Reklamsız Sözcü

Kızılay’da neler oluyor?

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun Kızılay hakkındaki raporu açıklandı. DDK Kızılay’da birçok eksik ve yetersizlik belirledi.

android-time 16:06 12 Şubat 2014
Kızılay’da neler oluyor?
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun Kızılay hakkındaki raporu açıklandı. DDK Kızılay’da birçok eksik ve yetersizlik belirledi.

“Kızılay yeterince kurban bağışı gelmeyince  bin 823 kurban alıp kesti. Bankadaki hesapları ise unuttu”

Rapora göre Kızılay sayılarının fazla olması nedeniyle bankadaki bazı hesap numaralarını unuttu. Hesaplar zamanaşımına uğradı.

Kızılay'ın 2012 yılında 3 bin 600 büyükbaş hayvan kesimine yönelik vekaleten kurban kesimi faaliyeti planladığı, ancak bağışlar yetersiz olunca bin 823 kurban alıp kesmek zorunda kaldığı ortaya çıktı. Kızılay'ın birçok “tabela” ve “fiktif” şubesi bulunduğu belirlendi.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun Kızılay'ın faaliyetlerine ilişkin raporu açıklandı. Raporda 2012 yılındaki “vekaleten” kurban kesim faaliyetine ilişkin ilginç bir örnek şöyle anlatıldı.
“2012 yılında yapılan protokoller çerçevesinde en az 3 bin 600 büyükbaş hayvan kesimine yönelik vekâleten kurban kesimi faaliyeti planlanmış olup ancak bin 777 adet büyükbaş kurban bağışı toplanabilmiştir. Bu nedenle, Kurum tarafından kendi kaynaklarından ayrıca bin 823 adet daha büyükbaş hayvan kesilmek zorunda kalınmış olup gelir yaratmak amacından öte kaynak israfına neden olunmuştur.”

-KIZILAY'IN UNUTULAN BANKA HESAPLARI-

Rapordaki ilginç bölümlerden birini Kızılay'ın “unutulan banka hesapları” oluştururken şöyle denildi:
“Derneğin 291 adet banka hesabı bulunmaktadır. Derneğin farklı bankalarda ve/veya aynı bankaların farklı şubeleri nezdinde çok fazla hesabının bulunması, banka işlemlerinin yoğunluğu, banka hesaplarının takibinin manuel olarak yapılması Derneğin hesaplarını takip etmesini zorlaştırmakta, bazı hesapların gözden kaçması, unutulması ve nemalandırılmadan bekletilmesi ihtimali/riski yükselmektedir. Nitekim unutulan ve yıllardır işlem görmeyen ve nemalandırılamayan hesapların bulunduğu, bazı hesaplarının (hesap bakiyeleri önemli tutarlar içermese de) takip edilmemesi nedeniyle zamanaşımına uğratıldığı görülmüştür.”

-BAŞARILI OLDUĞU ALANLAR-

Kızılay'ın insani yardım kuruluşu olarak güvenilir bir marka değerine sahip ve önemli işlevler yürüten güçlü bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirten DDK derneğin temel işlevlerine yönelik faaliyetlerini büyük bir özveri ile yürütmeye çalıştığını bildirdi.
Olağan dönemlerde olumlu bir algısı bulunan Kızılay'ın büyük ölçekli olay gerçekleştiği zaman, oluşan beklentileri karşılamak ve yönetmek noktasında haklı bazı eleştirilere maruz kaldığını kaydeden DDK “Bunun temel nedeni Kızılay'ın kamuyla birlikte yürütmesi gereken rollerin tanımlamalarının netleştirilmemiş olması” dedi.

-HANTAL-

DDK raporunda şu eleştiriler öne çıktı:
“-Derneğe yönelik eleştiriler; daha ziyade deprem, sel baskını gibi doğal afet ile mülteci akını gibi insani kriz ve benzeri olağanüstü ve acil durumlarda ihtiyaç hissedilen müdahale ve eylem alanlarında, yeterince etkin, hızlı, planlı ve bütüncül (organize) çabaların ortaya konulamaması gibi temel işlevlere yönelik oluşan aksaklık, eksiklik ve yetersizlikler üzerinde yoğunlaşmıştır.
Söz konusu zafiyet alanlarının oluşumunun temelinde; kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte yürütülmesi gereken ana işlevlerine ilişkin rol tanımlamalarının netleştirilmemiş olması, Dernek yapısı olmasının oluşturduğu sorunların giderilememiş olması, kurumsal yapı ve örgütlenme ile mevzuat eksiklikleri, ana işlev algılamasındaki odak kayıpları, gelir yaratımına yönelik şartlı bağış ve iktisadi işletme uygulamalarının yarattığı kurumsal büyüme ve hantallaşma sorunları gibi alanlarda ortaya çıkan ve yıllar boyunca da söz konusu sorunların
çözümüne yönelik bütüncül bir stratejik yaklaşım içeren reform ihtiyaçlarının karşılanmamasına bağlı olarak kronikleşen yapısal sorunların bulunduğu anlaşılmıştır.
-Örneğin, merkezi yönetim ve mahalli idarelerdeki sosyal devlet anlayışındaki yeni yönelimler çerçevesinde; aşevleri, gıda paketi dağıtımı, öğrenci yurdu, huzurevi ve kimsesizler misafirhanesi işletilmesi, sağlık hizmeti sunumu gibi hizmetler artık genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından yaygın bir biçimde sunulmakta ve kamuoyu tarafından da bu hizmetler bu idarelerden talep edilmektedir. Böyle bir ortamda, Kızılay'ın bahsedilen alanlarda hâlâ faaliyet yürütmeye çalışması yukarıda ifade edilen genel anlamdaki rol tanımlarının yapılmamasından kaynaklanan bir durum olarak görülmektedir.
-Türkiye Kızılay Derneği'nin bir bütün olarak tüm faaliyetlerine bakıldığı zaman, Derneğin yardım faaliyetlerine ilişkin temel amaç ve hedeflerinde ciddi bir dağınıklık ve kararsızlık olduğu görülmektedir. Kızılay, belli yardım alanlarında katkı sağlayan bir sivil toplum kuruluşu olmak yerine adeta tüm yardım faaliyet ve alanlarında var olmaya çalışan bir duruma gelmiştir.
-Dernek adeta kısır bir döngü içine girmiştir. Yerel yardım alanlarında rekabetin artması ve çeşitlenmesi ile birlikte Dernek gün geçtikçe yerel yardım alanlarını ve iktisadi işletmelerine ilişkin faaliyetleri temel amaç ve işlev olarak algılamaya başlamıştır. Böylece, 1999 Marmara ve Düzce depreminde veya daha sonra gerçekleşen büyük ölçekli tabii ve beşeri acil yardım ve müdahalelerde temel varlık nedeninin gerektirdiği ölçüde ve biçimde etkinlik gösterememiştir.
-Özellikle, iktisadi işletmeler oluşturmak suretiyle gelir yaratma uygulamaları ile bağış toplamaya yönelik kapasitenin artırılmasına ilişkin uygulama ve faaliyetler; temel amaç ve işlevler olarak algılanmaya başlanmış ve yukarıda bahsedilen sebepler yüzünden ana işlevlerde yaşanan odak kaybını hızlandıran ve pekiştiren unsurlar olmuştur.
-Uluslararası sivil toplum kuruluşu statüsünü koruyacak ve Kızılay'ı, geleneksel dernek uygulama ve kültürlerinde oluştuğu gözlenen yozlaşma alanlarından uzak tutacak yeterli düzeyde araç ve gereç geliştirilmemiştir.
-Üyelik sistemi Derneğin temel amaç ve işlevlerine katkı sağlayan ve bu amaç ve
işlevlerini gerçekleştirmeye yarayan fonksiyonel bir unsur olması gerekirken daha ziyade birçok dernekte emsali görülen dernek yönetim ve organlarının seçiminde suistimal edilebilen ve dernek yapılarının çoğulculuğunun kaybedilmesine yol açan bir araç olarak kullanılmaktadır.
Zira, üyeliğe kabul için herhangi bir nitelik, katkı ve objektif kriter belirlenmemiştir. Öyle ki üyeliğe kabul aşaması ile ilgili olarak dernek amaç ve faaliyetlerine yönelik somutlaşmış herhangi bir maddi veya manevi katkı öngörülmediği gibi üyeliğe kabul için geniş bir takdir alanı yaratılmıştır. Üyelik yılda sadece 7 TL aidat ödenmesi ile kazanılabilen bir müesseseye
dönüştürülmüştür. Öte yandan, üyelik sistemi ile gönüllülük sisteminin birbirine karıştırılmasından dolayı ne üyelik sistemi ne de gönüllülük sistemi Kızılay'ın temel amaç ve hedeflerine uygun bir perspektifte gelişmemiştir.
-Kızılay'da 2012 yılı sonu itibarıyla toplam 89 bin 565 üye ve bin 933 gönüllü kaydının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Kızılay'da onay bekleyen ve başvuru tarihleri 2004 ile 2013 yılları arasında bulunan, 8 bin 997 gönüllülük başvurusunun olduğu, 2004 yılında yapılan başvurulardan bile halen değerlendirmeye alınmayanların bulunduğu, Derneğin faaliyetlerine en az üç defa
katılan aktif gönüllü sayısının sadece 73 olduğu görülmüş olup, bu durum; Kurum bünyesinde etkin bir gönüllülük sisteminin oluşturulamadığını göstermektedir. Bu nedenle, üyelik sisteminden beklenen tüm maddi (üyelik aidatı) ve manevi (Dernek amaç ve hedeflerine yönelik kamuoyunca takdir edilecek somut her türlü katkı) katkıların sağlanabilmesi ve üyelik sisteminin yozlaşması neticesinde ortaya çıkan risklerin giderilebilmesi açısından gönüllü tanımı ile üyelik tanımları ve işlevleri ile üye sayısı ve üyeliğe kabul şartları gibi üyelik sistemini ilgilendiren tüm hususların yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
-Çeşitli amaçlarla tabela şube oluşumlarına ilişkin risklerin varlığı giderilmemiştir.
Kızılay Derneğinin ülke çapında 735 şubesi bulunmaktadır. Bunların ekseriyetinin
herhangi bir geliri olmayan tabela şube niteliğinde olduğu görülmüştür. 2012 yılında gelir yetersizliği nedeniyle muhasebe hesaplarını dahi düzenleyemeyen 317 şubeye genel merkezden mali yardım yapılmıştır. Toplam 735 şubeden sadece 200'ünün kendi çalışma ofisinin bulunduğu ve 212 tane şubenin ise herhangi bir çalışma ortamının olmadığı anlaşılmıştır.
-Şube uygulaması, üyelik sistemindeki yukarıda işaret edilen zafiyetler ile
birlikte bazı kötüye kullanım alanları doğmasına ilişkin riskler ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede, mevcut sistem açıklarının; genel kurul seçim ve sonuçlarını belirlemek için delege sayısını ayarlamada bir araç olarak değerlendirebileceği veya yerelde bazı kişilerce Kızılay'ın güçlü algı ve imaj değerinden yararlanılarak itibar kazanılmasına yönelik bir vasıta olarak
kullanılabileceği gibi çeşitli risklerin tahakkuk etmesine yol açabileceği değerlendirilmektedir.
Nitekim, son on yıl içerisinde kurulan ve kapanan şube sayıları ile bu şubelerdeki üye sayılarındaki değişimler bir anlamda fiktif şube ve üyelik uygulamasının varlığına ilişkin kuvvetli emareler olarak gözükmektedir.
-Genel Kurulun Derneğin hem mevcut çalışmalarının değerlendirilmesinde ve denetlenmesinde hem de müteakip yıllarda yürütülecek çalışmaların oluşturulmasında fazlaca katkı sağlayan bir organ olmadığı anlaşılmaktadır. Oysa, derneklerin belki de en canlı ve sağlıklı olması gereken organı Genel Kurullar iken Kızılay örneğinde bu hususun gerçekleştiğini söylemek mümkün görülmemektedir.
-Derneğin, bazı bankalarla bir kısım bağış kampanyalarına aracılık yapılmasına ilişkin az sayıda olsa da protokol yaptığı; ancak Derneğin diğer hesapları ve bankacılık işlemleri ile bazı bağış hesaplarının tamamını kapsayan protokollerin olmadığı, bu nedenle gereksiz masraflar ödediği, bazı kaynaklarını uzun süreler nemalandıramadığı görülmüştür. Ayrıca, Dernek Genel Merkez Yönetim Kurulu tarafından mevduatın değerlendirilmesi konusunda belirlenen bankaların dışına çıkılmaması sonucu yüksek faiz geliri elde edilemediği ve bankalar arası rekabetin engellendiği, bazı hesaplardaki bakiyelerin ana hesaba geç aktarılması dolayısıyla da faiz kaybına uğranıldığı tespit edilmiştir.
-Kızılay tarafından yürütülen kan hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin; sorumluluk anlayışı içerisinde yerine getirildiği, örgütlenme ve teknik alt yapıların uygun olduğu, alınan kan bağışlarının her yıl düzenli olarak arttığı (2005 yılında 342.146 olan kan bağışı sayısı 2012'de 1.469.807'e ulaşmıştır) ve kan hizmetlerinin yürütülmesinden dolayı Kurumun herhangi bir zarara uğratılmadığı anlaşılmaktadır.
-Kızılay'ca yürütülen kan bankacılığına ilişkin faaliyetlerde tüm potansiyeli değerlendirememeye ve bu doğrultuda yaratılan kapasitelerin zaman zaman atıl kalmasına yol açan kamu hastanelerinde yaşanan kan toplama faaliyetlerine (hasta yakınlarından kan toplamaya öncelikli yöntem olarak başvurulması) ilişkin uygulama ve kültürün değiştirilmesi ile kan ürünleriyle ilgili fiyatlandırmaya ilişkin uygulamaların gözden geçirilmesinin uygun olacağı Değerlendirilmektedir.
-Mevcut işletmelerin elden çıkarılmasından şirketleşme ve halka arz gibi daha iyi işletme yöntemlerinin aranılmasına kadar bir dizi yöntem ve strateji değerlendirilmelidir. Aynı şekilde, iktisadi işletme uygulamaları arasında sayılabilecek olan hastane ve tıp merkezleri, huzurevleri ve diğer iştirakler de (sigortacılık, içecek, sağlık hizmetleri ve inşaat alanlarındaki sermaye şirketleri) benzer işleme tabi tutulmalıdır.
-Türkiye Kızılay Derneği ile Türk Kızılayı Mensupları Sosyal Yardım Vakfı
arasındaki ilişkilerin, daha önce kamu yönetimi ile kamu vakıfları arasındaki ilişkilerden doğan risklere benzer tehlikeler oluşturduğu gözlemlenmiştir. Başka bir deyişle, Türkiye Kızılay Derneği ile Türk Kızılayı Mensupları Sosyal Yardım Vakfı (bağlı ve ilişkili olduğu şirketler dâhil) arasında yürütülen bazı faaliyetlerin açık bir şekilde çıkar çatışması (conflict of interest) yarattığı görülmüş olup bu durumun Kızılay Derneğinin mevcut ve potansiyel kaynakları için
önemli bir tehdit oluşturduğu tespit edilmiştir.
-Geleneksel bağış uygulamaları ana faaliyetlerde odak kaybı ve dışlama etkisine, şube örgütlenmesinin amacından sapmasına ve yardım sektöründe yerel sivil toplum yapılarının nicelik ve nitelik açısından çeşitlenememesine yol açmakta ve Kızılay'ın marka değerinin korunması konusunda önemli riskler içermektedir. Olağan bağış faaliyetleri çerçevesinde 2010 yılında 39.250.437 TL, 2011 yılında 22.129.134 TL, 2012 yılında ise 21.876.713 TL gelir sağlanmış olup bu kapsamda yapılan harcamalar aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Bu kapsamda, söz konusu bağış gelirlerinin niteliği itibarıyla kendi alanlarında harcamaya dönüşmesi nedeniyle temel amaç ve işlevlere yönelik faaliyetlerin finansmanına katkısı sınırlı kalmaktadır.
-Ana faaliyetlerde odak kaybı ve dışlama etkisine, şube örgütlenmesinin amacından sapmasına ve yardım sektöründe yerel sivil toplum yapılarının nicelik ve nitelik açısından eşitlenememesine yol açan ve Kızılay'ın marka değerinin korunması konusunda önemli riskler içeren geleneksel bağış toplama faaliyetlerinden (kurban, zekât, gıda paketi, aşevi, sevgi bohçası gibi) vazgeçilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
-Şeffaflıkla ilgili kamuoyu beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanması, bütçe ve mali sistemin kaynakların etkin ve verimli kullanımı ile hesap verilebilirliği sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gibi uyumlu reform stratejisinin belirlenmesi değerlendirilmektedir.”

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 16:1812.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more