Reklamsız Sözcü

Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

android-time 02:57 24 Kasım 2014
Emin Çölaşan’a mektuplar
Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

_____________________________________

Emin Bey selamlar,

Kaçaksarayın mobilyaların kimden gelmiş duydunuzmu, Reza Sarrafın Royal Mobilya firmasından sağlanmış.
Bir yazınızda bunu işleyin lütfen.

iyi günler dilerim

Faruk

_____________________________________

Merhabalar..
 
Yillardir yazilarinizi takip ederim, minik gibi gorunen ancak kocaman bir kitleyiz aslinda ayni dusunceleri paylasan. Hislerimize tercuman oldugunuz icin tesekkur ederim..
 
11 yasinda, 5.sinif ogrencisi olan kizim da okuyucularinizdan. Ozellikle  son 1 yildir haberleri de takip ediyor. Bu yil sosyal bilgiler dersi ilk unitelerinde devlet yonetimini islediler,  ancak yazilariniz, evde anne ve babadan gelen yorumlar, haberlerde dinledikleri ile eslesmediginden sorgulamalar basladi.. bir muddet oncesinde uzak tutmaya calisiyordum, hayal kirikligina ugramamasi icin, ama su siralar sizinle (yazilarinizi okudukca) yolunu cizmeye basladi. Bu durum da haliyle bizi mutlu ediyor.. Dusunsenize, her ailede 1 tane cocuk.. sorgulayan, Atamizin ilkelerine bagli ve herseyin farkinda, her aile de degil,  boyle dusunen 1 milyon cocuk.. o cocuklarin en az 1 arkadasi.. ozgur bir ulke demek sanirim..
 
Cok uzattim, sadece  bir tesekkur icin baslamistim aslinda :) agrittim basinizi..
 
Umarim sorunsuz bir sekilde ulasir mailim..
 
Sizinle paylasmak istedim, tekrar tesekkur ederim..
 
Sevgiler,
Feyzan

_____________________________________

Emin abi merhaba. Yeni Türkiye diye bağıra çağıra meydanlarda methettikleri hayal ülke bu. Bahsettiğin gibi şu an filler tepişirken çimenler eziliyor. Sadece görevini yapan Anadolu çocuğu, gariban insanlar da işin günahını çekiyor.

Sizlere   bilgi  vermek  ve  beceriksiz  yöneltilmemiz  sayesinde  ne  durumlara  geldiğimizin
halkımızın nasıl  daha da fakir  hale geldiğinin ve sömürüldüğünün bir  örneğini  vermek  istiyorum;
84  yaşndaki  anneme 15  gün önce  İdealtepe(Küçükyalı) / İst..KIZILAY ‘da   katarak  ameliyatı yaptırdım  (Ücreti  322 TL ),dün kontrole  gittiğimizde  bu   kontuarda  randevu  için beklerken   bu
ameliyat  için  gelen hastalara   zam  geldiğini  ve  amelaiyatın 450  TL  olduğunu belirttiler
Yapılan  zam  %  40  civarında..
Aynı  şekilde  muayene  ücretleride 18  TL  den  25 TL ye  çıkartıldı..
SURİYE ‘ ye lere yardım  …..Para  bitti..
Saygılarımla..

Cüneyt

_____________________________________

TERİM HAKKINDAKİ İLAN
Ağzınıza sağlık.
Altına imzamı atarım.
 
Ha aklımdayken, adama 300.000 Euro verirseniz (reklamdan kazandıkları, prim vs hariç) bu parayı nereye harcayacağını düşünmekten takımı nasıl çalıştıracak ki?
Ceyhun
_____________________________________
Emin abi…. öyle bir yazı ki milletin ruhunu okuyorsun teşekkürler. Gözünü seveyim bu konunun üzerine git nedir yaaa bizleri enayi yerine koyuyorlar ayda 800.000 TL maaş ve artıları Türk futbolunun üzerine sanki kuş kondurdu rezillik kepazelik diz boyu Allah aşkına git bu konunun üzerine ayda 10.000 TL +araba+sekreteri ve yardımcıları var bu maaş yeter  milli görerev bu selam ve saygılar

Yonca
_____________________________________
Sayın Emin Bey
Fatih Terim”e TEŞEKKÜR yazısına candan katıldığımı bildiriyorum. Benim param olmadığı için, teşekkür ilanı veremiyorum, en azından sizin aracılığınızla ŞÜKRANLARIMI Sayın Fatih Terim”e bildirirseniz çok memnun olurum.
Sayın Fatih Terim” e şunun için şükran borçluyum. Çocukluğumdan beri bir Galatasaray ve Milli Takımın değişmez seyircisi ve takipçisi iken, maçları seyrederken  heyecanlı ve sesli maç seyrettiğim nedeniyle hanımla kavga ederdik. Çok Şükür Fatih Terim”in mütevazı kişiliği ve maçlardaki tevazu örneği hareket ve konuşmaları yüzünden artık maçları televizyondan seyrederken OPERA seyreder gibi seyretmeye başladım. Sonuç olarak hanımla kavga etmez olduk.
Ancak Milli Takımdaki erişilmez başarıları yüzünden Milli Takımın maçlarını seyretmez hale geldim. En azından maçları televizyonda seyretmeyerek, elektrik tasarrufu yapıyorum. Bir emekli olarak bütçeme yaptırdığı bu katkıdan dolayı Sayın Fatih Terim”e MÜTEŞEKKİRİM.
Saygılarımla   Nizamettin

_____________________________________

Sn.Çölaşan,bir araştırma yapıp yayınlasanız.
Acaba şu yere göğe koyamadıkları,zulme uğradıklarını söyledikleri imam hatip liselerinde okuyan kaç adet bakan veya milletvekili çocuğu var?
Genelde bakan ve milletvekilleri çocuklarını hangi liselerde okutuyorlar?
Bir öğrensek çok iyi olurdu.Biz de tercihlerimizi o doğrultuda yapardık!!!
p.e.
_____________________________________
Emin Bey Merhaba;
Bugün gazetede okuduğum TEŞEKKÜR başlıklı yazınız için canı gönülden TEŞEKKÜRLER…! Elinize, kolunuza, yüreğinize sağlık…Her daim Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşAllah.
 
Sevgi ve Saygılarımla
( Vatandaş İlbey )
_____________________________________

Emin bey
Turkiyenin yuz karasi aylik maasi 800 bin tl olan bir şahisla ilgili yazdiginiz yazi ile ilgili sizi gercekten tebrik ediyorum..800 bin yetmezzz 5 milyon olssun.
EMINN BEY SIZE HELAL OLSUN.
OZGUN

_____________________________________

Sayın  Çölaşan, Türkiye  teknik direktörü hakkında eksik gördüğüm  bir kaç önemli konuyu hatırlatmak istedim. Türk Milli Futbol Takımı Futbolcuları içinde SİLAH taşıyanlar baş tacı edilir,korunur kollanır,tekrar tekrar kadroya alınır,  ağızlarına silah sokularak tehdit edilenler kötülenir  kadroya alınmazlar. Sonra da ne yani polise  verip hayatını mı karartsaydım  denir. Kadrodan tehdit edilenleri değil silah taşıyanı uzaklaştırmak aklına gelmez. İmparatorluk raconunu çizdirmez Tıpkı Sultan arkadaşının oğlunu, bakanını koruduğu gibi. Korudum dediği o genç bir gün çekip birini vurursa  ne olacağını karizma nedeni ile aklına bile getirmez.

Son Maçta Kaleci Volkan’ı da koruması altına alacağından hiç kuşkunuz olmasın.

Bir de aldığı paraya kafayı takmışsın. Elbette az. Zira Dünyanın en yüksek ücret  alanlar  sıralamasında Dünya  DÖRDÜNCÜSÜ. Yakışır mı? Saygılar……

dr.h.fehmi
 
_____________________________________

Selam Emin Abim ,

Basarili yandan carkli italyan desenli ünlü koskoca fatih terim hocama yazdigin iltifatlari okudum cok memnun oldum.
Agacim cok haklisin fatih agamin maasi cok düsük. Almanyayi Dünya Sampiyonu yapan LÖW ile ne farki var?.
Arastirdim LÖW ün maasi daha yeni 3 Milyon ? olmus.
Oda dünya sampiyonu olduktan sonra.
Ama bizim yandan carkli hoca ondan daga üstün be agacim.
Aganin durusu yeter :) .
Agacim Fatih hoca daha teknik daha bilgili hoca onun icin maasi 10 milyon oldun ne olcak sarayci cumhur bi emir versin arttirsinlar yandan carkli hocamin maasini .
Nasil olsa somadaki madenci bile nerdeyse fatih hocalan ayni dimi agacim.
ellerinden öptüm allah sana uzun ömürler versin güldürdün beni gülünmeyecek konuya :)

Juguli
_____________________________________
 Yılda 3-5 maç yapıp da ülkemizi rezil eden bir teknik direktöre sizin dışınızda neden bu kadar para verildiğini sorgulayan yok.

Herkes cebini düşünüyor. Ülkenin parası deniz yemeyen keriz misali.

Teşekkürler üstad.

Saygılarımla,

Denizhan

_____________________________________

ZEYTİNE KAN BULAŞTI

Soma’da kesilen 6000 ağaca bir de kan eklendi, güzelim ağaçların ardından şerefli, namuslu bir Türk köylüsü de katledildi.
Manisa'nın Soma’da termik santral yapılması planlanan alandaki zeytinliklerin sahiplerinden 50 yaşındaki Cemil Çelik, kesilen ağaçlarından topladığı zeytinleri fabrikaya teslim ettikten sonra otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
Katili herkes biliyor
Yakalanmayacağını da

Coskun

_____________________________________

Sayın hocam saygılarımla

Süper starların hocası brezilya teknik direktörü yılda 1milyon € alırken

Bizim milli takım  teknik direktörümüze 3,5 milyon € vermek israf ve günah değimli(Avrupa şampiyonu olsa bile)

Bu paraları verende alana da ayıp değimli

Saygılarımla

Ahmet

_____________________________________

Sayın Çölaşan,
Sürekli okurunuzum. Bu günkü yazınız üzerine epeydir aklımda olan bir şeyi sizinle paylaşmak istedim.
Önceleri ben de AKP seçmeninin din soslu nohut-makarna- kömür üçgenine hapsedildiğini düşünüyordum.
Sonra etrafımdaki Türk insanının ne kadar dindar ve eğitimsiz olsa da böyle bir üçgene hapsedilemeyecek kadar cin fikirli olduğunu gördüm.
Bence sorun seçmen kitlesinin niteliksizliği değil, ülkeyi yönetmeye aday muhalefetin çapsızlığı. Ben olaya artık tersinden bakıyorum. Çok kısaca özetlemek gerekirse halk ne Kılıçdaroğlu’nu ne de Bahçeli’yi başbakanlık koltuğuna layık görmüyor. CHP’ye ve MHP’ye verilen oylar bu partilerin lider ve yönetici kadrolarına değil tamamen marka değerlerine verilen oylar, yani neredeyse o koltuklar boş da olsa alınacak oylar.
Bir örnek; Orduluyum, bir zamanlar “Karaoğlan” dendiğinde akan suların durduğu, CHP/DSP’nin tulum çıkarttığı köylerden bugün AKP firesiz çıkıyor. Demek ki halk “muktedir” adam arıyor. Rahmetli Ecevit ve Allah uzun ömür versin sayın Demirel bugünün politik aktörleri olsaydı AKP’yi paçavraya çevirirlerdi.
Türkiye’de iktidar değil muhalefet sorunu vardır ve bunun vebali ekmeğinin peşinde olan gariban halk değil onlara hiçbir umut veremeyen Cumhuriyet tarihinin en çapsız muhalefetidir.
Güzel yazılarınızın devamı dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Salih

_____________________________________

Sayın, Emin Çölaşan,

Bugünki  “işsizler ordusu” yazınızı okurken, Merkez bankasında çalışan bir arkadaşımdan da

personel alımı ilanlarını mail olarak aldım.

Güvenlikci alımı ile ilgili ilanı okurken gözlerime inanamadım ve iki defa daha okudum.

Aranan ilk şart, “yüksekokul kurumlarının önlisans proğramlarından mezun olmak (lisans proğramlarından mezun olanların başvurusu kabul edilmeyecektir.)

“Dur len nereye gidiyon” diyecek kişide , yüksek lisans şartı aranıyor.

En aşağı 3 dil bilecek şartını yazmayı unutmuşlar herhalde.

 Arşivci alımı ile ilgili olanda ise, yanlızca yüksek okul mezunu olmak yeterli.

Diyecek başka bir şey bulamıyorum.

Gerisini size bırakıyorum.

Saygılarımla,

A.Cevdet

_____________________________________

Sevgili Emin Abi
Sevdiğimiz ve çok değer verdiğimiz topluma örnek olan yüreği güzel bir insanın bizi kaale alacağını düşünerek size yazıyorum.
Eşim ve ben emekliyiz kötü giden evliliklerimizi bir şekil bitirdik Allah’ın takdiri derken bir gün yolumuz kesişti tanıştık uzatmadan flörtü  evlendik.Eşimin oğlunun evlenmesi bizim yeni hayata alışmamız derken neden ortak çocuğumuz olmasın dedik normal yoldan olmadı yaşı gereği tüp bebek denedik olmadı hayallerimizin yıkıldığı an üçüncü denemede eşim hamile  kir düşük aldı,bir süre sonra ağır bir düşük tehlikesi ile hastaneye gittik bir kaç gün kontrol altında kaldı son muayenede ultrason da kalp atışlarını duyduk sevindik mutlu olduk asıl sürpriz bir kalp atışı daha duyunca oldu meğerse ikiz kuzularmış, çok zor bir hamilelik oldu yüksek tansiyon sorunları çıktı özel hastaneye gitmek zorunda kaldık. 34 haftalık iken bebeklerden birinin kan dolaşımında problem çıktı aynı gün acil İstanbul Cerrahi hastanesine kaldırıldı eşim tüm hastane personeli ve hamilelik esnasında devamlı muayene olduğumuz doktorumuz doğuma girdi Emre bebek 1700 gram Emir bebek 2300 gram doğdu, Emre altı gün yenidoğan yoğun bakımda küvezde kaldı yağ dokusu gelişmediğinden hipoglisemi krizine giriyordu, özel bir mama ile o yağ dokusunun gelişmesi sağlandı, Allaha şükür düzeldi şimdi onlar on altı aylık oldular gelişimleri mükemmel.Ama asıl sorunumuz yavaş yavaş ortaya çıktı  şu an bir sarmalın içindeyiz çıkış bulamıyoruz maddi açıdan göçmüş durumdayız kredi ve kredi kartları batağı içinde debeleniyoruz kurtulmak için elimizde ne varsa satmaya çalışıyoruz öyle bir durumdayız ki bebeklerin ihtiyacını karşılamakta zorlanıyoruz.
Emekli maaşlarımızdan elimizde kalanla yaşamaya çalışıyoruz gücümüz tükendi.Emekli olduğumuz için müracaat ettiğimiz devlet birimleri bizi dikkate bile almıyor.Borçlarımızı kapatacak bir desteğe ihtiyacımız var.
Sosyal Yardım Müdürlüğüne başvurdum ama emekli olduğumuz için  başvurumuz reddedildi
Sizden ricam Mecliste tanıdığınız Milletvekillerinin sesimizi sizin aracılığınız duyması.

Metin Kebabcı
_____________________________________

Sayın Çölaşan,
Bugün AKP'nin akıllara zarar başarısının temellerini gayet güzel bir şekilde yazmışsınız. Ancak sizin önceki yazılarınızda olsun bizlerin çizgisindeki diğer yazarların yazılarında olsun olmayan, en azından benim rastlamadığım çok önemli bir noktayı atlamışsınız.
Bugün bu insanlar kayıtsız şartsız Tayyip hayranı iseler bunun bir numaralı nedeni din de değil, makarna da değil, kömür ya da para rüşveti de değil. Tabii bunların etkisi var ama bana göre eksik olan şu:
Sokaktaki vasıfsız insana, hiçbir eğitimi, görgüsü, kültürel alt yapısı olmayan birinin de bu ülkenin en tepesine çıkabileceği umudunun veriliyor olması. Bu bence en önemli noktadır. Sokaktaki gariban kendini onunla rahatlıkla özdeşleştirmektedir. Çünkü ikisi de okumamıştır, külhanbeyliği sever, haddini bilmemeyi marifet sayar, görgüsüzlüğü erdem, cehaleti demokratik hak zanneder.
Geçen Aralık ayında telefon kayıtlarını ortalığa dökenlerin batı kökenli olduklarına ben kişisel olarak inanıyorum. Çünkü onlar sandılar ki bu tür utanç verisi olaylar bu adamları yerlerinde edecek. Halbuki sokaktaki adam kendini özdeşleştirmiş olduğu kişilere baktı. Dedi ki “ehh ben de olsam bu kadarcık çalardım, ne olacak ki, bal tutan parmağını yalar”. İşte bu özdeşleştirme nedeniyle en ufak bir olumsuz tepki göstermediği gibi bunun etrafından iyice bir kenetlendi. Kayıtları yayanlar batı kökenlidir diyorum çünkü onlar bunu öngöremediler. Bizden birileri olsa hiç bir etki etmeyeceğini bilirdi.
Şimdi şöyle bir şey daha düşünelim. Aralık 2013 ses kayıtları Tayyip değil de örneğin Ahmet Necdet Sezer hakkında çıksaydı… Halkın büyük çoğunluğu için Ahmet Necdet Sezer kendisini özdeşleştirebileceği bir figür değil. O nedenle alaşağı ederdi rahatlıkla. Ama Tayyip kendinden biri.
Umarım kendimi ifade edebilmişimdir.
Kolaylıklar diliyor saygılar sunuyorum.
Sümer

_____________________________________

Sayın Emin Bey

Lütfen yayınlarsanız sevinirim.Saygılarımla.

Uzak diyarlarda bir padişah varmış. Bu padişahın bin odalı sarayı varmış… Diye başlayan masallar yada, bin odalı saray yaptırmış, mutlu ve mesut bin yıl bu sarayda yaşamışlar. Diye biten masallar aklıma gelmekte. Bin bir renkli çiçeklerle donatılmış bahçeler, bin bir çeşit yemeklerle donatılmış sofralar yada bin bir çeşit yüze sahip insanların konu edildiği filmler aklıma gelmekte. Bin rakamının bu kadar çok kullanıldığı masallar yanında, asgari ücretin henüz net bin lira olmadığını da düşünmeden edemiyorum.Ülkemizde çözülmesi gereken bin bir çeşit sorun varken, maden ocaklarında, yerin metrelerce altında, binlerce odalar açarak üç kuruşa çalışan binleri ve açılan binlerce odaların birinde can veren yüzleri düşündükçe bin odalı sarayı da hazmedemiyorum. Memura,işçiye ve emekliye üç kuruşluk zammı bütçede açık veririz diyerek, milletini aç gezdiren,bütçeyi düşünmeden dışarıya karşı bin odalı saray yaptırarak tok gezinen zihniyeti de anlamıyorum ve birey olarak affetmiyorum.Milletten aldıkları yetkiyi har vurup harman savuran bu zihniyeti millete şikayet ediyor ve duyarlı davranmalarını diliyorum. Bin odalı sarayın hangi amaca hizmet için var edildiğini anlamakta zorluk çekiyorum.Bin odalı sarayın bin odasının da işlev kazandığı gün, bin odalı sarayın bin odası dolmuştur diye tarihe not düşülsün istiyorum.

Milletimize diyorum ki, bir gönlünü bin odalı saraya seren düşüncenin  masallarıyla değil,bir gönülde bin oda açan düşüncenin gerçekleriyle kucaklaşalım.

Ben bin odalı sarayın önünden anlatılacak bin bir gece masallarını dinlemek istemiyorum.

Muhammet
_____________________________________

Yazınızda belittiğiniz bütün pislik ve olumsuzlıklara rağmen AKP nasıl oluyorda iktidarda kalıyor demişsiniz ve maddeler halinde yazmışsınız.O maddelerin hepsi doğru.Yalnız muhalefeti yazmamışsınız.Etkisiz muhalefet.Majestelerinin tamda istediği gibi muhalefet.Dersimli Kemal in ve CHP nin içler acısı hali.Ben atadan dededen CHP liyim ve her seçim partim için çalıştım.Ama bu günkü parti başkanı ve yöneticileri o kadar kötü ki .yalpalayıp duruyorlar ve güven vermiyorlar.vekil yaptığı insanların çoğu CHP li bile değil.Bu yönetim  anlayışı ile CHP muhalefete AKP de iktidara mahkum.Lütfen artık şu CHP yönetimini de azıcık eleştirin de biraz faydanız olsun.
 
Aliye

_____________________________________

Emin ağabey Merhaba,

İsmim  Feridun, 32 yaşındayım, bekarım  ve işsizim. Bahsettiğiniz işe yaramayan o kağıt parçalarından maalesef bende de var. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü mezunuyum. 19 Kasım tarihli Sözcü’deki “İşsizler Ordusu” başlıklı yazınızı okudum. Halimi ve milyonlarca insanın halini öyle bir anlatmışsınız ki size teşekkür etmek maksatlı  bu postayı yazmak istedim. Memleketin hali yıllardır yazdığınız, söylediğiniz gibi gerçekten içler acısı. Gördüğüm odur ki memleketimiz 1. Dünya Savaşından sonraki  en kritik dönemini yaşıyor. Darbe dönemlerini yaşamadım. Ama kitaplardan belgesellerden izlediğimiz kadarıyla o zamanlarda bile Türkiye şimdi olduğu gibi bir  dönüm noktasına gelmemiş.
Emin ağabey ben Konya’da yaşıyorum. Konya’nın siyasi iklimi bildiğiniz gibi içler acısı. “Çalıyor ama çalışıyor” anlayışının tavan yaptığı yer Konya. Türkiye’de muhalif bir birey olmanın zorluluğunu düşünürsek Konya’da muhalif bir birey  olmak hayal bile edilemez. Anında silinirsiniz. RTE’yi neden sevdiğini sorduğunuzda, sevgisini sırf Cumhurbaşkanının boyuna posuna bakarak dile getirenler bile var. Son zamanlarda artarak devam eden, sonu bir türlü gelmek bilmeyen iş kazalarının sorumlularını sorgulamak yerine en kolayını seçerek kadere yoran ve o haliyle bırakan bir toplumla karşı karşıyayız. Memleketin bu kararmış hali içinde eğer birde işsizseniz durum daha bir vahim hal alıyor. Belki yaşadığım bu işsizlik, sıkıntılarda benimde payım vardır. Biraz aç gözlü olsaydım, onlar gibi kurnazlık edip onların taraftan bir saf tutsaydım herhalde bugün çok farklı yerde olurdum. Ama çok iyi biliyoruz ki bu hayatta mevkiden  ve paradan daha önemli şeyler var, onur gibi şeref gibi. Karın doyurmasa da ruhumuzu asil tutuyor.

Emin ağabey yazınız için tekrar çok teşekkür ederim. 21.YY’ın en büyük silahı olan medyanın büyük bölümünün işgal altında olduğu Bir Türkiye’de sizin gibi aydınların, fikirleri ile dövüşen yazarların varlığı daha bir önem arz ediyor. Bu yaşadıklarımız binlerce yıldır sürüp gelen, masallarda mitolojide hep anlatılan  iyi ile kötünün savaşı aslında. Bu da bizim dönemimizin aydınlanma savaşı olsa gerek.  Nasıl olacak ne zaman olacak bilemiyorum ama bildiğim bu işin sonunda bizim kazanacağımız.  İyi ki varsınız ve iyi ki yazıyorsunuz. Saygılarımla…

_____________________________________

Sn. Emin Colasan,
Son gunlerde medyayi dolasan sey; CB’ninizin Amerika’nin Kolomb’dan 300 yil once kesfedildigini iddia etmesi. Bunuda Almanya’da yasiyan bir Turk soylemis ve kitabina da koymus.
Boyle bir sey soylemek icin, ozellikle  hukumetin en ust kademelerinin cok dikkatli ve elinde kesin kanitlari olmasi sarttir diye dusunuyorum. Nitekim dunyada alay konusu oldu.
Bu islamligin en ustte oldugunu o kadar sacma sekilde anlatmaga calisiyorlarki inanilir gibi degil. Iste size inanamiyacaginiz bir misal:
Gecen sene Antalya’nin tam gobeginde meshur tarihi Yivli Minare’ye yakin, devamli turislerin dolastigi yere asili bir pankart gordum, gozlerime inanamamistim. Ustelik bunu birde sadece Ingilizce olarak, yani sadece turislere hitap eder sekilde koymuslardi.
Tabii hemen resmini cekip, hem gazetelere ve hemde Belediye’ye yollamistim. Ancak iki gun sonra kaldirmak zorunda kaldilar. Iste o pano.
Tercumesinde “Eger Allaha inaniyorsan siz Muslumansiniz” yaziliydi. Yani bu mesajla gelen  Hristiyanlar, Yahudilara bunu soyluyorlardi.
Iste simdide Amerika’yi kesfettiler diyorlar. Hangi Islam ulkesi gitmis? Kaptani kimmis” Nasil bir gemi ile okyanusu asmislar? Cunki Osmanli donanmasinin en   kuvvetli oldugu Barbaros zamaninda bile Okyanusa acilacak buyuklukte, saglamlikta gemileri yoktu. Ancak Barbaros’dan 300 sene sonra yapilan gemilerle Okyanusa acilabilmislerdi.
Saygilar,
T. KARSLI

_____________________________________
Rizede müftü mahallesinde karadeniz sahil yolu üzerinde kontrolden çıkarak devrilen kamyonetin kasasındaki inşaat iskelesi boruları yola saçılmış 19.11.2014 tarihinde boruların boyu 3metre borulardan 1 tanesi karşıdan gelen Şükran DEĞER hanım efendinin kullandığı aracın sağ tarafına ok gibi saplanmış………bir vatandaş allah korumuş dedi diğeri yola çıkmadan önce “Ayetel kürsi” okursan kazalardan kurtulursun dedi …………..boruları bağlamaya gerek yok oku ve çık
sozcü ailesine selamlar gazeteye giderken kemerleri bağlamayın okuyun yeter

Ahmet

_____________________________________

Bugun cok mutsuz, cok umutsuzum,ulke bitmis, Turkiye batmis, Turk olmak zul olmus gibi geliyor bana.Bugun bana hersey karanlik geliyor.
Gazetelerin yorum bolumlerinde, twitter’da bazi yourumlari okudukca bu ulke adam olur mu, neyi tartisiyoruz biz diye dusunuyorum, azinligiz biz, bir avuc zavalliyiz gibi geliyor bana, vatansiz, oksuz kaldik gibi geliyor.
Durum vahim ama gormuyoruz gibi geliyor, ordu bitti, Ataturk hakarete boguldu, topragimiz bolundu, millet olmaktan ciktik, gerici, irticaci, yobaz, cahil bir milletin ferdiyiz gibi geliyor bana… Panigim sizlerden daha fazla biliyorum, belki caresiz hissettiginiz icin gormezden geliyorsunuz, ya da isin icinde olunca objektif bakilamiyor olayin korkunclugu gozukmuyor.
Fakat benim yasadigim ulke bir akdeniz ulkesi, katolik(yani Avrupa’da en din’ci), devlet resmen bildigin katolik “laik” degil yani.
Ustelik Sicilya yani Mafia’nin, rusvetin, kirliligin dogdugu yer, somurulmus, ezilmis, fethedilmis, halki kiliktan kiliga sokulmus, kultur sokuna ugratilmis, onyargili, ulkenin geri kalanina gore geri kalmis bir bolge olmasina ragmen ulkemde olanlari burada yasayan dune kadar adam yerine koymayacagim en alt tabaka adam bile anlamaz, korkar, geri kalmis, haksiz, korkunc, cagdisi bulur.
Beni bilen bilir kesinlikle Avrupa, Amerika hayrani degilimdir. Ecdadim ile hep ovundum koklerime hep bagli kaldim.
Evet bir yabanci ile evlendim ama onu bize kazandirdim ben onlardan olmadim!Evlatlarimiz Turk ve bunun ile gurur duymasini ogrendiler.
Ama ben bugun cok umutsuz, cok caresiz, cok mutsuzum.Bagli oldugum, parcasi oldugunu sandigim ulkem, milletim benden ve ailemden cok farkli, korkunc ve acimasiz….
Bunlari birilerine soylemem lazim yoksa cildiracagim, burada bizi kimseye sikayet edemem.
Ben ki hep ulkem ile ovundum, terbiyemiz, aile gorgumuz, egitimimiz diye herkesin basina kaktim. Bosmus meger, biz bu ulkede kucucuk bir nokta imisiz.
Bu gidisle de yok olup gidecegiz cunku kimseden mucadele icin bir hareket gormuyorum yavas yavas herkes kacma cabasinda.
Sevgiler

Asli
 
_____________________________________

Sn Çölaşan,

Önce kendimi tanıtayım. Türkiye kömür işletmelerinde 29 sene çalıştıktan sonra emekli olan bir maden mühendisiyim. Emekli olduğumda yer altı kontrol şube müdürü idim. Maden kazalarının oldugu ihaleleri ihalesiz işleri veren şube!!!

Aynı zamanda 2005 yılında A sınıfı işgüvenliği uzmanlığı sertifikasınıda aldım.

Aslında TKİ rödevansla veya başka isim altında özel sektöre kömür alma garantisi ile ilave saha verme ve kömür çıkarttırma işine İMBAT madencilik ile başladı. Soma eynezde..Fazla ayrıntısına girmeyeceğim ama ben ve ekibim bu işe şiddetle karşı çıktık … Karşı çıkılmasına rağmen adı geçen şirkete mücavir saha verildi. O dönemdeki şirketin tazyikini çok iyi b ilen biriyim!!Sonra peşinden SOMA A.Ş, Uyar madencilik geldi..

Sistem aynı TKİ nin verdiği sahadan kömür alma garantiisi ile kömür üretimi yapmak. Bu 3 firmada TKİ maliyetinin 1/3 fiatı ile kömür verme sözleşmesi imzaladılar TKİ ile.. Sonuç malum işte. Ucuz maliyet için çok ve emniyetsiz üretim..

Bizim olmaz dediğimiz işleri devlette olur hale getirecek güdük, bilgisiz, deneyimsiz çok insan var…Maale sef yapacak olanları buldular ve bize yüzümüzün akıyla emekli olmak düştü. Bunu dışında TKİ bağlı ortalıkları üzerinden neler yapıldı neler.. Bir örnek biçok  özel sektör fakfuk fona kömür satabilmek için hülle ile sahasını bağlı ortaklığa verdi ve kömürler fakfuk fona satıldı..

Vicdanımız kanıyor. Para hırsı  makam hırsı bu kadamı eziici olmalı.
_____________________________________

Başbakan Davutoğlu Bağdat'a giderken dönüşte “barış süreci” ile ilgili neler olabileceğini söylemiş. Oysa, “barış süreci” denilen PKK'nın silah zoru ile dayatmak istediği siyasi çözümdür. PKK, devlete böyle bir dayatmada bulunma cüretini Kuzey Irak'ın Kandil bölgesinde yuvalanan örgütün karargahından ve gücünden alıyor.
 
Kuzey Irak'taki PKK varlığını bertaraf etme görevi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1373 sayılı kararı ve Irak Anayasası'nın 7. maddesi gereğince Irak hükümetine aittir.
 
Başbakan Davutoğlu'ndan beklenen, Bağdat'ta Irak hükümetinden bu sorumlulukları yerine getirmesini güçlü bir şekilde talep ederek PKK'nın Kandil'den tasfiyesini ve teröristlerin insan kaynağına dönüşen Mahmur kampının dağıtılmasını sağlamaktır.
 
Eğer Irak hükümeti Kandil’den PKK'yı tasfiye edecek güce sahip değilse, o zaman bu görevi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapmasına karşı çıkmamalıdır.  Türkiye, peşmergelerin topraklarından geçerek Kobani'ye gitmesine izin verirken TSK'nın Türkiye'ye yönelik terörü sonlandırmak için Kandil’e gitmesinin engellenmesi büyük bir çelişkidir.
 
Evvelce Türkiye etkili bir diploması kullanarak PKK'nın Suriye'den çıkartılmasını ve Bekaa vadisindeki PKK kamplarının kapatılmasını tek bir mermi atmadan ve tek bir şehit vermeden sağlayabilmişti. Ne yazık ki AKP hükümeti Irak'ta böyle bir başarıyı şimdiye kadar sağlayamamıştır.
 
Terörü bitirmenin yolu “barış süreci” adı altında terörden medet ummak değildir!
 
Saygılar, sevgiler…
 
Onur Öymen
 

_____________________________________

Merhaba,

Ben Jale Nükhet Yokay. İstanbul'un Kadıköy ilçesinde, Kurbağalıdere'nin yanında ikamet etmekte olan bir ev hanımıyım.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ tarafından yaklaşık beş aydır sürdürülen ‘Kurbağalıdere Islah Çalışması' kapsamında yürütülen çalışmaya tanık olmaktayım. Çözümsüz olmaya yüz tutan bu konuyu, sizin de yardımlarınızla Türkiye'ye duyurarak gereğinin yapılmasını yaşamımız ve çevremiz adına istiyorum.

Kurbağalıdere yatağının küçültülerek kurutulmaya çalışması ile yaz aylarının başında başlayan çalışma, inşaat atıklarının ve molozlarının dereye boşaltılması ile, Kurbağalıdere pisletilmeye başlandı. Akıtılan foseptik atıkları sonucu bir kanalizasyon çukuruna dönen Kurbağalıdere'de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ, umursamazca bunu engellemeye yönelik bir harekette bulunmuyor.

Bu olumsuzluk çevre halkı olarak en çok bizleri etkiliyor. Çıkan metangazı sadece ciğerlerimizi değil, evlerimizin içini ve dışını siyaha boyuyor. Derenin pisliği içinde üreyen haşerelerin saçacağı mikroplar bizler için bir tehdit oluşuruyor. Bir sene önce, Kurbağalıdere'de yaşayan balık türleri şuanda yok oldular, sahiller yüksek oranda koli basili tehditi altında. Temizlenmiş olduğu vakitte eşsiz bir manzaraya sahip olan Kurbağalıdere, şuanda üzerinden geçilmemek için rota değiştirilen bir konumda yer almakta.

Bir metropol olan dünyanın en güzel şehirlerinden İstanbul'da bu korkunç görüntüye karşı yaptığımız bütün şikayetler sonuçsuz kalmakta ve geçiştirilmektedir. Sizlerin de vasıtasıyla, bu konuda bir kamuoyu oluşturmak ve bu rezalete ivedilikle son verilmesini sağlamak için yardımlarınızı Kadıköy halkı ve hepsinden önce bir insan olarak bekliyoruz.

Saygılarımla
_____________________________________

Merhaba sevgili Emin ağabey,

Ben çıktığı günden beri sözcü (Gözcü dahil) gazetesi alan sadık bir okurunuzum. Uzun yıllardır okuduğum gazetemde başka gazetelerde    zevkle okuduğum tüm yazarlar (bildiğiniz sebeplerden) toplandılar. Sizleri yazacak bir gazete ve bizlere de sizler gibi değerli yazarları okuma fırsatı verdiği için gazetemin Yönetimi’ne de teşekkür ederim. Yalnız sizin vasıtanızla gazete Yönetimi’ne küçük bir sitemim olacak ben işim icabı sabah 6 ta servise binip 1-1.5 saat yolculuk yapıyorum. İstanbul trafiğinde her gün bu yolu çekmek gerçekten sabır işi ama bu sıkıcı yolculuğu sizlerin yazılarını okuyarak zevke dönüştürmek istediğim için telefonumu bile değiştirdim. Ancak bütün gazetelerin yazarlarının yazıları sabahın 5’inde bile okunabildiği halde maalesef biz saat 7 olmadan yazılarınıza ulaşamıyoruz. Bu gün yazılarınız saat 7.30 da sayfada gözüktü ancak benim mesai saati başladığı için yazılarınızı okumak için akşamı beklemek zorunda kaldım. İşin teknik yönünü bilemiyorum ama diğer gazeteler çözdüğüne göre Türkiye’nin okunacak tek özgür gazetesi olan gazetemde bunu çözebilir. Bizlerin elçisi olarak sizden bu konuda destek rica ediyorum. Yüreğinize kaleminize sağlık ve esenlikler dilerim. Kardeşiniz Tevfik Fikret

_____________________________________

Emin Bey Merhaba

Ben Sözcü okuruyum. Gerçekleri yazıp, Halkımızı
Aydınlattığınız için, Tüm Sözcü Yazarlarına ve yönetimine
Teşekkür ediyor, Sevgiler, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.

Bugünkü Dersim Sömürüsü adlı yazınızı da okudum. Beğendim.
Devletimizi yönetenlerin zihniyeti biliyoruz. Atatürk'ü sevmediklerini
Her fırsatta onu itibarsızlaştırmak istediklerini görüyoruz. Bu Ülkede,
Gerçek Atatürk'cü olan sizin gibi demokrat, laik, aydın sünni dostlarımız ve
Kardeşlerimiz ve milyonlarca Aleviler var. Devlet Yöneticileri biz Alevileri de
Atatürk'ten ve CHP den soğutmak için,  DERSİM olayını kullanmak istiyorlar.

Yoksa Dersim de yapılanlar onların umrunda değildir. Kaldı ki, ekte ki, yazımın sonunda
belirttiğim gibi, bu katliamı yapanlar, O Dönemdeki Tek Parti  olan, CHP nin içinde olan,
ve bu günkü AKP zihniyetinde olan DP kurucuları Celal Bayar ve ekibinin işidir. Devleti yönetenler,
önce kendi döneminde yapılan Katliamların hesabını versinler. 2 Temmuz Sivas'ta diri diri insanları
yakarak katliam yapanları, savunan, koruyan, kollayan kendileridir. Katillerin avukatını ve belediye
başkanını milletvekili yaparak ödüllendiren kendileri dir. Gezi olaylarında katlettikleri, sakat bıraktıkları
insanlarımızın hesabını versinler.  IŞID  gibi kanlı ,katil sürüsü, terör örgütlerini nasıl desteklediklerini görüyoruz.
Onların zihniyetini ve Alevilere bakış açısını çık iyi biliyoruz. Alevileri Atatürk'ten soğutmaya çalışma cabaları boşuna,
( Birkaç kendini bilmez ve kandırılmış PKK nın kuyruğuna takılmaş zaza Alevilerin dışında) Alevilerin % 99 u
Mustafa Kemal Atatürk'ü severler, sayarlar. Hiç kimse bizi Atatürk'ten ayıramaz.

İyi Çalışmalar.

_____________________________________
sayın Emin Çölaşan,
 
sizinle bazı düşüncelerimi paylaşmak istedim.
1- AKP’liler bazen CHP zihniyeti budur işte filan derler ya, ben de AKP zihniyetinin ne olduğunun toplumda anlaşılması gerek diye düşünüyorum.
 
AKP zihniyeti=YAĞMA ZİHNİYETİ
 
geldikleri günden beri cumhuriyet döneminin tüm birikimlerini kurum fabrika liman olsun yağmaladılar. yandaşlarına çok küçük meblağlara verdiler. dereleri yağmaladılar, orman alanlarını yağmaladılar. hala da ne bulurlarsa yağmalıyorlar.
 
2-ermenk’te ölen işçiler “şehit” olmuşlar.  şehitlik nedir ben anlamadım. ihmalden ölene mi deniyor şehit diye. bu işçilere tazminat verilecekse işveren yerine niye devlet veriyor? işverenin yandaş olmasından mı? tabi devlet üstüne düşeni yapsın ama saçmalamadan. iki gün önce Ankara’da yine kaza sonucu bina dış cephe asansörü parçalandı -aşırı yükten-dört işçi yaralandı bir işçi öldü. ondan önce istanbul’da asansör faciasında yine işçiler ölmüştü. iş kazalarında sürekli birileri ölüyor devlet görevini yapmadığı için daha doğrusu hükümet yağma ile uğraşmaktan görevini yapmadığı için. bu ölenler niye şehit olmuyorlar? toplumsal reaksiyon ve tepkiye göre mi şehit mertebesi veriliyor?
 
ne saçma ülke olduk ki hükümet bazılarını şehit ilan ediyor, bazılarını düz ölü. hepsi iş kazası değil mi?
 
şehit kriteri ne?  
 
lütfen biliyorsanız yazın biz de öğrenelim.
 
saygılarımla

tahsin
_____________________________________

İSTANBUL TAKSİM’DEKİ İSTİKLAL CADDESİ’NDE 08 KASIM 2014’DE YAŞADIĞIM AŞAĞIDAKİ DURUMU BELKİ MİLLETİMİZLE PAYLAŞIRSINIZ DÜŞÜNCESİ İLE SİZE YAZMAYI UYGUN GÖRDÜM.

TARİH: 08 KASIM 2014.  SAAT:14.15  .YER İSTİKLAL CADDESİ.CADDE ÜZERİNDE BİR STAND  KURULMUŞ, ÖCALANIN YANİ 40.000 VATANDAŞIMIZIN KATİLİNİN VE PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PROPAGANDASI ALENEN YAPILIYORDU. GÜNDE BİNLERCE TURİST VE VATANDAŞIMIZIN GEÇTİĞİ BU YERDE PROPAGANDA İÇİN SES YAYIN CİHAZI DA  KURULMUŞTU. SES YAYIN CİHAZINDAN PROPAGANDA TÜRKÇE, İNGİLİZCE VE KÜRTÇE  OLARAK YAPILMAKTA İDİ.BEBEK KATİLİ  İÇİN İMZA TOPLANMAKTA ,BU YAŞANANLARA DA  POLİS SESSİZ KALMAKTA İDİ.GEZİ EYLEMLERİNDE  ” DESTAN YAZAN   POLİS” İN MAĞLESEF BUNLARA MÜDAHALE ETMEMESİ ,GÜNEYDOĞU’DA  YILLARCA PKK  TERÖRÜYLE MÜCADELE ETMİŞ BİR ASKER OLARAK ŞAHSIMI DERİNDEN YARALAMIŞTIR.YAŞANANLAR , 3713  SAYILI TERÖRLE MÜCADELE YASASININ  7. VE DİĞER İLGİLİ MADELERİNE GÖRE  SUÇ TEŞKİL ETMEKTE İDİ.AMA KİMİN UMURUNDA? ORADA BİR SÜRE BEKLEDİM.ORADAN GEÇEN YÜZLERCE VADANDAŞIN DUYARSIZLIĞINI ÜZÜNTÜ İLE İZLEDİM.GÜNEYDOĞU’DA GÖREV YAPTIĞIM DÖNEMDE SİLAH ARKADAŞLARIMIZ KUCAKLARIMIZDA ŞEHİT OLMUŞTU.1996 YILINDA MAYINA BASIP DİZ HİZASINDAN AYAĞI KOPAN MEHMETÇİĞİMİN ” KOMUTANIMMM  KOMUTANIMMM KURTAR BENİ ,KURTAR BENİ ” ÇIĞLIKLARINI İNANIN ORADA DUYAR GİBİYDİM.YİNE AYNI YIL KASIK HİZASINDAN BACAĞI KOPAN,  TESKERESİNE TAMI TAMINA 7 GÜN KALMIŞ  SİVAS’LI MEHMET’İN YERDE KIMILDAMAKSIZIN YATIŞI,ARKADAŞLARIMIZLA HÜNGÜR HÜNGÜR  AĞLAYIŞIMIZ FİLM ŞERİDİ GİBİ GÖZÜMÜN ÖNÜNE GELDİ. İSTİKLAL CADDESİNDE YAŞADIĞIM BU MANZARA KARŞISINDA GÖZ YAŞLARIMI YİNE TUTAMADIM. ”EY MEHMET’İM ,EY AHMET’İM,EY SAMED’İM.SİZLER NE UĞRUNA ŞEHİT OLDUNUZ?.BU MANZARALARI BU ÜLKEDE YAŞAMAK İÇİN Mİ? NE OLURSUNUZ BİZİ AFFEDİN.HAKKINIZI HELAL EDİN.BİZ SİZE LAYIK OLAMADIK.ÜLKEMİZDE YAŞADIĞIMIZ BU MANZARALARI RÜYAMIZDA GÖRSEK İNANMAZDIK.UĞRUNDA ŞEHİT OLDUĞUNUZ BU VATANIN VE MİLETİN İŞTE GERÇEK MANZARASI.MEZARINIZDAN KALKIP YÜZÜMÜZE TÜKÜRSENİZ AZDIR BİLE .AFFEDİLECEK HALİMİZ YOK AMA YİNE DE BİZİ AFFEDİN.”
E. ALBAY ömer  ERBIYIK

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more