Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Başörtüsü, cami, yalan ve siyaset!

17 Şubat 2014

“Üst­le­ri çıp­lak, el­di­ven­li, si­yah ban­da­na­lı bir grup ba­şör­tü­lü ka­dı­na sal­dır­dı­lar. Üs­tü­ne id­rar­la­rı­nı yap­tı­la­r”, “Ca­mi­ye ayak­ka­bı­lar­la gir­di­ler, bi­ra iç­ti­ler, çir­kin ey­lem­ler­de bu­lun­du­lar. Bun­lar­la il­gi­li ka­me­ra gö­rün­tü­le­ri eli­miz­de­” gi­bi cüm­le­le­ri ay­lar­ca din­le­dik ik­ti­dar yet­ki­li­le­rin­den. An­cak ha­tır­la­ya­lım; ca­mi gö­rün­tü­le­riy­le il­gi­li ilk ya­lan­la­ma mü­ez­zin­den gel­di. Ka­ba­taş id­di­ası­nın ya­lan ol­du­ğu ise, ay­lar son­ra ya­yın­la­nan ka­me­ra gö­rün­tü­le­riy­le çık­mış ol­du. Şim­di:
1- Ba­şör­tü­sü, ca­mi gi­bi sem­bol­ler üze­rin­den söy­le­ni­len “ya­la­n”­lar… Bir ta­raf­ta “di­ni sem­bol­le­r” kul­la­nı­lı­yor; an­cak, bu ya­pı­lır­ken di­nin men et­ti­ği ha­ram, ya­ni “ya­la­n” dev­re­ye gi­ri­yor.

Ner­den bak­sa­nız ak­la zi­yan.

2- Ka­dı­nın açık­la­ma­la­rı çe­liş­ki­ler içe­ri­yor. “Kim­se­ye is­pat­la­mak zo­run­da de­ği­li­m” di­yor. O hal­de ka­dı­nı bir ta­ra­fa bı­ra­ka­lım. Önem­li olan is­pat­lan­ma­mış bir ko­nu üze­rin­den si­ya­si ak­tör­le­rin top­lum­sal bir fit­ne oluş­tur­ma­la­rı­dır. Bu­ra­da öz­ne ka­dın de­ğil, si­ya­set­çi­ler­dir. Ba­zı ha­ta­lar var­dır ki in­sa­nın ken­di­si­ni bağ­lar. Töv­be ka­pı­sı bu yüz­den açık­tır. Fa­kat kit­le­le­ri doğ­ru­dan il­gi­len­di­ren in­san hak­la­rı bağ­la­mın­da­ki ko­nu­la­rı Ku­r'­an-ı Ke­rim, Al­la­h'­ın hu­du­du­nu çiğ­ne­mek ola­rak alır. İn­san­la­rı töh­met al­tın­da bı­rak­mak, ya­lan ve if­ti­ra­lar­la “hal­kı kin ve düş­man­lı­ğa sevk et­me­k” bun­lar­dan­dır. Olu­şa­cak bir fit­ne­nin al­tın­dan kim­se kal­ka­maz. Bir kı­vıl­cım­la baş­la­yan kav­ga­la­rın, yüz­ler­ce in­sa­nın ölü­mü­ne yol aç­tı­ğı­nın ör­nek­le­riy­le do­lu­dur ta­ri­hi­miz.
3- Bu ya­lan­lar bir kit­le­yi, bir gru­bu ber­ta­raf et­mek adı­na ya­pı­lı­yor­sa -ki Ge­zi olay­la­rı üze­rin­den dü­şün­dü­ğü­müz­de bu böy­le- si­ya­set, din kul­la­nı­la­rak ta­raf­gi­ra­ne ya­pı­la­maz. Hem din­dar­lık ya­lan-yan­lı­şa alet edil­miş olur; hem de di­nin “a­da­le­t” kav­ra­mıy­la ters dü­şü­lür. Kal­dı ki ada­let­le ters dü­şe­cek her tür­lü ta­raf­gir an­la­yış di­nin ru­hu­na ay­kı­rı­dır.
4- Baş­ba­kan, “Ba­şör­tü­sü düş­man­la­rı­” ifa­de­si­ni kul­la­nı­yor. Yö­ne­ten­ler bir ta­ra­fı as­la “düş­ma­n” ilan ede­mez.
5- Si­ya­se­tin de bir eti­ği var­dır.
Bu ha­di­se ba­na, AK­P'­nin Di­ya­ne­t'­ten so­rum­lu es­ki Ba­ka­nı Prof. Dr. Meh­met Ay­dın ho­ca­nın söz­le­ri­ni ha­tır­lat­tı. Ay­dın ho­ca, Di­ya­net Vak­fı'n­da dü­zen­le­di­ği­miz bir kon­fe­rans­ta, ge­len bir so­ru üze­ri­ne ba­şör­tü­sü ko­nu­su­na gir­di. Kız­la­rın­dan ha­re­ket­le ver­di­ği ör­nek­ler­den son­ra, “Ba­na so­ru­yor­lar, ba­şör­tü­sü mü ya­lan söy­le­mek mi; han­gi­si önem­li di­ye? Ya­lan söy­le­me­mek di­yo­rum; aman ya­lan söy­le­me­yi­n” de­di.
Hü­la­sa, ya­lan üze­re ya­pı­la­cak si­ya­set­ten ha­yır gel­mez. Din ise za­ten ya­lan­la bir ara­da dur­maz. Doğ­ru­luk ve ada­let di­nin ru­hu­dur çün­kü. Ru­hun­dan arın­dı­rıl­mış din, ama­cın­dan sap­mış si­ya­set top­lum için azap­tır.

As­la ka­bul edi­le­mez

Ev­ren­sel ve ras­yo­nel re­fe­rans­la­ra baş­vur­mak, in­sa­nı ne­den iyi et­mi­yor? Bu­nun baş­ka di­na­mik­le­ri ol­sa ge­rek. Vic­dan ne­den dev­re­ye gir­mi­yor? Ya da ay­nı vic­dan na­sıl olu­yor da muh­te­mel bir kö­tü­lü­ğü ya­sa­ya uy­du­ru­yor?
Ya­sa­yı, ku­ra­lı, di­ni alış­kan­lık­la­rı “e­ti­k” de­ğer­ler üze­rin­den te­mel­len­dir­me­den, oto­ma­ti­ğe bağ­lan­mış bir ro­bot gi­bi uy­gu­la­ma­la­rın in­san­lı­ğı ge­tir­di­ği nok­ta ol­sa ge­rek. Tan­rı'ya kar­şı yap­tı­ğı va­zi­fe­sin­den tu­tun da elin­de­ki çö­pü ya da si­ga­ra­yı so­ka­ğa fır­la­tır­ken “sor­gu­la­mak­sı­zı­n”, “dü­şün­ce­siz bir edi­m” için­de ne ya­zık ki gü­nü­müz in­sa­nı. Ez­ber­le­ri­nin bo­zul­ma­sı­nı is­te­mi­yor; kut­sal, çiğ­nen­miş, ayak­lar al­tın­da… Te­le­fon­la­ra yük­le­ti­len ezan­lar, Um­re zi­ya­ret­le­ri­nin “bo­nu­s”­a dö­nüş­me­si, ta­sav­vuf dün­ya­sı­nın önem­li isim­le­ri­nin lüks otel­le­re, kut­sal at­fe­di­len sem­bol­le­rin ma­ğa­za ve iş yer­le­ri­ne ad ve­ril­me­si ol­du din­dar­lık!
Bu­nun kar­şı­sın­da olan­lar yok de­ğil; an­cak ses­le­ri du­yul­mu­yor. İyi bir dün­ya oluş­tur­mak he­pi­mi­zin so­rum­lu­lu­ğun­da… Her bi­re­yin ha­ya­ta ka­ta­ca­ğı çok şey var. Uy­gar­lık ve in­san­lık için ça­lı­şan ilim in­san­la­rı­nın, si­ya­se­te an­ga­je ol­ma­mış si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı­nın, dü­şü­nür­le­rin, sa­nat­kar­la­rın ge­niş im­kan­la­rı ol­ma­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz. Fa­kat yi­ne de kor­ku­suz­ca “na­sıl bü­tün­lük­lü, ahenk­li, bir ha­va ya­ra­tı­rı­z”, so­ru­su­nu yük­sek ses­le sor­ma­la­rı ve ak­si­yo­na geç­me­le­ri ge­re­ki­yor.
Bu­gün “de­ğer­le­ri­” kul­la­na­rak gü­cü el­de et­miş in­san­la­rın si­ya­set­le­ri uğ­ru­na yap­tık­la­rı yan­lış­la­rı sa­vu­nan­lar çı­ka­bi­li­yor. Ya­lan, çar­pıt­ma, rüş­vet, ka­mu ala­nı­nı ta­lan gi­bi mil­le­tin hak­la­rı­nı gas­pa da­ya­nan bir si­ya­set ne adı­na ya­pı­lır­sa ya­pıl­sın, sa­vu­nu­la­maz. Bu­na Tür­ki­ye'nin ön­de ge­len ila­hi­yat­çı isim­le­rin­den bi­ri ica­zet ver­se bi­le.
Gün­lük kay­gı­lar­la ya­pı­lan po­li­ti­ka, çı­kar gü­düm­lü ve kar­şıt­la­rı­na üs­tün gel­me key­fi­ye­ti içe­ri­yor ne ya­zık ki… Top­lum, ide­olo­jik bak­mak­sı­zın, her tür­lü ya­lan si­ya­se­tin kar­şı­sın­da du­rur­sa si­ya­set ken­di­ne çe­ki dü­zen ve­re­cek­tir.

 

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more