Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Bilimsiz din kördür!

24 Kasım 2014

Ba­zı dü­şü­nür­ler “kol­lek­tif şuu­run te­me­li­ni di­nî inanç­lar oluş­tur­mak­ta­dı­r” der.
Bu tes­pit, top­lum­la­rın din an­la­yış­la­rı­nı sağ­lık­lı bir te­mel üze­ri­ne oturt­ma­dık­la­rı tak­dir­de, na­sıl bir teh­li­key­le kar­şı­la­şa­bi­le­cek­le­ri­ni de içe­rir. Çün­kü, doğ­ru bir pa­ra­dig­ma üze­rin­den an­la­şı­la­ma­dı­ğı tak­dir­de din, kav­ga ve ay­rış­ma­la­ra ze­min teş­kil eden bir bi­linç de or­ta­ya çı­kar­ta­bi­lir.
Bel­ki de bir di­nin ne söy­le­di­ğin­den zi­ya­de, top­lum­la­rın on­dan ne an­la­dı­ğı esas me­se­le­dir. Bu, şu ger­çe­ği de açı­ğa çı­kar­tır: Bir öğ­re­ti; is­ter ila­hi ol­sun, is­ter be­şe­ri, mu­ha­tap­la­rı­nın do­na­nı­mıy­la an­lam bu­la­cak­tır; ya da an­lam­sız­la­şa­cak­tır!
Ta­rih bo­yun­ca, top­lu­luk­la­rın si­ya­si, sos­yal ve kül­tü­rel ya­pı­la­rı, din an­la­yış­la­rın­da­ki se­vi­ye­yi de gös­te­rir. Bu­ra­da be­lir­le­yi­ci olan bi­lim­dir. “Din­siz bi­lim to­pal, bi­lim­siz din kör­dü­r” sö­zü­nü ha­tır­la­ya­lım.
Bu ko­nu­da Ali Şe­ra­iti “Ken­di­si Ol­ma­yan İn­sa­n” ki­ta­bın­da sos­yal açı­dan din­le­rin ti­po­lo­ji­si­ni or­ta­ya ko­yar­ken, şöy­le bir tas­nif ya­par:
Bi­lim al­tı din (Ta­ki ağa­nın di­ni)
Bi­lim üs­tü din (in­sa­ni din)
Top­lum­lar­da bü­yük halk kit­le­le­ri­nin di­ni an­la­yı­şı, “bi­lim al­tı­”dır der Ali Şe­ra­iti… Avam ve kit­le­le­rin bi­linç­siz ve ka­lı­tım­sal bir din an­la­yı­şı­na sa­hip ol­duk­la­rı­na da dik­kat çe­ker.
En­te­lek­tü­el sı­nı­fın için­den sıy­rı­lan mün­fe­rit kim­se­ler­den ba­his­le de, her dö­ne­min so­nu­na doğ­ru or­ta­ya çı­kan ve baş­ka bir dö­nem­den ha­ber ve­ren bu “yıl­dız­la­r” sa­ye­sin­de an­cak ta­rih­sel dö­nü­şüm­le­rin ger­çek­le­şe­bi­le­ce­ği­ni söy­ler.
Bu ko­nu­yu, he­men ak­la ge­len; Ga­li­le­ler, Be­con­lar, Ko­per­nik­ler ya da Fa­ra­bi, Kin­di, İbn-i Si­na, İbn-i Ara­bi, İbn-i Rüşt, Ebu Ha­ni­fe, Ma­tu­ri­di, Bi­ru­ni, Ha­rez­mi vb. şah­si­yet­ler üze­rin­den dü­şü­ne­lim. Bu isim­ler dö­nem­le­ri­nin yıl­dız­la­rı­dır ve or­tak özel­lik­le­ri şun­lar­dır:
– Sta­tü­ko­ya di­ren­miş­ler­dir.
İk­ti­dar sa­hip­le­riy­le baş­la­rı hoş ol­ma­mış­tır.
– Sko­las­tik dü­şün­ce­ye kar­şı gel­miş­ler ve “ye­ni dü­şün­ce­” tar­zı ge­liş­tir­miş­ler­dir.
– On­la­rı mo­ti­ve eden güç ise “e­ze­li
hik­me­t” duy­gu­su­dur.
Gü­nü­mü­ze ge­lir­sek; ya­şa­nı­lan prob­lem­ler­le, ya­şa­dık­la­rı top­lum­da hü­küm­ran olan ruh ve dü­şün­ce­ye ta­bi ol­muş en­te­lek­tü­el­ler ara­sın­da doğ­ru­dan bir iliş­ki söz ko­nu­su­dur. Bu nok­ta­da dü­şün­ce in­san­la­rı, bü­yük so­rum­lu­luk ta­şı­mak­ta­dır­lar.
Dün­ya ta­rih­sel bir sü­reç­ten ge­çi­yor.
Kü­re­sel­leş­me tüm de­ğer­le­ri­mi­zi, kim­lik­le­ri­mi­zi, inanç­la­rı­mı­zı ade­ta bir sı­na­va ta­bi tu­tu­yor. Bu­na bir va­ro­luş mü­ca­de­le­si de di­ye­bi­lir­si­niz.
İs­lam dün­ya­sı ya “yıl­dı­z”­la­rı­nı çı­kar­ta­cak ve ye­ni bir dö­nü­şüm baş­la­ta­cak.
Ya da için­de bu­lun­du­ğu gir­dap­ta ken­di yok olu­şu­nu sey­re­de­cek­tir.

Di­ya­net İş­le­ri Baş­ka­nı ve  ik­ti­da­ra so­ru­lar
Hi­kâ­ye bu ya: Bek­ta­şi Mı­sı­r'­a git­miş. Üs­tü ba­şı pe­ri­şan, cep­te dir­hem yok.
Mı­sı­r'­da ge­zi­nir­ken, bak­mış ki sır­ma­lı kaf­tan­la­rıy­la, şa­ta­fat­lı gi­yim ku­şam­la­rıy­la at­lı­lar ge­çi­yor. Sor­muş: “Bun­lar da kim?” Ya­nın­da­ki: “Meh­met Ali Pa­şa'nın kul­la­rı­” de­miş.
Bek­ta­şi yü­zü­nü gö­ğe çe­vir­miş: “Hey
Al­la­h'­ım, bir ken­di ku­lu­na bak, bir de Meh­met Ali Pa­şa'nın kul­la­rı­na ba­k” de­yi­ver­miş.
İç içe gir­miş yok­sul­luk ve ölüm fo­toğ­raf­la­rıy­la; dün­ya­nın ko­nuş­tu­ğu Ak Sa­ray fo­toğ­raf­la­rı ba­na yu­ka­rı­da­ki kıs­sa­yı ha­tır­lat­tı!
Sa­de­ce Er­me­ne­k'­te ölen ma­den iş­çi­mi­zin ba­ba­sı­nın las­tik ayak­ka­bı­sı de­ğil; ora­da ya­şa­yan ai­le­le­rin ha­li ve fer­yat­la­rı, şe­hit dü­şen as­ker­le­ri­mi­zin ba­ba ocak­la­rı, as­lın­da Tür­ki­ye'de­ki or­ta­la­ma ya­şam ko­şul­la­rı­nın ne ol­du­ğu­nu or­ta­ya ko­yu­yor. Te­pe­ler­de ise; lük­sün, deb­de­be­nin, ih­ti­şa­mın gö­rün­tü­le­ri, ye­ni­le­nen köşk­ler, uçak­lar, ara­ba­lar, ba­na şu so­ru­yu sor­ma­mı zo­run­lu kı­lı­yor: Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı, sa­yın Baş­ba­kan, sa­yın AK­P'­li ve­kil­ler ve Ha­vuz med­ya­sı­nın de­ğer­li ya­zar­la­rı; aşa­ğı­da ya­za­ca­ğım ayet­ler sa­de­ce “te­ba­” için mi gel­di?
Siz her te­pe­ye, yol kav­şak­la­rı­na, sa­ray­lar, köşk­ler, ka­şa­ne­ler di­ke­rek boş şey­ler­le mi oya­la­nı­yor­su­nuz?” Şua­ra/128
Yi­yin için, fa­kat sa­çıp sa­vur­ma­yın. Çün­kü O (Al­lah) is­raf eden­le­ri sev­mez.” Araf/31
“…hal­kın pa­ra­sı­nı hak­sız­lık­la tü­ket­mek için hu­ku­ki hi­le­le­re baş­vur­ma­yın.” Ba­ka­ra/188
Ya siz Di­ya­net İş­le­ri Baş­ka­nı Meh­met Gör­mez, he­pi­mi­zin ce­bin­den çı­kan bu har­ca­ma­la­ra ne di­yor­su­nuz?
Yok­sa si­zi ata­yan­la­ra şük­ra­nı­nız, gör­me­ni­ze ma­ni mi?
Lüt­fen ce­vap ve­rin, bu­nun adı “is­ra­f” de­ğil de ne?
Bu ayet­ler, yal­nız­ca, sa­de hal­kı mı il­gi­len­di­ri­yor?
Mil­le­tin pa­ra­sıy­la bu sal­ta­nat he­lal mi?
Ha­dis pro­fe­sö­rü­sü­nüz; Hz. Pey­gam­be­r'­in ba­kı­şıy­la ör­tü­şü­yor mu?
Ben ko­nu­şa­mam/kol­tu­ğum­dan ola­mam di­yor­sa­nız; si­ze, çok iyi bil­di­ği­niz Ebu Ha­ni­fe'yi ve O'­nun onur­lu mü­ca­de­le­si­ni ha­tır­la­tı­rım!
* 28 Ka­sım Cu­ma, 18.30'da Ana­do­lu Genç­lik Fe­de­ras­yo­nu'n­da (AN­GEF) genç­ler­le söy­le­şi­miz ola­cak.

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more