Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Gurur duyduğum olay

22 Kasım 2014

Sevgili okuyucularım, adıma imzalanmış ilk kitabı ODTÜ'de öğrenci iken ekonomi hocam Ergin Günçe vermişti.
“Gencölmek” isimli şiir kitabıydı.
İmzaladığı gün 29 Aralık 1964.
Bundan tam 50 yıl önce!
Benim aklımdan gazeteci olmak bir gün olsun geçmemişti. Günün birinde yazarları tarafından benim adıma imzalanmış binlerce kitap geleceğini düşünemezdim ama oldu!
Bana ilk imzalı kitabımı veren ve “Sakın gencölme” diyen Ergin Günçe bu sözünü ne yazık ki kendisi için tutamadı ve Esenboğa'daki bir uçak kazasında 1983 yılında, 45 yaşında iken aramızdan ayrıldı.

* * * *

Aradan yıllar geçti ve ben gazeteci oldum! Ülkemizin en ünlü yazarları ve ismini hiç duymadığım amatör yazarları dahil imzalı kitaplar gönderilmeye başlandı… Ve o yazarların tümünü arayıp teşekkür ettim…
Çünkü her kitap bir emek ürünüdür. Kendi kitaplarımdan ve yazılarımdan bilirim her satırında nasıl alın teri ve göz nuru olduğunu…
Dolayısıyla her gelen imzalı kitabı bir yerde ayrıca toplamaya başladım. Peki ama biriktikçe ben bunları ne yapacaktım?
Günün birinde karar verdim, Ankara'da henüz kurulmuş olan Başkent Üniversitesi kütüphanesine bağışladım. Sanırım 1998 yılıydı, Rektör Prof. Dr. Mehmet Haberal küçük bir kokteyl düzenledi ve ilk parti bağış böylece gerçekleşmiş oldu.
Kütüphanede benim adıma bir köşe düzenlendi ve kitaplar orada kullanıldı.
Sonra işin arkası geldi. İmzalı kitapları bir süre gazetede biriktiriyor, yeterli sayıya ulaşınca aynı yere gönderiyordum…
O kitapları üniversite öğrencileri ve çalışanları okusun, benim kitaplığımda turşusu kurulmasın diye!..

* * * *

Son partiyi yaklaşık bir yıl önce göndermişim. Üniversiteden gelen 20 Aralık 2013 tarihli son teşekkür yazısında o güne kadar 4.683 kitap bağışladığım bildiriliyor.
Şimdi de elimde birikmiş olan 250 dolaylarında imzalı kitap var. Demek ki 5 bin rakamına yavaş yavaş yaklaşıyoruz.
Şimdi bir düşünün, tamamı yazarlarından imzalı 5 bin kitap!.. Ve bunlar bir
üniversite kütüphanesinde sizin adınıza açılan bölümün raflarında…
Dünyada bunun başka bir örneği olduğunu hiç sanmam.

* * * *

Ankara'da çıplak bozkır arazisinde kurulan Başkent Üniversitesi giderek büyüdü ve ülkemizin en saygın eğitim kurumlarından biri oldu. 11 fakülte, bir konservatuvar, 6 yüksek okul, 7 enstitü…
9500 öğrenci ve toplam 8.700 çalışan…
Önceki gün, yeni yaptırılan kütüphane birimlerinin açılış törenine katıldım. Türkiye'de böyle ikinci bir kütüphane olduğunu hiç sanmam. Herkesin bu pırıl pırıl bilim yuvasını görmesini isterim. Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel çok güzel bir konuşma yaptı.
Orada adıma açılmış olan bölümlerin ve rafların önünde resim çektirdim.
Aradan uzun yıllar geçmişti, orasını hep ziyaret etmek isterdim ama zamanım hiç olmamıştı. Kısmet geçtiğimiz perşembe gününe imiş!

* * * *

Her insanın hayatı boyunca yapmış olduğu olumlu ve olumsuz işler vardır.
Benim olumlu hanemin ilk sıralarında, tamamı yazarları tarafından adıma imzalanmış olan binlerce kitabın bir üniversite kütüphanesine bağışlanmış olması yatar ve dediğim gibi, dünyada benzer bir örneği olduğunu hiç sanmam. Analarının ak sütü gibi helaldir, isteyen dilediği gibi okuyup yararlansın.
50 yıl önce ilk imzalı kitabımı bana armağan eden rahmetli hocam Ergin Günçe'den günümüze… Yıllar ne çabuk akıp gitmiş!
Bu seçkin üniversiteyi Türkiye'ye kazandıran ilk rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, şimdiki rektör Prof. Dr. Ali Haberal ve bütün çalışma arkadaşlarına sonsuz teşekkürlerimle…

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more