Reklamsız Sözcü

Başka açıklaması yok

Uzman Dr. Bülent Yardımcı aşık olunca yaşanan hormonal ve duygusal değişiklikleri anlattı.

android-time 10:53 14 Şubat 2014
Başka açıklaması yok
Uzman Dr. Bülent Yardımcı aşık olunca yaşanan hormonal ve duygusal değişiklikleri anlattı.

Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu olarak tanımlayabileceğimiz aşk en güzel, en insani özelliklerimizden birisidir. Üremeye ve insan neslini sürdürmeye yönelik bu duygu insanoğlu geliştikçe diğer alanlarda da üretkenliğe neden olmuştur. Sanat hep aşktan beslenmiştir. Edebiyatta müzikte, görsel sanatlarda aşk daima ilk sıradaki yerini korumaktadır.

Aşkın sembolü hep kalp seçilmiştir. Belki de aşık olan kişinin hızlı çarpan kalbi, göğsünde hissettiği mutluluk ya da sıkışma hissi bu düşünceyi doğurmuştur. Ama gerçek aşk organı beyindir. Tüm sistem buradan yönetilir. Karmaşık mekanizmaları vardır. Bu nedenle aşk anlaşılması ve baş etmesi zor bir duygu olarak gizemini korumaktadır.Aşk konusunda söylenecek ilk şey yalnızca bir kişiye aşık olunacağıdır. Aynı anda birden fazla kişiye duyulan ilgiyi aşk olarak tanımlayamayız. Çünkü çok kuvvetli olan bu duygu yüksek konsantrasyon gerektirir. Irk, din, dil farkları çok azdır. Yani dünyanın her yerinde aşk aynı mekanizmalarla yürür.

Duygusal değişiklikleri ele alacak olursak, kişi aşık olduğu kişiye kuvvetli duygusal bir bağ ile bağlanır. Sevgilisini daima yüceltir, onun eksiklikleri ve kusurları görülmez olur. Mutlaka cinsellik dürtüsü vardır. Yaşamdaki öncelikleri değişir ve sevgilisi ilk sıraya oturur. Karşısındakinden beklentileri artar, onun da kendisini sevdiğine ait belirtileri hep görmek ister.

Neler hissediyoruz?

Bu durum aşırı sahiplenme, kıskançlık gibi duyguları körükler . Duygusal anlamlarda büyük iniş ve çıkışlar yaşanır. Manik diyebileceğimiz ölçüsüz sevinç halinden ciddi ruhsal çöküntülere kadar giden hızlı değişimler olur. Kişi fırtınalı okyanusta sallanan gemi gibi, ruhsal ve fiziksel anlamda sürekli gel-git ler yaşar.
Aşkı yöneten hormonlar vardır. Buluğ çağından itibaren artan cinsel hormonlar gerçek aşkın alt yapısını hazırlar. Beyinde artan Dopamin ve noradrenalin aşkın oluşumunda en etkin kimyasallardır. Testosteron ve Östrojen ise cinsel dürtüleri arttırır, aşk mekanizmasını hızlandırır. Sevgililerin kavuşması ve bir arada olmaları ile salgılanan Oksitosin, Vazopressin gibi hormonlar ise sadakati ve kuvvetli bağı sağlar. Ayrılıkta ise serotonin ve endorfinler devreye girer.

Yaş ilerledikçe cinsel hormonların azalması, kuvvetli ve fırtınalı aşk mekanizmalarını zayıflatır. Fakat bu kez devreye olgunluk, deneyim ve gelişmişlik girer. Yani ileri yaşlarda da aşk olur ve sistemik hormonlar azalsa da beyindeki kimyasallar bu duyguyu sağlar. Günümüzdeki ‘ Aşkın yaşı yoktur' tümcesi bu nedenle doğru kabul edilebilir.

Aşık mı oluyorum?

Bu kadar hormonal ve duygusal değişiklik mutlaka beraberinde fiziksel etkileri de getirecektir. Aşık olan kişinin nabzı hızlanır, tansiyonu yükselir, iştahı azalır, cinsel dürtüleri artar, mide- bağırsak kasılmaları ve mide asidi artar; ateş basmaları terleme gibi otonom sinir sistemi bulguları ortaya çıkar. Ayrıkla gelen baş ağrıları, baş dönmeleri, aşırı halsizlik, nefes darlığı hissi gibi bulguları da bunlara ekleyebiliriz. Gençlerin' Bana ne oluyor anne?' sorusu, yerini deneyimli erişkinlerde ‘ Aşık mı oluyorum?'a bırakır. Yani herkeste benzer bulgular oluşur.

Bu değişimler hayatı renklendirir, mutlu bir yuva ve eş arayışında yol göstericidir. Fakat yaş ilerledikçe gelen hastalıklar aşkı daha dikkatli yaşamamızı gerektirir. Kalp hastalığı, Hipertansiyon, Solunum sistemi hastalıkları, Şeker hastalığı gibi rahatsızlığı olan erişkinler bu dönemde kendilerine iyi bakmalıdırlar.
Güzel duygular mutlaka sağlığımızı daha olumlu yönde etkileyecektir. Fakat şiddetli aşk duyguları vücudumuzu yıpratabilir. İleri yaşlardaki aşk ( Eğer yapabilirsek!) daha anlayışlı daha olgun daha kontrollü olmalıdır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more