Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Seçim hileleri nasıl önlenecek?

25 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, önümüzdeki 30 Mart günü Türkiye'nin gelmiş geçmiş en önemli seçimlerinden biri yapılacak.
Demokratik ülkelerde seçimin olmazsa olmaz koşulu seçim sandıklarının güvenli olmasıdır. Aksi takdirde bir takım görünmez eller devreye girer, sonuçları değiştirir.
Anımsayın, bundan önceki seçimlerde parmak boyası kullanılırdı. Seçmenin parmağına sandık başında sürülen bir boya vardı.
24 saat çıkmaz ve birilerinin başka yerlerde ikinci veya üçüncü kez oy vermesine engel olunurdu.
AKP hükümeti her nedense bu uygulamayı iptal etti!
Şimdi seçmen listelerini iktidarın emrindeki İçişleri Bakanlığı hazırlıyor ve Türkiye'nin dört bir yanından yakınmalar geliyor.
Belli adreslerde orada oturmayan kişiler görünüyor ve onlar gidip o bölgenin seçmeni olmadıkları halde oy verecek… Bunların oyları doğal olarak AKP'ye…
Ya da o adreste oturan seçmenler listede yok! Onlarınki ise muhalefet partilerine gideceği öngörülen oylar!..

* * *

Benim en büyük kuşkum ise sonuçların elektronik yöntemle açıklanması. Bu işin uzmanı değilim ve anlamam.
Ama bilen ve anlayan kişiler bu yöntemin her türlü hileye açık olduğunu belirtiyor.
Son seçimleri düşünün!..
Sandıkların kapanmasından neredeyse üç saat geçiyor ve sonuçlar açıklanıyor! Böyle bir hız maşallah en gelişmiş ülkelerde bile yok.
Burada gizli eller devreye giriyor mu?
Sonuçlar, o gizli ve görünmez ellerin merkezi sistemdeki bilgisayarlarda birkaç tuşa dokunmasıyla iktidar lehine değiştiriliyor mu?
Hilenin kanıtı yok ama uzmanlar bu işin pekala mümkün olduğunu savunuyor.

* * *

O halde ne yapmalı? Hilelerin önüne nasıl geçmeli?
Yüzde yüz olmasa bile bu işin bir tek koşulu var:
Muhalefet partileri temsilcilerinin sandıklara ve her sandıktan çıkan sonuca sahip çıkıp resmi tutanakları imzalaması.
Hile ancak bu yolla önlenir.

* * *

30 Mart seçimlerinde 52 milyon 695 bin kişi oy kullanacak.
30 Mart seçimlerinde 194 bin sandık olacak. Bu rakama cezaevi sandıkları dahil değil.
Muhalefet partilerinin gözlemcileri acaba bu 194 bin sandığın hepsinde bulunacak mı?
AKP bu iş için şimdiden 800 bin kişiyi görevlendirdi. Böylece her sandıkta ortalama üç-dört AKP'li görev yapacak.
Ben burada özellikle CHP, MHP ve İşçi Partisi'ni önemsiyorum.
Bu partilerin sandık kadroları hazır mı? Yoksa bazı sandıklar -eleman yetersizliği nedeniyle!- boş mu bırakılacak!
Özellikle kırsal kesim sandıkları bu açıdan çok önemli. Meydan AKP'ye bırakılırsa, sonuçlar herkesi şaşırtır!

* * *

Türkiye bu başıboşluğun sonuçlarına bundan önceki seçimlerde çok tanık oldu.
Durup dururken elektrik kesintileri yapıldı.
Muhalefet partilerine verilen oylar kaçırıldı, çöp tenekesinden çıkarıldı.
Böyle bir kargaşa ortamında sandıklardan çıkan sonuçlar ilçe ve il seçim kurullarına gidecek, oradan Ankara'da toplanacak, birileri belki birkaç bilgisayar tuşuna basıp sonuçları birkaç saat sonra AKP lehine açıklayacak.
Özellikle bu elektronik sistem tehlikeli.
Bu sistem her türlü hileye açık.
Ama örneğin CHP'nin uzmanları bu konuda niçin suskun kalmaktadır, bu tehlikeye değinip konuyu ülke gündemine taşımaları niçin mümkün olmamaktadır?

* * *

İstanbul'da 29 bin sandık var. Mustafa Sarıgül her sandık için seçim görevlilerinin hazır olduğunu açıkladı.
Büyük kentlerimiz bu açıdan daha sağlıklı.
Ya kırsal kesim!..
Hele hele Güneydoğu!..
Sandıklar polisle korunmaz. Polis sadece adli olaylara bakar. Sandığı koruması gerekenler orada görevli parti gözlemcileridir.
Güneydoğu seçimlerinde adına PKK denilen terör örgütünün gözleri, her sandığın üzerinde olacaktır.
Özellikle Güneydoğu her türlü seçim hilesine açıktır…
Ve Güneydoğu'daki çoğu sandıkların başında ne yazık ki sadece AKP ve BDP temsilcileri olacaktır!

* * *

İktidar panikte, iktidar korkuyor. Hele seçimlerde oy oranı yüzde 30'lara düşerse durum AKP açısından tam bir felaket olacak.
O yüzden bu seçime bütün gücüyle asılacak.
İktidarın elinde devlet gücü var. Polis, yargı ve bütün kurumlar iktidarın emrinde.
Dolayısıyla, yapılacak her hile sadece ve sadece muhalefet partilerinden oy götürecek, AKP'ye ekleyecek.
Bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor.
Bahçeli partisini uyardı:
“Beş yılda bir fedakarlık yaparak sandıklara sahip çıkın. Sandıkların başında nöbet tutmalıyız. Çalma almış başını gidiyor. Her şeyi çaldıkları gibi oyları da çalıyorlar. Orada olmalı ve oyumuzu çaldırtmayız demelisiniz.”
Seçim hilelerine karşı şimdiden uyanık olmak zorundayız.

Madalyan batsın

Sevgili okuyucularım, birkaç gün önce Japonya'da ilginç bir 124. yıl anma töreni yapıldı. Bunun öyküsünü, bilmeyenler için kısaca anlatayım. Yıl 1890. Zalim ve korkak padişah Abdülhamit'in aklına bir fikir geldi! Japon İmparatoru'na madalya ve çeşitli armağanlar gönderecekti.
Kendisini devirirler diye Osmanlı donanmasını yıllar önce Haliç'e hapsedip bütün gemileri çürümeye terk etmişti. Onlardan biri de Ertuğrul isimli ahşap bir tekne idi.
Armağanları bu dayanıksız ve çürük gemiyle göndermeye karar verdi. Ertuğrul yola çıktı, Süveyş kanalını ve Hint Okyanusu'nu geçip Japonya'ya vardı. Ancak bu çürük teknede yolculuk sırasında yüzlerce sorun ortaya çıkmıştı.
Görevi bitirip Japonya'dan ayrıldılar ve kısa süre sonra gemi fırtınada bir Japon adasının kayalıklarına çarparak battı.
Gemi komutanı Albay Osman Bey dahil tam 587 denizcimiz bu olayda şehit düştü. Çoğunun cesetleri bile bulunamadı, balıklara yem oldu.
Bu olay tarihimizde “Ertuğrul faciası” olarak bilinir.
Rezaleti baştan sona anlatan kitaplar yazılmıştır.

* * *

Ahşap bir gemiyi o denizlerin en tehlikeli ve fırtınalarla dolu bir zamanında Japonya'ya göndermek, sadece Abdülhamit gibi bir sorumsuzun aklına gelirdi!..
Birkaç gün önce Japonya'da bu konuda tören düzenlendi ve Abdülhamit'in kaprisi uğruna pisi pisine can veren 587 şehidimiz anıldı.
Yine birkaç gün önce Selanik'te Türk Tarih Kurumu tarafından düzenlenen seminerde ülkeyi tam 33 yıl boyunca hafiyeler ve jurnallerle yöneten bu sorumsuz ve korkak adama övgüler yağdırıldı. Bir sürü tebliği konusu vardı da, Ertuğrul faciasını irdelemek herhalde akıllarına gelmemişti!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more