Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Ergenekon’dan tık yok!

22 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, adına Ergenekon denilen dava tamamen kurgulanmış, Türkiye'nin gündemini değiştirmek ve toplumu korkutmak için tezgahlanmıştı.
Önüne gelen herkesi tutukladılar.
Hayali bir örgüt yaratmışlardı. Bu örgüt hem terörist, hem de darbeci idi!
İlk tutuklamalar Temmuz 2007'de başladı.
O sırada AKP ile meşhur cemaat arasında ayrı gayrı yoktu. İşleri kardeş kardeş yürütüyorlardı.
Polis, savcılar ve hakimler tümüyle ellerinde idi.
Tutuklamalar her geçen gün biraz daha arttı. Parti başkanları, üniversite rektörleri ve hocaları, komutanlar, gazeteciler, hukukçular ve herkes bunların yandaş medyasında “Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi” olmakla suçlandı.
Polis ve savcılık bunlara yalan dolan belge ve bilgi servis ediyor, yandaş medya bunları hiç utanıp sıkılmadan, bire bin katarak yayınlıyordu.

* * *

Gün geldi, terör örgütünün duruşmaları başladı. Özel yetkili mahkemenin hakim ve savcıları görevlerini gerektiği gibi yapıp hükümetten aferin aldılar.
Sanıklara doğru dürüst savunma hakkı bile verilmeden insanlar ağır hapis cezalarına çarptırıldı.
Sözde örgütte bir tek silah, bir tek terör bağlantısı bulunmamıştı. Üstelik sanıkların çoğu birbirlerini ilk kez duruşma salonunda tanıdılar. Bir kişi bile suçlamaları kabul etmedi.
Dava en baştan çökmüştü. Ortalıkta silah yoktu, terör ve darbecilik yoktu.
O halde bu davayı kurtarmak gerekirdi!
Dosyaya Danıştay cinayetini, Danıştay katili Alparslan Arslan'ı eklediler…
Ama bu da yetmezdi.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile terörist ilan edildi, yargılandı.

* * *

Mahkemenin kararı 5 Ağustos 2013 günü açıklandı. Çok sayıda insana inanılmaz hapis cezaları verilmişti.
Şimdi herkes gerekçeli kararı bekliyor!
Fakat gelin görün ki, gerekçeli karar henüz ortada yok.
Bugün itibariyle aradan tam 6.5 ay geçti. Nerede bu karar?.. Niçin yazılmıyor?
Daha bunun Yargıtay aşaması var. Sanıklar hapishane hücrelerinde bekleşirken hakim beylerin keyfi bekleniyor.
Sonra dosya Yargıtay'a gidecek, orada da en az bir yıl incelenecek… Son aşamada Yargıtay'da avukatlar savunma yapacak.
Bu aşamayı Balyoz davasında gördük. Yargıtay heyeti avukatlara bir tek soru bile sormadan sadece dinledi ve hapis cezalarının çoğunu onadı.
Aynı süreç bir kez daha yaşanacak.

* * *

Hapishane sürecinde insanlar hastalandı, insanlar öldü. Hükümetin aldırış ettiği yoktu. “Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” anlayışı egemen olmuştu.
Tam teşekküllü hastane raporları geçersiz sayıldı. Hapiste kanser olanlar, çeşitli hastalıklardan acı çekenler vardı…
Onlar için söylenen de “Şeytan azapta gerek” idi.
Malatya Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu'nun suçu üniversitesinde şeriatçılarla mücadele etmekti. Derhal tutuklandı, hapis cezası verildi. Kanser olmuştu, önceki gün Anayasa Mahkemesi kararıyla altı ay için salıverildi.
Sadece Balyoz ve Ergenekon'da değil, Türkiye'deki cezaevlerinde tahliye bekleyen 168'i çok ağır, 646 hükümlü ve tutuklu var.
Onlar hükümetin derdi değil! Dört duvar arasında çaresiz sürünüp ölümü bekliyorlar.

* * *

Tayyip-cemaat kavgası çıkmadan önce iki taraf dostça çalışıyor, iktidara karşı olan kesimleri başarıyla (!) tutuklayıp saf dışı bırakıyordu.
Kavgadan sonra Tayyip atıp tutmaya başladı. Hedef olarak yargıdaki ve polisteki cemaat tayfasını gösteriyordu.
“Bu dava bir kumpastır. Devlet içinde yuvalanmış bir paralel devlet tarafından tezgahlanmıştır…”
Üstelik İlker Başbuğ'un suçunun ne olduğunu da soruyordu!
Sonra başka adımlar atıldı, bu davayı ayarlayan hakim ve savcılar sürgün edildi. Birinci örnek Zekeriya Öz!

* * *

Şimdi Meclis'ten yeni bir yasa geçti. Çankaya'daki AKP temsilcisi tarafından onaylandığı anda bütün özel yetkili mahkemeler kapatılmış olacak. Görevleri uygun görülen Ağır Ceza mahkemelerine devredilecek.
Peki bu durumda Silivri'deki özel yetkili Ergenekon mahkemesi ne olacak? Gerekçeli kararını 6.5 aydan beri yazamayan, ya da özellikle yazmayan mahkemenin elindeki dosyalar alınıp başka bir mahkemeye mi verilecek? Bu durumda sanıklar gerekçeli karar için uzun bir süre daha beklemek zorunda mı kalacak?
Hiçbir şey bilinmiyor, her alandaki kargaşa ve karmaşa yargıda da sürüp gidiyor.
Böyle bir rezalet ancak bunların Türkiyesi'nde olur.

Ünal İnanç'ın başına gelenler

Yeri gelmişken size Ergenekon davasında yargılanıp 19 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılan gazeteci arkadaşım Ünal İnanç'ın yaşadıklarını kısaca anlatmak isterim. Bir kara mizahtır.
Gazetecilerin Ünal Baba dediği Ünal İnanç yılların polis adliye muhabiri, 76 yaşında. Pek çok sağlık sorunu olduğu gibi, bacakları ve kalçasında da ciddi sorunlar var.
Ergenekon'dan gözaltına alındı. Emniyet'te tuvaletler alaturka idi ve Ünal'ın çömelmesi mümkün değildi.
Birkaç gün büyük abdestini yapamadı. Acı çekiyordu. Polislerden ısrarla lazımlıklı sandalye bulunmasını istedi. Sonunda parasını verip çarşıdan satın alınmasını sağladı ve üzerine oturup bağırsaklarını boşaltmayı başardı!
(Sonra, o günlerde tuvalete gitmesini de anlatan “Lazımlık” isimli bir kitap yazdı.)
Mahkeme terörist ve Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi (!) Ünal Baba'yı tutuklamadı. Tutuksuz yargılandı.
Ankara'da yaşıyordu, her duruşma için büyük zahmetlerle ve başkalarının yardımıyla Silivri'ye giderdi.

* * *

Günün birinde kendisine mahkemeden tebligat geldi:
“Tutuksuz sanık olarak şu tarihte duruşmaya gelip savunmanı yapman gerekiyor.”
O gün duruşmaya gittiğinde kendisine şöyle dediler:
“Keşke gelmeseydin. Tutuksuz sanıkların savunması alınmayacak. Mahkeme artık kararını yazıyor.”
Savunmasını bile yaptırmamışlardı. Demek ki beraat edecekti.
Mahkeme 5 Ağustos 2013 günü gerekçesiz kararını açıkladı.
Ünal İnanç'a 19 yıl 1 ay hapis!
Terör örgütünün neresinde rol aldığını, bu doğrultuda ne yaptığını, hangi suçu işlediğini, bu cezanın niçin verildiğini bilmiyor.
Hapis cezası kesildi ama mahkeme tutuklama vermedi.

* * *

Ünal İnanç şimdi Ankara'daki evinde denetimli serbestlik altında yaşıyor.
Mahkemenin kararı uyarınca evinden dışarıya adım atması yasak.
Ellerinde kalmadığı için elektronik kelepçe takmadılar. Sadece -önceden izin almak koşuluyla- hastaneye veya duruşması varsa adliyeye gidebilir.
Görevliler arada bir evine gelip mevcut olup olmadığını kontrol ediyorlar.
Yine de şansı varmış, 19 yıla karşın tutuklanmadı. Hiç değilse günlerini evinde geçiriyor…
Ve gerekçeli kararın açıklanmasını bekliyor! Biraz daha bekleyecek gibi görünüyor!

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more