Reklamsız Sözcü

‘Esad’dan bir an önce kurtulmak şart!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İngiliz Tatlı Dil Forumu Gala Yemeği’nde yaptığı konuşmada, Beşar Esad’ın devlet terörü estirdiğini söyledi.

android-time 00:47 30 Kasım 2014
‘Esad’dan bir an önce kurtulmak şart!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İngiliz Tatlı Dil Forumu Gala Yemeği’nde yaptığı konuşmada, Beşar Esad’ın devlet terörü estirdiğini söyledi.

Erdoğan, “Niye Esed’e bu kadar güveniyorsunuz ki? Eğer başarılı bir idareci olabilseydi Suriye bu hale gelmezdi. Bir an önce ondan kurtulmak ve onun yerine de halkın samimi oylarıyla seçilmiş demokratik yollardan birisinin gelmesi şart. Bölgenin kaderi, açık samimi söylüyorum, aynı zamanda bizim de kaderimizdir.” dedi.

 

Le Meridien İstanbul'daki gala yemeğine katılan Erdoğan, yemek öncesi York Dükü Prens Andrew ile yaklaşık bir saat görüştü. Ardından yemeğe geçen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bölgede yaşanan sıcak gelişmeler ve Türkiye'nin Avrupa Birliği hedeflerini ele aldı.

 

‘EN AZ ÜÇ TANE ÇOCUK’ DİYORUM AMA HİÇ KİMSE BUNA YAKLAŞMIYOR

Formunun 4. toplantısına İstanbul'da ev sahipliği yapıyor olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008-2009 yıllarında tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizin olumsuz etkilerinin Avrupa'da hala devam ettiğini dile getirdiği konuşmasında “En az üç çocuk” tavsiyesinin tutulmamasından yakındı.

Ekonomik krizin belirli bir toparlanma yaşansa da bu gelişmelerin son derece kırılgan olduğunu ifade eden Erdoğan, “Kamu borcu ile işsizlik oranının yüksekliği ve finans sektörüyle ilgili sorunlar bu kırılganlığı daha da arttırıyor. Avrupa genelinde giderek yaşlanan nüfus ile bunun sosyal güvenlik sistemi üzerine getirdiği yükün etkilerinin uzun vadede de devam edeceği görülüyor. Tabi nüfusun yaşlanması noktasında şahsen ben de ülkemde ciddi bir mücadele veriyorum ama henüz başarılı olduğumu söyleyemem. Çünkü her gittiğim veya davetli olduğum nikahta şunu söylüyorum: “En az üç tane çocuk” diyorum ama hiç kimse buna yaklaşmıyor. Halbuki ekonominin en dinamik unsuru insan, genç nüfus. Eğer genç nüfusa sahipseniz ekonomide başarılı olmanın yolu açıktır. Aksi takdirde başaramazsınız.” diye konuştu.

 

Türkiye'nin tarihi, coğrafi ve kültürel bakımdan Avrupa'nın doğal ve vazgeçilmez bir parçası olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği'ne tam üyeliği ülkemizin stratejik bir hedefi olarak görüyor, yaklaşık 50 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz.” dedi. Bu süreçte gerçekten çok önemli reformların hayata geçirildiğini, temel hak ve özgürlükler ile demokrasinin güçlendirilmesi noktasında ciddi adımlar attıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz bu reform sürecini çeşitli ülkelerin siyasi engellemelerine rağmen hız kesmeden aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Bu noktada AB üyeliğimizin önündeki siyasi engellerin aşılması ve halkımızın bu süreç ile ilgili motivasyonunun yeniden canlandırılması önem taşıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, ülkemize katkılarının yanında Avrupa’nın da ihtiyacı olan dinamizmi, kültürel çoğulculuğu ve hoşgörü iklimini yeşertecektir. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğimiz için gösterdiği tutumu her zaman takdir ettiğimizi, verilen desteğe müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim.”

Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılında savaşın yol açtığı yıkımlar, acılar ve sorunların bölgede etkisini canlı bir şekilde sürdürdüğünü kaydeden Erdoğan, savaşın meseleleri çözmeyip ertelediğini, bölgedeki etnik, mezhebi ve dini çatışmaların en önemli nedenlerinden birinin, birinci dünya savaşının bıraktığı bu acı mirasın oluşturduğunu dile getirdi.

 

TERÖRDEN ÇOK ÇEKTİK HALA ÇEKİYORUZ

“Türkiye, hem coğrafi hem de kültürel olarak, bu bölgede yaşanan çatışmalardan ve krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında yer alıyor.”diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batılı dostlarımız DEAŞ (IŞİD) gibi terör örgütüne Türkiye’nin destek verdiğini söylemek suretiyle zaman zaman bizi ciddi manada üzmüşlerdir ve üzüyorlar. Bir defa biz El Kaide gibi, DEAŞ gibi buna benzer terör örgütlerine destek vermemiz mümkün değil; çünkü bunların hepsi bizim bir defa dinimize de gölge düşüren ve bir barış dini olan İslam’a da gölge düşüren terör örgütleridir. Bunlarla bizim asla bir dayanışma, birliktelik içinde olmamız mümkün değil ama bu kampanyayı yürütenlerin İslamofobia’dan kaynaklanan bir rahatsızlıkları var. Çünkü ona karşı da böyle bir mücadeleyi vermediler. Onun karşısında da durmadılar. Terörden biz çok çektik, hala çekiyoruz. Bir PKK terör örgütüne karşı 35 yıldır bu topraklarda biz bir mücadele sürdürüyoruz. Biz terörün ne olduğunu çok iyi biliriz. İngilizler de bunu çok iyi biliyorlar. Öyleyse bizi en iyi anlaması gereken İngiltereli dostlarımızdır. Dolayısıyla bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmek durumundayız.” dedi.

 

Açık sözlü olduğunu, sözünü esirgemediğini aktaran Erdoğan, Beşar Esad'ın devlet terörü estirdiğini belirtti. Erdoğan, Irak ve Suriye'de yaşananlarla ilgili şunları aktardı: “DEAŞ terör örgütü ama öbür tarafta da devlet terörü estiren birisi var. Söylenen ney? ‘Esed giderse yerine kim gelecek?’ Eğer demokrasiye inanıyorsak, demokratsak ben diyorum ki ‘Halk kimi isterse o gelecek’. Niye Esed’e bu kadar güveniyorsunuz ki? Eğer başarılı bir idareci olabilseydi Suriye bu hale gelmezdi. Şu anda Suriye’de bir medeniyet ülkesi, tarih ülkesi olan, bir hakikaten kültürel zenginliklerin çok çok ileri seviyede olduğu Suriye artık yok. Kendisi bombalayarak bu Suriye’yi bitirmiştir. Yeniden bu Suriye’nin inşası öyle kolay olmayacak ama bir mezhep kavgasına maalesef Suriye’yi feda etmişlerdir ve babası Hama Humus’ta 30 bin insanı öldürmüştür. Bu adam da Hama Humus’a nazire olsun diye 300 bini aşkın insanı Suriye’de öldürmüştür. Kim bu öldürülenler? Kendi insanı. Bu insan için ‘Bu giderse yerine kim gelir?’ sorusu sorulabilir mi ya? Böyle bir şey olabilir mi? Bir an önce ondan kurtulmak ve onun yerine de halkın samimi oylarıyla seçilmiş demokratik yollardan birisinin gelmesi şart. Bölgenin kaderi, açık samimi söylüyorum, aynı zamanda bizim de kaderimizdir. Bölgedeki kanın, çatışmanın durması, her türlü menfaatin, her türlü hesabın üzerindedir. Bölgemizde kader birliği ettiğimiz kardeşlerimizin onurlu, demokratik bir hayat özleminin artık acilen hayat bulmasını arzu ediyoruz. Suriye’deki rejimin, sırf kendi ikbali, kendi iktidarını sürdürme gayreti adına bölgeyi, kendi vatandaşını ateşe atmasına müsaade edilmemelidir.”

 

Uluslararası toplumun yaklaşık 4 yıldır Suriye’de, Irak’ta yaşanan acılara sessiz kalması, kararsız tutum içinde olmasının durumu daha da zorlaştırdığını dile getiren Erdoğan, “İşte DEAŞ, Irak’tan çıktı, orada doğdu, El Kaide’den doğdu, Suriye’de beslendi, orada palazlandı, güçlendi tekrar Irak’a döndü ve Musul’da çok enteresan, Irak Ordusu kaçtı ve Amerika’nın o ağır silahlarını bıraktı. Bu ağır silahlarla DEAŞ oradaki operasyonlarına başlayarak şu anda Irak’ın yüzde 40’ına sahip oldu. Şu anda yüzde 40’ına DEAŞ sahip. Böyle bir durum var ortada. Bütün bunların karşısında ‘Biz havadan bombalamak suretiyle bu işi bitiririz…’ Hayır, bitiremezsiniz. Bir defa kara harekatı olmadıktan sonra DEAŞ, yine orada işgallerine devam ediyor. Suriye’de de aynı şey. İşgallere devam ediyor. Onun için bütün dostlarımıza açık açık söyledim, söylüyorum, bugün burada da söylüyorum. Bir, bir defa açık ve net; uçuşa yasak bölge ilan edilmedikçe, güvenli bölge ilan edilmedikçe, eğit donat halledilmedikçe ne Irak’ta, ne Suriye’de netice alınmaz. Onun için de Irak’ı ayrı, Suriye’yi ayrı düşünemeyiz. Her ikisini birlikte düşünmemiz gerekir ki bu terör örgütleriyle de mücadeleyi başarılı sürdürelim ve Suriye’de de Esed rejiminin hallini birlikte halledelim.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, bölgedeki çatışmaların bir an önce durması, akan gözyaşının dinmesi ve daha fazla insani trajedinin yaşanmaması için BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası toplumu daha fazla inisiyatif almaya davet etti. Bölgedeki istikrarsızlık ve çatışma ortamının sadece bölgeyi değil tüm dünyayı olumsuz bir şekilde etkilediğini vurgulayan Erdoğan, “Şiddeti ve terörü yöntem olarak belirleyen radikal grupların mevcut çatışma ortamından ve sorunlardan beslendiğine, bunları istismar ettiğine de açıkça şahit oluyoruz. DEAŞ terör örgütü nasıl bölgenin geleceği için bir tehditse, uluslararası güvenlik ve istikrar için de aynı derecede tehdittir. DEAŞ esasında bizim kendi medeniyetimize yönelik de bir tehdittir. Aynı şekilde PKK terör örgütü, sadece ülkemizde değil tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Askeri mücadele kadar siyasi ve ekonomik boyutlarıyla birlikte topyekun mücadelenin esas alınması şarttır. Ve Türkiye, yanı başındaki bu tehditlerle mücadele noktasında kararlıdır. Aynı mücadele azmini, aynı kararlılığı, terör örgütleri arasında ayrıma gitmeden, bizler de uluslararası toplumdan bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık ile gerek bölgesel gerekse küresel sorunların çözümünde beraber çalışmayı arzu ettiklerini belirten Erdoğan, forumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

 

Son güncelleme: android-time 00:4930.11.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more