Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Sen bana paralel, ben sana paralel

7 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, Türk siyasetinde bugüne kadar nice olaylar yaşandı, nice olaylara tanık olduk.
Ama günümüz gibisine hiç rastlamadık.
Vurgun, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, Türk Milleti'nin soyulması tavan yaptı ama iktidarın umurunda bile değil.
Büyük bir pişkinlikle, sağa sola posta koyarak kendisini savunduğunu zannediyor…
Dikkat ediniz, ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri söze:
“Paralel yapı!..”
Hemen onun ardından başka paraleller sıralanıyor!
Paralel devlet!..
Paralel yargı!..
Paralel polis!..
İnanılmaz bir yüzsüzlükle, akıl almaz bir şaklabanlıkla bağırıp çağırıyorlar:
Paralel de paralel… Her şey paralel!
Kendi anlatımlarına göre cemaat ekibi devlete sızmış, yargıyı, polisi, akla gelen her yeri ele geçirmiş ve şimdi araları bozulunca Tayyip iktidarını zorda bırakan bilgi ve belgeleri sızdırmaya başlamış.
Şu kepazelikleri izledikçe “Yıllarca kavga ettiğim, mahkemelik olduğum cemaat iyi ki varmış, iyi ki kapışmışlar, iyi ki paralel devlet kurulmuş” diyesim geliyor.

* * *

“Paralel” sözcüğü bunların ağzında artık bir komediye dönüştü. Kafalarına balkondan saksı düşse “Paralel devlet” Tayyip'e tuzak kurdu!
Hırsızlık yaptılar, rüşvetleri cebe attılar, “Vay namussuz paralel devlet, insan bunları açığa çıkarır mı!..”
Ulan o paralel devleti biz mi kurduk?
Atı alan Üsküdar'ı geçerken senin aklın neredeydi?
Onları devlete kim taşıdı, kim görev verdi, kim yeşertti?
Kim kurdu o paralel devleti, kim?

* * *

Rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan'ın geçmiş yıllarda yazdığı bir şiir var, neredeyse günümüzü anlatıyor:
Sen bana paralel
Ben sana paralel
Paralel paralel
Paralelli
Taralel taralel
Taralelli.
Şimdi bu şiiri günümüze uyarlarsak:
Tayyip cemaate paralel
Cemaat Tayyip'e paralel
İkisi de paralel
Her yer olmuş paralel
Paralelli
Cümleten fıttırmak üzereyiz
Taralel taralel
Yiyin efendiler yiyin
Sen acep ne diyon Tayyip
Taralelli.

Habertürk yanıt verecek mi!

Malum şahıs geçen yıl Fas gezisinde… Orada televizyon izlerken görüyor ki, Habertürk kanalında altyazı geçiyor ve Devlet Bahçeli'nin hükümeti eleştiren iki cümlesi veriliyor.
Bunu görünce hemen Habertürk'ü bağlatıyor.
Malum şahıs dinlemeye takılmış! Beklerken yanındakilere şöyle diyor:
“Bunları tek tek arayıp konuşacaksın.”
Kendi kendine bu mazereti üretiyor, sonra televizyon kanalının sorumlusuna fırça atıyor ve Bahçeli'nin sözlerinin ekrandan derhal kaldırılmasını söylüyor.
Verilen yanıt:
“Emredersiniz Sayın Başbakanım…”
Yazılar derhal kaldırılıyor.
Malum şahıs yurtdışı gezisinde, herhalde işi gücü yok ve boş oturuyor olsa gerek ki, orada televizyon izliyor…
Ve bir altyazıya bile tahammül edemiyor!
İşte bu kafa Türkiye'yi yönetiyor!
Şimdi yandaş Habertürk'ün hem televizyonundan, hem de gazetesinden verilecek yanıtı mutlaka beklemek zorundayız:
“Bu haber tamamen yalandır! Sayın Başbakanımız bizi asla aramamış, aramızda böyle bir konuşma geçmemiştir. Bahçeli'nin altyazıları ekrandan kaldırılmamıştır. Biz ‘Gücü özgürlüğünde' yayın grubu olarak bu iddiaları reddederiz!..”

Vakıfbank parası

Sevgili okuyucularım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir süre önce çok ilginç bir olayı açıkladı.
Hem de İban, hesap numaraları ve havale tarihi ile birlikte.
Vakıfbank'a günün birinde Tayyip oğlu Bilal Erdoğan adına yurtdışından 99 milyon 990 bin dolar para yatırıldı.
Gönderen:
Gerçek kimliği bilinmeyen “Royal Protocol” isimli bir yer.
Çok büyük olasılıkla Suudi Arabistan Kralı ya da Katar Şeyhi tarafından havale edildi.
Muhteşem bir para! Her iki ülkenin de hırsızlıkla yönetildiğini bütün dünya biliyor. Bu devirde kim kime -eğer karşılığında çok büyük bir avantası yoksa- 100 milyon dolar gönderir?
Bu para hemen ardından Tayyip oğlu Bilal'in TÜRGEV isimli vakfına devredildi.

* * *

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç önceki gün bu konuyu basın toplantısıyla bir kez daha gündeme getirdi ve şöyle dedi:
“Bu para rüşvet midir? Bu beylerden açıklama bekliyoruz. Gelmezse ses kayıtlarıyla birlikte bütün pazarlıkların nasıl yapıldığını kamuoyunun bilgisine sunacağız. Yaşananları milletin önünde kendi seslerinden duyacaklar. Hepsi yolsuzluk, rüşvet, soygun, haram para.”
Dikkat ediniz, Tayyip'ten, Bilal'den, TÜRGEV veya Vakıfbank'tan bu konuda yalanlama gelmedi, gelmiyor.
“Böyle bir olay yoktur” denilmiyor.
Türkiye'de üç adet devlet bankası var. Ziraat, Halkbank, Vakıfbank.
Ziraat, Sabah-atv'yi kurtarmak için kurulan 630 milyon dolarlık fona, nakit parası çıkışmayan işadamlarına kredi vererek katıldı.
Halkbank malum, genel müdürünün evinde ayakkabı kutularında 4.5 milyon dolar para çıktı ve halen tutuklu. (Yakında bırakılır!)
Vakıfbank ise Bilal olayı hakkında ağzını açıp konuşamıyor.
İşte bunlar devletin bankaları, başka bir deyişle AKP'nin para hortumları!
Ben yazımı yine Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiiriyle bitireyim çünkü artık hep birlikte taralelli olmamıza az kaldı!
Sen bana paralel
Ben sana paralel
Paralel paralel
Paralelli
Taralel taralel
Taralelli.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more