Atama ve yer değiştirme yetkisinin verilmesi, bir güç talebi ve jandarmanın içişlerine karışmadır. Bir kurumun atama sistemi kendi başına bir sistem değildir. İnsan kaynakları yönetiminin bir alt sistemidir. İnsan kaynakları yönetiminin diğer alt sistemleri olan temin, yetiştirme, sistem dışına çıkarma vb.. ile birlikte düşünülmesi ve onlarla ilişkinin de değerlendirilerek oluşturulacak atama prensipleri doğrultusunda yapılması gereken bir süreçtir. Bir şirketin amacının, pazarlama, üretim, dağıtım vb.. süreçlerinin göz ardı edilerek, sadece kontrol etme sürecinin geliştirilmesi veya düzenlenmesi nasıl mümkün olmazsa, jandarmanın da bu süreçler içinde atama sisteminin değiştirilmesi o kadar mümkün değildir.
Her yıl güncellenen insan gücü temin ve yetiştirme planı TSK ile uyumlu olması açısından Genel Kurmay Başkanlığı ile koordine edilmekte ve diğer kuvvetlerle işbirliği halinde yapılmaktadır. Tüm bu süreçler göz ardı edilmekte ve sadece atama yetkisi istenmektedir. bu yetkide de subaylar, karargahtaki daire başkanları, il ve ilçe Jandarma Komutanlıkları yani en kritik görevlere atamalar bulunmaktadır.
Yer değiştirme istisna bir yetkidir. Sağlık gibi idari ve zaruri bir ihtiyacın olması veya idarenin anlık ortaya çıkan hizmet ihtiyacından dolayı kullanılır. Dolayısıyla atama ile birlikte istisna olan ancak süreklilik arz ettiğinde atama yetkisinden bir farkı olmayan bu yetkinin de alınmak istenmesi personel üzerinde Demokles'in kılıcının etkisinin oluşturulmak istendiği apaçık ortadadır.
Özetle “personelin ipi sürekli benim elimde olsun, istediğim yere istediğim zamanda çekebileyim. Jandarma benim istediğimin dışına çıkamasın, jandarma benim için olsun. “demektir.
Görevden uzaklaştırma konusu da yine siyasi olarak verilen talimatın yerine getirilmemesi dolayısıyla getirilmek istenmektedir. Çünkü mevcut uygulamada TSK gibi katı disiplin anlayışı ve kuralları olan bir sistemde bu tedbir zaten gerektiği gibi uygulanmaktadır. Hatta hiçbir kurumda da bu kadar eksiksiz bir uygulama olduğu da düşünülmemektedir.
Atama ve görevden uzaklaştırma ve yer değiştirme kurumun kendi iç işleyişine ait hususlardır. Dışarıdan bir müdahalenin amacı sivil gözetim ve demokratikleşmeden ziyade kendi istedikleri personeli istediği yere atamak isteğinden kaynaklanmaktadır. İstenen hususlar bu amaca uygun olmadığı gibi antidemokratik taleplerdir. Benim istediğim olsun demektir.
İçinde bulunduğumuz süreç düşünüldüğünde siyasilerin bu yetkiyi almalarıyla emniyette olduğu gibi insanların sebepsiz, gerekçesiz olarak tayin edilmeleri, kural tanınmadan bir oraya bir buraya sürülmeleri mümkün olacaktır. Bu süreç normal bir süreç değildir.
Daha önce Ergenekon, balyoz diye birçok TSK personeli mağdur edilmiştir. Şimdi de karşı bir hamle olarak paralel adı altında mağduriyetler yaşatılmak istenmektedir. Şu an kendi emirlerinde olan emniyet teşkilatına mağduriyetler hukuksuz olarak yaşatılmıştır. Emin olalım ki eğer Jandarma da bakanlığın emrinde olsa idi benzer uygulamalar Jandarmaya ve oradan da TSK nin tamamına uygulanabilecekti. Kanun değişikliği işte tam bu noktada Jandarmayı da dejenere etmek kendi siyasi görüşleri doğrultusunda şekillendirmek için yapılmaktadır. Bu noktada bunu görmek gerekmektedir.
İçinde bulunduğumuz süreç normal bir süreç olsa iyi niyetle bu değişiklikler yapılmaya çalışılsa kimse buna itiraz etmeyecektir. Tezkere gibi TSK nin ülke dışına müdahalesinin konuşulduğu ve Ayn El Arap (Kobani) protestolarının yaşandığı bir dönemde bu çalışmaların iyi niyetli olduğunu düşünmek safdillik olur. Ayrıca hem bu tür harekâtta hem de ülke içi oluşabilecek kargaşada ilk kullanılacak birliklerden olan jandarmaya yönelik plansız ani ve bu tür köklü değişiklikler ülke güvenliğini zaafa uğratacaktır.
Saygılarımla.

___________________________________________

Sayın Emin Bey,
Ben 55 senedir yurt dışında yaşayan 77 yaşında bir Mimarım.Türkiyenin bilhassa siyasi durumunu internet üzerinden takib ediyorum bu nedenle her gün ilk okuduğum gazete Sözcü ve ilk okuduğum yazı sizinkidir büyük bir çoğunlukla duygularımız örtüşüyor ,yalnız bu günkü yazınızla hemfikir Değilim.
Aynı zamanda yabancı gazeteleri de takib ettiğim için inanıyorum ki sınırın açılması doğru. mademki bu işid denilen yılanın başının ezilmesi lazım ve mademki “Kürtler 35 senedir bize karşı savaşıyorlar gidip işidle de savaşsınlar ” diyoruz o zaman bu imkanı onlara vermemiz lazım . Haa bu iş inşallah bittikten sonra (bence daha senelerce sürecek)veya devam ederken PKK Silahı bize çevirirse işte o zaman siyasete ve Necdet beye yüklenmek hakkımız. Zira bunu yapmasaydı zaten paçavra olmuş itibarımız dünya kamu oyunda sıfıra düşecekti.
Size AKP den Meşru olarak kurtulma yolundaki çabalarınızda başarılar diler selamlarımı yollarım Y.Özen
___________________________________________

Sayın Çölaşan,

“… Aslında dünyada küçük düşürülen Tayyip vesaire değil, bizim ülkemiz. Etek onlara değil, Türkiye Cumhuriyeti'ne giydiriliyor…”
Yukarıdaki cümle 23 Ekim 2014 tarihinde Sözcü gazetesinde, sizin köşenizde yayınlandı. “Etek giyme” eylemini, bir aşağılama davranışı olarak görmek yeni değil. Ancak, hiç değilse profesyonel gazetecilerin, köşe yazarlarının kullandıkları cinsiyetçi dile çok dikkat etmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Amaç ne olursa olsun, söylenilmek istenen farklı da olsa, düşüncenin bu şekilde cinsiyetçi (ya da bazen ırkçı, homofobik, vb.) şekilde sunulması önemli bir hatadır. Bu hataları azaltmanın tek yolu farkındalık yaratmak ve gerektiğinde tepki göstermektir gibi duruyor.
Ben sizin yazıda ne demek istediğiniz tabii ki anlıyorum ve kadınlara yönelik bir aşağılamayı asla düşünmeyeceğinizi de biliyorum; maaleseff dilimize yerleşmiş bazı kullanım şekillerinin çok otomatik olarak kalemimizin ucuna geldiğini de biliyorum – ki herhalde ben de yüzlerce kere aynı şeyi yapmışımdır. Ancak yine de bu otomatik kullanımlardan kurtulmak için birbirimize hatırlatma yapmamızın faydalı olacağını düşünerek size bu mesajı yazıyorum. Lütfen kırmak ya da saldırmak gibi bir amacım olmadığını bilmenizi isterim.
Sevgiler, iyi çalışmalar.

Prof. Dr. Doğan Kökdemir
Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü

___________________________________________

Emin bey merhaba,
Biz gerçekten değişik zamanlar yaşıyoruz, her neslin insanı yaşamıştır ama bu şansızlık sanırım bütün 20′ li yaşlarımın bu siyasi döneme denk gelmesi.
Size bir olay anlatmak istiyorum.Ankara’da bir hastaneye aşırı baş ağrısı nedeniyle müracaat ettim ve aldığım poliklinik randevusu sonucu nöroloji uzmanı tarafından beyin emarı tetkiki istendi.Buraya kadar her şey normal.Saat 13.00 sularında randevumuz 14.00 olarak belirlendi.Emar çekilecek ünitenin kapısında 1 saat beklememizin ardından saat 13.55’de birden acil bir hasta almak zorundayız sizi alamayız dendi. Tabiki anlayış gösterdim fakat beş dakika sonra acil hasta odaya doğru ilerledi.Tahmin edin nasıl??
Hoplaya zıplaya güle oynaya..Sonra bir baktık ki vatandaş Suriyeli.Tüm hastanelerde artık zorunlu bulunan Arapça tercüman arkasında güle oynaya emara giriyo.
Hemen ilgili danışmaya acil hasta diye gönderilen kişinin acil hasta olmadığını randevum olmasına rağmen neden beklemek zorunda olduğumu dalga mı geçtiklerini söyledim.Açıklamalarını duymanız lazım saçma sapan.Ben diyorum ki acil hasta değil o diyor ki mecburen içeriye tercümanla alıyoruz anlamadıkları için.Bir süre sonra vazgeçtim, dedim ki lanet olsun.Kendi ülkemde benden daha değerli bu vatandaşlar.Kötü düşünmek istemiyorum onlarda ister miydi acaba kendi ülkelerinden evlerinden vatanlarından ayrılmak diye bazen kendime kızıyorum ama bu anormal bir durum.Ben baş ağrısıyla kıvranıp orada bir saat daha oturmak zorunda bırakılırken hoplaya zıplaya acil hasta diyerek aptal yerine konmayı hazmedemiyorum.
Kendi ülkemde daha değersiz olmayı hazmedemiyorum.
Yanlış zamanda yanlış yerdeyiz gibi geliyor, ne dersiniz??
Zeynep

___________________________________________

merhaba emin abi ben emekli gariban olarak zoruma gidiyor .hükümet bana 970 tl emekli maaşı verirken bu yetmezmiş gibi birde suriyelilere kimlik ev iş çalışamayanada maaş verecek biz emeklilere zam vermemek için 7 takla atan hükümet suriyelilere gelince var bize gelince yok biz ölmüşüz .ağlayanımız yok lütfen köşenizde yazın yalvarırım size ümidim yok düzelmeye fakat herkez duysun adalet akp ye mi çalışır anlamadım 970 tl maaştan kıredi kesilir 350 tl geriye kalanla gelde yaşa borç ödemek için kıredi çekerim yoksa eve ekmek nasıl alırım yazacak çk şey var ama hangisini yazayım şaştım kaldım yalanım yk size tlfonumu da yazıyorum korkum yk kimseden çünki zaten ölmüşüz bundan kötü ne olabilir? Size Allah uzun ömür versin siz olmazsanız biz kime derdimizi acacağız allaha emanet olun saygılarımla- Ramazan

___________________________________________

HERGÜN AMA HERGÜN
SENİ GÖRDÜKÇE YARADANA ŞÜKREDİYORUM. BİR STALİNE BAK BİR KENDİNE, BİR LENİNE BAK BİR KENDİNE NEKADARDA BENZİYORSUNUZ. DİLEĞİM ODURKİ İNANANLARIN İNTİKAMINI ALLAH ALSIN. YUKARDA İSİMLERİ YAZILI LİDERLERİNİZ İLE BİRLİKTE OLUN. AMİN.
Abdullah

___________________________________________

Emin abi merhaba,
28 yaşındayım.İşyerime geldiğimde ilk işim yazılarınızı okumak,bugün belki iyi şeyler yazmıştır diye.Ama her gün bir başka hüsran.Bugün kü yazında thy yöneticilerine basit bir soru sormuşsun cevap gelmeyeceğini bile bile.
Ben de sana bir soru sormak istiyorum abi.
Geleceğimden korkuyor ,ülkemden utanıyorum.Ben ne zaman arkamı kontrol etmeden akşam 9 dan sonra sokaklarda rahat rahat dolaşacağım ??
Kafamdaki en basit soruyu sordum.Kaygılarımın ucu bucağı yok çünkü.
Cevap gelmeyecek biliyorum.
Umarım yanılırım :)
___________________________________________

Bakın emin bey öncelikle büyük dediğiniz gazete kahvehanelerde okey taşlarının üzerinde okunuyor . Okuyanlarda işsiz güçsüz dünyadan bi haber insanlar , okey oynarken kırmızı beşin gelmemesine kafayı yiyen islamsız tipler . Türkiye dünyanın çeşitli
Ülkelerinden hangi suçluyu isteyipde alabildi
Almanya fıransa italya hepsinde ateist terörörgütü olduğu halde mahkeme kararlarıda olduğu halde bize iade edilmedi
Dünyaya rezilmi oldular . Ayrıca THY Temel kotil apronda deve kestirdiğinde alay ettiniz dünyaya bizi rezil ettirmek için çabaladanız
Şimdi ne oldu dünyanın en iyi prestijli hava yolu bizim . Sizin değil bizim
Celil
___________________________________________

Merhaba Sayın Emin Beyefendi,
Yazılarınızı çok severek okumaktayız. Mücadelenizde her zaman yanınızdayız. İzin verirseniz, kısaca THY ile ilgili bir duyumumu bildirmek isterim.
Geçenlerde iş için yurtdışına gidiyordum. Görevlilerden biriyle sohbet koyulaşınca Atatürk Havalimanında çalışan Rizeliler hakkında konu açıldı. Hava taşımacılığı ile hiçbir bilgisi olmayan, sadece kravat takıp apronda öyle şaşkınlaşan kişilerin olduğu ve en önemlisi bu şahısların yönetim kadrolarında müdür, şef gibi görevlere getirildiğini öğrendim. Hatta bir tanesi ‘boş damacanalar müdürü' imiş. Lütfen bu konuyu dile getirirmisiniz.
Saygı ve Sevgilerimle,

T. Baybars
___________________________________________
Sevgili EMİN ÇÖLAŞAN,size gerçekten önemi büyük olan ve bütün TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ilgilendiren bir (hassas)konu anlatmak ve yazmak istiyorum.yaklaşık 4 sene önce yabancı uyruklu fas vatandaşı bir bayanla evlilik yaptım.evliliğimin 1.senenin sonunda Sosyal Güvenlik Kurumundan eşimin 1 yıldır ülkemizde ikamet ettiğini ve sigorta primini ödemek zorunda olduğunu yazıyor,ayrıca en yakın sgk müracaat edin diyordu.bizde eşimle beraber sgk ya gittik.ne yapılması gerekiyor diye sorduğumuzda,eşimin sigortalı bir işe girmesi ve sorunun hal olabileceğini söylediler.bende eşimi turistlerin olduğu ve tercumanlık yapan bir firmaya işe soktum.aradan 2,5 sene geçtikten sonra emniyet müdürlüğünden eşimi çağırdılar bizde normal bir durum zannedip gittik,eşimin çalışamayacağını söylediler.bizde eşime gelen sgk daki kağıdı gösterdik.sonra yabancılar şubesi müdürü bu kağıdı okudu ve sorunun hal olduğunu ve tekrar işe sigortalı devam edebileceğini söyledi.aradan 4-5 gün sonra bir komiser eşimi emniyete bir dilekçe yazılması için eşimi çağırttırdı.eşim de gittiğinde,eşimde gittiğinde eşime tutanak yazdırıp sen çalışamazsın dediler(tekrar).tutanağı ankara genel müdürlüğe göndereceklerini ve ya para cezası yada sınır dışı edileceğini söylediler.şimdi eşim bir haftadır sürekli ağlıyor ve çaresiz bir şekilde ne cevap gelecek diye bekliyoruz.benim anlayamadığım konu şu SAYIN EMİN BEY ,devetin bir kurumu eşime çalışacaksın diyor diğeri çalışamazsın diyor ve ceza vereceğini söylüyor.benim türk vatandaşı 2 yaşında bir kızım var eşimle birlikte olan.durumumuz ne olacak hiç bir fikrim yok.eşimin türk vatandaşı olması için 3 yıl sürede bitti fakat ikamet yeni teskeresini daha göndermediler.onaylandığını söylediler.yabancıların özelikle suriye vatandaşların sigortasız her yerde çalıştığını ve polisin çarşı esnafının her gün uğradığı bir yerde nasıl oluyor da bunu fark etmiyorlar beni bir çelişkiye itiyor.size şimdiden çok teşekkür ediyorum ve meslek hayatınızın devamını diliyorum….saygı ve sevgiler büyük ustat………..
___________________________________________
Çok değerli Emin Bey,

Bugünkü Sözcü yazınızla ilgili olarak Sözcü Gazetesi’nin dağıtımıyla ilgili bir önerim var. Bence Sözcü okuyan her yolcu uçaklara, Başta THY olmak üzere 10 adet Sözcü gazetesiyle binip, isteyen yolculara vatandaşlık görevi olarak dağıtsın! Bakalım bunu da yasaklayabilecekler mi? Demokraside çareler tükenmez ama sizin bir gazeteci olarak kitlelere ulaşma şansınız olduğundan bu konuyu bir sürü okuyucunuzun dile getirdiğini yazabilirsiniz. Eminim ki iyi bir sonucu olacaktır…

Allah sizin gibi dürüstlükle işini yapanları başımızdan eksik etmesin, her geçen gün sizin ve eşinizin sağlığına duacıyım…

En derin saygı ve sevgilerimle…

Ebru

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp