Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

İşlerine gelmeyince!..

30 Kasım 2014

Sevgili okuyucularım, Bay Abdullah Gül cumhurbaşkanlığından ayrılalı üç aydan fazla bir zaman geçti.
Peki şimdi ne yapıyor, nerede yaşıyor?
Kendi konutuna, otele, ya da villasına mı geçti?
Hayır!..
İstanbul'da devlete ait olan Huber Köşkü'nde!
Bu köşk öyle sıradan bir yer değil. Ormanlar içinde, Boğaz'ı kartal yuvası gibi görüyor. İçinde tam kadro personel var. Aşçılar, garsonlar, sekreterler, korumalar, şoförler, makam araçları…
Gazeteci arkadaşımız Mustafa Mutlu, bu şahsa ısrarla, bıkmadan usanmadan soruyor. Üst üste tam 35 gün geçti, her gün sormayı sürdürüyor. Dün 35. kez yazdı:
“Sen hangi gerekçeyle o köşkte yaşıyorsun, anlat da öğrenelim.”
Beyefendi yanıt veremiyor. Ben de bir veya iki kez burada sordum, yine tıklamadı.
Bay Abdullah ısrarla yanıt vermeyince merak ettim, üç gün önce Mustafa Mutlu'yu aradım:
“Yaaa Mustafa bu adam yanıt vermediğine göre, acaba Huber'den çıktı mı?”
Yanıt ilginçti:
“Abi çıktıysa onu bildirsin yazalım. Kaldı ki orada yaşamayı sürdürüyor.”

* * * *

Karşımızda eski bir başbakan ve cumhurbaşkanı var. Yıllarca ülkeyi yönetmiş biri. Bu kadar basit bir olayda niçin suskun kalır?
O zaman akla başka sorular ve çeşitli olasılıklar geliyor:
– Devletin köşküne hangi gerekçeyle yerleşti?
– Huber'e harcamaları için para ödüyor mu?
– Orada kalma izni kendisine Tayyip tarafından mı verildi? Bu ikamet yasal mı?
– Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılma resepsiyonunda karısı Hayrünisanım gazetecilere ilginç sözler söylemişti:
“Bizi çok üzdüler. Bizim hiçbir şeyin farkında olmadığımızı zannediyorlar ama farkındayız. Bizi en çok üzen de son yıllarda bizim dindar-Müslüman camiadan yapılan saldırılar ve saygısızlıklar oldu. Ben şimdi susuyorum ama fazla susmayacağım. Asıl intifadayı (başkaldırıyı) ben başlatacağım.”
Acaba karısının bu tehdit dolu sözleri nedeniyle mi Bay Abdullah Gül'e Huber Köşkü'nde yaşama izni verildi? Karısı konuşmasın diye mi kendisine böyle göz yumuluyor ve devlet parasıyla rahat etmesi sağlanıyor?
– Bir diğer olasılık, Huber'de bir süre kalmış ve sonra ayrılmış olabilir mi?

* * * *

Bir eski başbakan ve cumhurbaşkanına yakışan, kendisine bu konuda yöneltilen eleştiri ve sorulara yanıt vermek, adam gibi bir açıklama yapmaktır.
Bizimki ise suskun!.. Suskun kalmaktan fayda umuyor.
Yakışır mı?
Çık ortaya, mertçe konuş ve durumu açıkla. Orada kalıyorsan niçin kaldığını söyle, kalmıyorsan bunu bildir.
Beyefendi her cuma günü namaza gidip dua ediyor, kendisini cami avlusunda bekleyen gazetecilere “Siz sormadınız ama ben anlatayım” diyerek çeşitli konulardaki siyasi görüşlerini aktarıyor.
Allah camide siyaset yapanların dualarını acaba kabul eder mi!

* * * *

Bunların çok ilginç bir özelliği vardır.
Basın ne yazarsa yazsın, neyi sorarsa sorsun, işlerine gelmediği takdirde asla yanıt vermezler.
Anlayışları şöyledir:
“Boşver, ne derlerse desinler… Yazdıkları nasıl olsa 24 saat sonra unutulur. Biz sessiz kalıp işimize bakalım!”
Eğer yazdıklarınız tepelerini iyice attırmışsa, mahkemeye başvurup hakkınızda bir sürü tazminat davaları açar ve sizden para isterler.
Ya da sizi savcılıklara şikayet edip ceza davası açılmasını isterler. Ceza davası, beraat etmediği takdirde gazeteciye hapis demektir.

* * * *

Bu kaçma sadece basın için geçerli değildir. Örneğin Meclis çatısı altında işlerine gelmeyen hiçbir soru önergesine yanıt vermezler, veremezler. Size somut bir örnek vereyim.
CHP Milletvekili, eski Müftü İhsan Özkes çok ilginç bir kitap yayınladı:
“Dünden Bugüne Cami Yalanları.” (Ne yazık ki kitabın yayınevi yok, temin etme adresi yok.)
Tayyip çeşitli zamanlarda bir iddia ortaya atar:
“Tek parti iktidarı döneminde CHP camilerimizi ahır yaptı, ibadete kapattı.”
İhsan Özkes bu konuda Meclis Başkanlığı'na bir soru önergesi verip Tayyip tarafından yanıtlanmasını istemişti. Önerge çok basit ve çok yalın:
“Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren ülkemizde ahır yapılan cami var mıdır? Varsa adı ve adresi nedir? Ahır olarak kullanılmasına dair yazılı resmi belgeler nerededir?”

* * * *

Önergenin Meclis Başkanlığı'na veriliş tarihi 18 Nisan 2012!
Peki Tayyip yanıt verebildi mi?
Aradan iki buçuk yıl geçmesine karşın veremedi…
Çünkü bunlar piyasaya bir yalan sürerler ve kanıtlanmasını istediğiniz zaman suspus olurlar…
Çünkü sözleri yalandır, iftiradır. Nasıl yanıt vereceklerdir ki!
İşte size iki örnek. Bay Abdullah Gül işine gelmeyince susuyor, camilerin ahır yapıldığını iddia eden Tayyip, verilen soru önergesine yanıt veremiyor.
(Burada bir parantez açıyorum. İhsan Özkes'in bu kitabını mutlaka bulup okumaya çalışın. İçinde ilginç belgeler bulacaksınız. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü tarafından imzalanan belgeler ve kararnameler… Bazıları düşman tarafından yakılıp yıkılan camilerimizin onarımı ve yeniden ibadete açılması için verilen paralar ve bütçeye konulan ödenekler…)
Evet, bunlar böyledir. İşlerine gelmiyorsa susarlar.
Türkiye bu kafaların elinde, yazıklar olsun.

Bugün yine toplu açılış…

Sevgili okuyucularım, bu iktidarın elinde kocaman bir oyuncak var:
Toplu açılış törenleri.
Tayyip-Ahmet ikilisi nereye gitse, dandik bir toplu açılış töreni düzenleniyor. Kitleler, özellikle kamu görevlileri ortalık kalabalık olsun diye taşınıyor, kürsülerde nutuklar atılıyor, düğmelere basılıp bir yerler hizmete alınıyor!
Yapımı yıllar önce bitmiş okullar, köprüler, parklar, kaldırımlar, kanal döşemeleri, çocuk bahçesi, yola asfalt, okulun duvarı, hastanenin çatısı, adliyenin bahçesi, komşunun tuvaleti!..

* * * *

Sadrazam Ahmet bugün Balıkesir gezisinde ve maşallah, 114 tesisin toplu açılışını yapacak. Açacağı (!) tesislerden biri de Ayvalık yakınlarındaki Madra Barajı. Küçük bir sulama barajı.
Peki ne zaman açılmış bu baraj?
Yapımına 1991 yılında Özal döneminde başlanmış, açılışı 1999 yılında gerçekleşmiş.
O yıllarda piyasada ne AKP var, ne de Ahmet!
Ama olsun varsın, Ahmet bugün bu barajı da törenle açacak!
Maksat göz boyamak. Açsın da, isterse gazoz kapağı açsın.
Büyük hizmettir, vatana millete hayırlı olsun!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more