Reklamsız Sözcü
AYŞE SUCU

Suçlusunuz!

3 Kasım 2014

Acı ve hü­zün ka­lem­le ne ka­dar an­la­tı­lır, bil­mi­yo­rum…
Ama aşa­ğı­da­ki fo­toğ­raf, bir an­ne­nin en saf duy­gu­la­rı için­de­ki ça­re­siz­li­ği­ni ve bir o ka­dar da yü­ce­li­ği­ni res­me­di­yor.
Kim bi­lir ya­şa­dı­ğı acı­lar­la kaç par­ça­ya bö­lün­dü o yü­rek?
Ama dur­mu­yor, da­ha doğ­ru­su du­ra­mı­yor; ne ya­pa­bi­li­ri­min der­di­ne düş­müş.
Tır­nak­la­rıy­la ka­zı­dı­ğı top­ra­ğın se­vi­ye­si­ni dü­şür­me­ye ça­lı­şı­yor ki bo­ru­da­ki su­yun akı­şı hız­lan­sın. Hız­lan­sın da ye­rin al­tın­da­ki “ci­ğer­pa­re­si­” kur­tul­sun.
Ah çi­le­li ka­dı­nım be­nim.
Ah yü­re­ği ya­nık ana­la­rım.
Bek­le­yiş­le­ri­ni­zi dü­şün­dük­çe bey­nim zonk­lu­yor.
Ne zor bir du­rum ya Rab­bi…

 

 

 

 

 

İşte Ermenek’teki acının fotoğrafı…

Bir lok­ma ek­mek için tüm bu çi­le­ler.
İn­san­lık çö­kü­yor, de­ğer­ler bir bir eli­miz­den ka­yı­yor... Han­gi bi­ri­miz ma­su­muz?
Ey doy­mak bil­me­yen­ler, ey yal­nız­ca ken­di ge­le­ce­ği üze­ri­ne he­sap­lar ya­pıp, ça­lış­tır­dı­ğı iş­çi­nin ka­nıy­la bü­yü­yen­ler; evet siz­ler da­ha da iyi ba­kın bu fo­toğ­ra­fa!
Lüt­fen bir an için: O bek­le­yen an­ne­niz ol­sun, me­se­la. Ya da ye­rin al­tın­da­ki­ler ev­la­dı­nız…
Ne his­se­der­di­niz aca­ba; ta­hay­yü­lü bi­le zor de­ğil mi?
Al­lah kim­se­ye gös­terme­sin el­bet­te; ateş düş­tü­ğü ye­ri ya­kıp ge­çi­yor.
Bir lok­ma ek­mek için bu an­ne­le­rin ıs­tı­rap­la­rı.
Yü­zün­de; yor­gun­lu­ğun, yok­sul­lu­ğun, çi­le­nin, kıt ka­na­at ge­çin­me­nin en de­rin çiz­gi­le­ri­ni gör­dü­ğü­müz, ya o Ay­şe an­ne­nin söy­le­di­ği söz­ler: “Oğ­lum yüz­me de bil­mez­di, su­yun için­de ne yap­tı? Ge­ce­le­ri uyu­ya­mı­yo­rum, ‘o­ca­ğa git­me ar­tı­k' de­me­me rağ­men, be­ni din­le­me­di­”
Mer­ha­met­ten, ada­let­ten, hak­ka­ni­yet­ten yok­sun yü­rek­ler, ey ih­ma­li olan yet­ki­li­ler, siz­le­re ses­le­ni­yo­rum: Suç­lu­su­nuz!
Vic­da­nı­nı­zın se­si ya­ka­nı­zı bı­rak­ma­sın.
Bir lok­ma ek­mek için tüm bu ölüm­ler.
Ök­süz ka­lan ço­cuk­la­rın bü­kü­len bo­yun­la­rı, dul ka­lan ka­dın­la­rın çığ­lık­la­rı, ana­la­rın bed­du­ala­rı si­zi uyut­ma­sın.
Bu mil­let ça­buk unu­tu­yor.
Ama siz unut­ma­yın!
Da­ha dün de­ğil miy­di, So­ma'da yi­tir­di­ği­miz 301 can?
Ne ol­du, han­gi ön­lem­ler alın­dı?
De­ği­şen ne var?

Gayretullaha dokunur…
İnsanın isyan edesi geliyor:
Nasıl etmezsiniz ki?
Osmanlı saraylarını ve hatta dünyadaki gelişmiş ülkelerdeki pek çok sarayı gölgede bırakan Atatürk Orman Ciftliği'nde yapılan “Bin odalı Saray”a, mahkeme kararlarına rağmen, on binlerce ağaç kesilip, harcanan para bir milyarı aşmışken,
  Kamu arazileri ve ormanlar talan edilip dururken,
  Dolar milyarderi sayısı rekor seviyede artış gösterirken,
  Köşk'ün dev bütçesi yüzde 100 artış gösterirken,
  Milletvekilleri maaşlarına verilen zam, bir aylık işçi maaşına denk düşerken,
  Siyasetlerine destek amaçlı, sözüm ona “vakıf” adı altındaki kurumlara -yoksa rüşvet mi demeliydim- oluk oluk yardımlar akıtılırken…
Nüfusun yüzde 63'ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Yüzde 9'u ise açlık sınırına bile ulaşamamış.
11 milyon işsiz, umutsuzca iş arıyor.
Çok daha acısı, bir dilim ekmek uğruna insanlar, ölüme mahkum ediliyor.
Bu mu insanlık?
Bu mu dindarlık?
Bu mu sosyal devlet anlayışı?
Bu mu adalet, bu mu hakkaniyet?
Bu biganeliğe, bu vurdumduymazlığa, bu annelerin feryatlarına sessiz kalanlara diyorum ki:
Gayretullaha dokunur bu!
Dokunacaktır da…

Siz milletvekilleri…
Evet, gidişattan hepimiz sorumluyuz. Evet, toplum bilincimiz masaya yatırılmalı… Fakat memlekette hiçbir olumsuzluk yokmuş, her şey sütlimanmış gibi, sokaklarda anarşi-terör yokmuş gibi, şehit haberleri gelmiyormuş gibi, yerin 350 metre altında hayatını kaybetmiş olanların acısı hissedilmiyormuş gibi davranıp da hafta sonunu “istişare toplantısı” adı altında beş yıldızlı otellerde termal su ile geçirenler daha da suçlu.
Şimdi soruyorum vekillere, özellikle de iktidardakilerine:
Sigortasız, sendikasız, iş güvencesi olmayan kölelik şartlarında çalışanların durumlarında en ufak bir iyileştirme yapılmıyorsa
 İş kazaları yüzde 92 oranında artmışsa
  Taşeron sistemi zulme dönüşmüşse
  Bazı sermaye sahipleri kana doymaz vampir gibi işçinin kanını emerek büyüyor ve işçilerin payına ölüm, acı, yoksulluk düşüyorsa
Bunları dile getirmek, çözümler aramak, gerekli yasaları çıkarttırmak, aksamalar veya ihmaller varsa yapılması için millet adına bağırmak sizin göreviniz değil mi?
Sahi siz kimin vekilisiniz?
“Önümüzdeki hafta pazar günü (9 Kasım 2014 saat:14.00) İstanbul Tüyap Kitap Fuarında (Arıtan Yayınevi Standı) olacağım.”

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Ayşe Sucu
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more