Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Hele bir konuşun be!..

6 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, Türkiye'nin nasıl içler acısı duruma düşürüldüğünü hep birlikte izliyoruz.
Tayyip dahil, Fethullah dahil herkesin telefon konuşmaları dinleniyor. Hiç kimsenin gizlisi saklısı kalmamış! Dinleyenler bunları medyaya servis ediyor, konuşmalar açıklanıyor.
Vurgunu, yolsuzluğu, hırsızlığı ve rüşveti bu konuşmalardan izleyip öğreniyoruz.
İnsanın “İyi ki dinlemişler” diyesi geliyor.
Hepimizin telefonları dinlendi ve dinleniyor. Ama Tayyip ve ekibinin konuşmaları çok başka. Bunlar son derece öğretici! Ülkemizin nasıl soyulduğunu gösteren konuşmalar.
Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün partisinin grup toplantısında çok ilginç belgeleri açıkladı.
Bu bir savcılık fezlekesi. Tayyip'in değişmez Ulaştırma Bakanı, şimdinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım…
Ve Türkiye'nin AKP döneminde zengin edilen büyük işadamları…

* * *

İktidarın tetikçisi olan Sabah gazetesi ile atv'yi kurtarmak için hazırlanan para planları…
Binali'nin örgütlemesiyle bazı işadamlarından bu amaçla 630 milyon dolar para toplanıp zırhlı minibüsle teslim edilmesi…
Kılıçdaroğlu bu şahıs için “Binali yetmez, adını Milyonali olarak değiştirmesi gerekir” diyor.
Başbakan'dan ise “Başçalan” diye söz ediyor.
Peki bu para toplama işinde kimler var? İşadamları arasında yapılan konuşmalara ve telefon dinlemelerine göre işin içinde yer alıp parayı bastıranlar:
Celal Koloğlu, Cemal Kalyoncu, Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir, İbrahim Çeçen.
Polis bu oluşumu aylarca izlemiş, rapora bağlayıp savcılığa göndermiş. Bundan sonrası ise uyutulmaya mahkum!
Emme basma tulumbanın çalışma yöntemi de ilginç!.. Bu şahıslara çok büyük devlet ihaleleri veriliyor, karşılığında Sabah-atv için para toplanıyor. Yani parayı veren pişman olmuyor çünkü aldığı yeni işlerle durumu kurtarıyor.

* * *

Savcılık fezlekesinde işadamlarının kendi aralarında yaptıkları konuşmalara da yer veriliyor:
“Binali yerinde kalırsa yaşadık yani…”
“Valla bu duyulursa Türkiye'de yer yerinden oynar…”
“Biz keriz değiliz. Verilmesi gerekiyor ki veriyoruz…”
Emir gelmiş büyük yerden… Sıkıysa vermeyin!
Şimdi işin önemli noktasına gelelim:
Ortada bu dosyalar var mı? Var.
Belgeler tamam mı? Tamam.
Bu olaylar yaşanmış mı? Yaşanmış.
Paralar toplanmış mı? Toplanmış.
Bu durumda vatandaş olarak ne beklersiniz?
Tayyip, Binali, ya da parayı bastıran işadamlarının, veya Sabah-atv ikilisinin bir açıklama yapması gerekmez mi!
“Hayır, bunlar yalandır. Bu olaylar olmamıştır…”
Ellerinde iktidar gücü var. Böyle bir yalanlama yapılınca Türkiye ayağa kalkar, Kılıçdaroğlu rezil olur ve bir daha insan yüzüne bakamaz.
Toplanan bu paralar bir fakir fukaraya yapılan hastane masrafı değil. Bir hayır kurumuna bağış hiç değil.
O halde ne oluyor? Niçin suskun kalıyorlar? İddialara göre işadamlarından para toplanıyor, yandaş Sabah ve atv bu yolla kurtarılıyor ve çok önemlidir, karşılığında bu işadamlarına büyük ihaleler verilip paralar bu yolla kendilerine geri veriliyor.
Çok ciddi bir durumla yüz yüzeyiz.
Tayyip, Binali ve adı geçen işadamlarından tık yok.
Biz de saf saf bekliyoruz ki konuşsunlar, açıklama yapsınlar.
Hele bir konuşun be!..
Kılıçdaroğlu savcılık fezlekesinde yer alan bu konuşmaları salı günkü grup toplantısına yetiştiremediklerini, önümüzdeki salı Meclis kürsüsünden hepsini ses kayıtlarıyla açıklayacağını söyledi.
Anladığım kadarıyla o gün gerçek bir şenlik olacak.

* * *

Sevgili okuyucularım, dinlenen konuşmalar sadece bu kadar değil. Bir başkası da Habertürk televizyonuyla ilgili.
Tayyip geçen yıl Fas gezisinde. Oradan Habertürk'ü arıyor:
“Bak ben şimdi Fas'tayım ve sizin kanalı izliyorum. Altyazılarda sürekli olarak Devlet Bahçeli'nin bizi eleştiren sözlerini geçiyorsunuz. Bunları derhal kaldırın…”
Kanalın yetkilisi “Emredersiniz efendim” diyor ve yazılar hemen kaldırılıyor.

* * *

Bir başka olay… Tayyip'in hısım akrabasının İzmir ve Trakya'da yaptırdığı villalar var. Bunların imar planı adamına göre değiştiriliyor, villalar şakır şakır yükseliyor.
Tayyip'ten yine tık yok!
“Hayır arkadaş, o villalar bizim değildir” diyemiyor… Her şeyin usulüne uygun yapıldığını da söyleyemiyor.
Bunun yerine her gün kürsülere çıkıp sağa sola posta koyuyor, sert çıkıyor, azarlıyor, bağırıp çağırıyor. Üstelik ülkesini dış ülkelere şikayet ediyor. Kendi ayıplarını böylece örtbas etmeye kalkışıyor.
Son olarak Almanya Başbakanı Merkel'e şikayette bulundu:
“Paralel yapı bize tuzak kurdu.”
Yani Fethullah ekibini suçluyor.
Bu lafları Türkiye'de birileri belki yutar da, Merkel anlar mı!.. Ya sorsaydı:
“Yaaa Tayyip, o paralel yapı dediğin nesneyi devlete kim soktu? Onu kim büyütüp yeşertti?”
Tayyip ne diyecekti!
Ülkesini ve devletini yabancı ülkelere küçük düşüren bir şahıs…
Merkel'in dünkü basın toplantısında Tayyip'e söyledikleri yenilir yutulur gibi değildi:
“Buradaki Türklerin başbakanı benim. Burasını seçim bölgesi gibi kullanmayın. Türkiye'deki gelişmeleri kaygıyla izliyoruz. Yolsuzlukların üstünü örtme…”

* * *

Sevgili okuyucularım, bildiğiniz gibi bu olaylar 17 Aralık rüşvet operasyonları ile başladı.
AKP dönemindeki rüşvetin, hırsızlığın ve ahlaksızlığın belki milyarda biri böylece -ayakkabı kutularında, evlerdeki çelik kasalarda- ortaya dökülmüş oldu.
Bu durum, seçim öncesinde Tayyip'i son derece tedirgin ediyor… Ve bu konularda ağzını açıp konuşması mümkün olmuyor.
30 Mart seçimlerine kadar çok daha çarpıcı bilgi ve belgeler ortaya saçılacak. Tayyip bu durumu yine “Paralel devletin tuzağı” falan diye geçiştirmeye, Türk Milleti'ni bu yolla uyutmaya kalkışacak.
Ancak seçime boynunda bu pranga ile girmesi mümkün değil.
O halde ne olacak?
Yargı ellerinde.
Bütün sanıkların seçim öncesinde tahliye edildiğini görürseniz sakın ola ki şaşırmayın!
Tayyip işte o zaman bağırmaya başlayacak:
“İşte gördünüz, atılan iftiralar sonuçsuz kaldı ve hepsi tahliye edildi…”
Bu sözlerimi unutmayın, bir kenara yazın.
Bakalım Mevlam neyler, neylerse güzel eyler!

 

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more