Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Hayırlı başarılar!

24 Ekim 2014

Sevgili okuyucularım, Türkiye tarafından Suriye sınırımızda açılan güvenli geçiş koridoru yakında kullanılmaya başlayacak. Belki başlamıştır bile.
PKK'lılar buradan Suriye'ye geçip örgütün Suriye şubesi olan PYD güçlerine katılacak, Kobani ve çevresinde IŞİD'e karşı savaşacak!
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu geçişin görkemli olması için gereken hazırlıkları yaptı. Yandaş-liboş medyanın canlı yayın araçları alanda hazır. Yayın başlıyor.
Program şöyle:
– Saat 10.30: PKK'lıların sınırın dört kilometre içerisinde hafif ve ağır silahlarıyla birlikte toplanması.
– 10.45: PKK komutanları tarafından savaşçılarına son emirlerin verilmesi.
– 11.00: Kafilenin yöredeki garnizon komutanı ve ilçe kaymakamı tarafından sınıra uğurlanması.
– 11.30: Sınıra varış. Eksik silah ve cephanenin tamamlanması. PKK'lı komutanın AKP iktidarına teşekkür konuşması. İl valisi ve mülki erkan tarafından bu konuşmalara yanıt verilmesi.
Barzani'nin Tayyip-Ahmet ikilisine teşekkür içeren konuşmasının okunması.
11.45: Garnizon bandosunun Kürt marşını çalması, bayrak direğine Kürt paçavrası, alana Apo posterleri asılması.
Tayyip-Ahmet ikilisinin Ankara'dan gönderdiği “Kahraman PKK'lı kardeşlerimiz, ilk hedefiniz Kobani… Türkiye size minnettardır. Açılım sürecinin meyvelerini işte böyle topluyoruz” diye başlayan mesajlarının kürsüden okunması ve alkışlanması.
12.00: PKK'lılarla birlikte öğle yemeği. Katılanlar vali, kaymakam, garnizon
komutanı vesaire…
13.00: Koridordan Suriye'ye geçiş zamanının yaklaşması.
13.15: Askeri bandomuzun çalmaya başlaması. Teftiş başlıyor.
13.30: PKK komutanı Mehmetçiği selamlıyor! “Merhaba asker, nasılsın?”.. Hep bir ağızdan yanıt geliyor: “Sağol!”
13.45: Geçit töreni başlıyor. Önce Türk tören kıtası, sonra PKK başıbozukları, Türk ve PKK'lı komutanların önünden uygun adım geçiyor.
14.00: Ayrılık zamanı geldi. Koridordan Suriye'ye geçiş başlıyor. Bizimkiler uyarıda bulunuyor: “Aman haa, yorulunca hemen geri gelin. Sosyal tesislerimiz, hastanelerimiz emrinizdedir. Hayırlı yolcuklar, başarılar.”
Kafile Kobani'ye doğru yola çıkıyor, canlı yayınlar sona eriyor!

* * * *

PKK kafilesi sınırı geçerken Tayyip'in Letonya'daki sözleri ajanslara düşüyor:
“ABD, PYD'ye bize rağmen yardım gönderiyor. Ben Obama'yı bu konuda uyarmıştım. Aslında PYD'de bir terör örgütüdür. İçlerinde PKK'nın lider kadrosunda olanlar bile var!”
Bunları niçin söylüyor?..
Çünkü bunca rezalet sonrasında seçmeninin kendisini ve partisini lanetlemeye başladığını, kopmaya başladığını gördü.
Kendisinin ve hükümetinin durumunu kurtarmaya çalışıyor.

* * * *

Orada bulunan bir askerimiz komutanına soruyor:
“Bunlar IŞİD'le savaş bahanesiyle bu kadar silahlandı. İyi güzel de, bu iş bitince o silahlar kime dönecek? Sakın bize dönmesin komutanım!”
Komutan açıkgözdü, olacakları bildiğini zannediyordu! Yanıtı net oldu:
“Sen merak etme! Sayın başbakanımız Apo'dan güvence aldı. İş bitip de tahliye edildiğinde barış ve dostluk müzesi kuracakmış, silahlar orada sergilenecekmiş.”
Kafile Kobani'ye doğru gözden kayboldu…
Yolları açık olsun!

Bakınız Ahmet ne dedi!

Sevgili okuyucularım, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde yargıyla bu kadar oynanmaz, yargı böylesine ucuz siyaset hesaplarına alet edilmez.
Şimdi okuyacağınız haber dünkü Sabah gazetesinden.
Yani en keskin yandaşların başında gelen gazeteden.
Dolayısıyla sadrazamın yalanlama şansı yok.
Haberin başlığı “Paralel serbest bıraktı, eylemciler yaktı.”
İşte haber:
“Başbakan Ahmet Davutoğlu, paralel (cemaatçi) hakim ve savcıların Kobani gösterileri sırasında eylemcileri ‘Gidip eylemlere devam etmeleri, yakıp yıkmaları için serbest bıraktığını' söyledi.
Partisinin milletvekilleriyle yaptığı toplantıda konuşan Davutoğlu, Kobani eylemlerinde iki bin kişinin gözaltına alındığını, 500'ünün tutuklandığını söyleyerek şu bilgileri verdi:
‘Patnos ve Doğubeyazıt' ta olaylar oldu. Yakıp yıktılar. Doğubeyazıt'taki hakim tutuklama kararı verirken, Patnos'taki serbest bıraktı.
Türkiye genelinde birçok yerde paralel yapı uzantısı olan hakim ve savcılar, adeta ‘Gidip eylemlere devam etmeleri, yakıp yıkmaları için bunları serbest bıraktılar. Tutuklayacaksınız ki gözdağı olsun' dedi.”

* * * *

Ne biçim başbakansın sen!..
Doğubeyazıt ve Patnos, ikisi de Ağrı'nın ilçesi… Oralarda olaylara karışan, tutuklanan veya bırakılan her vatandaşın polis ve adliye dosyasını tek tek okudun mu!
Mahkeme kararlarını, delilleri inceledin mi?
Eğer “Evet” diyorsan yalan söylüyorsun çünkü bu mümkün değil.
Okumadığına göre, neye dayanarak konuşuyorsun!
Yargıda cemaatçi hakim ve savcılar yok mu? Elbette var.
Ama onların tamamını geçmişte senin iktidarın getirdi, şimdi bulundukları yerlere atadı.
Amaç onları senin hükümetinin tetikçisi olarak kullanmaktı ve bunu yaptınız.
Şimdi aranıza kara kedi girince ağlaşıp sızlanıyorsunuz.
Amaç yargıyı baskı altında tutmak.

* * * *

Hele şu son cümlesine bakınız:
“Tutuklayacaksınız ki gözdağı olsun!”
Bu Ahmet gibiler için vatandaşın haklı veya haksız olması, deliller, yasalar falan hiç fark etmez.
Böyle bir kafa, böyle bir mantık olabilir mi?
Şüpheliye kızıyorsan ve senin adamın değilse tutuklatacaksın… O savcı ve hakim iyidir!
Tutuklamayan cemaatçidir, sürgün edeceksin!
Ama şüpheli senin adamınsa, en büyük hırsızlık ve yolsuzluklara bulaşmış bile olsa, savcılara emir verip dosyaları kapattıracaksın.
Vay anam vay, bu ülkede yargıyı ve adaleti kimler yönetiyor.
Bu nasıl faşist bir kafadır, nasıl hukuk anlayışıdır!
Bu sözleri yandaş gazetede okumuş olmasam, vallahi bu kadarına inanmazdım!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp