Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Emin Çölaşan’a mektuplar

24 Şubat 2014

Emin Çölaşan'ın notu:

Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.

Burada kullandığım mesajlarda, gönderen okuyucularımın çoğunun isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.

Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.

Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

____________________________________________________________

Emin Bey öncelikle sizi saygı ve sevgilerimle selamlarım,
Bilmenizi isterim ki ben sözcü gazetesi ilk çıktığı günden beri takip eden kesimden bir okuyucunuzum. Gazetenin duruşundan önce sizin köşe yazılarınız için ben bu gazeteyi takip etmeye başladım. Daha önce de birkaç kere mail yolu ile yazılarınıza(cevap beklemeksizin) yorumlarda bulundum. Bugün de benzer bir yorum için bu maili atıyorum. Benim sabah bir düzenim vardır. Ofisime gelirim, gazetenin ön sayfasına ve arka sayfasına göz atar sonra sizin köşe yazınızı okur ve devamında spor haberleri ile diğer haberleri takip ederim. Bu hiç şaşmaz. Sabah evden çıkarken aklımda olan konuyu siz bugün köşe yazınıda dile getirmişsiniz. Mail atma sebebim de budur. Chp’den ayrılan aday adayı üyelerin yaptığı bu parti değişikliği son bir kaç gündür kafamda dolanan bir olaydı. Bir parti insanı, bu hareketi yapıyor ise amacı düşünce biçimi değil rant elde etmek, koltuk sevdası peşinde koşmaktır. Bugün bu kişiler benim gözümde adaletsizlik dağıtan sistemin içinde yer alan, hak hukuk tanımayan ve her gün siyasal anlamda eleştirdiğimiz diğer kişilerden hiç bir farkı yoktur. Bu insanları destekleyen kesimler de benim için aynı durumdadır. Ben bu duygularımı nasıl ifade etsem diye düşünürken siz bunu çok güzel bir şekilde kaleme almışsınız. Elinize sağlık. Sizden düzenli bir okuyucunuz olarak ricam bu olayı sürekli bu kişilerin gözlerine sokmanız, akıllardan çıkarmamanızdır. Yazacak her ne kadar çok sey olsa da ben sizin ne zamanınızı harcamak ne de gereksiz uzunlukta yazdığım mail ile yormak isterim. Yazılarınızı sabırsızlıkla beklemeye devam edeceğim.
Saygılarımla.

mehmet utku pektas

____________________________________________________________

Gunaydin Emin bey;

Bir kez daha aziniza ,elinize saglik ne guzel yazmissiniz bugun ki kose yazinizda ben anlamiyorum sizin bu kadar rahat gorup analizini cikardiginiz secim stratejisini 40 yildir siyasetin icinde olanlar nasil goremiyor hayret ediyorum . Belkide biz sizler gibi aydinlari siyasetin, ulke yonetiminin icine yitemedimiz icin, oralarda sizin bile girmeyi aklinizin ucundan gecirmeyeceginiz pislik kolonileri olusuyor.

Iyi calismalar;

Oguz Turkoglu

____________________________________________________________

Sayın Çölaşan;
Sizi evvel ezel okur her yazınıza imzamı atarım .Bugün sizin yazınızda değindigıniz konuda parti değiştirenleri anlayamıyorum demek ki isleri güçleri kendi çıkarları ..ben Antalya’da yaşıyorum .Süleyman Evcilmeni şiddetle kınıyorum 15 yıldir yeter çekil arkadaş biraz da başkaları yapsin ha, yeni adayları tanimiyorum bile ama şu anda yapılacak olan AKP Ikditarıni zayiflatmaktır dediğiniz gibi bir bölen olarak güçlendirmek değil..demiyorum ki CHP doğru yapmıştır ancak gün o gün değildir …
Saygılarımla.
Nesrin Ülk

____________________________________________________________

Başı dik, onuru yüksek, şahsiyetli, iradesini kiralamamış, bir torba kömüre, makarnaya oyunu satmamış, mutlu ve mesut insanların yaşadığı bir Türkiye özlemimle. Selam ve saygılar

Nazım Peker

____________________________________________________________

Emin bey merhaba,

Yazılarınızı günlük takip etmekteyim. Bugün değinmiş olduğunuz CHP den aday gösterilmeyenlerin DSP ye geçmesi konusu çok yerinde bir tespit ve uyarı niteliğinde. Tek umudumuz sizler gibi doğru dürüst bir kaç kaleme kalmış. Lütfen seçimler olana kadar bu konuyu her fırsatta köşenizde bi satırda olsa gündemde tutun. Dediğiniz gibi aslında ideolojik olarak her ne kadar ters gelsede, ülkemizin selameti açısından,MHP nin güçlü olduğu yerde CHP liler MHP ye, CHP nin güçlü olduğu yerlerde MHP liler CHP ye oy vermesi gerekiyor. Bu karanlık günlerden kurtulmanın temel anahtarı bu sizde biliyorsunuz. Naçizane fikrim bu. Dikkate almanızı rica ederim. Saygılarımla.

Melih ömür

____________________________________________________________

Sayın Çölaşan,

Çok doğru yazıyorsunuz.Önümüzdeki yerel seçimlerde,önceki seçimde ikinci olan
parti adayını diğer parti seçmenleri desteklemeli.Ancak malesef kişisel egolar ve
hırslar buna engel oluyor.Kimse ülkenin bu rezil durumu için iş birliğine yanaşmıyor.
Yanaşan çok az.Aklı başında ve vatan sevgisi olan bu girişimlere destek veriyor.Ama
takım tutar gibi ne olursa olsuncular malesef sizi dinlemez.Buna partilerin üst düzey
yöneticileride dahil.Sonra seçimi kaybedince ağlamaya başlarlar.
Ne yapalım kaderimiz bu.Bu halk anca tehlike kapısından içeri girince uyanıp önlem
alıyor.Göçebe toplum yapısından bu.Şehirli olamadık.Ama siz yine bıkmadan,usanmadan
yazmaya devam edin lütfen.

Saygılarımla

ERDAL EĞİN

____________________________________________________________

Emin Bey merhaba.
Bizler Küçükçekmecede oturan vatandaşlarız. Günde binlerce insan taşıyan trenlerimiz kaldırıldı, istasyonlarımız söküldü. Aylardır bir çivi bile çakılmıyor. Burada oturan binlerce vatandaşın hali perişan. İşe gidip gelmek zulüm oldu.
Hükümetin derdi Marmaray açıldı. Açıldıda Edirneye giden trenlerle Halkalı-Sirkeci banliyö hattı ne olacak.
Bir yetkiliden bununla ilgili bilgi alır köşenizde yayınlarsanız çok memnun olurum.
Saygılarımla…

Hasan Işık

____________________________________________________________

Sayın Çölaşan,

Bu günkü yazınızın konusu çok üzüntü verici. Ankara ve İstanbul Belediyelerini 1994 yılında
Atatürk karşıtı zihniyete teslim eden DSP değil mi? DSP kim için çalışıyor diye merak ediyorum.
Aday gösterilmeyince CHP den DSP ye geçenlere de ben saygı duymuyorum, çünkü ülkemizin durumunu düşünseler bu davranışta bulunamazlar, ne yazık ki onlar için sadece koltuk önemli görünüyor.
Saygılarımla.

E.Prof.Dr. Süleyman Özhan
____________________________________________________________

Sayın Çölaşan,

Merhabalar

Yıllardır yazılarınızı, keyifle, çoğu zaman da üzülerek okuyoruz. Türkiye’nin çekilmek istendiği karanlığı gördükçe endişelerimiz kat kat artıyor. Hükümet ve yalakaları tarafından din sömürüsü yapılarak kişi ayrımcılığının, ötekileştirmenin, hatta yok etme çabalarının hızla ilerlemesi karşısında kızgınlığım kat kat artıyor. Hiç birimizin de bu durum karşısında birşey yapamamış olması da içler acısı. Allah’tan siz ve gazeteniz sayesinde düzgün ve doğru insanların var olduğunu düşünüp birazcık rahatlıyabiliyoruz.

Sizden ricam yok edilmeye çalışılan bir okul ve öğrencilerinin sesini hiç değilse bir haber yaparak duyurabilirmisiniz?. Ben Acıbadem Ahmet Sani Gezici Lisesi velisiyim. Okulumuz Acıbadem İmam Hatip Lisesi bitişiğindeki nadir kalan düz liselerden bir tanesiydi. Onu da kız lisesi yaptılar. Bu problem değil dedik sineye çektik. Yalnız okulumuz bu dönem boşaltılıp İmam Hatip Lisesine devredilecekmiş. Nedeni de imam hatip yatakhanesi yapılmasıymış. Ona da eyvallah. Ama esas sorun bizlere adres olarak gösterilen yer, kentsel dönüşüm kapsamında çoğu yıkılan, boş, virane uyuşturucu kullanıcılarının barınağı haline gelmiş, Fikirtepeye taşınacak olması. Okul önünde birçok veli kendi başına sesini duyurmaya çalışıyor ama nafile. Bu bağnaz, aşağılık insanların, kendilerinden olmayanların bile göz göre göre canlarına kastettiğini, gezi olaylarında ve bir çok olayda gördük. Onlar için bizim çocuklarımız önemli değil. Kendileri gibi aşağılık karektersiz çocuklar iyi semtlerde okusunlar, biz ve bizim gibilerin çocukları yok olup gitsin. O kadar kızgınlık doluyum ki. Ülkenin başında hayatı tamamen kurmaca, yalancı, hırsız, ahlaksız, aç gözlü bir adamın bulunması ve cahil, okumaktan aciz koyun sürülerinin bu yalancı, ruh hastası, sosyopat, mitomani kişiliğin peşinden koşması. Bunların hiç birisi insan olamaz. Taptıklarının da şeytan olduğuna inanıyorum. Amacım yazdığım bu hakaret dolu (çok fazla da değil içimden geçenleri bir bilseniz) mailin yayınlanması değil. Sizden ricam gazetenizin anasayfasında ufakta olsa öğrencilerin gönderecekleri yeni okulun birkaç karede olsa resminin yayınlanıp haber yapılması. Hangi insan evladını böyle bir yerde okutmak ister.

Biliyorum ülke gündemi o kadar yoğun ki, ama bizler sesimizi ancak sizle duyurabiliriz. O kadar ümitsizim ki yapılacak bir şey olmadığını biliyorum. Ama ufak bir haber dahi olsa bizleri mutlu edecektir.

Işığınız herzaman ki gibi parlasın ve İlahi koruyucularınız ve melekleriniz daima yanınızda olsun. Bizleri ışığınızla aydınlatmaya devam edin.

____________________________________________________________

Sevgilerimle,

Bir millet dini görüşlerine dikkat etmeden, lider vasfı ve biraz da yenilik arayışı sebebiyle Tayyip Erdoğan’a oy veriyor. Oy verirken yeni bir liderin Türkiye için daha iyi işler çıkaracağını, istihdamı arttırabilceğini düşünüyor ne de olsa Türkiye uzun zamandır yeni bir lidere hasret. İşte savunulan ve ısrarla kendinin sandıktan çıktığı için bu yetkisini sonuna kadar kullanan Başbakanının seçilme nedeni. Seçildikten sonra ne oldu? Bir yanlış anlaşılmadı yaşandı. Başbakan kendisine devletin yönetimi teslim edilirken durumu bir mal mülk olarak algıladı. Laik, demokratik, sosyal hukuk devletini kendisine sunulan avantaj paketi olarak gördü. Her kurumunda istediğini yaptı ve istediğini belli etmeden kılıfına uygun şekilde hatta makyajlayıp oy verenleri mutlu edecek şekilde gerçekleştirdi. Ne de olsa güven kırılmamalıydı. Uzun zaman oldu. Nereden geldiğini, hangi maddi koşullara sahip olduğunu hepimiz internetten ve gazetelerden takip ettiğimiz için hakkında bilgi sahibiyiz. Bugün servetinin sıfırlarını sayamıyoruz, ailesine ve yakın çevresine tanıdığı imtiyazları ise takip bile edemiyoruz. Sandıktan çıkarken sahip olmadıklarına bugün sahip bir lider için ona oy verenler bile kuşku duymaz mı?

Aslında bilmediğimiz daha bir çok şey var eminim. Yani ortaya çıkan yolsuzluk dosyaları, tape kayıtları vs buzdağının görünen kısmı. Daha neler olduğu ve neler olacağı ise belirsiz. İşte bugün de bu belirsizliği gidermek için Başbakan yasalar çıkarıyor. Kendini aklamak, yaptıklarının ortaya çıkmasını engellemek,başkalarının özgürlüklerini kısıtlayıp kendi özgürlüğüne yelken açmak için. Noter olarak Abdullah Gül kendisine sunulan her yasayı onamakla beraber son olarak HSYK ve İnternet Yasasında da bu görevini ihmal etmemiştir. HSYK yasası ile yargı Başbakan’ın yetkisine dahil edildiği gibi İnternet Yasası ile de Haberleşme Özgürlüğü sınırlandırılmıştır. Mevcut durumda bile Basın haber yaparken ne kadar özgür değil ise bundan sonra da iyice kalemine kelepçe vurulacaktır.

Diyeceğim şudur; her ne kadar yasalar değişse, en tarafsız olarak her vatandaşın hakkını aradığı yargı tek el olsa, devletin hatta özel sektörün bir çok kademelerinin hakimiyetinde hükümet söz sahibi olsa bile artık sonun başlangıcı olduğu gayet açıktır. İnsan korktukça saldırganlaşır, bir şeylerin üstünü örtmeye çalışır. Kırdığı vazonun parçalarını halının altına gizlemek kadar kolay olmamalı.. Eminim bir zaman gelecek ve artık toparlanamayacak ve dönüp arkasına baktığında şaşıracaktır. Birisinin kendisine dönüp arkaya bakmasını ve yaptıklarını görmesini tavsiye etmesi gerekmiyor mu?

Avukat S.H

____________________________________________________________

Sayın Emin Çölaşan

Sayın Uğur Dündar

3 Mayıs 1960 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel’in Milli Savunma Bakanına yazdığı mektubu, arşivinizde belki yoktur diye ,Sizlere sunuyorum. Bu günleri anlatıyor düşüncesi ile saygılarımısunuyorum. S.Nadir Güven 19.02.14

Sayın Bakanım,

Dün geceki konuşmalarımızın ışığı altında, zatı alinize memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir ve kararlar hakkındaki görüşlerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazife bilirim. Sayın Başbakanın açıklamalarını dinledim ve okudum. Bunlarda, benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zemin henüz mevcut olmadığı aşikar olarak belli ise de, yine de düşüncelerimin sizlere ulaşması gerektiğine inanıyorum….

Sayın Bakanım, Bu ahval küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, Hükümet ve Partinizin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükunetli, fakat ciddi tedbirler almak lazımdır.

Bu tedbirler şunlar olmalıdır:

1- Suiistimal haberleri bütün memlekette yayılmış bulunan Bakanlar Kabineden çıkarılmalı, yeni Kabine mutlak dürüst, makul, ve adalet hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.

2- Tutuklu gazeteciler af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.

3- Son hadiselerde tevkif edilen talebeler serbest bırakılmalıdır.

4- Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.

5- Vatandasın hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.

6- Din istismarcılığından vazgeçilmelidir.

7- Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum, fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin süratle bertaraf edilmesi lazımdır.

8- Özel zamanlar ve günler haricinde Hükümet büyüklerinin memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılanmaları usulü terk edilmelidir.

Muhterem Bakanım, Bu yazdıklarım asla bir parti veya politika mülahazasıyla yazılmamıştır. Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığına inandığım için arz edilmiştir.

Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınıza hitap ediyorum. İyi düşününüz. İyi yapınız. Memlekette çok şeyler yaptığınız muhakkaktır. Fakat, bu asla kafi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idarecileri de yapar, yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama zevk ve azminin geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır.

Olaylar bu yolda olmadığınızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata karşı, kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin gençlerimize coplarla ve kurşunlarla saldırması dünyada görülmemiş feci bir şeydir. Bu hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığını anlamamak memleketin huzuru bakımından büyük bir hata ve hazin bir gaflettir. Bizim gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazım gelmez mi? İstikbali, hissiz, duygusuz, müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak istiyoruz?

Sayın Bakanım, maruzatım muhakkak ki çok mühim ve hatta çok cüretkardır. Fakat memleket için, Milletin selameti için, Hükümet ve hatta Partinizin kurtarılması için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır.

Saygılarımla!”

____________________________________________________________

sayın Çölaşan
İsvec in Malmö kentınde fahri konsolos olarak görev yapan İsveç e 1929 yılında gelen bir ailenin
oğlu.Tam 50 yıldır hizmet veren bir şahsiyet.Birden bire görevine haberi olmadan görevine son verildi.
Yerine de Bınali Yıldırımın burada tanıdığı İsveç tolumunu yeteri kadar bilmeğen ve buradaki türk derneklerine en ufak bir katkısı olmayan bir kişiye hak etmediği bu görev verilecek.Lafın kısası Binali bey partiden ayağı kaydırılırken gider ayak bir tanıdığına kıyakcılık yaptı.Halbuki şu andaki fahri konsolos olan Mustafa Arhan ın yerine geçecek çok kaliteli insanlar var. Burada böyle torpil rüşvet işi olmadığından burada yaşayan bizlere utanç verici çirkin bir durum meydana geldi.İtirazımızı yaptık ama bakalım…
saygılarımla
lokman basal

____________________________________________________________

Sayın Emin Bey merhaba,
öncelikle sizi çok takdir etiğimizi sevdiğimizi bilmenizi isteriz. Bahsedeceğim konu bunca yapılan çirkinliğin yanında sönük kalabilir. Ancak otobüsle yolculuk yapar iken yanından her geçişimde gördüğümde içime sindiremediğimden size bu yazıyı göndermek istedim.Bildiğiniz üzere orman ve akarsu kalmadığından rant nedeniyle hayatlar hiç sayıldığından bütün bahaneyi yağmur yağmayışına bağlamış, yağmurun neden yağmadığını irdelemeyen daha doğrusu işine gelmeyen memleket yöneticileri İstanbul’da 2 veya 3 aylık su kaldığı hakkında bilgi veriyorlar.Çavuşbaşı mevkiinde orman içinde bulunan Elmalı baraj gölü 8 yıldır yanından geçerim en kurak zamanda bile suyu yarıya bile inmemişti, ancak ne hikmetse 1 ay önce kadar şu meşhur 3.köprü bağlantı yolu yapımı sırasında birden bire baraj suyu tamamen kurudu.Orman katliamı yanında bir de baraj suyunu kuruttular,belkide bu barajı da ranta kurban edecekler.Bir baraj dolusu, su tonajını bilmiyorum ama tamamen bitti. Hem susuzluk çekeceğiz diyorlar hem de o kadar suyu çekip yok ediyorlar.Bilmenizi istedim çünkü bu durumu hiçbir basın organında duymadım.

Saygılarımla,
Cenk ARSLAN

____________________________________________________________

Merhaba değerli yazarlar,

Rabia işaretinin araçlara serbestçe yapıştırıldığı bir dönemde Polisler Atatürk çıkartmasını araçtan söktürmeye çalışıyor.

Sözcü gazetesi olarak Atatürk imzalı çıkartma dağıtmalısınız. İnsanlar bunu nerden alacaklarını bilmiyor. Tüm Türkiye de müthiş bir yeni direniş başlar…

Selamlar, sevgiler

Anıl Devrim Kütükoğlu

____________________________________________________________

Allah, TRT Türk Sanat Müziği sanatçısı Sevim Tan Ürek'e rahmet eylesin, Tayyip'in günahlarını affetsin. Amin.
Sayın Çölaşan ALLAH kul hakkıyla gelmeyin diyor.Arkadaşın helallik alacağı yer Sevim Tan Ürek veya yakınları.
Selamlar.
İlhan Çelik

____________________________________________________________

Sevgili Emin Bey, ben 33 yaşında bu rezil sağlık sistemi içerisinde doktorluk yaparak hayatımı idame ettirmeye çalışan biriyim. Sizi yıllardır severek okuyorum. Medyanın ve gazeteciliğin düştüğü bu kötü halde sizin gibi çizgisini bozmadan devam eden, eğilip bükülmeyen çok ama çok az gazeteci kaldı. Belki de sizlerin kemikleşmiş bu okuyucu kitlenizin sebebi bu kirli ortamda hala temiz kalabiliyor olmanızdır. Bugün aldığı direktifler doğrultusunda gazetecilik yapan köşe yazısı yazan gazeteciler ayyuka çıktığı halde hala pişkinlikle o koltuklarında oturmaya devam ediyolarsa, sizler bence Türkiye medyasının yıllar yıllar ötesinde gazetecilik yapıyorsunuz demektir. Umutsuzluğa kapıldığım zamanlarda sizlerin olduğunu bilmek, “umut var” şeklindeki yazılarınız okumak içimdeki geleceğe dönük korkularımı biraz olsun azaltıyor. Korkusuzca dimdik durarak yazdığınız için size sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım birgün sizinle yüzyüze tanışma ve iki çift laf edebilme şansım olur. Sevgilerimi ve saygılarımı sunarım.

____________________________________________________________

Sayın Çölaşan, hangi milletten bahsediyorsunuz? Bu iktidara oy verene “millet mi diyorsunuz?” .Hangi din ? Bunların dini mi? İslam dini mi? Bakın ben ve eşim vede kızım hergün bunlara “beddua ediyoruz”. Bunlara onlarca insan “beddua ediyor”.Ben inançlı bir müslümanım. Ailemin geçmişinde de bugününde de “beş vakit namaz kılan, haca giden” akrabalrım var. Ben Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı bir vatandaşım. Öbür dünyaden gelen giden olmadığı ıçın, “bunların nerede nasıl hesap vereceklerini” bilemem. Ben kötülerin bu dünyada hesap vermelrini yeğlerim. Ben dört kişilik bir aileye bakan üniversite mezunu 1360 TL. emekli maaşı ile geçinmeye çalışan, daha doğrusu Siz’n tabirinizle ” inim inim inleyen bir ailenin ferdiyim. Kızım 25 yıllık turizmci, eğetimli, dürüst , iki lisan bilen biri olarak 44 yaşına geldiği için iki yıldır işsiz bir vatandaş. Torun okutuyorum. Kızım eşinden ekonomik nedenden dolayı ayrılmıştı. Adam yurtdışına kaçtı zaten. Aylığım elime geçmeden bitiyor. Elektrik, içme suyu, şehir suyu,telefon hastahane ve ilaç masrafı v.s. derken hafta içinde parasız pulsuz kalıyoruz. Biz bunlara “beddua etmiyeceğiz de kim edecek? İnşallah ölmeden bunları kötü akibetini görürüm, tek temennim bu..Saygılarımla.

____________________________________________________________

Emin Bey Merhaba,

Ben İstanbul’ da yaşıyorum. Çok yakın bir arkadaşım Marmaray’ da güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Ancak maaşlarında problem var. Ayın 5 inde yatacak denilen maaşlar 20 si oldu yatmadı. Konu ile alakalı sorumlu müdürler soru sorulduğunda ters cevap veriyorlar. Güvenlik görevlisi çalışanları maddi olarak zor durumda.
Bu güvenlik firmasının adı Yavuz Güvenlik. Sahibi ise Arafat Bingöl. Tayyip Erdoğan’ a çok yakın bir isim. Konu ile alakalı güvenlikçi arkadaşların sizden ricası konuyu gazeteye taşımanız.
Şimdiden teşekkürler.
____________________________________________________________

Değerli üstadım,
Ankara’da mahkeme kararı olmadan arama yapılabilmesi; Almanya daki Gestapo dönemini hatırlattı. RTE de paranoya başladı. Korku dağları sardı. Yakında seyahatlara de çıkmayacak. Acele psikiatrist’e görünmesi lazım. Bu korku ona başka çılgınlıklar yapmasına neden olabilir.
SAYGI ve sevgilerimle,
Alev Kutay

____________________________________________________________

Sayın Çölaşan,
Allah tayyip’in günahlarını asla affetmesin asla.
Size hatırlatmak istediğim; MG kısaltması ile kayıtlı halk bankası hesabının Muammer güler e ait olup olmadığını hemen her yazınızda soracağınızı söylemiştiniz. Lütfen peşini bırakmayın.
Kolay gelsin,
____________________________________________________________
Ataturk Havalimani artik Istanbul Metropolitan
Sayin Colasan,

Yasamakta oldugum Ingiltere’den Istanbul’a bir bilet satin aldim.
Kullandigimiz uluslararasi rezervasyon sisteminde IST kodu artik Istanbul Ataturk yerine Istanbul Metropolitan olarak geciyor. Benim boyle bir degisiklikten haberim yoktu, belki bilmeyenler icin paylasmak istersiniz. Ekran goruntusunu ekledim.

Saygilarimla,
Y.Muh. Ozgur Savas

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more