Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Enflasyon zırvalamaları

6 Kasım 2014

Ekim ayın­da ay­lık enf­las­yon ka­ba­ca yüz­de 2, yıl­lık enf­las­yon da yüz­de 9 ola­rak ilan edil­di. Tür­ki­ye, çok uzun yıl­lar son­ra, ilk de­fa 2004 yı­lı­na yüz­de 9.3 ile “tek ha­ne­li­” enf­las­yo­nu gör­dü. TÜ­FE 10 yıl­dır, bu oran ci­va­rın­da do­la­nıp du­ru­yor. Bu tab­lo­ya ba­ka­rak, yüz­de 9 yıl­lık enf­las­yon Türk eko­no­mi­si­ne ya­pış­tı de­ne­bi­lir. Ya da is­ter­se­niz mo­dern ola­lım ve bu ora­na “ye­ni nor­ma­l” di­ye­lim. Her ay enf­las­yon ilan edil­dik­ten son­ra ga­ze­te­le­rin eko­no­mi say­fa­la­rın­da ve­ya TV'­le­rin eko­no­mi sa­at­le­rin­de enf­las­yon tar­tı­şı­lır. Uz­man gö­rüş­le­ri­ne yer ve­ri­lir. Bu prog­ram­lar­da enf­las­yon hak­kın­da söy­le­nen­le­rin ço­ğu yan­lış­tır ve­ya ma­lu­mu ilam cin­sin­den ge­rek­siz ay­rın­tı­lı ra­kam oku­mak­tır.

İS­TİH­DAM YA­RAT­MA­YAN ENF­LAS­YON

İk­ti­sa­di ge­liş­me­le­ri iz­le­yen bi­lim adam­la­rı, enf­las­yon ile iş­siz­lik ara­sın­da ters yön­lü bir il­gi­le­şim ol­du­ğu­nu göz­lem­le­miş­tir. Kı­sa­ca; enf­las­yon art­tık­ça, iş­siz­lik azal­mak­ta ve­ya ter­si ol­mak­ta­dır. Bu göz­lem­den, her ül­ke­de bir “Enf­las­yo­nu Hız­lan­dır­ma­yan İş­siz­lik Ora­nı­” (İn­gi­liz­ce­si NAI­RU Non-Ac­ce­le­ra­ting Inf­la­ti­on Ra­te of Unemp­loy­ment) di­ye bir “do­ğal iş­siz­li­k” yüz­de­si ol­du­ğu so­nu­cu­na va­rıl­mış­tır. Ya­ni ik­ti­sat­çı­lar, hü­kü­met­le­re “iş­siz­li­ği da­ha faz­la dü­şür­me­ye ça­lış­ma­yın, yok­sa enf­las­yon hız­la­nı­r” uya­rı­sın­da bu­lun­muş­tur. Ben de bu ku­ra­mı ter­si­ne çe­vi­re­rek “İs­tih­dam Ya­rat­ma­yan Do­ğal Enf­las­yon Ora­nı­” di­ye bir kav­ram ge­liş­tir­dim. (No­bel fi­lan is­te­mi­yo­rum, hak­kı­mı ye­me­sin­ler ye­ter.) Bel­ki de; 10 yıl­dır sü­re gi­den yüz­de 9 enf­las­yon, Tür­ki­ye için bu “do­ğa­l” oran­dır.

ANA­SI­NI DO­ĞU­RAN BE­BEK

Enf­las­yon, çok tek­rar­la­nan ta­nı­mıy­la “her za­man ve her yer­de pa­ra­sal bir ola­y” de­ğil­dir. Enf­las­yon as­lın­da bir “top­lum­sal söz­leş­me­”dir. Söz­leş­me, pa­ra­sal ve­ya bir baş­ka (pet­rol ve em­ti­a fi­yat­la­rı­nın art­ma­sı, de­va­lü­as­yon, kıt­lık-ku­rak­lık, iç harp v.b.) se­bep­le bo­zu­lur­sa, on­dan son­ra “ken­di ken­di­ni do­ğu­ran bir sü­re­ce­” dö­nü­şür. Ni­te­kim hü­kü­met, yıl­ba­şın­dan iti­ba­ren her tür re­sim, harç ve ver­gi­yi yüz­de 10 artır­ma ka­ra­rı al­mış­tır. Bu, 2014 enf­las­yo­nu­nu 2015'e ta­şı­mak de­mek­tir. Za­ten her yıl ca­ri açık ka­dar dı­şa­rı­dan pa­ra şı­rın­ga­la­nan bir eko­no­mi­de “TL ar­zı kı­sı­lıp, fai­z yük­sek tu­tu­la­ra­k” enf­las­yon gem­le­ne­mez. Hü­kü­me­tin enf­las­yon­la mü­ca­de­lede al­dı­ğı tek işe ya­rar ön­lem me­mu­ra “enf­las­yon far­kı­” ver­me­mek­tir. Bu­nun da si­ya­se­ten sür­dü­rü­le­bi­lir ol­ma­sı bir hay­li zor­dur.
Son söz: Her fi­yat, bir üc­ret­tir.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more