Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

CHP’nin ve bazı CHP’lilerin halleri!

14 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, Türkiye'de seçimlerde belli bir gücü olan sadece birkaç parti var. AKP, CHP, MHP ve ekmeğini Güneydoğu'da Kürtçülük sömürüsüyle elde eden BDP.
Başka iyi partiler, saygın partiler de var ama belki birkaç küçük yer dışında onların seçim kazanması mümkün değil.
AKP'nin elinde devlet gücü var, iktidar borazanı TRT ve medya var. Her gün düzmece açılış törenleri düzenleniyor, Tayyip'in ipe sapa gelmez ve sinir bozucu söylemlerini izlemek zorunda kalıyoruz.
AKP seçime devlet gücüyle, devlet olanaklarıyla giriyor.
AKP'de kimse kimseye itiraz edemiyor… Çünkü orada biat (verilen emri uygulama) kültürü var. Öteki partilerden MHP de büyük ölçüde böyle.
Ama CHP'de ses çıkıyor. Herkes özgürce konuşuyor, tepkisini dile getiriyor.
Bu tepkiler bazen de dozunu kaçırıp can sıkıcı oluyor.

* * *

Tanık olduğumuz şu son birkaç günün olaylarına bakınız. Adam partisinin Meclis'teki Grup toplantısına sızmış, kendi istediği kişi aday gösterilmedi diye genel başkanını bağırarak taciz ediyor ve salondan dışarı atılıyor.
Bazıları CHP genel merkez binasına eşekle gidip aynı doğrultuda protesto gösterisi yapıyor.
Bazı il ve ilçelerde benzer gösteriler yapılıyor.
Şimdi burada bakmak gerekir, protesto eden partililer mi haklı, genel merkez mi!
İşin ilginç yanı, bu gösterilerin tamamının CHP'nin güçlü olduğu, kazanma olasılığının yüksek olduğu yerlerde yapılıyor olması.
Konya, Kayseri, Rize gibi AKP kalelerinde hiç CHP gösterisi yok! Protesto sesleri oralardan yükselmiyor. Ya nerelerde var?
İzmir, Ankara, İstanbul, Antalya, Edirne, Kırklareli gibi illerimizin merkez ilçeleri… CHP'nin güçlü olduğu yerler.

* * *

CHP, bazı adayları belirledi. Çoğunda, özellikle çok önemli yerlerde geç kaldı. Geç kalmayı unutalım da, seçime 45 gün var, Kadıköy adayı henüz belli değil.
Adaylar açıklandı.
Hepsi dört dörtlük mü?.. Elbette değil.
Yanlış isimler belirlenmedi mi?.. Mutlaka belirlendi.
İyi de kardeşim, CHP kimleri seçtiyse, onlara karşı olanlar var ve beğenmiyorlar. Kendi adaylarının daha iyi olduğunu düşünüyorlar.
Belki haklılar…
Ancak Ahmet olmayıp Mehmet olsaydı, bu kez ötekinin yandaşları gösteri yapacak, protesto edecekti.

* * *

Adaylar gösterildi… Ancak bunun sonrasında bazı partililerin yaptığı hiç hoş kaçmadı. Örneğin Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, aday gösterilmediği için partisinden istifa etti. Dikili, Didim, Kadıköy, Bakırköy'de istifalar oldu.
Aynı şeyi İzmir Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan yaptı, istifa etti ve DSP'den aday olacağını söyledi.
İşte bunlar ayıptır.
Bu parti seni seçtirmiş, orada iyi kötü başkanlık yapmışsın ama aday gösterilmediğin anda istifanı verip başka bir partiye geçiyor ve bölücülük yapmaya kalkışıyorsun.
Olmadı, yakışık almadı!
Kırklareli Belediye Başkanlığı'na kendisinin desteklediği kişi aday gösterilmeyince, bu ilimizin milletvekili olan Turgut Dibek de istifasını verdi. Neyse ki Kılıçdaroğlu istifayı yırtıp atmış. Değerli bir hukukçu olan Dibek partisinde kaldığını açıkladı.
Bu yolu tutanların da, ilk günlerin duygusal çıkışlarını unutup partilerinde kalmalarını dilerim.

* * *

Sevgili okuyucularım, burada birkaç kez yazdım, bundan sonra da seçime kadar ısrarla yazmayı sürdüreceğim.
CHP ya da MHP seçmenleri “Benim gönlümdeki kişi aday gösterilmedi. Ben partime kırgınım, gösterilen adaya oy vermiyorum” deme lüksüne sahip değildir.
Bu söylem AKP'ye oy vermektir. Git o zaman, oyunu AKP'ye ver!
Şimdi herkesin önünde sadece iki seçenek var:
Ya kendi partini -kırgın bile olsan- destekleyip oy vereceksin, ya da AKP'ye stepne olacaksın.
AKP özellikle bazı büyük illerimizde CHP-DSP rekabetinde oyların bölünmesiyle yerel seçimleri kazandı. Ankara bunun en somut örneğidir.

* * *

Benim dileğim, özellikle CHP'deki kırgınlıkların bir an önce unutulmasıdır. Benim de bazı yerler için gönlümden geçen adaylar vardı. Genel merkez elbette hatalar yaptı, bence de bazı yerlerde yanlış adaylar seçti.
Tepkilere saygı duyuyorum…
Ama “Ben o adaya oy vermem” demenin bir şımarıklık, kapris ve AKP'ye hizmet olduğunu düşünüyorum.
Çankaya'ya bakın!.. Çoğu birbirinden değerli ve deneyimli 29 aday adayı vardı ve bunlardan sadece biri seçilecekti. Genel merkez kimi aday gösterse öteki adaylar ve yandaşları beğenmeyecekti. Normaldir, doğaldır…
CHP'yi eleştiriyorum. Hata ve yanlışları olmuştur.
Ama kırgınlıkları tadında bırakmak gerekiyor.
Bırakmayanların, bölücülük yapanların ise bilerek veya bilmeyerek AKP'ye hizmet etmiş olacağını herkesin görmesi gerekir.
Önemli olan AKP'yi yenilgiye uğratmaktır.

Abdülhamit Selanik'te!

Atatürk'ün kurduğu Türk Tarih Kurumu artık gericilerin, padişahçıların, halifecilerin elinde. Önümüzdeki günlerde Selanik'te Sultan Abdülhamit Sempozyumu düzenliyorlar. Türkiye'de yapamadıklarını Yunanistan'da yapıyorlar!
Kızıl Sultan Abdülhamit, tam 33 yıl boyunca İmparatorluğu rezil etti, başını Yıldız Sarayı'ndan çıkaramadan yönetti. Korkak ve evhamlıydı.
Sadece Beşiktaş'ta Hamidiye Camisi'nde cuma günleri düzenlenen selamlık törenine gidip namaz kılardı.
Ülkeyi hafiyelerle, jurnallerle yönetti. Verilen her jurnal bir yurtseverin başını yakar, Libya'ya, Yemen'e sürgün edilir ve oralarda ölürdü.
Büyük devlet adamı Mithat Paşa'yı Suudi Arabistan'da Taif Kalesi'ne sürgün edip orada cellatlarına boğdurtan bu adamdır.
İki Fransız sarraftan borç almış ve parayı ödememişti. Fransız Donanması 1901 yılında Midilli Adası'na geldi, adayı işgal edip gümrük gelirlerine el koydu ve bunun üzerine Abdülhamit borcunu ödemek zorunda kaldı.
Osmanlı'yı dünyaya rezil eden, hasta adam diye anılmasına neden olan bu padişah, ülkeyi mahvetmiştir.
Şimdi AKP'nin Türk Tarih Kurumu onun adına Selanik'te sempozyum düzenliyor!
Aynı Kurum'un broşürlerinde gördüm!.. Bu yıl ayrıca “Son halife Abdülmecit Efendi” ve “Sultan Vahdettin” anısına iki sempozyum düzenlenecekmiş.
Ülke kurtulunca 1922 yılında İstanbul'u işgal altında tutan İngilizlerin zırhlısına binip yurt dışına kaçan bir vatan haini-alçak-soysuz, demek ki böyle anılmış olacak!
Üstelik Hıristiyan zırhlısıyla kaçan bu herif Müslümanların “Halifesi” idi!
Türk Tarih Kurumu ve benzerleri iyi bilsinler, padişahlık, halifelik falan artık yok. Sonsuza kadar da olmayacak. İhanet şebekeleri bir daha geri gelmeyecek.
O defterler çoktaaan kapandı. Avuçlarını yalasınlar.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more