Reklamsız Sözcü

Türkiye Cumhuriyeti bu karanlıktan kurtulacak!

Cumhuriyet’le yaşıt gazeteci-yazar Hıfzı Topuz SÖZCÜ’ye konuştu.

android-time 07:02 2 Kasım 2014
Türkiye Cumhuriyeti bu karanlıktan kurtulacak!
Cumhuriyet’le yaşıt gazeteci-yazar Hıfzı Topuz SÖZCÜ’ye konuştu.

Nil SOYSAL / SÖZCÜ

Türkiye'nin AKP iktidarı nedeniyle en karanlık günlerini yaşadığını belirten 91 yaşındaki
gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, “Bu zihniyeti, hedeflediği 2023'ü göremeyecek” dedi…

İs­tan­bu­l'­da­ki evi­nin üst ka­tın­da­ki ça­lış­ma oda­sın­da ko­nuş­tuk dua­yen ga­ze­te­ci-ya­zar Hıf­zı To­puz ile. 91'lik bir de­li­kan­lı otu­ru­yor kar­şım­da. Ar­kam­da­ki du­var­da, UNES­CO yıl­la­rın­da Af­ri­ka'dan top­la­dı­ğı mas­ke ko­lek­si­yo­nu ası­lı. Di­ğer du­var­lar ise boy­dan bo­ya ki­tap do­lu. Tam da ha­yal et­ti­ğim gi­bi. Şim­di bir ha­ya­lim da­ha var… Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin 100'ün­cü yı­lın­da, yi­ne bu oda­da onun­la “Dal­ya­” rö­por­ta­jı­nı yap­mak is­ti­yo­rum…
n Ne mut­lu si­ze ki; 91 yıl­lık Cum­hu­ri­ye­t'­in 91 yı­lı­na da ta­nık ol­muş­su­nuz…
– 1923'te doğ­muş Cum­hu­ri­ye­t'­le ya­şıt bir in­san ola­rak, ben ha­ya­tı­mın her dö­ne­min­de Cum­hu­ri­yet coş­ku­su­nu ya­şa­dım. Ço­cuk­luk yıl­la­rım hep Ata­türk hi­ka­ye­le­ri din­le­mek­le geç­ti. Ai­le bü­yük­le­rim­den iki­si Ata­tür­k'­ün sof­ra­sın­da bu­lun­muş isim­ler­di.

Ata'yı karşıladım

– Si­zin de Mustafa Kemal Ata­tür­k'­ü ya­kın­dan ta­nı­ma fır­sa­tı­nız ol­du mu?
– Çok gör­düm ben Ata­tür­k'­ü. 1937'de Ata­türk has­tay­dı ve İs­tan­bu­l'­a ge­li­yor­du. İz­ci ola­rak onu kar­şı­la­ma­ya git­miş­tim. Pen­di­k'­te eli­ni sık­tım. 14 ya­şım­da Ata­tür­k'­ün eli­ni sık­tı­ğım o an, ha­ya­tı­mın en önem­li an­la­rın­dan bi­ri­dir. Ata­tür­k'­ün ha­yat­ta olan ya­kın ar­ka­daş­la­rı­nı bu­lup, on­lar­la rö­por­taj yap­ma­yı bir ge­le­nek ha­li­ne ge­tir­miş­tim.
– Kim­ler­di on­lar?
– İs­met İnö­nü, Fa­lih Rıf­kı, Ya­kup Kad­ri, Ali Fu­at Ce­be­soy, ay­nı za­man­da ak­ra­bam olan İb­ra­him Sü­rey­ya Yi­ğit… “Cum­hu­ri­ye­t'­i ku­ran­la­r” di­ye, o ta­kım­da sağ ka­lan­la­rı bu­lup ko­nuş­tum hep.
– O dö­nem­de Ata­türk düş­man­lı­ğı di­ye bir şey yok­tu de­ğil mi?
– Ka­ti­yen! Ne be­nim ku­şa­ğım­da, ne çev­rem­de Ata­türk düş­man­lı­ğı di­ye bir şey bil­mez­dik biz. Ata­tür­k'­ün bu­gün­kü gi­bi sal­dı­rı­ya uğ­ra­ya­ca­ğı hiç ak­lı­mı­za gel­mez­di.
– Dün­den bu­gü­ne Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'ne ba­kar­sak, ne gö­rü­yor­su­nuz?
– Cum­hu­ri­yet ke­li­me­si tek ba­şı­na bir şey ifa­de et­mi­yor… Or­ta Af­ri­ka Cum­hu­ri­ye­ti de Cum­hu­ri­yet, İdi Amin de Cum­hu­ri­yet kur­muş­tu, Kad­da­fi de Cum­hu­ri­yet kur­muş­tu. İçe­ri­ğe bak­mak la­zım… Cum­hu­ri­yet de­mek, de­mok­ra­si de­mek. Ya­ni güç­ler ay­rı­lı­ğı­na da­ya­nı­yor. Güç­ler ay­rı­lı­ğı ol­ma­dan cum­hu­ri­yet ol­maz. Ne­dir bun­lar; ya­sa­ma, yü­rüt­me, yar­gı. Biz­de de böy­le ku­rul­du.
– Bu­gün ne ol­du? Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ka­buk mu de­ğiş­tir­di?
– 2002'den bu yana Cum­hu­ri­ye­t'­in tüm ge­rek­li­lik­le­ri terk edil­di. Bir kar­şı dev­rim ha­re­ke­ti baş­la­dı. Ama kar­şı dev­rim, dev­rim­ci de­ğil. Bu ha­re­ket ön­ce dev­rim­le­ri kal­dır­ma­ya baş­la­dı. On­dan son­ra yağ­ma­cı­lık baş­la­dı. Ar­ka­sın­dan bü­tün dev­let da­ire­le­rin­de ik­ti­dar­da­ki par­ti­nin ken­di adam­la­rı­nı iş ba­şı­na ge­tir­me­si ger­çek­leş­ti. An­la­yış şuy­du; dev­le­tin te­mel­le­ri­ni ele ge­çi­rin­ce­ye ka­dar de­mok­ra­si­yi kul­lan­mak! Ye­şil ik­ti­dar; de­mok­ra­si­yi ken­di men­fa­at­le­ri için bi­ne­ce­ği bir tren ola­rak gör­dü. Öy­le de­mok­ra­si de ol­maz, öy­le cum­hu­ri­yet de ol­maz. Adı ka­lır, ka­lıp­ta ka­lır. O za­man bu cum­hu­ri­yet de İdi Ami­n'­in cum­hu­ri­ye­t­ine ben­zer, laf­ta ka­lır!

Yeşil faşizm

Ya­pıl­mak is­te­nen de bu de­ğil mi za­ten?
– Cum­hu­ri­ye­t'­in bu­gün en te­mel so­ru­nu da bu­dur. Na­sıl ki ka­ra fa­şizm var, kı­zıl fa­şizm var, bir ta­kım dik­ta­tör­lük­ler var. Bun­la­rın yap­tı­ğı da ye­şil fa­şizm­dir. Ken­di­le­ri­ne kal­sa IŞİ­D'­den fark­sız ola­cak! Ama bu­na ge­çit ver­me­mek­tir cum­hu­ri­yet. Ve­ril­me­ye­cek­tir de. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti bu ka­ran­lık­tan çı­ka­cak. Bu­gü­ne ka­dar hiç­bir ül­ke­de fa­şizm de­vam et­me­di. Hiç­bir ül­ke­de dik­ta­tör­lük yıl­lar­ca de­vam et­me­di. Dik­ta­tör­lük­le­rin so­nu ge­li­yor. Tür­ki­ye' de de bu­gün tek par­ti de­ğil, tek ki­şi ik­ti­da­rı yer­leş­ti. Ama bu­nun da so­nu ge­le­cek.
Aydınlığa çıkacağız
– 2023 için bir ön­gö­rü ala­bi­lir mi­yim siz­den? Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'nin 100'ün­cü yı­lı­nı na­sıl gö­rü­yor­su­nuz?
– 2023'ü bun­lar gö­re­me­ye­cek­ler. Ben 2023 Tür­ki­ye'si­ni AK­P'­den ve AKP zih­ni­ye­tin­den kur­tul­muş ola­rak gö­rü­yo­rum. Tür­ki­ye de­mok­ra­tik dü­zen­den aşa­ğı iti­le­me­ye­cek. De­mok­ra­si­ye ye­ni­den dö­ne­ce­ğiz ve ye­ni­den yük­se­le­ce­ğiz. Ama at­lat­mak zo­run­da kal­dı­ğı­mız ve ka­la­ca­ğı­mız so­run­lar var. Or­ta­do­ğu'da ha­ri­ta ye­ni­den dü­zen­le­ne­cek. Su­ri­ye kal­ka­cak. Irak kal­ka­cak. Baş­ka dev­let­ler ku­ru­la­cak. Baş­ka fe­de­ral bir­lik­ler or­ta­ya çı­ka­cak. Bun­lar olur­ken Tür­ki­ye'den de par­ça­lar ko­par­tı­la­cak. İş­te bun­la­ra kar­şı di­ren­mek zo­run­da­yız. Bun­la­rın Tür­ki­ye'yi sü­rük­le­di­ği ba­tak­tan kur­tul­ma­mız için bü­yük sa­vaş­lar ver­me­li­yiz. Çok güç bel­ki ama ben ba­şa­ra­ca­ğı­mı­za emi­nim. Bu ka­ran­lık­lar­dan kur­tu­lup, ay­dın­lık gün­le­re ka­vu­şa­ca­ğız.

Ilım­lı İs­lam mut­la­ka şe­ri­ata dö­ner

– “Es­ki­den bir Türk ola­rak Pa­ri­s'­te ba­na Ata­tür­k'­ü ve Na­zı­m'­ı so­rar­lar­dı. Şim­di ar­tık Tür­ki­ye'nin kö­tü bir ima­jı var. Tür­ki­ye bu­gün Ba­tı dün­ya­sın­da İs­lam­cı bir dev­let ola­rak gö­rü­lü­yor. Bu­nu ilk Ame­ri­ka baş­lat­tı. ‘I­lım­lı İs­la­m' di­ye Tür­ki­ye'yi tut­tu. Ama ılım­lı İs­lam di­ye bir şey ol­maz. Ilım­lı İs­lam, enin­de so­nun­da şe­ri­ata dö­nü­şü­yor. Av­ru­pa'da ar­tık “Ben Tür­kü­m” de­di­ğin za­man, sa­na şüp­hey­le ba­kı­yor­lar.”

Na­zım Hik­me­t bu­gün­le­ri iyi ki gör­me­di

– “Na­zım her za­man ile­ri­ye ve ya­rın­la­ra umut­la bak­tı. Bu­gün­le­ri iyi ki gör­me­di. Kah­rın­dan ölür­dü. Ama Na­zım git­tik­çe da­ha iyi an­la­şı­lı­yor. Es­ki­den onu Ko­mü­nist Par­ti­si'ne ve Mos­ko­va'ya bağ­lı bir in­san zan­ne­der­di halk. Öy­le ol­ma­dı­ğı an­la­şıl­dı. Son yıl­lar­da ver­di­ği sa­vaş ye­ni ye­ni açık­la­nı­yor. Ney­zen Tev­fik de bu­gün da­ha iyi an­la­şı­lı­yor. San­ki bu­gün yaz­mış o şi­ir­le­ri…”

F. Mu­al­la'ya ra­kı ve çi­roz gö­tü­rür­düm

– “23'üncü kitabım Fikret Mualla yakında çıkacak. Ben Fik­ret Mu­al­la'yı da Pa­ri­s'­te ta­nı­dım. Onun­la ilk rö­por­ta­jı da ben yap­tım. Son­ra ara­mız­da çok gü­zel bir dost­luk oluş­tu. İs­tanbu­l'­a gel­dik­çe ona bu­ra­dan ra­kı ve çi­roz gö­tü­rür­düm. Öz­gür­lük­ler­den ya­nay­dı, ka­çık­tı! Ata­tür­k'­e ha­ka­ret­ten hak­kın­da ta­ki­bat açıl­ma­sıy­la da­ha be­ter sı­yır­mış­tı. 9 ay de­li­le­rin ara­sın­da ya­şı­yor. Hi­ka­ye bu.”

 

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more