Reklamsız Sözcü

Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz.

android-time 03:15 3 Kasım 2014
Emin Çölaşan’a mektuplar
Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz.

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

________________________________________

Sayın, Sevgili Emin Bey,

Çok güzel yazmışsınız. Elinize sağlık. Ama bir de şunu sorun: o satın alınan kendi taraftarı gazetelerin her birinden günde kaç adet THY yönetimine dağıtılıyor? Her gün elde kalan binlerce gazeteye rağmen, neden ısrarla aynı gazeteden yine her gün aynı miktarda alınıyor? Böylece yandaş gazetelere benim gibi çok uçan kişilerin paralarıyla ne kadar destek verildiği de ortaya çıkmış olur.

Ben neredeyse haftada 5 kere uçuyorum. Her defasında da gazetemi (Sözcü’yü) bulamayınca aslında haber alma özgürlüğüm de kısıtlanmış oluyor. Ne dersiniz? Dava açayım mı? Manevi olarak beni destekler misiniz?

Selam ve Sevgiler
Av. Dr. Mehmet

________________________________________

EMIN BEY
 
SIZI SENELERDIR HERGUN OKURUM
COK TESEKKURLER YAZDIKLARINIZA
AYRICA Y OZDIL B COSKUN U.DUNDAR S.YALCIN VE TUM DIGER yazarlara da SONSUZ TESEKKURLER
BAKIN BIR ONERIM VAR / BENIM GIBI YAPABILIRSINIZ / ZIRA BIR  OY AKP ICIN EKSILEBILIR DIYE DUSUNUYORUM
BEN PARIS / TURKIYE HATTINDA  EN AZ SENEDE 10 DEFA MESLEGIM ICABI GIDIP GELIRIM .
SIZIN DE YAZDIGINIZ GIBI SOZCU VE YANDAS OLMAYANA GAZETELER YOK !
Ben her IST / PAR  DONUSUMDE EN AZ  10 ILA 20 ADET NE KADAR VARSA ARTIK , ALANDA  SOZCU YU SATIN ALIP  UCAGA GIRMEDEN YOLCU SALONUNDA DAGITIYORUM
ALMAK ISTEMEYEN DE YOK DEGIL TABII…CEVABIM HAZIR BU ADAMLARA : SABAH I GOSTERIP BAK BEN BUNUDA OKUYORUM ,  HER KESIMDEN FIKIR SAHIBI OLMAK ICIN DIYE CEVAPLIYORUM
Sizde AYNI SEYI YAPIN DIYORUM.
SOZCU OLARAK SIZ DE ALANDA KI GAZETE BAYILERINE BOL MIKTARDA SOZCU VERIP BEDAVA VERMENIZI TAVSIYE EDERIM / REKLAMINI YAPARAK TABIIKI .
BU ENGELLENIRMI ONU BILEMEM TABIIKI.
TANRI SIZE KUVVET VERSIN KI  YAZMAYA DEVAM EDIN…
 
TEKRAR TESEKKURLER
 
Rasim
________________________________________

Sözcü gibi gazeteler in  thy uçaklarında verilmediğini bildigim  için Adanaya gidisimde yanıma 10 adet sözcü gazetesi aldım ve hostesten isteyenlere vermesini rica ettim. Bana kaptana sorması gerektiğini söyleyip ayrıldı. Dönüşte müsaade etmediğini söyledi.  Ben de o işi kendim yaptım. Sizin yazınız üzerine  , yaşanmış olayı bildirmek istedim.

Size sağlık dileklerimle saygılar

Meryem
________________________________________
Baba (Süleyman Demirel) zamanla nasıl değişti ve gözüne girdiyse, umulur ki (Tayyip Erdoğan’da)  değişir ve tüm ulusun gözüne girer(!). Ben kişisel olarak Tayyip’ten umutlu değilim, hem de hiç. Zamanın beni yanıltmasını diliyorum….

Mahmut
________________________________________
Emin Ağabey,
Evet mevcut durum bu:
“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.”Fuzuli
Bir de tabii işin içinde matematik var ki o bu işlerin düzeleceğini işaret ediyor.
Çünkü biz tarihe matematik gözü ile bakıyoruz.
Tarih de yakan yıkan;  yıkılmıştır yokolmuştur. Nokta.

Ak Saray için kaç ağaç kesilmiş. Ne önemi var! Bugün, yarını bilemeyiz?
Geçmiş ise
“Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim!”Fatih Sultan Mehmet Han
“Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir.
Yahu der; sen hayatında hiç böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki
kesmeye  muktedir görüyorsun kendini ve niye!” Atatürk
Sevgi Ve Saygılarımla…

Hulagu KAPTAN, MD
Associate Professor in Neurosurgery
Selcuk University  Medical Faculty

________________________________________

Jandarmamız, yapısı ve personel sayısı itibariyle Türkiye adına önemli bir caydırıcı güçtür. Yaklaşık 30 yıldır terörle mücadele konusunda sürekli sahada olup uzmanlaşmıştır. Birçok ülkeden insan ve silah desteği alan terör örgütü PKK ve uzantılarıyla savaşarak ülke savunmasında önemli bir rol üslenmiştir.
Halen terör tehdidi savuşturulmuş değildir. En küçük bir bahaneyle sokakları cehenneme çevirecek kadar dinamik güce sahip olan teröristler, her gün bir medya organında tehditler savurmaktadır. Halen dağ kadrolarının çok canlı olduğunu ve isteklerinin karşılanmaması durumunda savaşa hazır olduklarını bildiriyorlar. Böyle bir ortamda, ne yazık ki Jandarma teşkilatı hakkında gündem oluşturulup, içişlerine bağlanma konusu ortaya çıkmıştır. Acaba konuşulması gereken, jandarmanın siyasete bulaştırılması mı olmalıdır? Yoksa askerin günlük siyasi konuların dışında tutulup, bu kritik savaş ve terör sürecine odaklanması mı olmalıdır?
Tarihimize baktığımızda, ne zaman ki asker siyasete yakın olmuş o zaman isyanlar, darbeler, orduda zafiyetler ortaya çıkmıştır. Devlet geleneğimizde askerin çok ayrı ve özel bir konumu vardır. Halkımızın nezdinde ise güvenilirlik sıralamasında zirvededir. Jandarmanın, içişleri bakanlığına bağlanması durumunda, günlük gelir geçer siyasi hesapların içerisinde kalacağı aşikârdır. Bu durumda ne disiplin, ne samimiyet ne de birbirine güven kalacaktır. Siyaseten birbirini kategorize etmiş subaylar, askere gerekli olan motivasyonu da sağlamaktan uzak olacaklardır. Bu yanlıştan acilen geri dönme yolları araştırılmalı ve siyasetçileri kışlaya bulaştırmamalıdır.
Düşüncelerimi sizinle paylaşmak ve vicdanımın sesini iletmek istedim. İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.
Ercan

________________________________________

SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN,

Ülkemizin gidişatını üzüntüyle takip ediyorum..Gazeteyi okudukça moralim bozuluyor..Ama İLAHİ ADALETE İNANCIM SONSUZ olduğundan HİTLER gibi HELAK olacaklarını biliyorum..Siz usta yazarlardan ricam DİKTATÖR  VE BENZERLERİNİN NASIL HELAK OLDUKLARIYLA ilgili MORALİMİZİ DÜZELTEN yazılarınıza ağırlık vermeniz..ATATÜRK YURDUMUZU DÜŞMANLARDAN TEMİZLEDİ,YOKLUKLAR İÇİNDE İMKANSIZI BAŞARDI, BİZ DE BUNLARDAN KURTULACAĞIZ…!

VE ülkemizi düşürdükleri durumlardan kurtulabilmek için İÇERİ TIKTIKLARI DEĞERLİ KOMUTANLARIMIZA MUHTAÇ OLACAKLAR İNŞALLAH !!!

DENİZ

________________________________________

Sayın Emin bey size ilişikteki Ek’te üzüntü ile göreceğiniz Cumhuriyet kutlama manzarası gönderiyorum
27 Ekim saat 11:00 da Cumhurbaşkanlığı köşküne 50 m mesafede bulunan Subay lojmanlarında çektiğim bir resim bu
Gazetenizde yayınlayınız ki fikri bozuklara ders verelim birilerine olsun  Saygılarımla,
Mustafa

________________________________________

Dizilerde kürt-aşiret dizileri istilası var.

Çağdaş Türk taşam tarzı yozlaştırılıyor.

Bu konuya dikkat çekmek içinbir yazı yazmanız temennisiyle…

Kolaylıklar diliyorum.

________________________________________

Emin Bey,

Ugur Bey,

Gecen gun yabanci bir TV de (galiba DW) dunyada bir emsali daha olmiyan ve 1,5 milyar dolara mal olan komurle calisan Saskatchewan’da (Kanada) kurulan elektrik santralinin acilisi yapildi ve misafirlerede gereken bilgiler verildi.

Benim gozum Basbakan Harper’i aradi. Ama ne o ve nede bakanlar vardi. (Aynen bizde oldugu gibi degilmi?:)))

Insan ne kadar olsa kendimizle mukayese ediyor.

Saygilar, TARIK KARSLI

________________________________________

Merhaba Emin abi..
tamda bizim evde konuştuğumuz şeyleri yazmışsın bugün..
ölen işçi kardeş oluyor, yaşayan işçi üvey evlat!
her kazadan sonra iki üç kafadar ortaya çıkıp milleti sakinleştirmeye
çalışan nutuklar atıyor, biz tabi yemiyoruz ama  halkın önemli bir kısmı ne yazık ki yiyor
abi, tabi bizde burada kendimizi yiyip bitiriyoruz..
bizim evde kendi kendimize konuşup yeterince duyuramadığımız sesimizi sen duyuruyorsun.
iyi çalışmalar.

Tuncay
________________________________________
Merhaba Emin Bey,

Umutları bu CHP'ye bağlamak bence kendi ipini çekmekten farksızdır. Kılıçdaroğlu ve CHP yöneticileri sadece parti meclisinden konuşmayı ve belli günlerde de İstanbul Bağdat Caddesinde, İzmir Kordon Boyunda, Ankara'da ve Antalya'da yürümesini biliyorlar. Oradaki halkın çoğu zaten ikna olmuş. Bu yöntem aynı davulu dövmekten başka bir işe yaramıyor. Türkiye'nin diğer bölgeleri ne olacak ? Niye Diyarbakır'da, Rize'de, Konya'da Kayseri'de Trabzon'da, Tunceli'de yürüyemiyorlar ? Bu mu muhalefet yapmak ? Sadece her gün yolsuzlukları açıklamakla olmuyor. Halk artık bıktı. Bu yöntem Japonya'da, Almanya'da, İngiltere'de, vb ülkelerde işe yarardı ancak burası Türkiye ve bu halka etki etmiyor ! 10 Seçim daha olsa bu halk yine AKP'ye oy verecek çünkü muhalefet yok ! Bunu artık herkes biliyor ancak CHP nedense anlamakta güçlük çekiyor, ya da işine gelmiyor.  Ona göre strateji geliştirmiyorlar. Örneğin, eğer basında sansür varsa o zaman her gün Türkiye'nin her tarafında halka gidip olan biteni ve projelerini doğrudan anlatmaları lazım. Ama bu kafayla çok zor. Dolayısıyla onlar da kolayı seçiyor. Ama nereye kadar ?

Ben Cumhuriyet'in ve dolayısıyla da Türkiye'nin kurtuluşunun ivedi olarak yeni bir oluşum tarafından demokratik yollarla yapılmasıyla olacağına inanıyorum. Şöyle ki; her partiden, (Buna AKP de dahil) demokrasiye, devrimciliğe, laikliğe, milliyetçiliğe inanmış, kısaca Atatürk'ün belirlediği ilkeleri tam anlamıyla içine sindirmiş dürüst ve aklıselim milletvekilleri ile yeni bir parti kurulursa ve onlar da izleyecekleri yolu tüm millete “onların anlayacağı dilden (!)” anlatabilirlerse büyük bir çoğunlukla 2015 genel seçimlerini kazanacaklarına inanıyorum. Buna halk da büyük destek verecektir. Ancak bu yolla bölünmekten, Cumhuriyet'i kaybetmekten ve yok olmaktan kurtuluruz.

Yok mu vatanını gerçekten seven, demokrasiye, emeğe, insan haklarına saygılı, laik ve en önemlisi kendisini satmayacak dürüst milletvekilleri ?????    Bu yolu açacak bir lider yok mu bu ülkede ?  Daha neyi bekliyorlar ????  Fazla vaktimiz kalmadı !

Saygılarımla.

Hasan

________________________________________

sevgili emin bey

bugün çocuğuma okulunda verilen anket kağıdının resmini çektim size gönderiyorum.

Ben bu ankete ne cevap vereyim bana yardımcı olun lütfen.

Bunun bir fişleme olmadığını anlamamak için aptal olmak lazım değilmi?

selamlar.

________________________________________

Sn.Çölaşan
Bugünkü Necdet Bey yazınızı okudum. Kaleminize sağlık, ruhunuza sağlık. Başka ne diyebilirim ki bir Türk insanı olarak. Bizler konuşmaya, yorum bile yapmaya çekinirken artık bu ülkede, siz ve sizin gibi birkaç gazeteci (hepsi de sözcü gazetesinde) ruhumuzun aynası olmaya devam ediyor.
Teşekkürler,

Nesrin
________________________________________
Sayın Sözcü yazarları,

Öncelikle hepinize emekleriniz için teşekkür ederim.

İkinci olarak da şunu dile getirmek istedim: Medyada özellikle kerameti kendinden menkul bazı şahıslar Kürt meselesinin nasıl çözülmesi gerektiği hakkında sadece Kürtleri taraf kabul ediyor ama elbette ki meselenin diğer tarafı Türkler’in de ne hissettiğine bakılmalı değil midir? Esasında bir gün bunu söyleyeceğimi hiç sanmazdım ve elbette bu önerinin de pratik pek çok sorun getirebileceğinin farkındayım ama madem Kürtler ayrılmak istiyor, biz sanki onlarla beraber yaşamayı çok mu istiyoruz? Bize fikrimizi soran hiç yok…Varsa yoksa kardeşlik türküleri…Madem öyle geleneksel olarak çoğunlukta olduğu bölgelerde kendi kendilerine yaşasınlar; Mersin’den, Antalya’dan, İstanbul’dan çıksınlar, kalmak isteyenler de artık ebediyen Kürt kelimesini telaffuz etmemeyi kabul etsinler. Nedir yani bu hâl? Hem ülkenin her yanında yaşamak istiyorlar, hem çoğunlukta olduğu bölgelerde zulüm ve baskı politikası güdüyorlar, sürekli insanlarımızı şehit ediyorlar, ama meclislerden vekil maaşlarını alarak bol bol ahkam kesiyorlar, ama çok ezilmiş oluyorlar, hizmet etmiyorsunuz diyorlar ama yapılan okulları yakıyorlar, öğretmenleri ve doktorları dövüyorlar, vuruyorlar, bizden para ve diğer kaynakları bekliyorlar ama mali özerklik istiyorlar, hem her şeyi vermemizi istiyorlar hem hiçbir şey vermiyorlar…

Yeter ya, gerçekten yeter! Şu noktadan sonra benim bu kişilerle birlikte, kardeşçe yaşamamı nasıl bekliyorlar? Görmüyorum, ben artık böyle haince plânları destekleyenleri kardeşim olarak görmüyorum. Kimse benim ne hissettiğimi, onlarla yaşamak isteyip istemediğimi sormuyor.

Vatansever olmakla birlikte hâlâ bazı insanların kendilerini “yok yok, olmaz hiçbir şey, Türk milleti bekler bekler bıçak kemiğe dayanınca mücadele eder, bir kahramanı bağrından çıkarır” diye avutmasını da ancak ayakta uyumanın başka bir versiyonu olarak görüyorum. Türk milleti tarihinde kaç kez Atatürk çıkarmış bağrından Allah aşkına? Bir kez başımıza talih kuşu konmuş, şimdi kendimizi biz hep böyleyiz zaten diye uyutuyoruz.

Bizi bu hâle düşürenlere yazıklar olsun!

Saygılarımla,

Hande

________________________________________

Sevgili Emin Bey, bu günkü Necdet Bey yazınızla beni çok mutlu kıldınız. Günler, aylar ve hatta yıllar boyunca  içimde birikmiş olan kızgınlık, öfke yanısıra yoğun olarak yaşadığım çaresizlik  duygularıma o denli tercüman oldunuz ki, o denli güzel bir şekilde dile getirmişsiniz ki elinize, aklınıza, ruhunuza sağlık. Sizi candan kutluyor, en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Yildiz

________________________________________

Ertan Pulatmen

Sayın Emin Çölaşan.

Muhterem beyefendi.

Sizinle bayağı zamanlarda dertleştik. Yine size koşuyorum.

Alçakça ve onursuzca 29 ekim kutlamalarına rastlatılan Peşmerge geçişi  ve bu geçiş esnasında Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik onurunun hiçe indirilmesi devlet özelliğini bile taşımayan eşkiya sürüsünün bayraklarının geçen araçlar üzerinde sergilen dirilmesi ABD.uşaklığı yapan omuz başlarında ABD.işaretleri taşıyan belkide paralı asker olan ülke saygısı olmayan uşakların karşılanması ve şakşaklanması yeni yetme ayrılıkçı gençlerin ve bazı devlet adamlarımızın onuruna dokunmamıştır ama bizi bu ülkenin 60 yılını birebir yaşayan benim gibi çok insanın onurunu zedeledi üzüldük ve utanç duyduk.

Emin bey.

Ben bir deniz adamıyım Hayatım tam 30 senedir denizlerde geçiyor.

Ve ülke egemenliğinin nasıl korunduğunu birebir yaşayanlardanım. Gittiğimiz limanlar yabancı ülke limanı ise (Ki bu limanlar yabancı ülke toprağıdır.) o ülkenin karasularına girdiğimizde (6.Mil) Gemimizin Gönderinin (Grandi Direği) sancak salvosuna o ülkenin bayrağını İskele salvosuna Kendi bayrağımızı asarız kıç gönderimizde de kendi, ana bayrağımız durur Kıç gönderimiz deki ana bayrağımız saat 18 00 de alınır saat 08 00 de tekrar asılır . Grandi deki bayrağımız ve yabancı devlet bayrağı günün 24 saati asılıdır. Ta ki o limandan ayrılıp karasuları dışına çıkana kadar ve o yabancı devlet bayrağı grandi den indirilir Ta ki bir başka ülkeye gidene kadar Ama kendi bayrağımız hep yerinde durur bu uluslar arası bir kural ve egemen devletlerin yasasıdır.

Bu nedendir .

Yabancı devlet bayrağı yasal korumadır. biz sizin egemenlik haklarınıza ve yasalarınıza saygılıyız can ve mal güvenliğimiz sizin teminatınız dadır.bunu kabul ediyoruz. Ama (Kendi bayrağımızın grandi de durması.) Bu gemi Türk topraklarıdır. bu topraklar içinde (gemi dahili ve güvertesinde) bizim kanunlarımız ve kurallarımız geçerlidir .sadece Yanaşmada Gümrük ve yabancı pasaport kontrol görevlileri gelir  gerekli liman işletmelerini bitirdikten sonra giderler şayet güvenlikçi gereği duyar iseler ve kanunlarında var ise adli polis gemide değil Rıhtımda bekler .

Bu  bayraklarının ve egemenlik haklarına saygıdır.

Bunları neden yazdım içim kan ağlıyor  Binlerce yıllık Türk ulusu Osmanlı dahil Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan  beri böyle bir utanç yaşamadık son 10 yıl içinde boynumuz büküldü uyuşukluğun içine atıldık Bizim kuşağımız üzgün ve yorgun Sokaklarda olmak da yetmiyor polis devleti saldırısındayız benim 20 li yaşlarımda bunları yapmaları biraz yürek isterdi bizler çocuklarımız devlete karşı gelmeyin sokak çatışmalarından uzak durun bizim yaşadıklarımızı inşallah yaşamazsınız deyişlerimize pişman olduk keşke bunları söylemeseydik acaba yanlış mı yaptık.

Saygılarımı sunar başarılar dilerim.

29.ekim.2014

Ertan

Deniz Gemi Mühendis.

Türkçesi Baş çarkçı

________________________________________

Sayın Çölaşan,

Necdet’le ilgili benim duygularımı yansıtan önemli bir yazı yazmışsınız.ELİNE BEYNİNE sağlıkta ,eksik yazmışsınız.

Bir ülkede, Başbakandan korkusuna Anayasa ile,kanunlarla verilen  görevi yapmayan,ihmal eden,savsaklayan askeri – sivil bürokratların yaptığı yanına kar mı kalacak ? Gün gelip hesap sorulmayacakmı ?

Yarın-öbürgün görevi ihmalden haklarında soruşturma açılıp yüce divanda yargılanmayacaklarmı ? Bunu Necdet Özel  bilmiyormu ? Kenan Evren bunlara ders olmadımı ? (Kaldıki Evren “kısmen haksız yargılandı.”12 Eylül’de darbe yapmasaydı 3-5 ay içinde ülke insanı biribirimize girecek,korkunç kan akacaktı.Evrenin suçlarından biri,darbeyi 1978 sonlarında yapmayıp binlerce gencimizin ölümüne sebeb olmasıydı.Asıl o konuda yargılanması gerekirdi.(Bizde  o dönem ateşli ülkücülerdendik ki  halada fikrimizin savunucusuyuz.)

31.10.2014 tarihli Necdet’le ilgili yazıda “görevi ihmal”  hususu ortaya koyan bir-iki cümle etmemişsin.Bu ülkeyi bu millet sokakta bulmadiki.Necdet efendi elinde 600 bin kişilik ordu,milyarlarca lliralık modern silahlarla 3,5 hainin PAZARDA – SOKAKTA PERSONELİ OLAN EVLATLARIMIZIN  KALLEŞCE KATLİNİ seyretmenin bir bedeli olmalı.Kendisi bunu bilmiyorsa HATIRLATILMALI……

Saadettin

________________________________________

Sn. E. Çölaşan,

Yazılarınızı, ta Hürriyet’ten beri devamlı okuyanlardanım. Bugünkü ‘Hey Necdet Bey, neler oluyor orada’ başlıklı yazınız beni derinden etkiledi. Eminim gerçek yurtsever Atatürk Cumhuriyetçisi binlerce vatandaşımızı da aynı şekilde etkilemiş ve de derin bir endişeye sürüklemiştir. Hakikaten ‘Ne olacak bu milletin hali?’ Bu milli kaygımızda MHP ve CHP de sorumludur. Hatta birinci derecede MHP’yi sorumlu görüyorum. Çünkü milliyetçi geçinen bu parti kökenli 70’i aşkın milletvekili, başımıza bu büyük milli kaygıları getiren AKP içinde yer almaktadır. Ayrıca AKP’ye oy veren seçmenlerin en az % 20 si MHP seçmenidir. Türk Ulusunu 32 etnik gruba ayırmış, Türk Ulusu yerine türkiyeliliği yerleştirmeye çalışmış, resmi dairelerden T.C’yi kaldırmış, hertürlü milliyetciliği ayaklar altına aldığını miting meydanların haykırmış,Gürcüstan’da ‘Gürcü’ olduğunu ilan etmiş, bir gün dahi ‘ben Türk oğlu Türk’üm’ diyememiş RTE’nın başbakan ve Cumhurbaşkanı iken milleti ‘açılım-çözüm (bence Bölüşüm) süreçleri yutturmacası ile avutup,aldatması, güney doğuda silahsız ve üniformasız askerlerimizin şehit edilmesi, yüzlerce resmi binaların ve okulların yakılıp yıkılması, Türk Bayrağının ve Atatürk büst ve heykellkerinin yakılıp yıkılması karşısın da MHP ne yapmıştır?! Hiç tutmadığım halde,Alpaslan Türkeş hayatta olsaydı ne yapardı?’

Sn. Çölaşan, yukarıda işaret ettiğim acı gerekçelere siz daha nicelerini ekleyerek başta MHP’yi sonra CHP ile birlikte tüm sivil toplum örgütlerini ve Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliğini asli görevlerine davet etseniz diye düşünüyor ve bekliyorum.
Saygılarımla

Tarık

________________________________________

Sayın Emin ÇÖLASLAN                                 
 Genellikle yazılarınızı takip ederim.Bu günde Necdet Beye hitaben yazınızı okudum.
Ama bir cümlenizi eleştirmek istedim.” Beyefendi, PKK orada, Kuzey Irak'ta burnumuzun dibinde duruyor” PKK artık suriyede değil maalesef. Sınırdan sessizce geçerek bir yerleri basmıyorlar, tuzak kurmuyorlar Sınırdan geçerek 2 milyon insanın içerisinde geçmişe göre bence kat kat fazlası ile ülkemize girmiş toplu kamplar dışında Aramızda yaşayan PKK lılar ve İŞİD ler ver ve o kadar içimize girmişlerki  halkın içerisinde yürüyerek gelip Askerimizi şehid edebiliyorlar. İsteyen ülkemizde Arap plakalı araçları ile trafiğe girebiliyorlar bir olaya böyle bir araç karışsa dahi plakasını ne sıradan vatandaşı ne de trafik polisi okuyabilir.
 Bir bakışla Açılım ifadesi doğru biz kapımızı penceremizi har taraftan açtık. Dışarıdan ışığı gören her varlık giriyor içeriye
Selam ve Saygılarımla
 
 Raif
________________________________________
EMİN BEY MERHABA. YAZILARINIZI İSTİSNASIZ HER GÜN TAKİP EDEN BİR VATANDAŞ OLARAK SİZİN GİBİ CESUR , AÇIK SÖZLÜ YAZARLARIMIZIN OLDUĞUNU GÖRÜNCE HEM DUYGULANIYOR, HEMDE GURUR DUYUYORUM.
GEREKEN YERLERE GEREKEN MESAJLARI HİÇ ÇEKİNMEDEN BU KADAR GÜZEL İFADE EDEN ÜLKEMİZDE Kİ 3-5 YAZARDAN BİRİSİNİZ.UMARIM ÜLKEMİZ İÇİNDE BULUNDUĞU BU KARANLIK DURUMDAN  , KAOS ORTAMINDAN EN KISA SÜREDE KURTULUP CUMHURİYETİN , HUKUKUN EGEMEN OLDUĞU MEDENİ BİR ÜLKEYE DÖNÜŞECEKTİR TEKRAR.
BÜTÜN İYİ DİLEKLERİMİ SUNUYORUM. KALEMİNİZE , YÜREĞİNİZE SAĞLIK.
VATANDAŞ : MEHMET

________________________________________
Huuuu.. Emin bey artık Türkiye’yi ordu yönetmiyor siyaset yönetiyor..
“ordu göreve” söylemleri artık gerilerde kaldı kuzum..siz de bayağı gerilerde kalmışsınız anlaşılan..          Aslında siz Kuzey Kore’de yaşasaydınız eminim çok mutlu mesut bir yaşam sürerdiniz…
 
Saygılar,
Mustafa

________________________________________

Sevgili Emin Bey,

Santiyeci oldugumuz icin omrumuz yurtdisindaki projelerde geciyor, eh uzun suredir bu isi yapinca da degisik ulkeleri de geziyorsunuz. Neyse, konuyla ilgili olarak Azerbaycan'a 2004'te ilk gittigimde, koruma satafat ayni o zamanki Turkiye gibiydi. 2013'te gittigimde hicbir sey degismemis, ayni kalmis. Ama 2011-2013 tarihleri arasinda Turkmenistan'da idim. Bizim Recepgiller ve Abdullahgiller cok gelip giderdi oraya. Abicim, sen bir de Turkmen Prezidentini (onlar baskan demiyor) gor, anam anam, konvoyu gecerken yolda yuruyemezsin, hemen seni yatirip, kafani da ters yone cevirirler. Santiyeyi ziyaret edecek dediler, cadir kuruldu, avize takildi, icine klimalar takildi. Santiye kapisindan cadira kadar 200 metre kirmizi hali serildi, cadirin yaninda toren alayi icin baska bir cadir ve platform kuruldu, Adam geldi 20 dakika kaldi, sunum yapildi, sonra basti gitti. Biz ofisimizden cikamadik. Sabah sekizde geldigi icin, yollar saat 7'te kapatildi, ama santiyeye giris bir gun once aksam 10'da kapatildi, santiyeden cikarildik, ofislerimiz didik didik arandi, kopekler ve dedektorlerle. Sabah gelmeden o once, korumalar (KGB) ofise gelip jaluzileri acarsaniz, keskin nisancilar indirir size diye bizi uyardilar. Aksam 10'da santiye kapatildigi icin, ertesi gun herhangi bir soru oldugunda yanit verecek kole arandigi icin 60 kisi biraktik. Butun dosyalari fotokopi cekilip, KGB'ye verildi, onaylanmayanlar apar topar evine gonderildi.

Sozun kisasi, bizimkiler Turkmenistan'a cok gidip geldiler, oradan ogreniyorlar, g.t korkusunu.

Saygılarımla,

Hakan

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more