Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Şimdi gurbetçileri birbirine düşürecek

23 Mayıs 2014

Sevgili okuyucularım, bir başbakanın görevi o ülke insanlarını birbirine düşman etmek, sağa sola saldırmak, toplumun kendisinden yana olmayan kesimlerinden kin ve nefretle söz etmek değildir.
Bunu ancak bir diktatör yapabilir.
Aynen bizde olduğu gibi.
Adam işi gücü bırakmış, toplumu kamplara ayırıyor.
İşi gücü bırakmış, her gün birileriyle kavga ediyor.
Zannediyor ki elindeki bu devlet gücü hep olacak, sağa sola bulaşmasını bu sayede sürdürecek.
Kaba, küstah, hazımsız biri.
Hoşgörüden yoksun, kendisini dev aynasında gören, hayal dünyasında oluşturduğu hedeflere saldıran, ancak bir o kadar da korkan bir tip.
Emrindeki 1.500 kişiden oluşan koruma ordusuna güveniyor.
Halkın arasında bir gün olsun yer alması söz konusu değil. Ama gelin görün ki, o çok güvendiği korumaları da bu konuda bazen aciz kalıyor.
Soma olaylarında gördük. Madencilerin protestoları nedeniyle ite kaka Yeşil Portakal isimli markete nasıl sığındığına, orada neler yaptığına hep birlikte tanık olduk.

* * * *

Yarın Almanya gezisine çıkacak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza Köln'de nutuk atacak. Şimdiden söylüyorum, onu izleyin… Çünkü yine muhalefet partilerine posta koyacak, “CHP'nin genel müdürü” diyecek, Soma'daki olayları kışkırtıcıların çıkardığını iddia edecek, bağırıp çağıracak.
Ama asıl amacı, yurtdışında yaşayan insanlarımızı birbirine düşürüp bölmek olacak. Onlara yalanlar söyleyecek, kışkırtacak.
Adamın işi bu!..

* * * *

Siz şimdi böyle birinin önümüzdeki ağustos ayında cumhurbaşkanı seçildiğini düşünün…
Namusu üzerine edeceği tarafsızlık yemini falan hiç önemli değildir.
O makamda da bildiği gibi davranacak, esip gürleyecek, kendisinden olmayan milyonlarca insanımızı suçlayıp onlara düşman gözüyle bakacaktır.

* * * *

Soma'da 301 madencimiz can vermişti. “Madencilikte kaza vardır” diyor, kendisini aklamak için düzenlediği basın toplantısında rakamlar veriyordu:
“İngiltere'de 1862 yılındaki maden kazasında 190, Fransa'da 1868'deki kazada 130, ABD'de 1907 yılında 76 kişi ölmüştü!..”
150 yıl önceki kazalardan örnek verip bütün dünyayı kendisine güldüren işte bu adamdı.
Türkiye Cumhuriyeti nice siyasetçiler ve nice başbakanlar gördü ama böylesi ilk kez piyasada!
Bunun gibisi bugüne kadar gelmedi, bundan sonra da gelmez.
Kendisini istediği kadar dev aynasında görsün, istediği kadar büyüklük taslasın.
O aynalar günün birinde kırılacak ve cilası kazınacak.
Bir bakacak ki ne devliği kalmış, ne o acayip böbürlenmeleri, ne de hava basmaları vesaireleri!..
İnmek zorunda kalmış halkın arasına, yaptıklarının hesabını veriyor.

Yusuf'un düzmece raporu

Sevgili okuyucularım, birkaç gün önce, 20 Mayıs 2014 tarihli yazımda aynen şöyle demiştim:
“Hükümetin Yusuf'u korumak için acele bir şeyler yapması gerekiyordu. Ankara'ya geldi ve Atatürk Hastanesi'ne başvurup rapor istedi.
Ankara'daki Atatürk Hastanesi AKP'nin sağlık açısından bir numaralı karargahıdır.
Burada Servan Gökhan isimli bir doktor kendisini muayene etmiş ve yedi gün iş göremez raporu vermiş…
Doktor Bey'e önceden haber verilmişti:
“Bizim Yusuf gelecek, mutlaka rapor vereceksin.”

* * * *

Son iki cümle önemlidir çünkü o düzmece rapor kendisine Başbakanlık'tan gelen istek üzerine verildi.
Gerçekler dün ortaya çıktı.
Soma'da Tayyip'in sokak fedaisi gibi madenci tekmeleyen Yusuf Yerkel isimli bu şahsa, talimatla rapor verilmişti.
Yusuf önemli adam, onun kim olduğunu unutmayalım! Başbakanlıkta Tayyip'in özel kalem müdür yardımcısı, danışmanı… Yani bütün sırlarını bilen sağ kolu.

* * * *

Gerçekler dün ortaya çıktı. O raporu vermek zorunda kalan Dr. Servan Gökhan'ın sözleri şöyle:
“14 Mayıs günü Başbakanlık'tan arayıp bir hastanın geleceğini söylediler. Grafi çekimi yapılmıştı. Hemen sonra kendisini muayene ettim. Hastayı odama alıp oturttum. (Torpilli olunca öyle oluyor!) Beş veya yedi gün (tekmelediği) bacağına yük bindirmemesini söyledim. Raporu uzman veya asistanıma yazdırmadım, girişi kendi adıma yaptırdım. Daha sonra hastayı taburcu ettim. (Yok bir de yatıraydın!)”

* * * *

Doktor Bey daha sonra, gelen tepkileri anlatıyor:
“Televizyon ekranlarında boy boy fotoğraflarım çıktı. Tıp fakültesi öğrencileri dahil meslekdaşlarım tarafından diplomasının hakkını vermeyen sahtekâr, yüzsüz, soysuz olarak anıldım. Sosyal medyada resimleri boy boy yayınlanan, görüldüğü yerde yüzüne tükürülmesi gereken, kendi meslek örgütüm (Tabipler Odası) tarafından bile olay soruşturulmadan hüküm giydirilen bir hekimim.”
Çocuğu bile babasına tepki göstermiş.
“Baba sen sahteci misin” diye sormuş.
Doktor Bey üzülmekte haklı!.. Emir büyük yerden gelmiş, sapasağlam Yusuf'a sıkıysa vermesin o raporu!

* * * *

Çok net olarak izlediğimiz o çekim görüntülerini size bir kez daha anımsatmak istiyorum. Tayyip'in araç konvoyu Soma caddelerinde yuhalanıyor. (Sonrasında markete sığınıyor.) Tam bu sırada gariban bir maden işçisi (Erdal Kocabıyık) konvoyda bir araca tekme atmaya kalkışıyor. Ancak işin gırgırına bakın ki, bunu bir özel harekat polisinin sırtına elini koyarak, onun yanında yapıyor.
Polis kendisini anında yere yatırıyor. Yanlarına başka polisler de geldiğinde, bir anda Yusuf piyasaya çıkıyor, yerde yatan madenciyi tekmeleyip kaçıyor. Kendisine ne bir saldırı var ne başka bir şey. Hadise bundan ibaret!
Yusuf'a o düzmece rapor işte böyle veriliyor.
AKP'nin karargahı olan hastaneyi başbakanlık arıyor, emir derhal yerine getiriliyor.
Yusuf'un tekmelerle dövdüğü maden işçisi korktuğu için, bırakın rapor almaya gitmesini, üstelik ağzını açıp konuşamıyor. Gariban vatandaş kimi suçlayacak! Yaşatmazlar onu, yaşatmazlar!
“Şeyini şey ettiğimin şeyi” Bülent Arınç, durmuş bir saatin bile günde iki kez doğruyu göstermesi gibi, bu raporla ilgili konuşup doğruyu söyledi:
“Trajikomik bir olay.”
Madem öyle yapsana gereğini, ne biçim Başbakan Yardımcısısın sen!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp