Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Tayyip’in ağlama duvarı!

12 Şubat 2014

Sevgili okuyucularım, dün saat 13.30'da CHP'nin Grup toplantısı başlayacak. Kılıçdaroğlu'nun bazı yolsuzluk ve rüşvet konuşmalarını sesli olarak açıklayacağı biliniyor. Bakalım televizyon kanalları bunu nasıl verecek!.. Merakla bekliyoruz.
Konuşma başlayınca gerçek ortaya çıkıyor. Canlı yayında sadece üç kanal var:
Halk TV, Kanal B ve Bugün TV. (Arada kaçırdıklarım varsa onlardan özür dilerim.)
Bantların dinlenmesi bitince başka bazı kanallar da yayına giriyor!.. Çünkü Tayyip'i zor durumda bırakan bölümler bitmiştir!
Türkiye'de medyanın ne duruma düşürüldüğünün, iktidar tarafından nasıl korkutulup esir alındığının göstergesi işte budur.
Şimdi esas konumuza gelelim.

* * *

Gün geçmiyor ki Tayyip ağlamasın, ağlaşmasın, yakınmasın, birilerini bağıra çağıra şikayet etmesin!
Efendim bunlar paralel yapı kurmuşlar, operasyon yapmışlar, kendisi dahil herkesin telefonlarını dinlemişler, vay namussuzlar vay!
Sürekli ağlaşma durumunda.
Bu, acizliğinin göstergesidir.
Hep afra tafra yapardı, hava basar, kendisini dev aynasında görür, iktidarını yüceltmeye kalkışırdı. Şimdi kendisinden öğreniyoruz ki bu sözler baştan aşağı boş, A'dan Z'ye palavra imiş.
Devleti başka güçlere teslim etmiş, yetkiyi onlara devretmiş.
Kendisinin sözlerinden yola çıkarak gördüğümüz manzara şudur:
Meğer devleti kendisi ve hükümeti değil, adına cemaat dediği birileri yönetirmiş.
Polis onların eline geçmiş, yargıya onlar el koymuş, Türkiye Cumhuriyeti onlar tarafından yönetilir olmuş.
Polis operasyonlarını yaptıran onlar, yargıdan bütün kararları çıkaran onlar, dinleme yapıp medyaya sızdıran yine onlar!
Ne biçim devletmiş bu, ne biçim hükümetmiş senin hükümetin!
Ne biçim başbakanmışsın sen.
Bunlar olurken ayakta mı uyuyordun?

* * *

Tek taraflı yayın yaptırır, kendisine adam gibi soru soracak bir tek gazeteciyi karşısına alamaz, öylesine büyük adamdır ki (!), hiç kimseyi muhatap kabul edemez. Dün yine ağlaştı, cemaat tayfasını suçladı.
Şu sözlerinin tükürüğü henüz kurumadı.
Onlara “Bizden ne istediniz de vermedik” diye seslenen kimdi?
Onları en sorumlu makamlara getiren kimdi?
Biz miydik, ya da bilmediğimiz başka güçler mi vardı!
Daha düne kadar cemaate her gün övgüler düzen, bakanlarını bile Pensilvanya'da Fethullah'a gönderip elini öptüren, “Hocam emirleriniz nelerdir” diye sorduran kimdi?
O cemaatin polisi, hakim ve savcıları bir sürü operasyon yapıp ülkemizin asker ve sivil nice yurtsever insanlarını içeri tıktırırken, Tayyip bunu yapan ve yaptıranları çok iyi biliyordu… Ancak o sırada cemaatle aralarından su sızmıyordu!
Dün Fethullah'tan “Örgüt lideri” diye söz etmesin mi!
Madem öyledir, o halde gerek örgüt lideri ve gerekse onun devleti ele geçiren elemanları hakkında niçin yasal işlem başlatmıyorsun?

* * *

Şimdi çıkmış piyasaya ağlaştıkça ağlaşıyor, cemaate veryansın ediyor.
Başbakanlık makamı bu aymaz şahıs sayesinde “Ağlama duvarı” oldu.
Yakınıyor, bağırıp çağırıyor, suçluyor…
Üstelik medya ve internete sansür koyuyor… Ve emrindeki o yandaş gazetecilere sansür emrini bizzat verirken hiç utanıp sıkılmıyor.
Aslında bunları yaparken acizliğini, çaresizliğini ve korkularını itiraf etmiş oluyor.
Haftalardır izlediğimiz sahne çok ilginç!
Malum şahıs çekmiş kılıcını, hayalinde ürettiği yeni düşmana saldırıyor.
Don Kişot'un yeldeğirmenlerine saldırdığı gibi!
Gece onlarla yatıyor ve uykusu kaçıyor, sabah onlarla uyanıyor ve siniri bozuluyor.

* * *

Sen nasıl bir başbakansın ki, marifetlerini unutturup bir de zeytinyağ gibi suyun üzerine çıkmaya kalkışıyorsun!
O “Örgütü” iktidarın boyunca devlete yerleştiren, “Örgüt liderinin” Türkiye'yi Pensilvanya'dan yönetmesine göz yuman, onları işine geldiği sürece tepe tepe kullanan, işine gelmeyince tu kaka ilan edip “Son kullanma tarihi geçti” diye çöpe atmaya kalkışan sen değil misin?
Bu duruma düşen bir “Hükümetin başı” için yapılacak bir tek iş vardır.
O da Türk Milleti'nin önünde aczini, beceriksizliğini ve yanlışlarını itiraf edip “Ben çuvalladım, hepinizden özür diliyorum ve istifa ediyorum. Haydi bana eyvallah” demektir.
Onu demeye de yürek ister, yürek!

Zavallı Apo!

Sevgili okuyucularım, adına Abdullah Öcalan denilen şahıs bundan 15 yıl önce enselenmiş, 15 Şubat 1999 günü İmralı adasına getirilmişti.
Geldiği günden başlayarak ötmeye, bildiği her şeyi sorguculara anlatmaya başladı.
Örgütün bütün sırlarını açıkladı.
İşçi Partisi, bu şahsın videoya alınan sorgu bantlarını ele geçirdi ve birkaç günden beri açıklıyor.
Baştan sona izledim…
Atatürk'e ve Türkiye Cumhuriyeti'ne övgüler düzüyor, örgütteki yardımcılarını suçluyor, onların cahil olduğunu, Kürt devletini kimsenin kabul etmeyeceğini söylüyor, üstelik Kürtleri aşağılıyor.
Bu şahsın peşinde siyaset yapanlar -en başta BDP- o bantların düzmece olduğunu, montaj yapıldığını iddia etti.
İşçi Partisi “Gelin bantların tamamını size verelim” deyince kıvırttılar, istemediler.
Adına Apo denilen bu yaratık böyle “Küçük, kişiliksiz ve onursuz” biri.
Şimdi Tayipgillerin sayesinde Türkiye'yi İmralı'dan verdiği direktiflerle yönetiyor.
Burada bir not düşeyim… Apo'yu İmralı'da sorgulayan ekibin başında olan Albay Hasan Atilla Uğur, Ergenekon sanığı olarak yıllardır hapishanede yatıyor.
Taşlar bağlandı, köpekler serbest!

* * *

Enselenip Türkiye'ye getirilişinin 15. yılında Güneydoğu ve özellikle Diyarbakır'da büyük törenler yapılacak.
Diyarbakır caddeleri şimdiden Apo posterleri, pankartlarıyla doldu.
Kürtçe yazılı bilbordlar her yere asıldı.
Bu şahıs sadece Türkiye'ye değil, dünyaya gelmiş geçmiş en büyük katillerden biri.
Ülkemizi mahvettiği bir yana, tam 40 bin masum insanın canını aldı.
Bunlar arasında yedi bin asker ve polis şehidimiz var.
Birkaç gün sonra Diyarbakır ve Güneydoğu'nun çeşitli kesimlerinde törenler düzenlenecek.
Apo'nun bilbordları caddeleri süslüyor.
Asker zaten kışlasına çekildi de, polis nerede?
Valiler, kaymakamlar ve polis, en büyük katilin böyle anılacak olduğunu bilmiyor mu?
Hepsi biliyor da, onlara Ankara'dan emir gitti:
“Sayın Öcalan ve örgütü kızdıracak herhangi bir şey yapmayın. Önümüz seçim. Seçimde PKK oylarını almaya çalışıyoruz, aman zarar vermeyin.”
Devlet seyirci, hükümet oy peşinde, rezalet zirvede!

Emin Çölaşan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more