Reklamsız Sözcü

Kimyasal Tayyip demek serbest!

'AKP bu memleket bizim defol', 'kimyasal Tayyip' sözleri ifade özgürlüğü sayıldı

android-time 14:25 26 Kasım 2014
Kimyasal Tayyip demek serbest!
'AKP bu memleket bizim defol', 'kimyasal Tayyip' sözleri ifade özgürlüğü sayıldı

Eskişehir'de, Gezi Parkı eylemleri sırasında ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri' kanuna aykırı davrandıkları gerekçesiyle yargılanıp beraat eden 173 sanık hakkındaki gerekçeli karar açıklandı. Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt'un 14 Kasım'da beraata hükmettiği davanın gerekçeli kararında ifade özgürlüğüne dikkat çekildi. Siyasette rol alan kişiler ile hükümete yönelik yapılan eylemlerin, normal kişilere göre daha etkin yapılmasının normal olduğu vurgulanan kararda, ‘diren Gezi Parkı', 'AKP defol bu memleket bizim', ‘AKP yıkılsın, AVM yakılsın' ve ‘ kimyasal Tayyip ' sözlerinin ifade özgürlüğü olarak değerlendirildiği kararına varıldığı belirtildi. Kararda, çoğu sanığa savunmaları bile alınmadan, etkin soruşturması yapılmadan dava açıldığı, sanıkların arasında eyleme katılmayanların bile olduğu, bu kişilerin sadece sokakta, mahallede gezerken görülmeleri üzerine gözaltına alındıkları ve birbirlerini tanımadan eyleme katılan kişilerin aynı amaçla hareket etmiş gibi suçlandığı belirtildi.

SİYASET, SİYASETÇİLER VE HÜKÜMETİ RAHATSIZ EDİCİ EYLEMLER YAPILABİLİR

Hakim Yeşilyurt'un Avrupa insan Hakları Sözleşmesi’nin ‘düşünce ve toplanma özgürlüğü' maddelerini içeren 10. ve 11. ile farklı ülkelerde demokrasi adına verilen kararlardan örnekler verdiği 8 sayfalık gerekçeli kararda, devletlerin barışçıl toplanma hakkını sadece korumakla değil, bu hakkın kullanılmasını makul olmayan dolaylı kısıtlamalardan kaçınmakla da yükümlü olduğu kaydedildi.

İfade, toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüklerinin, belli bir ölçüde abartmayı, hatta tahrik etmeyi de kapsadığının anlatıldığı kararda, “İfade özgürlüğünde olduğu gibi toplantı, gösteri yürüyüşleri hakları, toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören düşünce ve fikirleri korumakla sınırlı olmadığı, bunun dışında, toplumun genelini veyahut siyasi iktidarı veya siyasetçileri rahatsız edebilecek, endişelendirecek hatta şok edecek veya onların belirli düzeyde tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilir. Bu tarz eylemler 11. maddenin korumasından yararlanır.” denildi.

SİYASETÇİ DAHA GENİŞ HOŞGÖRÜ GÖSTERMEK ZORUNDADIR

İfade özgürlüğünün sadece düşünme, konuşma ve açıklama gibi eylemleri güvence altına almakla kalmayacağının anlatıldığı kararda, gösteride bulunmak, katılmak, bildiri dağıtmak gibi eylemlerinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği belirtilerek “İfade özgürlüğünün siyasal bir rolü olan kişiye veya hükümete yönelik olması durumunda ise bu kişilere karşı yöneltilen eleştirinin kabul edilebilir sınırları, sıradan bir kişiye yöneltilenlere göre daha geniştir. Siyasal kişiler, olaylar ve davranışlar bakımından geniş kitlelerin dikkatini çekerler. Siyasetçiye bizzat eleştiriye dikkatin yönelmesi doğaldır. Siyasetçi özel şahıstan farklı olarak, sözünü, eylemini bilerek, kaçınılmaz biçimde halkın yakın denetimine açar. Bu nedenle siyasetçi daha geniş hoşgörü göstermek zorundadır.” ifadelerine yer verildi.

ATILAN SLOGAN VE AÇILAN PANKARTLAR İFADE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

Kararda, şu görüşlere yer verildi: “Mahkemenin ifade özgürlüğüne yönelik bu tespitleri karşısında mevcut Eskişehir ilindeki Gezi Parkı eylemleri olarak nitelendirilen gösterilerde, sanıkların söylemleri arasında yer aldığı iddia edilen ‘Metin Lokumcu onurumuzdur, katili AKP'ye direniyoruz.', ‘diren Gezi Parkı', şeklinde pankart açarak ‘AKP ve sermaye defol, bu memleket bizim’, ‘her yer direniş, her yer Taksim’, ‘Faşizm’e karşı omuz omuza’, ‘Taksim Faşizm’e mezar olacak', ‘AKP yıkılsın avma yakılsın', ‘Metin Lokumcu'nun polisi AKP polisi', ve ‘kimyasal Tayyip' şeklindeki sözleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer bulan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi kanaatine varılmıştır.”

BU EYLEMLER SUÇ TEŞKİL ETMEZ

Soruşturma dosyası kapsamında yapılan tespitlerde, sanıkların birebir aşırıya kaçan şiddet eylemlerine katıldıklarına dair somut tespit bulunamadığının kaydedildiği kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bu yöndeki kararları ışığında, bir protesto eyleminde şiddet hareketlerinin meydana gelmiş olmasının, sırf eyleme destek vermek için gelenlerin hakkını ortadan kaldırmayacağı belirtildi.

Kararda, şu ifadeler kullanıldı: “Sanıkların sırf gösteriye katılmak veyahut pasif olarak da olsa şiddet hareketlerini içerir mahallerde bulunduğunun tespiti, bireyin toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkını ortadan kaldırmaz. Sanıkların gösteri ve yürüyüşe katılımlarının sözleşmenin 10. ve 11. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkını ortaya koyar. Bu haliyle eylemlerin suç teşkil etmediği kanaatine varılmış ve sanıkların beraatına karar verilmiştir.”

100 SANIK NASIL İŞKENCE GÖRDÜĞÜNÜ ANLATTI, SAVCILIK DAVA AÇMALI

Davada hem sanık olarak yargılanan hem de avukat olarak görev alan Alper Can Aykaç, gözaltında sanıkların birçoğunun polis tarafından işkence gördüğünü, bunların hepsinin polisten davacı olduğunu söyledi. Polisten şikayetçi olanlardan savcısının takipsizlik kararı verdiğini aktaran Avukat Aykaç, “100 kişi polisten nasıl işkence gördüğünü anlattı. Bunun üzerine mahkemeden suç duyurusu istedik ve bunun bir işkence olduğunu anlattık. Savcılık bununla ilgili bir soruşturma açmalı ve açabilir.” dedi.

Davada sanık olarak yargılanan sanık avukatlarından Ayşegül Kumaş ise mahkemeden sanık avukatları olarak ısrarla şiddete başvuran güvenlik kuvvetleri hakkında dava açılmasını istediklerini belirterek bu olayın takipçisi olacaklarını kaydetti.

CİHAN

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more