Reklamsız Sözcü

Tarık Akan: Rant uğruna yeşil yok ediliyor!

Tarık akan'ın da oynadığı Hababam Sınıfı’nın çekildiği Validebağ’da şimdilerde hüzün hakim...

12:1728 Ekim 2014
Tarık Akan: Rant uğruna yeşil yok ediliyor!
Tarık akan'ın da oynadığı Hababam Sınıfı’nın çekildiği Validebağ’da şimdilerde hüzün hakim...

Türk sinemasının unutulmazları arasında yer alan Hababam Sınıfı'nın oyuncularından Tarık Akan, filmin çekildiği yer olan Validebağ Korusu'nun ranta peşkeş çekildiğini söyledi. Akan, “Rant uğruna bu yeşil alanı yok edemezsin, halkın tepkisi buna” dedi.

Usta Yönetmen Ertem Eğilmez'in Rıfat Ilgaz'ın öykülerinden beyaz perdeye aktardığı Hababam Sınıfı'nın çekildiği Validebağ'da şimdilerdeyse hüzün hâkim.

Üsküdar Belediyesi, yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Validebağ Korusu'nun Çamlıca çıkışındaki yeşil alanda dini tesis inşaatına devam ediyor. Hababam Sınıfı'nda “Damat Ferit” karakterini canlandıran Tarık Akan’dan Validebağ Korusu’nu ve yeşil talanını gercekgundem’den Aysel Kılıç’a anlattı.

“ÜZÜLÜYORUM, ACI DUYUYORUM”

-Validebağ' da yeşil alan yok edilmek isteniyor. Neler söyleyeceksiniz?

Gerçekten şu cümleyle başlamak istiyorum; çok üzülüyorum, çok acı duyuyorum… Bu üzüntüm yalnızca Validebağ'dan kaynaklanmıyor. Bugüne kadar bütün buna benzer hareketleri düşündüğüm zaman ülkemin bir vatandaşı olarak üzülüyorum. Bu nasıl bir bilimdir, bu nasıl bir algılamadır, bu nasıl bir hırstır ki herşey çıkar üstüne oturtuluyor, her şey rant üzerine oturtuluyor ve güzelim İstanbul'un yeşil alanları yok ediliyor! Yaşananlar bana çok acı veriyor.

– Hababam Sınıfı Validebağ' da çekildi. Sizin için oranın anlamı ve önemi daha farklı olmalı.

Evet, bende önemli bir yere sahip. Yalnız Validebağ değil, İstanbul'un her yeri önemli. Hababam Sınıfı 1970'lerde çekildi ve o dönemlerde Validebağ ve çevresi boğazıyla, eski tarihi binalarıyla yepyeni ve harikaydı. Bir tek yerimiz kaldı Validebağ, onu da yok ediyorlar! Oraya cami yapacağız diyerek ranta açıyorlar. Bugün Türkiye'de hiçbir Türk vatandaşı cami yapımına karşı gelmez, gelmiyor. Burayı yok etmek isteyenler, ‘cami yapacağız' diyecekler ama asıl amaçları burayı ranta açmak. Halk bunu biliyor. Hükümetin karşısındaki mücadele ve duruşun anlamı da budur. Rant uğruna bu yeşil alanı yok edemezsin diyor vatandaş. Tepkileri camiye değil. Bugün Cumhurbaşkanı , ‘Orada mescid var ya, kimileri bundan rahatsızlık duymuş olabilir' gibi bir laf etti. Bu düşünce doğru değil, buna katılmıyorum.

Zaten orayı yapmak isteyen Belediye Başkanı yakın bir zamanda 3 tane camiyi sattı. Camiyi satmak demek caminin alt tarafında olan mağazaları ve iş merkezlerini satmak demektir. Bu da rant demektir. Belediye parasız kaldığı için 3 tane camiyi satıyor ama şimdi yeni bir cami yapmayı düşünüyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir örnek yok. Ortaçağ'da bile böyle bir örneğe rastlanmaz, böylesi görülmedi!

“SANATÇILAR İKTİDARIN HEDEFİNDE”

– Gezi direnişinin ardından sizin hakkınızda da soruşturma açılmıştı. Sesini yükselten sanatçılar üzerinde baskı daha da mı arttı?

Dünyanın her yerinde otoriter iktidar, karşısındaki tek düşmanı sanatçı görür. İktidarın gözünde her daldaki sanatçı düşmandır. İktidarlar sanatçıya, ‘ya benden taraf olacaksın ya öldürüleceksin veya ülkenden kaç!' diyor. Bu gün bakıldığı zaman dünyanın her yerinde bu böyle. Bundan 150 yıl öncesine gittiğin zaman, Avrupa'da daha demokrasi ve laiklik oturmadan Fransa ve Almanya da aynen böyleydi. Dünyanın en önemli sanatçıları ülkelerini terk ederek kaçtılar. Çoğu hapishanelerde yok edildi. Ama o Ortaçağ'ın sonudur. Bizse hala Ortaçağ'ı yaşıyoruz!

İktidarın tek hedefi sanatçıdır. ‘Ya benden taraf olacaksın, ya da yok ederim seni' diyor. Bütün politika budur. Türkiye'de 1980'lerden itibaren bunu sürekli yaşıyoruz. 1980 öncesinde de Nazım Hikmet'le başlamıştı bu baskılar. Sanatçılar olarak bu acıları hep yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Fazıl Say'ın da üstüne çok gidiyorlar. Fazıl bundan hiçbir şey kaybetmeyeceği gibi, Fazıl'ın ölümsüzlüğünü ilan ediyorlar. Bunun farkında değiller.

-İkinci bir “Gezi” mi başlıyor sizce?

Gezi eylemleri başladığı zaman bütün dünya çok şaşırdı. Başbakan tutturdu, oraya kışla yapacağım, oradaki yeşili yok edeceğim, diye. Ne yaptı, hiçbir şey! Neden yapamadı, halkı direnciyle karşılaştı çünkü. Ağır baskılar görüldü ama neticede orayı elde edemedi. Burasının da aynı şekilde olması gerektiğine inanıyorum. Bu tamamen halkın isteğine bağlı.

“İSTANBUL'DA YEŞİL ALAN KALMADI”

-Hababam Sınıfı'nın çekildiği zamana dönersek; o dönemdeki İstanbul ve bugün arasında nasıl bir kıyaslama yaparsınız?

Bunu kısa kelimelerle anlatmak kadar zor bir şey olamaz. Ama en az ve öz şekilde ifade etmek gerekirse; benim yaşımda ve benden daha yaşlı olan insanların acı çektiği tek nokta budur. İstanbul'un eski resimlerine bakarak içimizde bir ‘ah vah ‘geçiyor. İstanbul'da bugün yeşil alan diye bir şey kalmadı. Acı, çok acı…

-Validebağ'ı hatırlatan, unutamadığınız bir anınız var mı?

Boş zamanlarımızı sürekli o Konak'ın içinde geçirirdik. Yeşilliğiyle, güzelliğiyle muhteşem bir yerdi. Zaman zaman önünden geçerken o anlarımızı hatırlarım. Orada geçirdiğim tüm anlarım önemlidir.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp