Reklamsız Sözcü

Çağatay’ın kafası Nuri Alço gibi çalışmıyor

Yalan Dünya'nın Çağatay Koçtuğ'u Hakan Meriçliler'den Çağatay Ulusoy değerlendirmesi.

android-time 13:05 19 Şubat 2014
Çağatay’ın kafası Nuri Alço gibi çalışmıyor
Yalan Dünya'nın Çağatay Koçtuğ'u Hakan Meriçliler'den Çağatay Ulusoy değerlendirmesi.

Yalan Dünya setinin olmadığı bir gün, Çağatay rolüyle hepimizi güldüren Hakan Meriçliler’le Cihangir’deki Günay Danışmanlık’ta buluştuk. Ancak o trafik nedeniyle randevumuza bir hayli gecikti. Hal böyle olunca da sohbetimize trafikle başladık.

Bu röportaj randevusuna geç kaldınız ve bunun nedeni İstanbul’un bir türlü çözümlenemeyen trafiği oldu…

İstanbul’da trafik sorunu ne yazık ki düşüncesiz ve şuursuz şekilde devam ediyor.

Siz İzmirlisiniz…

Ama babaannem ve halam İstanbul’da oldukları için 1973’ten itibaren her yaz 3 ay buraya bırakılırdım. O zaman trafik böyle değildi. 3 yaşımdan beri Boğaz’ın sularına girerim, yüzmeyi burda öğrendim. Halam, Beylerbeyi’nde yalıda otururdu.

Ne güzel, zengin bir halanız varmış!

O yıllarda yalıda oturmanız için holding patronu ya da illegal birisi olmanız gerekmiyordu. Namuslu insanlar da dilerse yalı dairesinde oturabilirdi. İnsanlar birbirine daha çok güvenirdi. Babaannemler Gümüşsuyu’nda otururdu. Beni taksi şoförüne emanet ederlerdi, o getirip götürürdü Gümüşsuyu ile Beylerbeyi’ne. O zamanın taksi şoförleri adam gibi adamlardı. Namusluydular ve o mahalleyi de korurlardı. Ayhan Işık gibi adamlardı. Ben o yıllarda büyüyünce taksi şoförü olacağımı söylerdim.

Sonra o büyü bozuldu, öyle mi?

1980’den itibaren yalnız İstanbul’un değil memleketin de rüzgarı değişti.

Memleket şimdi de yerel seçim rüzgarlarını yaşıyor. İstanbul’a başkan adayı olsan vatandaşa neler vaadedersin?

İstanbul’un yeşilini yokettiler, ağaçlarını kestiler. Ayrıca tiyatrosuna, sinemasına sahip çıkmak gerekir. Bu iktidar tiyatroları insanlardan uzaklaştırıyor. Büyük tiyatrolar giderek kent dışına çekiliyor. Oysa merkezde olmalılar. İstanbul’a başkan olsam bu güzelim kente yeşilini geri verir, bol bol tiyatro salonu açardım.

Ne yazık ki her konuda dengeler bozuldu. Mesela sanat dünyasında da ön planda hep aynı isimler olurken, nice yetenekler hep geri planda kalıyor.

Yapımcılar ne yazık ki geri planda olan yetenekli oyuncuları çekip alamıyor. Sanatçı da farkedilmek ve seçilmek ister. Yalan Dünya’nın kadrosuna katılmadan önce 25’i başrol olmak üzere 45 tane devlet tiyatrosu oyunum vardı.

Sizi keşfeden Gülse Birsel mi oldu?

Gülse Birsel’in gözü, aklı, sezgisi olmasaydı Çağatay rolüyle milyonlar beni tanıyamayacaktı.

Buluşmanız nasıl oldu?

Maçka’daki Tiyatro DOT’un lokalinde gördü beni Gülse Birsel. Bir röportaj yapıyordu ve gözü bana takıldı, hissettim. Sonra beni araştırmış, soruşturmuş. Kısa süre içinde de Çağatay rolü için teklif yaptı.

Çağatay karakteri yüzümüzün bir yarısını güldürürken diğer yarısını hüzünlendiriyor.

Bu duyguyu verebiliyorsam ne mutlu bana. Çağatay, bütün jönlerin kıssadan hissesidir. Türkiye’deki jönlerin durumu hep acıklıdır. Çünkü, oyuncu 40’ını geçtiği zaman bizim sektörümüz onu nasıl değerlendireceğini bilemez. Ve ne yazık ki asıl oyunculuğunun zirvesini yaşaması gereken yaşta da jönleri hep hüzün bekler. Onlar jön doğarlar, jön ölürler. Ancak en üretken olmaları gereken yaşlarda bir köşede kalırlar. Çağatay, son jöndür!

Nasıl hazırlandınız Çağatay karakterine?

Gülse Birsel, inanılmaz bir Çağatay karakterinin analizini verdi bana. Bu verilerden yola çıktım ve sinemayla tiyatromuzun son jönlerinden pek çok şeyi Çağatay’a montajladım. Çağatay asla tesadüf değildir. Bir bölüm içinde uzun yıllar izlediğimiz 6-7 jönden esintileri veriyor Çağatay. Davranışları, ses tonu, mimikleri asla seyircinin yabancı olduğu şeyler değil.

Çağatay çok saf birisi…

Filmlerin esas oğlanı o. Saf, iyi kalpli, asla kötülük nedir bilmiyor. ‘Sesım senı tahrık ettı mı sevgılım’ derken, cinsellik değil amacı.

Nuri Alço gibi gazozlara hap atmıyor!

Ooo… Yoooo… Çağatay’ın kafası Nuri Alço gibi çapraza çalışmıyor. Dürüst, temiz bir adam. Gülse Birsel de Yalan Dünya’da Çağatay’ı farklı sever. Onun için ‘Benim ağlayan palyaçom’ der.

Palyaço deyince, Oflu Hocayı Aramak filmine gidenler, karşılarında hüzünlü bir palyoça buluyorlar. Hakan Meriçliler’den şarkı dinliyorlar.

Filmde Palyaço adlı şarkıyı söylüyorum. Cem Karaca’nın grubunda olan Mehmet Soyarslan 1970’lerde yapmış bu şarkıyı. Cem Karaca yurt dışına gidince bir türlü bu şarkıyı okuyamamış, kalmış. Mehmet Soyarslan benim sesimi duyunca çok beğenmiş, onun oğlu ve filmin yönetmeni Levent Soyarslan da Palyaço’yu benim okumamı istedi, kabul ettim.

Single çıkaracak mısınız?

Bir single çıkarma niyetim var ama şu an kesinleşen bir şey yok. Olacaksa bir anlam ifade etmeli. Diğer türlüsü, hazır Çağatay gündemde şu single’ı çıkarıp voleyi vurayım düşüncesi olur ki, bu bize yakışmaz. Herkes yapsın da biz yapmayalım bari. Genç nesiller, hiç değilse ‘Bunu yapmayanlar da var’ diyebilsinler.

Hakan Meriçliler’in özel hayatı çok merak ediliyor. Kaç otomobilin, kaç çocuğun var ve kaç evlilik yaptın?

Bir evlilik yaptım ve bu evlilikten bir oğlum var. 66 model bir Vosvos’a biniyorum.

Herkes Çağatay’ı izlerken, Hakan Meriçliler hangi dizileri izliyor?

Yerli dizileri izlerken sık sık zap yapıyorum. Çünkü 30 saniyede anlatılacak bir şey, 10 dakikada sunuluyor. Sıkılıyorum, izlemekten vazgeçiyorum.

Dizi sektöründe de sıkılan çok, ara vermek isteyen çok.

Evet, Kenan İmirzalıoğlu, Tolgahan Sayışman, yapımcı Timur Savcı ara vermek istiyorlar. Haklılar. Çünkü Türkiye’de dizi sektörü çökmek üzeredir. Bu sektörün devşirme oyuncuları, kendilerini zirvede sanan yıldızları küt diye aşağı inecekler. Onlara çok üzülüyorum.

Dizilerin çalışma koşullarından şikayet ediliyor.

Bana göre dizi sektörü, inşaat sektörü kadar ağır ve zalim çalışma koşulları içindedir. Bütün bunlar dizi bölümlerinin uzunluğundan ortaya çıkıyor. Diziler için tehlike çanları çalmaya başladı. Diziler hemen 60 dakikaya inmelidir. Hatta mümkünse 45 dakikaya. Aksi halde ağır yaralı olan dizi sektörü ölüme çok yakın.

Hakan Meriçliler yakışıklı, şöhretli ve bekar… Ama yalnız mı, yoksa yaşadıklarını gizliyor mu?

Benim yaşadığım bir ilişkim var ama bunu kimseyle paylaşmak istemiyorum.

Her halde en büyük aşkın oğlun…

Evet, en büyük aşkım oğlum Doğaç’tır.

Baba olarak baskı var mı baskı…

Gizli otoriter olan bir babayım, çok güldürürüm oğlumu. İki arkadaş gibiyiz ama çaktırmadan da yönlendiririm.

Doğaç’ın saçını kesen bir okul baskısına da tanık oldunuz.

O saç kesme olayının bilerek, planlanarak yapıldığını anladım. Doğaç biraz hareketli çocuktur çünkü. Yılın yarısında Doğaç’ı aldım okuldan, onlar da terbiyesizce diğer yarı yılın parasını talep ettiler. 8 yıldır mahkememiz sürüyor.

O zaman röportajımızın sonunda bu ülkede dayatmacılığın, baskıların olmamasını dileyelim ve Hakan Meriçliler’e soralım, Türkiye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’nin geleceğinden çok korkuyorum. Hayatım boyunca ilk kez bu kadar karamsarım. Ortalık o kadar kirlendi ki, belki bugüne kadar politikadan uzak duran temiz ve genç insanlar ‘Bu işe girmeliyiz’ diye düşünebilir. Bu ülkenin temiz ellere ihtiyacı var.

Son güncelleme: android-time 13:0819.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more