Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

İktidar hırsı mı millet sevdası mı?

10 Şubat 2014

İn­san sı­nır­lı ve ölüm­lü­dür. Sal­ta­nat­lar da öy­le. An­cak, bi­rey “ik­ti­da­r”­ının sı­nır­lı­lı­ğı­nı ka­bul­len­mek is­te­mez. Sal­ta­na­tın, ik­ti­da­rın, şan ve şe­re­fin son­suz­lu­ğu Tan­rı'ya mah­sus­tur ve O'­nun son­suz­lu­ğun­da ya­şa­ya­bi­lir. İn­san­lar ara­sın­da Tan­rı gi­bi ol­mak is­te­yen­ler çı­kar. Ya da Tan­rı gi­bi hük­met­mek… Bu­nun im­kan­sız­lı­ğı­nı fark et­mek, ha­ya­tın ge­çi­ci­li­ği­ni haz­me­de­bil­mek, “son­suz ik­ti­da­r” hır­sı­na ka­pıl­ma­mak, “er­dem­li­” ka­la­bil­mek için şart­tır.
Ço­ğu za­man, ik­ti­dar; “ik­ti­dar ol­ma, ik­ti­da­rı­nı güç­len­dir­me ve sür­dür­me hır­sı­na sap­la­nıp ka­lan­lar­da­n” oluş­muş­tur. An­cak, her ik­ti­dar sev­da­lı­sı ik­ti­dar sa­hi­bi ola­cak, di­ye bir kai­de yok­tur. İk­ti­dar hır­sı­na ye­nik dü­şüp, ik­ti­da­rı biz­zat el­de et­mek için ye­ter­li­li­ğe sa­hip ola­ma­yan­lar ise ar­zu­la­rı­na, seç­tik­le­ri li­de­rin ik­ti­da­rın­dan haz du­ya­rak ula­şır­lar. Bun­lar ara­sın­da, çı­kar­la­rı uğ­ru­na, aşı­rı say­gı ve hay­ran­lık gös­te­ren ve hat­ta bi­at et­ti­ği li­de­ri­ni tan­rı­laş­tır­ma­ya ça­lı­şan dal­ka­vuk­lar da ek­sik ol­maz. On­la­rın ol­duk­la­rı yer­de ise ak ile ka­ra bir­bi­ri­ne ka­rı­şır.
İn­san, ira­de­si­ni, is­tek­le­ri­ne ka­yıt­sız şart­sız tes­lim et­ti­ğin­de do­yum­suz­dur. Sı­nır­sız is­tek­le­rin ba­şın­da yer alan ik­ti­dar ve şan fark­lı kav­ram­lar­dır. An­cak iki­si de bir­bi­ri­ni bes­ler. Öy­ley­se şa­nı hi­çe sa­ya­rak, baş­ka­la­rı­nı do­yum­suz­ca yö­net­me ar­zu­su ne ile açık­la­na­bi­lir? Bu, ki­şi­sel ik­ti­sa­di çı­kar­la­rın ya­ni mal mülk hır­sı­nın şa­nın (İyi bir ada sahip olmanın) önü­ne geç­me­siy­le ve te­mel in­sa­ni de­ğer­le­rin ge­ri pla­na atıl­ma­sıy­la or­ta­ya çı­kar.

Top­lum­sal yön­len­dir­me

Sap­lan­tı ha­li­ne gel­miş ik­ti­dar hır­sı, baş­ka­la­rı­na za­rar ve­re­cek yön­tem­le­rin kul­la­nıl­ma­sı­na yol aça­bi­lir. Bu ne­den­le top­lum­sal uz­la­şı ve iş­bir­li­ği, ik­ti­da­rı­nı sür­dür­me hır­sı­na ka­pı­lan bir yö­ne­ti­ci­nin ol­du­ğu dev­let­te sağ­la­na­maz.
Her tür­lü ik­ti­da­rın var­lık se­be­bi halk­tır. Yö­ne­ti­le­cek ki­şi­le­rin ol­ma­dı­ğı bir yer­de yö­ne­ti­ci­den bah­se­di­le­mez. Gü­nü­müz de­mok­ra­si­si­nin far­kı, ik­ti­da­rın meş­ru­iye­ti­ni de halk­tan al­ma­sı­dır. Bu se­bep­le yö­net­mek is­te­yen­le­rin se­çil­me ara­cı pro­pa­gan­da ol­muş­tur.
Se­çim sis­te­mi­nin is­te­di­ği ye­ter­li­lik kıs­tas ola­rak dü­şü­nü­lür­se, pro­pa­gan­da, ya­nıl­tı­cı bil­gi­ler ih­ti­va ede­rek, top­lu­mun bü­yük ke­si­min­de or­tak bir al­gı oluş­tu­ra­bi­lir ve çok güç­lü bir ik­ti­dar ya­ra­ta­bi­lir.
Ne var ki pro­pa­gan­da ile yön­len­di­ril­miş al­gı tek­rar bir pro­pa­gan­da ara­cı ola­rak kul­la­nı­la­bi­lir.
Öy­le ki, gü­nü­müz ko­şul­la­rın­da özel­lik­le ba­sı­nı kon­trol al­tın­da tu­ta­rak ve dev­let im­kan­la­rı­nı kul­la­na­rak, güç­lü bir ik­ti­dar is­te­di­ği su­num­da bu­lu­na­bi­lir. Top­lum­sal yön­len­dir­me ile yap­tık­la­rı­nı ya­pıl­ma­sı ge­re­ken, yap­ma­dık­la­rı­nı ya­pıl­ma­ma­sı ge­re­ken­miş gi­bi gös­te­re­bi­lir.
Da­ha va­hi­mi, yar­gı or­gan­la­rı­na bas­kı uy­gu­la­ya­cak ka­dar al­çal­mış her­han­gi bir ik­ti­dar, ada­le­tin de­ne­ti­min­den de sıy­rı­la­bi­lir. Ve hatta bunu yaparken de meş­ru­iye­ti­nin kay­na­ğı­ olarak andığımız mil­li ira­de­yi re­fe­rans verebilir.
Bu ak­la yat­kın ol­ma­yan son cüm­le, se­çil­miş­le­rin ya­sa­lar­dan mu­af ol­ma­sı de­mek­tir. Bu da par­la­men­ter­le­rin, be­le­di­ye baş­kan­la­rı­nın ve muh­tar­la­rın da­hi her tür­lü ka­nun­dan so­rum­suz ol­du­ğu ve hat­ta dav­ra­nış­la­rı­nın hu­ku­ka ör­nek teş­kil et­me­si ge­rek­ti­ği an­la­mı­na ge­lir.

Ada­let se­çim­le sağ­la­na­maz

An­cak ada­let se­çim ile de­ğil akıl ve vic­dan ile sağ­la­nır. Bir be­be­ğin kat­li­ne, bir yol­suz­lu­ğa ve­ya te­ca­vü­ze, top­lu­mun her bir bi­re­yi ica­zet ver­se da­hi yan­lış ol­mak­tan çık­maz. İk­ti­da­ra, bu den­li saç­ma­la­ya­cak ka­dar sa­hip çı­kan kim­se­nin dav­ra­nış se­be­bi, ki­şi­sel çı­kar de­ğil de mil­let sev­da­sı­nın aşı­rı­lı­ğı ola­bi­lir mi?
İk­ti­dar sev­da­sı­nın kay­na­ğı­nın, mil­let sev­da­sı ol­du­ğu­nu id­di­a eden kim­se­nin, bi­rey­ler ara­sın­da ay­rım yap­ma, on­la­rı aşa­ğı­la­ma, hat­ta ölüm­le­ri­ne se­bep olan emir­ler ver­me, ken­di­si­ne ya­kın ol­ma­yan­la­rı gö­rev­den al­ma gi­bi gay­ri in­sa­ni eği­lim­le­ri ola­maz. Sa­de­ce ken­di­ni se­ven­le­re, sev­dik­le­ri sü­re bo­yun­ca, hiz­met et­me sev­da­sı­na dü­şen bi­ri bi­le, ma­kul bir re­fah dü­ze­yin­den son­ra, maa­şıy­la ala­ma­ya­ca­ğı ama bir şe­kil­de sa­hip ol­du­ğu ge­mi­le­ri, vil­la­la­rı, ken­di­ni se­ven­le­re hiz­met için kul­la­nır.
Pe­ki, güç­lü bir ik­ti­dar güç­lü bir yö­ne­tim an­la­mı­na ge­lir mi? Ba­sit bir kur­guy­la, güç­lü bir yö­ne­ti­min uy­gu­la­ma­la­rı, zo­run­lu­luk­tan de­ğil ter­ci­hin­den do­la­yı­dır. Eğer bir ik­ti­dar, sor­gu­lan­ma­ya baş­lan­dı­ğın­da, dev­let ku­rum­la­rın­da ve teş­ki­lat­la­rın­da hat­ta ken­di or­gan­la­rın­da kök­lü de­ği­şik­lik­le­re gi­di­yor­sa, bu onun güç­lü bir yö­ne­ti­me sa­hip ol­ma­dı­ğı an­la­mı­na ge­lir.
Sa­de­ce tüm suç­la­ma­la­rı ört­bas ede­cek ka­dar güç­lü et­ki ala­nı ve fa­kat “son­suz ada­le­ti­” fark et­me­miş­li­ği söz ko­nu­su ola­bi­lir.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more