Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Medyanın yüz kızartıcı halleri

11 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, iktidarın özellikle yandaş medya üzerinde nasıl baskı kurduğu, haberleri tek tek nasıl elediği, sansür ettiği ve yönlendirdiği artık iyice gün yüzüne çıktı.
Bunları bilirdik de, bu kadarını düşünemezdik!
Artık hepsi belgeli.
Malum şahıs, Habertürk televizyonunu taaa Fas'tan arıyor. Haberler öncesinde Devlet Bahçeli'nin sözleri altyazı olarak geçerken, adı Fatih Saraç olan yetkiliyi arayıp azarlıyor.
“Niçin veriyorsunuz o adamın sözlerini?..”
Fatih derhal özür diliyor, altyazılar ekrandan siliniyor.
Son olarak başka dinlemeler çıktı. Adı Fatih olan arkadaşla Tayyip, onun danışmanı ve milletvekili Yalçın Akdoğan ve Tayyip oğlu Bilal arasındaki konuşmalar.
Bu kez Habertürk gazetesi bir sağlık rezaletine sayfalarında (yanlışlıkla) yer vermiş, Fatih yine fırça yiyor, “Büyüğünü” üzdüğü için yine özür diliyor, hakkını helal etmesini istiyor.
Haberi sayfaya koyan üç gazeteci ertesi gün kovuldu!
Bu ne biçim gazeteciliktir yaa, bu nasıl iştir?
İktidarı temsil edenlerde olmadığı biliniyor da, bu gazeteci geçinenlerde hiç mi utanma arlanma kalmamış?
Olayın inkar edilecek yanı yok çünkü ses bantları ortada.

* * *

– “Abicim sen ne istiyorsan bana önceden haber ver, onu yayınlayalım.”
– “Sayın büyüğümüzün konutuna gidip emirlerini aldım.”
– Oğlum biz gerekince Meclis tv'nin (TRT kanalı) yayınını kestiriyoruz, siz bu heriflerin söylediğini canlı yayında veriyorsunuz.”
“O sağlık haberini sayfaya koyan üç kişiyi kovduk.”
“Seni üzdüysek hakkını helal et Bilal.”

* * *

Malum şahıs Fas'a resmi gezi için gitmiş, orada işi gücü yok ki televizyon izliyor, İstanbul'u arayıp fırça atıyor.
Muhatap aldıklarının tamamı, karşısında esas duruşta bekliyor. Onlar gazeteci değil, Tayyip'in emrindeki hizmetkarlar.
Habertürk böyle de, öteki yandaşlar farklı mı?
Asla değil.
Aynı olaylar Sabah, Star, Yeni Şafak, Türkiye, Akit gibi yandaşlarda da mutlaka yaşanıyor. Onların ses kayıtları henüz çıkmadı.
Bence bir süre sonra çıkacaktır!
Basın yozlaşınca, iktidarların ve egemenlerin emri altına girince işte böyle oluyor. Çok da iyi oluyor çünkü yıllardır bildiğimiz gerçekler işte şimdi kapı gibi ses kayıtlarıyla belgeleniyor.
Siyasetçi bastırıyor, “Gazeteci” kisvesi altında ortalıkta dolanan bazıları hem kişisel onurlarını, hem de bizim meslek onurumuzu ayaklar altında çiğnetiyor.
Emir kulu olmuşlar.
Onların kişisel onuru bizi ırgalamaz.
Ama meslek onurunu hele Tayyip gibilere çiğnetme hakları yoktur.

Bugün ilginç şeyler olacak

Kemal Kılıçdaroğlu geçen salı günkü Parti Grup toplantısında bir söz vermiş, bazı pislikler ve yolsuzluklarla ilgili ses kayıtlarını bugün yapılacak Grup toplantısında mikrofondan dinleteceğini söylemişti.
Sözünde duracağını öğrendim.
Yani bir düşünün, Tayyip oğlu Bilal adına Vakıfbank'a yurtdışından bir kalemde 99 milyon 990 bin dolarlık havale geliyor.
Gönderen belli değil.
Gönderen bölümünde sadece “Royal Protocol” yazıyor.
Bu para çok büyük olasılıkla hırsızlar ve ahlaksızlar cenneti Suudi Arabistan veya Katar'dan
gönderildi.
Kim gönderdi?.. Bu devirde kim kime durup dururken böyle bir para gönderir?
Bu sorulara Vakıfbank, Tayyip ve Tayyip oğlu Bilal'den yanıt gelmiyor.
Tık yok!

* * *

Kılıçdaroğlu'ndan bugün beklenen, elindeki bazı belgeleri güzelce açıklamasıdır.
Edindiğim bilgilere göre birkaç ayrı bant varmış ve gerekli teknik düzenlemeler hazırlanmış.
Yarın mümkünse bu toplantıyı televizyondan izleyin.
Yandaş kanallar doğal olarak vermeyecek, ya da sıra bantlara gelince yayını kesecektir.
Bir de gizli yandaşlar var!.. NTV, CNN-Türk vesaire…
Onlar da büyük olasılıkla konuşmanın bir bölümünü belki verecek, iş kritik noktalara gelince yayını kesecektir.
TRT (Tayyip Radyo Televizyonu) da vermeyecektir.
O halde konuşmanın tamamını nereden izlemek mümkün olur?
Aklıma ilk gelen Halk tv.
Sabah açın, baştan sona izleyin.
Bugün iyice izleyin, Türkiye'nin nasıl soyulduğunu, ne dümenler çevrildiğini bir kez daha görün.
Ne diyordu piyasaya çıkan kasetinde AKP zengini işadamı…
“Milletin a…. koyacağız!”
Vay anasını sayın seyirciler, Türk Milleti bunların hesabını sormayacak mı?

Pınar Karşıyaka seyircisi

Sevgili okuyucularım, geçtiğimiz pazar günü Ankara'da Anadolu Efes-Pınar Karşıyaka arasında Türkiye Kupası basketbol şampiyonluk maçı oynandı.
Çocukluk arkadaşım Sadri İşçimenler Pınar Karşıyaka Kulübü'nün Divan Başkanı. Maç için İzmir'den geldi, taktı beni de yanına ve salona götürdü.
İtiraf edeyim, ben Pınar Karşıyaka seyircisi gibisini bugüne kadar hiç görmemiştim.
İzmir'den gelen binlerce taraftar kırmızı yeşil renklerle salonu doldurmuştu.
Tezahürat maç öncesinde başladı ama nasıl başladı!
Gök gürültüsü gibi…
Sürekli sloganlar atılıyor:
– Her yer rüşvet her yer yolsuzluk.
– Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
– Ne mutlu Türk'üm diyene.
Binlerce kişi topluca “Andımız”ı okuyor.
Salon inim inim inliyor. Muhteşem bir görüntü.
Pınar Karşıyaka maçı bir sayı farkla kazandı, kupayı müzesine götürdü.
Sporcularını, yöneticilerini ve özellikle de o muhteşem taraftarlarını, Mustafa Kemal'in askerlerini ben de kutluyorum.

Er mektubu görülmüştür

Balyoz davası, iktidarın emrine sokulan yargının verdiği kararlar, hukukun çiğnenmesi ve yaşanan haksızlıklar kitap olmaya devam ediyor.
Türk Ordusu'nun pırıl pırıl subayları tutsak edildi, ağır hapis cezalarına çarptırıldı.
Onlar şimdi çeşitli sivil ve askeri cezaevlerinde çile dolduruyor. Yapacakları bir şey kalmadı…
Ama hiçbiri baş eğmedi, onurunu çiğnetmedi.
Aynen Ergenekon'da olduğu gibi.
Gazeteci arkadaşımız Yılmaz Özdil'in çağrısıyla bir kampanya başlatılmıştı:
“Onlara destek mektubu gönderin.”
O mektuplar birikti, toplandı ve şimdi kitap oldu. Türk Milleti o insanlara desteğini işte bu
yolla verdi. Hapisteki beş subay mektupları derledi ve ortaya yazarı olmayan bu kitap çıktı:
“Er Mektubu Görülmüştür.” (Kırmızıkedi Yayınevi)
Okuyun, hüzünleneceksiniz ama ilginizi çekecektir.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more