Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Papa’ya açık mektup

14 Kasım 2014

“Sayın Papa Francis nasılsınız, iyi misiniz? İyi olmanızı dilerim. Günün birinde bir Papa'ya mektup yazacağım doğrusu hiç aklıma gelmezdi.
Ama öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, size bazı şeyleri anlatmak zorundayım.
Sayın Papa, önümüzdeki günlerde Türkiye'yi resmen ziyaret edeceksiniz.
Bunu hem Katolik aleminin ruhani lideri, hem de Vatikan Devleti'nin başı sıfatıyla yapacaksınız.
Bizim Tayyip sizi yeni yaptırdığı kaçak sarayda ağırlayacakmış.
Orada ilk ağırlanan siz olacakmışsınız.
Sayın Papa, bu sarayın maliyetini şimdi size Türk lirasıyla anlatsam, katrilyondan fazla para harcandığını söylesem, aklınız ve mantığınız haklı olarak almaz.
Yüz milyonlarca dolar harcandığını söylesem belki daha iyi anlarsınız.
Bu paranın her doları bu fakir fukara milletin cebinden çıktı ve Tayyip bunu yaparken hiç utanıp sıkılmadı.

* * * *

Sayın Papa Hazretleri, Hristiyanlığın hukukla ne kadar ilgisi olduğunu elbette ki bilemiyorum.
Ancak bu utanç anıtı yapılırken mahkemeler bu işin hukuksuz olduğunu vurgulayıp kaçak yapıyı durdurma kararı aldı.
Tayyip yargı kararlarına uymayacağını söyledi ve gerçekten de uymadı.
Saray büyük ölçüde bitti.
Şimdi ilk devlet başkanı olarak orada sizi ağırlayacak ve sizin isminizi de bu işe alet edecek.
Sizin sırtınızdan kendi propagandasını yapacak.
Şimdi belki “Kardeşim sizin sorunlarınızla benim ne ilgim olabilir. Sarayı ben mi yaptırdım” diyeceksiniz!
Haklısınız da, sizi bu olayda kullanacak ve kendisini aklamanızı sağlayacak.
Bakınız, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi dün size bir mektup yazdı ve şöyle dedi:
“Böyle bir yapının diplomatik ilişkilerde kullanılması ve uluslararası davetlere ev sahipliği yapması, söz konusu kaçak yapıyı ve hukuksuzluğu meşru hale getirecektir. Bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğinize inanıyoruz.”

* * * *

Sayın Papa, siz Katolik dünyasının başı olan bir din adamısınız. Hıristiyanlık aleminde çok büyük ağırlığınız, hem de saygınlığınız var.
Bu oyuna lütfen düşmeyin.
Sizin din kurallarınızı bilmiyorum…
Ama tahmin ediyorum ki, her dinde olduğu gibi Hristiyanlık'ta da israf, haram, devlet parasının özel çıkar amaçlı kullanılması vesaire gibi kavramlar ve bunlara alet olmak günahtır.
Bunlar ancak sorumsuz, Allah'tan korkmaz ve kuldan utanmaz diktatörlerin yapacağı işlerdir.
Gelin, bu günaha ortak olmayın.
Tayyip'in sizi de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasına göz yummayın.

* * * *

Kendisine bin odalı kaçak saray yaptırdı. Yapılacak yeni eklerle bu rakam 1.500 odaya çıkacak.
Dosyanın ve inşaatın tümü hukuksuzluk, savurganlık ve israfla dolu.
Bunları yaparken binlerce ağacı kestirdi.
Söylemesi ayıptır, binaların kenefleri bile yurt dışından ithal edildi.
Bizim ülkemiz bu kadar zengin değil Sayın Papa Hazretleri.
Rezaleti bilgilerinize saygılarımla sunuyorum.
Milyonlarca T.C. vatandaşı adına hiç tanımadığınız, ismini bilmediğiniz sıradan vatandaş Emin.”

Ve bir başka saray

Sevgili okuyucularım, kaçak saray bir yanda bitme aşamasına gelirken, öbür yanda başka sarayların yapımı da hızla devam ediyor.
Ankara'da oturanlar iyi bilir…
Çankaya'da, tam cumhurbaşkanlığı köşkünün önünde çok büyük ve güzel bir bahçe içinde iki katlı şirin bir bina vardı.
Meclis Başkanı konutu.
Tam Protokol yolunun Çankaya başlangıcında…
Bunlar bu binayı da temelden yıktırdı…
Ve yeni bir inşaat başlatıldı.
Oraya kaçak saray boyutlarında olmasa bile daha küçük çapta yeni bir saray inşa edildi.
O dört katlı görkemli saray yavrusu şimdi bitti.
Eserleriyle gurur duyuyor olmalılar ki, boş bina geceleri bir abide gibi dört bir yanından aydınlatılıyor.

* * * *

AKP'nin Meclis Başkanı Cemil Çiçek açıklama yaptı, “Ben orada oturmayacağım” dedi.
Ben de oturmayacağım!..
O halde kimin payına düşecek?
Herhalde boş kalacak değil, mutlaka iktidardan birileri çöreklenecek.
İçi dışı yine ithal malzemelerde donatıldı.
Mobilyalar ithal edildi.
Yarabbim bu ne lükstür, bu nasıl bir görgüsüzce şatafattır!..
Gündüz oradan geçerken lütfen dönüp bir bakın, gece geçerken nasıl ışıklandırıldığını görün… Zaten görülmeyecek gibi değil.
İnşaat hesaplarından anlamam ama bu saray yavrusu için de yüzlerce trilyon harcandığını tahmin ediyorum.
Muhalefet partileri bu işe el atmalı, bu rezilliğin ve savurganlığın hesabını da mutlaka sormalıdır.

* * * *

Şimdi yine gelelim Bay Abdullah Gül olayına!.. Bu şahıs Çankaya'daki makamından ayrıldıktan sonra İstanbul'da devletin Boğaz manzaralı Huber Köşkü'ne yerleşti.
Burada iki veya üç kez sordum “Bu ne iştir” diye, herhangi bir yanıt veremedi.
Başkaları sordu, onlara da aynı taktiği uyguladı.
Devletin sarayları ve köşkleri çok hoştur.
Aşçılar, garsonlar, hizmetçiler, sekreterler, şoförler, korumalar, Mercedes'ler, özel ve güzel yemekler!..
Kendisine “Ne işin var orada, ne zaman ayrılıp gideceksin?” diye soruyoruz ama ses veremiyor… Çünkü Tayyip'in gölgesine sığınmış, ondan aldığı güçle devletin süperlüks köşkünde ailesiyle birlikte istirahate çekilmiş durumda.
İstirahatin böylesine can kurban!
Pişkinliğin bu kadarına pes!
Hayırlı tatiller Bay Abdullah Gül, yeni sarayında güle güle otur, bizim paralarla sefanı sür!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more