Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Ötekiler yaratanlara sesleniyorum!

24 Şubat 2014

Yönetmenliğini Mustafa Akkad'ın yaptığı, İslamiyet'in doğuşunu anlatan Çağrı (The Message) filminden, bir kare canlanır zihnimde zaman zaman:
“Büyük acılarla hicret etmek zorunda bırakıldığı şehrine geri dönmektedir Hz. Peygamber. Gönülleri fethederek oluşturduğu ordusuyla birlikte… İnsanlığa vermek istediği anlayışın bir gereği olarak:
Hiçbir kapı kırılmayacak,
Kimseye dokunulmayacak,
Kapısını kapalı tutmak isteyenler güvenlikte olacak,
Ebu Süfyan'nın evindekiler emniyet içinde kalacak. Kabe güvenlikte olacak.
Mekke sokakları bu nidalarla yankılanır.
Nice acı hadisenin sorumlu aktörlerinden iki kişi, olan biteni yakından takip etmektedir; Mekke'nin lideri ve O'nun karısı:
– Sözünde durdu, kapımızı zorlamadı, der; şaşkın ve üzgün bir ses tonuyla Hind.
– O kalplere hükmediyor, taş duvarlara değil. Kesin bir zafer bu; diye cevap verir kocası Ebu Süfyan.”

* * *

Evet, O gönülleri fethetmiştir.
Korkmamıştır, korkutmamıştır; güven telkin etmiş, güvende olmuştur.
Çünkü Müslümanlık korku/korkutma dini değildir.
Adı da muhtevası da barıştır İslam'ın.
Kim bundan gayrı bir davranış içine girmişse, kim yaptığı zulmü bu dine mal etmeye kalkışmışsa, kim kendisinin, çoluk çocuğunun, mezhebinin, meşrebinin çıkarlarını; halkın, toplumun, insanlığın menfaatleri üstünde tutmuşsa, bir ismi de “adil” olan Yüce Allah'a ihanet etmektedir.
O, halkından biridir hep. Ne saraylarda oturmayı tercih etmiş; ne kızı Fatıma'yı, başkalarının çocuklarından farklı bir konuma getirerek imtiyaz sağlamıştır.
Temsil ettiği din “insanları bir tarağın dişleri” gibi görmesini ister.
Mütevazıdır, samimidir, hoşgörülüdür…
Ne elinden, ne dilinden, kimse zarar görmemiştir.
Ne mazlumken, ne muktedirken, söyledikleriyle çelişmemiştir.
Affetmeyi, hoşgörülü olmayı emreden bir dinin elçisidir O.
Fetih sonrası Kabe'de verdiği ilk hutbede:
“Benim halimle sizin haliniz, (Yusuf)'un kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum: Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah, sizi bağışlasın. Merhamet edenlerin en merhametlisidir. (Yusuf Suresi 92) Gidiniz; sizler serbestsiniz.”
Diyecektir; bir zamanlar kendisine her türlü eziyeti reva görenlere. Düşmanlık yaptılar demeden; karşıtlarım demeden; nice yakınlarımı öldürdüler demeden.
İslam'ın, insan anlayışıdır işte bu.
Huzura, adalete, hakkaniyete susamış insanlığa bir ilaçtır.
Cahiliye anlayışına rahmet okutacak kadar aşırılığa ram olanlara; çalarak çırparak servet üzerine servet biriktirenlere; makam, güç ve iktidar hırsıyla yeryüzünü cehenneme çevirenlere bir çığlıktır bu.
Kim nefsinin azgınlıklarıyla, içindeki bitmeyen kinle, öfke ve nefretin kollarında debelene debelene, etrafına verdiği zararı, bu dine mal etmeye kalkışırsa;
Yüce Allah'a ihanet içindedir.
Kim de, inançsızlığını kusmak adına, olması gereken o yüce değerleri görmeyip; olanlar üzerinden bu dini yargılamaya kalkışıyorsa, “merhametim gazabımın üstündedir” anlayışının hakim olduğu büyük hakikate gözlerini kapıyor demektir.

* * *

Kin ve intikamın zerresi yoktur İslam'da. “Umulur ki affedersiniz” diye öğütler.
Acı, çirkin, bölücü yaklaşımlar yoktur.
Çoğunluk azınlık şurda dursun; “kenarı Dicle'de bir koyunu kurt kapsa, bu bizim sorumluluğumuzdadır” anlayışı hâkimdir.
İslam güvendir, esenliktir.
İslam dengedir. Her durumda ölçüdür.
Tevhittir. Bir'e imana davet eder. Bir'e inananı, “birliğe” götürür.
Düşmanlar yaratmasını istemez. Bizden sizden, onlar biz, diyerek ayrım yaptırtmaz.
Bizler onlar yoktur.
Hak vardır; batıl vardır. Adaletli vardır; zalim vardır. Yalancı vardır; dürüst vardır. İnsafsız vardır; merhametli vardır.
İnsanları sömüren vardır; alnının teriyle kazanan vardır.
Yeryüzündeki insanı, hayvanı, ağacı, taşı toprağı yok etmeye kalkışanlar vardır; “varlığa bir gözle bakarız” diyenler vardır.
İbadeti yatıp kalkmaya indirgeyenler vardır; ibadeti her davranışına çıkaranlar vardır.
Kısaca; Allah'ın ahlakıyla ahlaklaşanlar vardır; ahlaksızlar vardır.
Budur hak ve batıl.

* * *

Ötekiler yaratmak isteyenlere sesleniyorum.
Ötekilerimiz olsun, olmalı!
Neleri mi ötekileştirelim? Neleri mi öteleyelim?
Arsızlığı, doymazlığı, hırsızlığı, yalanı, kibri, hakareti, şiddeti, nefreti, sevgisizliği, edepsizliği, üslupsuzluğu, bölücülüğü, eşitsizliği, bağnazlığı, adaletsizliği, otoriterliği…

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more