Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Kömür torbasından, oy torbasına

22 Mayıs 2014

Sevgili okuyucularım, Türkiye'de 450 dolaylarında özel kömür işletmesi var. Bu madenleri hükümet ulufe olarak dağıtıyor ve payın en büyüğü doğal olarak yandaş işadamlarına veriliyor.
Madenlerin denetimi Allah'a emanet.
Önceki gün Soma madenindeki denetim raporu medyada yer aldı.
Birkaç satırlık bir belge. Altında maden mühendisi olan iki iş müfettişi ile maden müdürünün imzaları.
Şirketin adresi, vergi numarası, hangi vergi dairesine kayıtlı olduğu, kaç kişinin çalıştığı belirtiliyor ve “Yapılan denetimde herhangi bir sorun olmadığı görülmüştür” deniliyor.
Hepsi bu kadar!
Bana verselerdi, denetimin o kadarını ben de yapardım!

* * * *

– Maden işçisi olmak zorunda kalan vatandaşlarımızın çoğu köyde yaşıyor.
– Aslında tarım işçisi, ya da hayvancılık yapıyor.
– Hükümetin yanlış politikaları sonucunda tarım neredeyse yok olup gitti. Ürün pazarda müşteri bulamıyor, bulsa da para etmiyor ve çiftçinin karnını doyurmuyor.
– Hayvancılık derseniz çoktan bitmiş durumda.
– Vatandaşımızın çevresinde madenler, özellikle de kömür ocakları varsa, tek çaresi orada bir iş bulmak.
– Tam 2 milyon 850 bin kişinin işsiz olduğu bir ülkede, kırsal kesimdeki eğitimsiz vatandaş başka nerede iş bulacak?
– Taşeron firmaya gidiyor, ya da maden sahibi firmaya başvuruda bulunuyor.
– “Seni alırız ama sıra bekleyeceksin, çok sıra var” deyip ismini kayda geçiriyorlar.
– Eğer şansı varsa, günün birinde “Gel başla” diyorlar.
– Adam dünyanın en zor koşullarında çalışacak ama sağlık raporu falan istemiyor.
– Ya Allah bismillah deyip işe başlıyor.
– Birkaç gün sonra eline kazmasını küreğini verip onu madenin en uç yerine götürüyorlar.
– “Vur kazmayı, çıkan kömürü dışarı taşı” diyorlar.
– Madenci günde sekiz saatten üç vardiya çalışıyor.
– Başlarında işverenin adamı olan çavuşlar var. Ne kadar kömür kazdığı bire bir kayda geçiriliyor.

* * * *

– Köyünde açık havadan gelen madenci kardeş, ilk günlerde o mezar gibi yeri yadırgamakla kalmıyor, ayrıca korkuyor. Çalıştığı yer karanlık, korkunç. Ayağa kalkacak alan yok. Çoğu zaman kazmayı çömelerek vuruyor. Issız, Allah'la baş başa. Madenin ucuna sürünerek gidiyor, sürünerek çıkıyor.
– Yemeğini aşağıya kendisi götürüyor. Genelde naylon poşete sarılı ekmek, zeytin, domates, soğan, biber… Bir de musluktan doldurulan bir pet şişe su. Yarım saat yemek molası var.
– Bir sürü tehlike ile yüz yüze. Grizu patlayabilir, yangın çıkabilir, tavan üzerine çökebilir. Vurduğu her kazmada köyünü, evini, ailesini düşünüyor.
– O mezar gibi yerde ve zifiri karanlıkta başına bir iş gelse kimsenin ruhunun duymayacağını biliyor.
– Ortalama maaşı ayda 1.200 lira dolaylarında. Dünyanın tartışmasız en helal kazancı.

* * * *

– Maden şirketi işçilere sık sık haber gönderiyor: “Üretim yeterli değil, biraz daha çalışmayanın işine son verilecektir.”
– İşçinin sendika güvencesi yok. Sendikaların ve sendikacıların çoğu işverenin kucağında oturuyor. Tamamına yakını sarı sendika. Bir de İslamcı sendikalar var ki, onlar patrondan bile daha patroncu.
– Bir sorunu olan, hakları çiğnenen işçi sendikaya başvurduğunda ya azarlanıyor, ya da nasihat alıyor.

* * * *

– Patron, çıkarılan kömürlerin bir bölümünü enerji santrallerine satıyor. Bir bölümünü kış aylarında piyasada satıyor.
– Ama önemli bir bölümünü devlet satın alıyor.
– Üretici firma özelse para peşin!.. Eğer devlete ait Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından çıkarılmışsa, yaz tahtaya hesabı! TKİ batık durumda.
– Binbir emek ve binbir çileyle çıkarılan kömürler işletme sahasında birikiyor.

* * * *

– Madenci vardiyasını bitirip dışarı çıktığında, güneşi kazasız belasız yine gördüğü için Allah'a şükrediyor.
– Suratı ve bütün vücudu kapkara. Yıkanıp köyüne dönüyor.
– Bazen patrondan haber geliyor: “Sayın başbakanımızın yarın mitingi (ya da toplu açılış töreni) var. Ankara'dan gelen emir doğrultusunda bütün işçi arkadaşlar işletmemiz tarafından oraya götürülecek. Yevmiyeleriniz normal çalışmışsınız gibi işleyecek. Baretlerinizle gelip alkış tutacaksınız.”
– Madenci mutlu çünkü bir gününü karanlık yerine güneşin altında geçirmiş olacak.
– Böyle günlerde madende üretim duruyor ama patron memnun, işçi memnun, iktidar memnun!

* * * *

– Madencinin kömür karasına bulaşmış yüzü, alın teri, göz nuru ve ölüm korkusu ile o mezar gibi yerde ürettiği kömürler daha sonra kamyonlarla, trenlerle, başka il ve ilçelere gönderiliyor.
– Çoğu kalitesiz ve denetimsiz.
– Kömürler güzelce torbalanıyor.
– Torbaların üzerinde “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu. Parayla satılmaz” yazıyor.
– Torbalanan kömürler özellikle seçim öncesinde ülkenin dört bir yanında (makarna nohut paketleriyle birlikte) halka beleş dağıtılıyor.
– Dağıtım yapılırken ahaliye “Bu hükümetimizin size hediyesidir. Oylarınızı bizden esirgemeyin” deniliyor.
– Madencinin canı pahasına ürettiği kömür böylece, Ankara'daki sorumsuz iktidarın elindeki oyuncak oluyor. O emekçinin çilesi, sömürüsü, suratındaki kömür karası “Bul karayı al parayı, ne sihirdir ne keramet el çabukluğu marifet” yöntemiyle Tayyip'in oy çuvallarına ekleniyor.
– Bize de utanmazlığın bu kadarına “Pes” demek, iktidarın kömür torbaları uğruna can veren 301 madencimize rahmet dilemek kalıyor.

 

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp