Reklamsız Sözcü

Skolyoz Türkiye’de 1.5 milyon kişide var!

Omurga eğriliği olarak bilinen skolyoz hastalığının Türkiye'deki oranının yüksek olduğu belirlendi.

android-time 16:17 11 Kasım 2014
Skolyoz Türkiye’de 1.5 milyon kişide var!
Omurga eğriliği olarak bilinen skolyoz hastalığının Türkiye'deki oranının yüksek olduğu belirlendi.

Omurga eğriliği olarak bilinen skolyoz, kız çocuklarında erkeklere oranla 10 kat daha fazla görülüyor….

Erken tanının tedavide önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç Dr. Deniz Konya; skolyozun belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemlerini anlattı:

Omurganın çoğunlukla göğüs ve/veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliği olarak bilinen skolyoz, tek başına olabileceği gibi kamburlukla beraber de ortaya çıkabiliyor.

Özellikle 30 dereceyi geçen skolyozlarını genç kızlarda erkekelere oranla 10 kat daha fazla görüldüğü vurgulanıyor.

Sayısı net olmamakla birlikte Türkiye’de yaklaşık 1.5 milyon skolyoz hastası olduğu kaydediliyor.

Skolyaza hem muayene bulguları hem de radyolojik incelemelerin (röntgen, manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi) sonuçlarına göre tanı konuluyor.

Fizik muayene, farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyozometre (omurganın eğirilik miktarını ölçen bir alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirlemede kullanılan en önemli tanı yöntemleri arasında yer alıyor.

Eğriliğin miktarı (derece), skolyozun tip ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğu gibi pek çok faktör tedaviyi yönlendiriyor.

Tedaviye erken başlamak ise pek çok hastalıkta olduğu gibi başarı oranını artırıyor.

Skolyozun tedavisi, “cerrahi tedavi” ve “cerrahi olmayan tedavi” şeklinde ikiye ayrılıyor.

Cerrahi tedavi:

Büyümenin devam ettiği ve eğriliğin 40 derecenin üzerinde olduğu hastalarda, cerrahi en uygun tedavi yöntemidir. Cerrahi tedavide, sırt ve/veya bele yerleştirilen vida ile çubuklar yardımıyla omurgada düzeltme yapılıyor.

Günümüzde cerrahi tekniklerdeki gelişmeler arasında uygulanan omurilik fonksiyonlarının görüntülenmesi gibi yardımcı yöntemler; cerrahi sırasında hastada meydana gelebilecek sorunları azaltmakta oldukça faydalı olup, cerrahinin başarısını artırıyor.

Cerrahi olmayan tedavi:

Eğriliği 20 derecenin altında ve iskelet gelişimi tamamlanmak üzere olan hastalarda, sadece gözlem ve belirli aralıklarla kontrol uygun bir tedavi yöntemidir. Ancak eğriliğin 30 derece civarında olduğu ve büyümenin devam ettiği çocuklarda korse uygun bir tedavi yöntemidir. Korse tedavisine rağmen eğrilik artış gösterebileceğinden, korseli hastaların da belirli aralıklarla kontrol edilmesi grekiyor.

Doğuştan gelen skolyozda başlıca etkenlerin gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, şeker hastalığı ve bazı vitamin eksikliklerinin olduğu düşünülüyor.

Skolyozun tipleri ise şöyle:

Konjenital (doğuştan):

Genellikle omurgadaki bir gelişim kusuruna veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlı

Polio (çocuk felci):

Beyin felci veya kas erimesi gibi durumlara bağlı kasların felci sonucu

Nendeni bilinmeyen (idiyopatik):

Bilinmeyen bir nedene bağlı olarak meydana gelen skolyozlardır. Omuz ve kalçanın simetrik olmadığı durumlarda bir uzmana danışılması gerekiyor.

Skolyozun daha çok 10’lu yaşlarda ortaya çıkan skolyozun belirtileri ise şöyle sıralanıyor:

– Omurganın yana doğru eğriliği

– Omurganın yan ve öne doğru eğriliği

– Bir omuzun (sağ-sol) öne ilerlemesi

– Omuz ve kalçaların simetrik durmaması

– Birinci eğriliği karşılayıcı ikinci bir eğri varlığı

– Sırt ve/veya bel ağrısı

– Nefes darlığı, yorgunluk.

 

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more