Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Dindarlık dindar geçinenlerin elinde kirlendi!

3 Şubat 2014

Bin­di­ğim tak­si­le­rin sü­rü­cü­le­riy­le ve işim ica­bı uğ­ra­dı­ğım me­kân­lar­da­ki gö­rev­li­ler­le soh­bet eder­ken ko­nu dö­ner do­la­şır si­ya­se­te ge­lir. İn­san­la­rın bir kız­gın­lık, bir bez­gin­lik için­de ol­duk­la­rı­nı gör­düm son za­man­lar­da…
Çok da­ha va­hi­mi, kan­dı­rıl­mış his­si­ya­tı­nın ga­rip bir te­za­hü­rü ol­sa ge­rek, de­ğer­le­ri­ne kar­şı bir me­sa­fe için­de­ler… Özel­lik­le yaş­la­rı genç olan­lar­da öf­ke da­ha bü­yük. Oku­duk­la­rı, işit­tik­le­ri ve ta­nık ol­duk­la­rı ha­di­se­le­re tep­ki­le­ri­nin yö­nü bel­li şah­si­yet­ler­le kal­mı­yor; on­la­rın id­di­a et­tik­le­ri “din­dar­lı­k” an­la­yı­şı üze­rin­de de yo­ğun­la­şı­yor.
Bu ya­zı as­la si­ya­set için­den okun­ma­ma­lı… Şu so­ru önem­li; İs­lam hiç­bir za­man ger­çek­leş­me­ye­cek üto­pik bir ha­yat an­la­yı­şın­dan mı bah­se­di­yor? El­bet­te ha­yır. Bu tak­dir­de ide­ale olan uzak­lı­ğın se­be­bi ne?
Bi­ri­le­ri ta­ra­fın­dan ıs­rar­la, te­at­ral bir dil­le süs­le­ne­rek “şu dua­yı okur­sa­nız di­le­ği­niz ger­çek­le­şi­r”­e in­dir­ge­nen bu din, pek ço­ğu­muz için hâ­lâ umut kay­na­ğı.
İs­lam coğ­raf­ya­sın­da ya­şa­nan­la­rı dü­şü­nün; ül­ke­miz­de olup bi­ten­le­ri dik­ka­te alın; ne­ye uzat­sak eli­mi­zi, dö­kül­mü­yor mu? “Ol­ma­sı ge­re­ke­n” ile ara­sın­da­ki me­sa­fe o ka­dar bü­yü­dü ki ya­şa­dı­ğı­mız bu şe­yin adı “din­dar­lı­k” ola­maz.
Din gü­zel dü­şün­me­yi zo­run­lu kı­lar. An­cak bir yer­de çir­kin­lik­ler baş­la­mış­sa bi­gâ­ne ka­lın­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni de söy­ler. Ön­yar­gı­sız olur­sak baş­la­ya­cak bir nok­ta­mız var: Bü­tün ez­ber­le­ri, din adı­na or­ta­ya ko­nu­lan her şe­yi kork­ma­dan eleş­ti­ri­ye ta­bi tut­mak.
Ye­ni­len­me­nin baş­ka ça­re­si yok çün­kü. Bu­nu İs­la­m'­ın gi­riş cüm­le­si­ne da­ya­na­rak söy­lü­yo­rum: “La ila­he­” de­me­den “il­lal­la­h” de­ni­le­me­ye­ce­ği or­ta­da… Bu­nu na­sıl oku­mu­şuz bu­gü­ne ka­dar? Put­lar üze­rin­den. Ya­ni, tek ilah Al­lah di­ye­bil­mek için, put­la­rı kır­mak ge­re­ki­yor.
Ça­ğı­mız Müs­lü­ma­n'­ının put­la­rı Ca­hi­li­ye ça­ğı­na rah­met oku­tur; hiç kuş­ku­nuz ol­ma­sın. Ma­kam, hırs, bit­mek bil­me­yen ar­zu­lar, vil­la­lar, çift­lik­ler, mil­yon do­lar­lar, sı­nır­lı sa­yı­da güç sa­hip­le­ri­ni esir alır­ken; mil­yon­la­ra an­la­tı­lan ve hat­ta da­ya­tı­lan din­dar­lık, Ku­r'­an'­ın ıs­rar­la üze­rin­de dur­du­ğu “dü­şün­me­ye, ak­lı ça­lış­tır­ma­ya, tak­va­ya­” mu­ha­lif, bi­linç­siz bir tes­li­mi­ye­ti içe­ri­yor. Öy­le ki, her gü­zel şe­yi ah­re­te ıs­mar­la­ta­rak…
Muk­te­dir­le­rin in­san­la­ra an­lat­tır­dı­ğı ya da da­yat­tı­ğı din­le, ken­di ya­şam­la­rın­da­ki ba­riz far­kı, ta­rih bo­yun­ca her dö­nem­de gör­me­niz müm­kün. Hz. Os­ma­n'­ın şe­hit edil­me­si­nin al­tın­da ya­tan ne­den­ler üze­rin­de pek du­rul­maz. Ka­yır­ma­nın, ma­kam ve pa­ra hır­sı­nın ge­tir­di­ği prob­lem­ler ilk kı­rıl­ma nok­ta­sı­dır. Peş pe­şe ya­şa­nan Ce­mel va­ka­sı, Sıf­fin sa­va­şı ik­ti­dar kav­ga­la­rı­nın Müs­lü­man­la­rı na­sıl pa­ram­par­ça et­ti­ği­ni, gü­nü­müz mez­hep ça­tış­ma­la­rı­na ba­ka­rak an­la­mak müm­kün…
Kim­se­yi kan­dır­ma­ya­lım; Müs­lü­man­lar bir çık­ma­za gir­di.
Acı­ma­sız­ca ken­di­le­ri­ne ay­na tut­ma­yı ba­şar­mak du­ru­mun­da­lar.
Ba­şa­ra­maz­lar­sa ta­rih çöp­lü­ğü on­la­rı da içi­ne ala­cak.

Di­ni al­gı­da­ki kı­rıl­ma

Bu­ra­da üze­rin­de du­rul­ma­sı ge­re­ken en önem­li ko­nu, in­san­la­rın son sı­ğı­nak ola­rak gör­dük­le­ri “di­n” ol­gu­su­na kar­şı gü­ven­le­ri­nin ze­de­len­me­si­dir. Din ile din­dar iki ay­rı kav­ram el­bet­te. An­cak sos­yal bir re­ali­te ola­rak ifa­de ede­bi­li­riz ki din ve din­dar­lık al­gı­sı ya­şa­nan­lar üze­rin­den olu­şu­yor. Si­ya­sal söy­lem­le­re de din ka­rış­tı­rı­lın­ca, ma­ne­vi­yat ken­di mec­ra­sın­da yol ala­mı­yor.
İk­ti­dar­lar ge­lir gi­der. Ye­ni hü­kü­met­ler ku­ru­lur.
Yan­lış­lar ya­pıl­mış­sa, ya­pan­lar er geç ce­za­sı­nı bu­lur.
An­cak ha­ya­tı ve top­lu­mu ida­me et­ti­ren, di­nin ya da din­dar­lı­ğın zi­hin­ler­de oluş­tu­ra­ca­ğı al­gı yüz­yıl­lar bo­yu de­vam ede­cek­tir. Bu bü­yük bir ve­bal­dir.
Bu­nu ne­den söy­lü­yo­rum? Duy­du­ğum söz­ler­den bir­kaç ör­nek ve­re­yim:
“Din­miş, din­dar­lık­mış; ha­di ca­nım siz de…”, “Gö­rü­yo­ruz ma­lı gö­tü­ren­le­ri…”, “Tür­ki­ye'nin en iyi üni­ver­si­te­sin­den me­zu­nuz, mas­tır yap­tık iş bu­la­mı­yo­ruz; biz yaş­lar­da­ki Baş­ba­kan, Ba­kan ço­cuk­la­rı­nın ser­ve­ti­ne ba­kın, gel­dik­le­ri yer­le­re ba­kın; sö­züm ona bun­lar din­dar…”, “Mil­let inim inim in­ler­ken Al­lah, Pey­gam­ber di­ye­rek ne­ler yap­mış­lar…”
Ben­zer pek çok sö­zün top­lum­da dal­ga dal­ga ya­yıl­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz.
Kut­sa­lın ki­şi­ler­le öz­deş­leş­ti­ril­di­ği­ni içi­miz acı­ya­rak sey­re­di­yo­ruz.
Yüz­yıl­lar­dır me­de­ni­ye­ti­mi­zin en önem­li ku­ru­mu olan “va­kı­f” kav­ra­mı­nın “rüş­ve­t” ile an­lam­sız­laş­tı­rıl­dı­ğı­na ta­nık olu­yo­ruz.
Afo­roz me­ka­niz­ma­la­rı, sos­yal med­ya­dan er­kin di­li­ne sıç­ra­dı.
Ta­rih ta­nık­tır bu­na, di­ne en çok za­ra­rı din­dar ge­çi­nen­ler ver­miş­tir. Yü­ce de­ğer­le­rin iç­le­ri, sa­hip­le­nen­ler ta­ra­fın­dan bo­şal­tı­la bo­şal­tı­la bu gün­le­re ge­lin­miş­tir.
Sö­zün kı­sa­sı; top­lum, ya in­san hak­la­rı­nı, ka­mu hak­la­rı­nı, ka­dı­nı, de­mok­ra­si­yi, ada­le­ti, hak­ka­ni­ye­ti, hoş­gö­rü­yü, ço­ğul­cu­lu­ğu, in­san onu­ru­nu mer­ke­ze alan ev­ren­sel bir dil oluş­tu­ra­cak ve tüm öte­ki­ler­le ku­cak­la­şa­cak. Ya da kom­şu Müs­lü­man ül­ke­ler gi­bi ken­di ken­di­nin so­nu­nu ha­zır­la­ya­cak.

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more