Reklamsız Sözcü

Hilmioğlu: Bizi diri diri gömmek istiyorlar

CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyelerinin Silivri’de ziyaret ettiği Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, “Bizi diri diri mezara gömmek istiyorlar” dedi.

android-time 17:02 5 Şubat 2014
Hilmioğlu: Bizi diri diri gömmek istiyorlar
CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyelerinin Silivri’de ziyaret ettiği Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, “Bizi diri diri mezara gömmek istiyorlar” dedi.

CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyelerinin Silivri'de ziyaret ettiği Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, “Bizi diri diri mezara gömmek istiyorlar” derken Tuncay Özkan da, “Hoca sabaha dek duvarla konuşuyor. Duvarda oğlunun resmi var. Ağır bir depresyon geçiriyor. Sesi kesilince ne oldu diye meraklanıyorum. Sürekli konuşunca da dikkatini dağıtmak için yanına gidiyorum. Öyle olmaz böyle olur diye sohbet ediyorum. Neredeyse Cem Yılmaz oldum” dedi.

CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyeleri Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Erzincan Milletvekili Muharrem Işık 3 Şubat 2014 tarihinde Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Tuncay Özkan, A. Can Erenoğlu, Hasan Ataman Yıldırım ve Suat Aykın'ı ziyaret ettiler.

-“TÜRKİYE'NİN EN BERBAT EN KÖTÜ AMBULANSLARI ÖZELLİKLE SİLİVRİ CEZAEVİNE VERİLMİŞ”-

CHP heyeti, Silivri Devlet Hastanesinde Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu saat 10.30'da ziyaret eti. CHP heyetinin ziyarete ilişkin hazırladığı raporda, şu ifadeler yer aldı:
“Eşi bizi odanın kapısında karşıladı. Hoca yatağında sol kolunda serum ile yatıyordu.
Karşılama ve selamlaşma sonrası durumunun daha iyiye gittiğini, ‘ bugün daha iyiyim, ateşim düştü…Çarşamba günü eşim ziyaretime geldiğinde, görüşme sırasında sandalyede otururken düşmüş bayılmışım. 2-3 gündür ateşim 40°C çıkıyordu. Sürekli hıçkırıyordum. Halsiz ve çok bitkindim. Acilen beni Silivri Hapishanesi Hastanesine/ Revirine kaldırdılar. Sevk bir dert. Koğuşlardan sedye ile tekerlekli sandalye ile sevk aracına, arabaya gitmek apayrı bir işkence. Hele hapishanelerden ambulanslarla sevk bir ölüm. Tangır tungur. Takır tukur. Soğuk. Türkiye'nin en berbat en kötü ambulansları özellikle Silivri cezaevine verilmiş.'  Hoca serum askısını kendi taşıyarak 1 saat içinde üç kez tuvalete gitti.

Sohbet sırasında; ‘Tutuklu ya da tutsak bu insanların hemen hemen hepsi hastadır. Daha ne ilginç ve şaşırtan olaylar oldu. İfadelerimizin üstüne eklemler oldu. Ergenekon duruşmalarında sert konuştu diye tutuklular Silivri Mahkemesinde yargılandılar. Ben bir duruşmada gizli tanığın adını açıklamışım diye hakkımda dava açıldı. Ben o duruşmada bulunmamışım. Ama hiç o gün mahkemeye dahi gitmemişim. Dava açtılar. İtiraz ettik. Henüz ses seda yok. Çok komik şeyler oldu. Hukuk ve adalet ayaklar altında, hatta yerlerde süründü… Demokratikleşme paketi için pazarlık payı olmak istemiyoruz. 17 Aralık olaylarından sonra Başbakan; Bakanlar ve Hükümet kendi derdine düştü. Kendilerini ve çocuklarını kurtarmak en büyük uğraş alanları. Apo bile ikinci plana düştü. Bugüne dek tüm bu yaşadıklarımızı Fetullah Gülen ve Başbakan birlikte planladılar. Mehmet Ali şahin bu olayların organizatörüdür' diyor.”

-“BİZİ DİRİ DİRİ MEZARA GÖMMEK İSTİYORLAR”-

CHP heyetinin Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile yaptıkları görüşmenin notları da şöyle:
“Yorgun ve uykusuz. CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyaretiyle söze başladık. Çok mutlu olmuş.  ‘Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden alınan iki rapora ek yeni bir rapor istediler. Çapa Tıp Fakültesine gittik geldik. Tetkikler ve muayeneler yapıldı. heyet yeni bir rapor yazıyor. Bizi top gibi onuyorlar' diye yakındı, sitem etti.
‘Bizi diri diri mezara gömmek istiyorlar. Hekimler özgür iradeleriyle mesleklerini yapamıyorlar.Normal çözüm, derhal tahliye Adil yargılama koşullarının (savunma hakkının güçlendirildiği) sağlanmasıdır.'

-“SANKİ BİZİ CIA SORGULUYOR”-

CHP heyetinin Hasan Ataman Yıldırım'ı ziyaretine ilişkin şu notlar yer aldı:
“Birbirlerini suçluyorlar, saldırıyorlar ama bize karşı birlikte hareket ediyorlar. Sanki bizi CIA sorguluyor. Burada özellikle kuru/yaş olayı var. Bu çok yanlış. İnsanların kafasını karıştırıyor. Yaklaşık 560 duruşmaya katıldım. 1 kişi dahi kuşkulu değildir. En ufak kuşku yoktur. Hastalar derhal serbest bırakılmalıdır. Fatih Hilmioğlu duruşmalarda tel tel terliyor, durumu, psikolojisi çok bozuk. Derin bir depresyonda olduğunu anlamak için hekim olmaya gerek yok. Kurum yani Silivri hapishanesi koşulları çok kötü. Önce fiziki özellikleri sonra psikolojisini bozuyor. Önce çürütüyor sonra öldürüyor. Bir başka ağır hasta Levent Ersöz. Örnekleri arttırabiliriz.”

-“HOCA SABAHA DEK DUVARLA KONUŞUYOR”-

CHP heyetinin ziyaret ettiği Tuncay Özkan'ın da şu ifadeler de bulundu:
“Silivri Hapishanesi hasta dolu. Fatih Hilmioğlu Karaciğer sorununu biliyorsunuz. Adamı top gibi oynuyorlar. Hoca sabaha dek duvarla konuşuyor. Duvarda oğlunun resmi var. Ağır bir depresyon geçiriyor. Sesi kesilince ne oldu diye meraklanıyorum. Sürekli konuşunca da dikkatini dağıtmak için yanına gidiyorum. Öyle olmaz böyle olur diye sohbet ediyorum. Neredeyse Cem Yılmaz oldum. Benim ağır sorumluluğum var. Sürekli tetikteyim. Sürekli kulağım onda… Ben tek başıma yetemiyorum. Ancak tarihi ve insani sorumluluğum var.
Sorgulamalarımda tekrar tekrar sordular ‘Alevi misin?' diye. Her seferinde Alevi değilim ama şimdiden sonra Aleviyim dedim. Erzincanlıyım, bir çiftçi çocuğuyum. Bu Cumhuriyet sayesinde okudum bugünlere geldim. Üstümde malım yok mülküm yok. Sadece ülke sevdalısıyım. Nedir bu intikam duygusu? Bitmeyen kin.”

-“TOPRAK KOKUSUNA HASRET KALDIK”-

CHP heyetinin ziyaret ettiği Suat Aykın da, “Mehmet Haberal hocayla 2 yıl aynı koğuşta kaldık. Hiç güneş görmüyorsun. Duvarlar çok yüksek olduğu için içeriye hiç güneş girmiyor. Yaz aylarında uzaktan güneş ışınlarının varlığını görebiliyorsun. Güneş yok. Güneş yoksa D vitamini de yok. Her yer beton. Bastığın yer beton, karo taşı. Tepen demir, kapalı. Toprak kokusuna hasret kaldık. Hani topraktan geldik toprağa gideceğiz diyoruz ya, toprağı bile bizden kıskanıyorlar. Yeşil, yeşillik, çim sahi nasıl bir renkti? Onu anımsamak bile istemiyorum. Tüm enerjilerin kaynağı güneşi 3,5 yıldır ben hiç görmedim. 1918 Malta sürgünündekileri bizden çok daha iyi koşullarda tutsakmışlar. Beslenme beslenme değil. Esaret hapishanelerini aratmaz. 3,5 yıldır balık yok, Balık? Üç tarafı denizlerle kaplı ülkemde tam üç yıldır bir kez bile balık verilmez mi? Kaç kez söyledik yazdık” dedi.

 

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 17:0805.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more