Reklamsız Sözcü

Manço ailesine yaşatılanlar Türkiye’nin ayıbıdır

Barış Manço'nun ölümünün 15. yılı nedeniyle uzun yıllar ailece oturduğu ve artık müze olarak hizmet veren bahçeli, üç katlı köşküne gittik.

android-time 11:08 5 Şubat 2014
Manço ailesine yaşatılanlar Türkiye’nin ayıbıdır
Barış Manço'nun ölümünün 15. yılı nedeniyle uzun yıllar ailece oturduğu ve artık müze olarak hizmet veren bahçeli, üç katlı köşküne gittik.

Bir zamanlar Manço ailesinin mutluluk yuvası olan bu mekanı, yani 81300 Moda’yı Lale Manço ile birlikte dolaştık, sohbet ettik.

2 Şubat Pazar (bugün) sabahı, Barış Manço adını taşıyan vapur Kadıköy’den kalkıyor. İçendeki müzikseverler Manço’yu Kanlıca’daki mezarı başında anacaklar.

 

Bakımda olmadığı her yıl şubat ayının ilk pazar günü Barış Manço adını taşıyan şehir hatları vapuruyla Kadıköy’den Kanlıca’ya, Barış’ın mezarına gidiyoruz. Barış Manço vapuru jilet olana kadar bu gelenek devam edecek. Dilerim Barış Manço vapuru jilet olmaz.

Vapurda kimler oluyor?

Barış’ı seven herkes biniyor vapura. Boğaz’da Barış şarkıları söyleyerek Kalamış’a gidiliyor, kabristanda dualar ediliyor.

Lale Hanım, şu anda bulunduğumuz köşk, Manço ailesinin 18 yıl yaşadığı yer, yuvanız.

Burası, 81300 Moda… Manço ailesi için bu köşk bir sevgi mabedidir. Biz aile olarak büyük şanssızlıklar yaşamayıp bu köşkü kaybetmemiş olsaydık da yine burası müze olacaktı. Çünkü Barış’ın vasiyetiydi. Bana defalarca söylemişti bu dileğini.

Bu köşk artık Manço ailesinin değil mi?

Barış’ı kaybettiğimizde Kültür Bakanlığı’na başvurdum, bu evi müze yapın dedim ama kabul etmediler. Kadıköy Belediyesi sağolsun, bu eve sahip çıktı. Burası tüm Manço hayranlarına hediyedir. Ancak şu anda adı müze olsa da müze olarak kabul edilmiyor. Çünkü müze olabilmesi için tek sahibi olması gerekiyor. Bu köşkün sahibi bir banka, içindeki eşyalar bize ait ve organizasyonu yapan Kadıköy Belediyesi. 9 Haziran 2010’da kapıları açılan bu müzeyi bugüne kadar 83 bin küsur kişi ziyaret etti.

Bu köşk, kesinlikle Manço ailesine iade edilmeli. Malı mülkü yağmalanan Manço ailesine yaşatılanlar Türkiye’nin ayıbıdır. Bu yağma bir gün mutlaka incelenmeli.

Her şey neden olmuştu, neler yaşanmıştı, kısaca sizden öğrenebilir miyiz?

Barış’ın ortak olduğu Manço Club için çekilen krediye kefil olduk. Kredi alınırken Manço Club ipotekteydi, çok kolay halledilebilirdi. İpotek paraya çevrilseydi iş bitmiş olacaktı. Bu yapılmadı. Bu olmayınca borç katlanarak çoğaldı, boyumuzu aştı. Neyimiz var neyimiz yok, hepsi satıldı. Asla iyiniyet gösterilmedi. Manço ailesinin servetinin yağmalanmasına neden olanları asla affetmeyeceğim.

Bitti mi bütün borçlar?

Hala o zamandan kalma vergi borçları, mahkeme harçları geliyor. 15 yıldan bu yana hala borç ödüyoruz.

Barış Manço iyi ki bu felakete tanık olmadı.

Barış, daha sonra başımıza gelen bütün o acıları, felaketleri, hacizleri, çok sevdiği otomobillerinin, köşkünün satıldığını görmedi. Ömrünün yetmediğine bu nedenle seviniyorum. Zaten diğerleriyle birlikte 81300 Moda’yı (şimdi müze olan köşk) da kurtaramadık, satıldı.

Çok kötü yıllar geçirdim. Gazete almaya, televizyon açmaya korkuyordum. Çok şükür Manço ailesini kahreden o fırtına geçti. Artık güzel anıları yaşamanın zamanı.

Burası sizin 18 yıllık mutluluğunuza tanıklık etti…

Barış hayatta kalsaydı daha uzun yıllar yaşardık burada. Bu köşkün bir gün çocuklarıma (Doğukan ve Batıkan Manço) verileceğine inanıyorum. Elbette yine müze olarak kalacak.

Üç katlı bu köşkün her yerinde anılarınız olmalı.

Çocuklarımızı büyüttüğümüz, salondaki piyanosunda besteler yaptığı, pek çok dostu ağırladığımız bu köşkte çok güzel anılarımız oldu. Şimdi onun şarkılarının notaları duvarlarda, eşyaları, fotoğrafları, takıları odalarda. Hep tarihe kalmayı isterdi ve bu dileği gerçek oldu. Yüzyılımızın Karacaoğlan’ı, Yunus Emre’si, Dede Korkut’u ve Nasreddin Hoca’sıydı Barış. Tarihi kişiliklerin mozaiğiydi. Barış Manço bu ülkede asla unutulmayacaktır.

 

Yarım kalan bir şarkısı var mıydı?

Hiçbir şeyini yarım bırakmadı Barış. O son gününde (31 Ocak 1999) Mançoloji adlı son albümünün son stüdyo kayıtlarını tamamladı ve köşke döndü, ardından da hayata burada veda etti, ‘Artık paydos’ dedi.

Barış’la 1975’te tanıştık, eniştemin arkadaşıydı. 1978’de evlendik. Bitmeyen bir enerjisi vardı. Adam Olacak Çocuk ve 7’den 77’ye televizyonların muhteşem programlarıydı. Çocuklara her zaman önem verdi. İlklerin adamı oldu. Toplum sorunlarına her zaman duyarlıydı. Bal Sultan adlı şarkısı vardı ve ben onu kaybettikten yıllar sonra o şarkıda çocuk gelinlerin trajedisini anlattığını keşfettim. Yaşasaydı yine pekçok şey yapardı.

Müzikte veliahtı çıktı mı size göre?

Ben müzik otoritesi değilim. Ancak bana göre bu ülkede sadece müzik değil her şey işporta boyutunda yaşanıyor. Çok şarkı üretiliyor ama tadı tuzu yerinde değil, duygusu eksik. Hepsi için konuşmuyorum, çünkü çok değerli bestecilerimiz de var.

Barış Manço ile ilgili hayata geçirmeyi düşündüğünüz bir proje var mı?

Benim bir düşüm var. Barış’ı toprağa verdiğimiz 3 Şubat 1999’da tanık olduğum bir manzara vardı. Onu değişik inançlardan, değişik ırklardan, yaşlısıyla genciyle binlerce insan sonsuzluğa uğurladı. 3 Şubat Barış ve Sevgi Günü olmalı, öyle ilan edilmeli. Çıkış noktamız sevgi olsun, barış olsun. O zaman Barış Manço’nun ruhu sonsuza kadar huzur içinde olacaktır. Ülkemizin en çok ihtiyacı olan şeyler barış ve sevgidir. Daha önce kiler olarak kullanılan köşkün alt katındaki odayı Şovalye Odası adıyla çalışma odası yapmıştı. 1992’de Belçika Kraliçesi’nin verdiği şovalye beratını buraya asmıştı. Karşısı da benim oturma odamdı. Bugün Şovalye Odası’ndaki Barış Manço heykelinin önünde, Barış’ın elinden hiç düşürmediği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Söylev’i (Nutuk) duruyor.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more