Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Geçmişten bugüne

2 Kasım 2014

Sevgili okuyucularım bugün yine biraz geçmişe gidelim, sonra günümüze gelelim.
Tarih 15 Mayıs 1919, bundan 95 yıl öncesi. ABD, İngiltere ve Fransa'nın desteğini alan Yunan ordusu İzmir'i işgal etti. Osmanlı'nın bitişinin ilk işaret fişeği böylece atılmış oldu.
Yunan ordusunun kente girişi çok görkemliydi! Büyük çoğunluğu Osmanlı vatandaşı olan Rum ve Ermeni azınlıklar İzmir'in her yanını ABD, Yunan ve İngiliz bayraklarıyla donatmıştı. Ellerinde yine Yunan bayrakları, Yunan kralının posterleri vardı.
Coşku büyüktü.
Psikopos Hristostomos ve papazlar güruhu, düzenlenen ayinlerde Yunan ordusunu kutsadılar.
İzmir Hükümet Konağı'na Yunan Bayrağı çekildi. On binlerce hain İzmir'in dört bir yanında tezahürat yapıyor, bu vatanın ekmeğini yiyenler kendi ülkelerine ihanet ediyordu.
Gazeteci Hasan Tahsin'i şehit ettiler.

* * * *

Ordusu ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa İzmir'i 9 Eylül 1922 günü kurtardı.
Azınlıklarla birlikte Yunan ordusu da kaçıyordu. Hrisostomos ahali tarafından linç edildi. Kaçanlar İzmir'i baştan aşağı yaktılar.

* * * *

Aradan 95 yıl geçti ve rastlantıya bakınız ki 29 Ekim 2014 günü ne idüğü belirsiz özgür Suriye ordusu isimli İslamcı terörist güruh ve peşmergeler, benzer gösteriyi bu kez Güneydoğu'da tekrarladı. Habur'dan araçları ve ağır silahlarıyla girdiler, karayollarından geçip başka bir sınır kapısından Suriye'ye geçiş yaptılar.

Yörede adeta bayram ilan edilmişti. Halk büyük tezahürat arasında zafer işareti yapıyordu. Ekmeğini yedikleri ülkeye Kürtçülük uğruna ihanet ediyordu.
Ancak arada İzmir'in işgali olayı ile ilgili bazı farklılıklar vardı! Yabancı silahlı güçler ve ahali bu kez devletin ve AKP hükümetinin resmi koruması altında idiler!
Ellerinde Yunan bayrakları değil, Kürdistan paçavraları vardı.
Onlar Yunanlılar gibi maddi değil, manevi işgal ordusuydu!
1919 yılında işgal ordusuna eskortluk yapan devlet kurumları yoktu.
Şimdi ise Türk askeri, Türk polisi ve MİT onlara eskortluk yapma ve koruma görevini üstlenmişti.
Yemek paraları, yakıt paraları yoktu. Güruhların restoranlardaki yemek ve benzin istasyonlarındaki yakıt harcamalarını bile bütçeden devlet ödedi!
Utanmasak “Moral gecesi” bile düzenlerdik.

* * * *

Hani Mustafa Kemal Atatürk demişti ya…
“Ülkeyi yönetenler gaflet, dalalet ve ihanet içinde olabilir” diye…
Bir yanda 15 Mayıs 1919, varsayalım onu unuttuk!..
Ama öbür yanda 29 Ekim 2014… Öncesinde ve sonrasında Türk Milleti'ne yaşattıkları iğrenç olaylar…
Aradaki farklar kadar benzerlikleri de düşünün, tabloyu iyi görün.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more