Reklamsız Sözcü

O filmlerden sağ çıktıysam bunun iki nedeni var

Cüneyt Arkın'la Fahrettin (asıl adı) 1965'ten beri 49 yıldır oturduğu Levent'teki bahçeli evinde buluştuk.

android-time 14:58 26 Şubat 2014
O filmlerden sağ çıktıysam bunun iki nedeni var
Cüneyt Arkın'la Fahrettin (asıl adı) 1965'ten beri 49 yıldır oturduğu Levent'teki bahçeli evinde buluştuk.

Bize 46 yıldır büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi Betül Arkın da katıldı. Sohbetimiz, 28 Şubat’ta vizyona girecek Gulyabani filmiyle başladı, ünlü aktörün sinema hayatına ve Betül Hanım’la yaşadığı aşka kadar uzandı.

Gulyabani, 28 Şubat’ta vizyona giriyor. Bu kaçıncı filmi Cüneyt Arkın’ın, hesapladınız mı?

1963’te Gurbet Kuşları’yla başlayan sinema maceramda çektiğim film sayısı 400’ü geçmiştir. Avrupa’da Amerika’da bu soruyu soran sinemacılara çektiğim film sayısının yarısını söyleyince adamlar şaşırıyorlar, “O zaman siz çok zengin olmalısınız” diyorlar.

Her akşam filmlerinizden birisi mutlaka kanallardan birinde yayınlanıyor. Telif hakkınızı alıyor musunuz?

Televizyonda gösterilen filmlerimden telif hakkı alamıyorum. Yıllar önce İtalyanlar’a yaptığım bir filmim vardı, onunla ilgili hala telif parası geliyor. Biz bu olayı Türkiye’de başaramadık ne yazık ki.

Gelelim Gulyabani’ye…

Gulyabani fantastik ve keyifli bir film oldu. Hem korkutacak hem güldürecek. Kendine güvenen, gülmek ve korkmak isteyen bu filme mutlaka gitmeli.

İnsanlarımız zaten korkular içinde…

Doğru söylüyorsun. Gençler işini kaybetme korkusu, yuvasını kuramama korkusu, üniversiteye girememe korkusu yaşıyor. Bana göre Türk halkı artık iyice bunaldı. Biz filmde korkuları magazinleştirip rahat bir nefes aldıracağız.

Gulyabani sizi korkuttu mu?

Öyle bir makyaj yapmışlar ki, ilk gördüğüm anda, aramızda kalsın ama ben bile korktum.

Yıllarca ölüme meydan okuyan, korkusuz Cüneyt Arkın filmleri izledik.

Sinema için canımı hiçe saydım, hayatımı tehlikeye attım. Normal insanların yapamayacağı şeyler yaptım kamera önünde. O filmlerden sağ çıktıysam bunun iki nedeni vardır. Birincisi Betül’e olan aşkım, ikincisi çılgınca spor yapmamdır. Filmlerde resmen hayatımla oynadım. Çok darbe yedim, kaşım gözüm yarıldı, elim kolum kırıldı. Omurgamdan ciddi darbeler aldım, felç olma tehlikesi yaşadım. Hiç yılmadım. Sirklere gittim, dersler aldım.

Peki değer miydi bütün bunlara, hayatınızı tehlikeye atmaya?

N’evet (Cüneyt Arkın filmlerindeki gibi konuşuyor ve gülüyor). Ben seyircimi asla kandıramazdım. Dublör kullanmak seyirciyi kandırmak olurdu.

Niye bu kadar fedakar davrandınız?

Ben doktordum ve sinemaya girdiğim yıllarda bir doktorun artist olmasını istemediler, cephe aldılar bana. Bu nedenle çok başarılı olmam gerekiyordu.

O yıllarda kelle koltukta film çeken Cüneyt Arkın’ın sigortası var mıydı?

Betül Arkın: Ne sigortası vardı, ne özel hayatı vardı. Durmadan, soluk almadan çalışıyordu.

O setten diğerine koşuyordum. Öyle hızlı çalışıyordum ki mevsimlerin bile farkına varamıyordum. Betül, benim kahrımı çok çekti. Betül olmasaydı, Cüneyt Arkın da olamazdı.

Cüneyt Arkın’ın pişmanlıkla “Keşke doktor Fahrettin olarak kalsaydım” dediği oldu mu?

N’ayır, n’olmadı (gülüyor). Çünkü ben her zaman zoru sevdim. Yıllar yılı dirsek çürütüp doktor oldum, hayatımı ortaya koyarak filmler çektim. Fahrettin doktorluktan, Cüneyt de aktörlükten asla pişmanlık duymadı.

Hayatınızda Betül Hanım’ın yeri de rolü de çok başka olmalı…

Ahh Betül ah… O benim meleğim, o benim bir tanem. Nasıl bir sevgiydi o, nasıl bir sabırdı. O benim sevgilim, karım ve annemdir. Hakkını nasıl ödeyeceğim bilemiyorum. Ona dünyaları versem azdır.

Ona kalbinizi verdiniz…

Betül Arkın: Fahrettin’in bana olan aşkı dünyalara bedeldir.

Betül’ü çok seviyorum. O evde olmayınca eksik kalıyorum. Sonra terlik sesini duyunca, geldi deyip rahatlıyorum.

Bu evde kimbilir ne anılarınız vardır?

Betül Arkın: 1968’de adım attığım, 1970’te ise gelin olarak girdiğim bu ev benim hayatım oldu. Yaşadıklarımı yazsam birkaç cilt roman olur.

Betül Hanım, alkolle sizin aranıza girmişti.

Benim Bizanslı askerlerin arasına daldığım gibi Betül de alkolle benim arama daldı ve ‘Ya alkol ya ben, Fahrettin seçimini yap’ dedi. Onu seçtim, kurtuldum.

Betül Arkın: Çok sıkıntılı yıllardı o yıllar. Ben rest çektim ama Fahrettin de iradesini göstererek alkolü yendi.

Neden ölesiye içiyordu Cüneyt Arkın?

Yalnız beden değil ruh yorgunluğum da vardı. Uyuyamıyordum ve bir anlamda alkol kaçış oldu. Beni rahatlatıyor diye sarıldım alkole. Ama ipin ucu kaçıverdi birden.

Cüneyt Arkın, genç oyunculara alkol ve uyuşturucu konularında neler söylemek ister.

Genç oyuncular, alkolden ve uyuşturucudan kesinlikle uzak dursunlar. Uyuşturucu konusunda Kenan İmirzalıoğlu’nun adı geçince, yüreğim yandı. Oğlum gibi severim Kenan’ı. Onun uyuşturucuya bulaşacağına inanmıyorum. Yıllarca Anadolu’yu dolaşıp gençlere alkol ve uyuşturucudan uzak durmaları için öğütler verdim, gerekirse gene düşerim yollara.

Herkesin bir Betül’ü olmalı…

(Cüneyt Arkın’ın gözleri doluyor…)

Röportajın sonunda biz yine Gulyabani’ye dönelim…

Yapımcı İrfan Tözüm bu filme büyük emekler verdi. Gulyabani’de sürprizler çok. Merak edenler sinemaya gidip izlesinler.

Son güncelleme: android-time 15:0126.02.2014
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more