Reklamsız Sözcü

Bağırıyorsa suçluluktandır

14 Kasım 2014

Sadece size bağırana mı dönüp bakıyorsunuz.
Yalnızca sesini yükselteni mi dinliyorsunuz?
Eğer öyleyse gerçekleri ıskalıyorsunuz.
Çünkü AKP'nin son taktiği ortada…
Ekonomideki iflası gürültüye getiriyor.
“Açım, işsizim” diyen kimlik bahanesiyle sopa yiyor…
Ya mezhebine veya cemaatine hakaret ediliyor.
Doğum yeri mesele ediliyor.
9 yaşındaki kızlar dahi kullanılıyor.
Yeter ki ülke, “bize karşı onlar” diye bölünsün…
Kayıkçı kavgasıyla gün kurtarılsın.

* * * *

Palavraya karnınız toksa, on dakikanızı verin bana…
Mesela ekonomik büyüme efsanesinden başlayalım.
Türkiye son 60 yılda ortalama yüzde 4-6 bandında büyüdü.
AKP hükümeti dönemindeki büyüme ortalaması yüzde 4.8.
Yani en iyimser yorumla vasat!
2007'den sonra performans iyice düştü.
Bu yılki büyüme tahmini yüzde 3.
Türkiye'de nüfus artış hızı yüzde 1.8.
3 eksi 1.8, kalan refah payı yüzde 1.
Yani her gün masaya oturan sayısı artıyor.
Ama sofradaki yemek tabağı büyümüyor.
Üstelik bir de masadan aç kalkanlar var.
Son on yılda işsizlik oranı 5 puan (2 milyon kişi) arttı.
(Sosyal yardım için başvuran milyonlar uzaydan gelmedi.)

* * * *

Madem sofra örneğinden başladık…
Yaşam ve yemek kalitesinden devam edelim.
On beş yıl önceye dönelim.
Yılda kişi başına ekmek tüketimi 150 kiloydu.
Bugün kişi başına ekmek tüketimi 110 kilo.
Biraz azaldı ama ekmekte dünya rekoru yine bizde…
Reklamı yapılan AKP zenginliği fakir sofrasına yansımadı.
Mesela, en temel ihtiyaçlara, et, süt tüketimine bakalım!
AB ortalaması yılda 50 kilo ekmek, 77 kilo et.
Türkiye'de yılda 110 kilo ekmek, 33 kilo et.
Orantısız hububat rejimi…
Süt tüketimi AB'de yılda 94 litre, Türkiye'de 24 litre.
Demem o ki, Türkiye nüfusu genç ve artıyor.
Sofraya konulan sadece katıksız ekmek…
Ekonomik mucize diye yutturuluyor.

* * * *

Sultanımız sarayda yaşarken…
Ahali nasıl ayakta kalıyor biliyor musunuz?
Finans mühendisliği ile…
Yanlış okumadınız.
AKP, milleti reklamdaki gibi finansçı yaptı.
Nasıl mı, anlatalım…
Marketlerde kart kullanımı üçte bir oranında arttı.
Nedeni sır değil.
Kredi kartı batağı malum…
Milletin kart limiti doldu, patladı.
O yüzden gidip bir marketle anlaşıyor.
Marketçi önce kart borcunun tamamını kapatıyor.
Sonra üstüne yüzde 10 fark koyup, karttan taksitle çekiyor.
Aracı varsa yüzde 1-2 komisyon da ona ödeniyor.
Etti mi yüzde 12!
Yasal kart faizinin beş katına varan fatura çıkıyor.
İktidara “faiz haram” diye yürüyenler…
Milleti tefecinin kucağına oturtuyor!

* * * *

Dine ve etnik kimliğe göre şekillenen toplumda…
Ekonomik gidiş tarafsız ve yaratıcı formatta tartışılamaz.
İş dünyası zaten meselenin farkında ve o yüzden zorda.
İşadamı ağzını açsa gerçek durumu anlatsa mübalağa dayak yiyecek.
Hatta PKK'lı veya IŞİD'li sayılıp, vatana ihanetle suçlanacak.
Peki, haydi anladık konuşmasınlar ama bari CHP'yi dinlesinler.
Yıllarca Faik Öztrak anlattı. Şimdi de Selin Sayek Böke…
Gerçeklere güvendikleri için bağırmıyor, aklınıza sesleniyorlar.

* * * *

Bak ey işadamı…
Müşterinin, mudinin, kiracının, yolcunun…
Mezhebine, etnik kimliğine, deri rengine bakılmaz.
Açsa açtır, işsizse işsiz.
Birisi bu tablo konuşulmasın diye bağırıyorsa bilin ki suçluluktandır.
Soma, Ermenek vicdan yarası ortadadır.
Kanı ellerindedir.
Bırakın kuru gürültüyü.
Ses duymak istiyorsanız, derinden gelen o çığlığa kulak verin.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more