Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

“Dersim” sömürüsü

20 Kasım 2014

Sevgili okuyucularım, Türkiye adına “Kürtçülük” denilen bir bela ile yıllardır uğraşıyor. Adamların şimdi nasıl şımardığını ve şımartıldığını görüyorsunuz.
Varsa yoksa Kürtçülük!..
Televizyonu açıyorsunuz, karşınızda “Güneydoğu uzmanı (!)” geçinen birileri… Dizilere bakıyorsunuz, yabancı bir aksanla konuşan tipler…
Haberleri izliyorsunuz, “Apo'ya özgürlük” feryatları ortalığı inletiyor.
Sadece bu kadarla kalsa iyi, üstelik “Kürdistan'a özgürlük, bağımsızlık” sloganları atılıyor.
Güneydoğu'nun çeşitli bölgelerinde artık bayrak niyetine Kürdistan paçavraları açılıyor.
Oralarda devlet yok!.. Devlet olanları seyretmekle yetiniyor.
Polis ve asker, sadece olay çıktığı takdirde müdahale ediyor.
Asker kışlasında, kırsal kesim PKK'nın denetimi altında.
Hükümet yetkilileri artık açıkça itiraf ediyor:
“Alan hakimiyetini kentlerde de yitirdik…”
Cebimizde bir saatli bomba taşıyoruz. Bu sürecin tüm sorumlusu AKP iktidarları ve hükümetleri.
Ülkemizi Kürtçülük açılımı ve oy avcılığı uğruna rezil edenler, iki paralık haysiyetsiz duruma düşürenler işte bunlar.
İmralı'da Apo ile pazarlık masasına oturanlar, karşısında yalvarıp yakaranlar da yine bunlar.

* * * *

Son rezalet furyası şimdi “Dersim” olayında düğümleniyor! Sezgin Tanrıkulu isimli bir CHP milletvekili ekranlara çıkıp “Dersim katliamı nedeniyle partimiz adına milletimizden özür diliyorum” diyebiliyor.
Sen kimsin, hangi yetkiye sahipsin ki partin ve CHP'ye oy veren milyonlarca insanımız adına özür diliyorsun?
Sen eğer Kürtçülük yapacaksan, Kürtlüğü temsil edeceksen, adaylığını niçin Diyarbakır‘dan değil de İstanbul‘dan koydun?..
Çünkü Diyarbakır'dan koymuş olsaydın milletvekili seçilme şansın sıfırdı.

* * * *

Biz yakın tarihimizi bilmeyen bir milletiz. Okuyup öğrenme zahmetine katlanmayız, sadece kafadan konuşuruz. Sırası gelmişken burada size Dersim ve Kürt isyanları konusunda kısacık özet bilgi vereyim.
Dersim, 1800'lü yıllarda başlayan Kürt isyanlarının bilmem kaçıncısıdır ve Cumhuriyet döneminde de sürüp gitmiştir.
Son örneği PKK olayıdır.

* * * *

Yıl 1937. Atatürk cumhurbaşkanı… Cumhuriyet hükümeti Tunceli kanunu çıkarmış, bölgeyi ele geçiren asilerin sesi kısılsın ve halka daha çok hizmet gitsin diye büyük yatırımlara başlamıştır.
Yollar, köprüler, karakollar, okul ve hastaneler, kışlalar, lojmanlar…
Bunların çoğu bölgedeki asiler tarafından yakılıp yıkılmış, sonuçta Türk ordusu bölgeye müdahale etmek zorunda kalmıştır.
Asiler, o dönemin tanımlamasıyla haydutlar silahlıdır. Başlarında Seyit Rıza vardır. Bunlar aşiret reisi, şıh ve ağa takımıdır.
Zavallı cahil ahaliyi dibine kadar sömürenlerdir.
Hepsi silahlarıyla birlikte dağa çıkmış, devletle savaşmaya başlamıştır.
Yaşananlar aynen günümüzdeki PKK olayı gibidir. Dağlara çekilmişlerdir.

* * * *

Şimdi feryatlar ortalığı kaplıyor, “Vay efendim, Türk devleti Dersim'de katliam yaptı, savunmasız on binlerce insanı öldürdü! Devlet özür dilesin!..”
Şunu herkes iyi bilsin, on binlerce insan falan öldürülmedi. Bir ülkede isyan çıkıyor, devlet bunlarla mücadele ediyor, şehitler veriliyor ve isyancıların bir bölümü öldürülüyor.
Masum sivil halkın bir bölümü bu aşiret reislerinin, şıh ve ağaların baskısından korunsunlar diye yakın bölgelerdeki ovalara yerleştiriliyor, kendilerine toprak ve hayvan veriliyor.
İsyancı Seyit Rıza ile birlikte altı kişi yakalanıyor, yargılama sonrasında idamlarına karar veriliyor.
Bir ara iş öylesine büyüyor ki, Muhafız Alayı Ankara'dan Tunceli'ye getiriliyor. Atatürk bile o hasta haliyle isyan bölgesine bizzat gelmek zorunda kalıyor.

* * * *

Şimdi size birkaç kitap ismi vereyim, özellikle bu konuda kafadan konuşup yalan söyleyenler bu kitapları okuyup gerçekleri öğrensinler.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak kolay. Bilgi sahibi olmanın tek yolu da okuyup öğrenmek.
Seyit Rıza ve bugün ağıt yaktıkları Dersim isyanını bu kitaplar belgelerle anlatıyor.
– Araştırmacı yazar, emekli büyükelçi Bilal Şimşir‘in tamamı belgelerden oluşan kitabı Kürtçülük. 1924-1999.” (Bilgi Yayınevi.) Kitabın özellikle ikinci cildini okumalısınız.
– Yine iki ciltten oluşan bir belgesel: “Cumhuriyet'in Gözüyle Kürt Meselesi. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları.” (Kaynak Yayınları.) İkinci cildin alt ismi “Pülümür-Dersim İsyan ve Harekatları, Alınan Dersler.” Lütfen okuyunuz.
Serap Yeşiltuna'nın muhteşem kitabı “Devletin Dersim Arşivi.” (İleri Yayınları.)
Bu kitap tümüyle orijinal belgelerin fotokopisinden oluşuyor. Harekat planları, Atatürk imzalı talimat ve kararlar, isyan bölgesiyle Ankara arasındaki yazışmalar. Belgeler devlet arşivinden. Mutlaka okunması gereken bir kitap.
Bu dört kitapta da “Katliam emri” falan yok…
Ve bunların tamamı belgelerden oluşuyor.
Partisi adına özür dileyen Sezgin Tanrıkulu gibiler önce bu kitapları okumalı.
CHP'li geçinen bazı tipler bu gibi söylemleriyle AKP'yi hizmet ettiklerinin acaba farkına varıyor mu?
Sen devlete isyan edip emrindeki silahlı güçlerinle birlikte dağlara çekileceksin, bazı yerleşim birimlerini işgal edeceksin, çatışmalara girip Mehmetçiği şehit edeceksin ve devlet seni seyredecek!
Var mı böyle bir şey!

* * * *

Aman dikkat, “Tunceli'nin adı Dersim olsun” feryatlarıyla birlikte iş şimdi başka bir yöne doğru kaydırılmak isteniyor:
Devlet Seyit Rıza, PKK ve Apo'dan özür dilesin, işin içine Aleviler de dahil edilsin!
Sadrazam Davutoğlu Ahmet bu pazar günü Tunceli'ye gidip konuşma yapacak ve Kürtçülük açılımına yeni bir boyut getirecekmiş!
Üstelik AKP propagandasında bu kez Alevi yurttaşlarımızı da kapsama alanına alacakmış.
Kürtçüleri bilmem ama Aleviler bu ucuz tuzağa düşer mi, görürüz bakalım!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more